KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2024
- Esas no
- 2022/195 Esas
- Karar no
- 2024/584
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 14/03/2022
Karar Metni
1.800 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili ile davalı taraf arasındaki ticari ilişkilere istinaden 04/10/2021 tarihli, ... nolu, 60.328,13 USD döviz tutarlı e-faturanın düzenlendiğini, aynı zamanda dövizin TL karşılığı olan 534.679,08-TL'nin de yazılmış olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre davalı tarafın, açık bir şekilde dolar bazlı faturaların kur farkını ödeyeceğini kabul ve taahhüt etmiş olduğunu, ekteki cari hesap ekstresinden davalı tarafın muhtelif tarihlerde müvekkili firmaya yaptığı ödemelerin gözükmekte olduğunu, bu tarihlerdeki dolar kuru dikkate alınarak yapılan ödemeler dolara çevrildiğinde davalının 8.778,04-USD bakiye borcu kalmakta olduğunu,
müvekkili firma tarafından takip öncesi için herhangi bir faiz talep edilmediğini, döviz kur farklarını müvekkile ödenmediğini, davalı tarafça ödendiğine dair dekontların dosyaya sunulması gerekmekte olduğunu, icra takibine yapılan itirazların iptaline, icra takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Tarafların ticari ilişkisinin geçmişe dayalı olduğunu, davacı tarafça sunulan belge tarihlerinden sonraki irsaliye, fatura ve ticari defterler incelendiğinde kur farkına yönelik bir işlem yapılmadığını, davacı tarafın talep ettiği tüm alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, davacının keşide ettiği faturalar incelendiğinde görüleceği üzere taraflar arasındaki ticari ilişkinin takibe konu edilen faturadan önce sona ermiş olduğunu, müvekkilinin, yıllarca çalıştığı davalı şirket yetkilisinin kendisine karşı sarf ettiği kaba söz ve davranışlar üzerine artık kendileri ile çalışılmayacağını belirttiğini,
ticari ilişkisini sonlandırmış olduğunu, bu gelişme üzerinde de davacı tarafın sanki vade üzerinden dolar kuru işletilerek ticari ilişki sürdürülüyormuş gibi geçmişe yönelik bir fatura ve cari hesap işlemine girişmiş olduğunu, kur farkı uygulanmasını gerektiren gecikmeli bir tek ödemenin olmadığını, bu sebeple de davacı şirketin müvekkiline vade farkından kaynaklı eksik ödeme yapıldığına dair ne sözlü ne de yazılı bir talepte bulunmadığını, taraflar arasında devam eden ticari ilişkide davacı tarafından düzenlenen faturalar üzerinde kur farkı uygulanarak ödenmesine yönelik ihtirazı kayıt düşülmediğini,
tahsilatların ihtirazı kayıtsız alınmış olduğunu, fatura üzerinde vade farkı uygulanacağına dair bir kayıt olmadığını, faturalar üzerinde hangi kurun uygulandığının yazılı olmadığını, vade farkı uygulanacak faturalarda talep tarihinde hangi kurun uygulandığının yazılması gerekmekte olduğunu, davacının 2018-2019-2020-2021-2022 tarihli defterlerinin incelenmesini talep ettiklerini, vergi mevzuatına göre yurtiçi ve yurtdışı şirketlere döviz cinsinden fatura düzenlenmesi mümkün olduğunu, yurtiçi şirketlere düzenlenen faturalarda Türk Lirası karşılığının gösterilmesinin zorunlu olduğunu,
tarafların faturaya konu edilecek işlem için daha önceden kur tespit etmediği durumlarda Merkez Bankası döviz alış kuru ile Türk Lirası tutarının hesaplanması gerekmekte olduğunu, tarafların sözleşme ile döviz kurunu belirlemiş olması durumunda ise döviz bedelinin sözleşmede yer alan kur üzerinden Türk Lirasına çevrilerek defter kayıtlarına geçirilmesinin mümkün olduğunu, KDV hesaplanmış dövizli faturaların, düzenleme tarihi ile ödeme tarihi arasında oluşacak kur farkları için ise kur farkı faturası düzenlenmesi ve kur farkını oluşturan dövizli faturadaki KDV oranının dikkate alınarak KDV hesaplanması gerekmekte olduğunu,
Vergi Usul Kanunu yönünden de kur farkı uygulanan ticari işlemlerde vergisel işlemler ayrı bir usule tabi olup taraflar arasında kur farkına dayalı bir alacak talebi bulunmadığından ticari defterlerde ve faturalarda böyle bir kayda rastlanılmayacağını, müvekkil ile davacı şirket arasındaki irsaliyelerin tarihi, kesilen tüm faturalar ve müvekkil şirketin ödemeleri incelendiğinde de görüleceği üzere vekil edene vade farkına sebep olacak bir gecikmiş ödemesinin olmadığını,
müvekkilin imzalamış olduğu vade farkına yönelik sözleşmenin 2018 yılından itibaren bir kez dahi uygulanmayıp 4 yıl sonra geçmişe yönelik olarak talepte bulunulmuş olmasının Türk Medeni Kanununun 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olacağını beyan ederek davanın reddine, icra takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesi talep etmiştir.
Toplanan Deliller:
... 26. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları,
... tarafından hazırlanan 24/10/2022 tarihli bilirkişi raporu,
... tarafından hazırlanan 12/02/2024 tarihli bilirkişi raporu,
... tarafından hazırlanan 07/12/2022 tarihli bilirkişi ek raporu,
... tarafından hazırlanan 22/07/2024 tarihli bilirkişi ek raporu ayrı ayrı dosya arasına alınmıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, fatura bedelinin tahsili amacıyla yürütülen ... 26.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamı isteminden ibarettir.
İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için:
1-İlamsız takip yapılmış olması,
2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması,
4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Somut olayda, ... 26.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 01/02/2022 tarihinde, 8.778,04-USD alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının "... fatura nolu, 04-10-2021 fatura tarihli, 60.328,13 USD Fatura Döviz tutarlı e-faturadan bakiye kalan alacak 8.778,04 USD" şeklinde gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 04/02/2022 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 05/02/2022 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca ve fer'ilerine itiraz edildiği, buna ilişkin taraflara tebliğ yapılmadığı ve bu sebeple eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 14/03/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 tarih, ... Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı ilamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir.
Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi. “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.
Yine 6100 sayılı HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından 04/10/2021 tarihli e-faturanın USD cinsinden düzenlendiği ve söz konusu faturadan kaynaklı davalının 8.778,04-USD borçlu olduğunun iddia edildiği, davalı tarafın ise davacıyla döviz olarak çalışmadığını ödemelerini sürekli olarak TL bazında yaptığını beyan etmekle davanın reddinin savunulduğu görülmüştür.
Dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi kök ve ek raporları ile, tarafların 2018 yılı öncesinden başlayan bir ticari ilişkisinin olduğu, davacının davaya konu ettiği faturanın TL cinsinden 534.676,08-TL olarak tanzim edildiği ancak altına not olarak faturanın karşılığının 60.328,13-USD olduğuna dair açıklamanın olduğu,
dosyaya davalı tarafça sunulan fatura fotokopilerine göre bazı faturalarda TL tanzim edilmesine karşın faturanın altında döviz karşılıklarının yer aldığı davacı tarafça sunulan vesaikler arasında 15/12/2018 tarihli sözleşme kapsamında ürünlerin USD fiyatları belirtilmiş olmakla birlikte yıllık hesaplarında doğacak kur farkları yeni yılda karşılıklı fatura edilir ibaresinin yer aldığı, ancak davacı tarafça önceki yıllarda kur farkı faturası tanzim edildiğine dair dosya kapsamında vesaik bulunmadığı, öyleyse taraflar arasında USD bazında ticari ilişki kurulduğuna dair teamülün bulunmadığı,
fakat 6098 sayılı TBK'nın 99/2 hükmü çerçevesinde kur farkı alacağının talep edilebilmesi için; satış sözleşmesinde satış bedelinin yabancı para cinsinden kararlaştırılması veya faturaya konu malların yabancı para karşılığı satımının yapılmış olması yeterli olup, kur farkında vade farkından farklı olarak teamül aranmayacağı (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi ... Esas...
Karar), bu durumda 03/12/2021 tarihli imzalı evrak içeriğinde davalının kur farkı ödemeyi taahhüt etmesi de göz önünde bulundurularak davacının talebinde haklı olduğuna kanaat getirilmiştir.
Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifade ile borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, ... Esas, ... Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih ... Esas... Karar sayılı kararı).
Davacının talebine konu alacak likit (belirlenebilir) olduğu anlaşılan faturaya dayalı olduğundan, asıl alacak üzerinden davalının haksız itirazı nedeniyle takdiren % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak davanın kabulüne dair takdire bağlı aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ...
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/195, K. 2024/584, 17 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama