KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/549 Esas
- Karar no
- 2024/897
- Dava
- Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 16/03/2022
Karar Metni
1.722 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı ...Ltd.
Şti.'nin 13/10/1995 tarihinde kurulmuş olup ana sözleşmesi uyarınca; danışmanlık ve halkla ilişkiler piyasa ve kamuoyu araştırması, pazarlama, tanıtım, fuar, festival, şenlik, sanat gösterisi, konser, sergiler, defile, sempozyum, seminer, panel, konferans organizasyonlarını yurt içinde ve yurt dışında ifa etttiğini, ayrıca her türlü ekonomik, sosyal, eğitsel, kültürel, sanatsal konularda yönetim ve insan kaynakları konularında araştırma danışmanlık organizasyon hizmetleri sunduğunu, kitle iletişim araçları ile ilgili tüm konularda araştırma danışmanlık hizmetleri verdiğini, video ve ses bantları, bilgisayar yazılımları, CD-rom,
kapalı ve açık devre radyo ve televizyon için haber, magazin, belgesel, eğitsel eğlence programları ve filmlerin hazırlanması, çoğaltılması ve resmi mercilerden izin alarak yayınlanmasını ifa ettiğini, ayrıca baskı ve yayın işine giren her türlü basın, yayın ve dağıtım işlerini deruhte etmekte olduğunu, kuruluşundan bu yana Türkiye perakendesinin öncüsü olduğunu, perakende sektörünün en prestijli platformu olan Perakende Günleri'ni 2001 yılından itibaren gerçekleştirdiğini ve her yıl 6000'in üzerinde katılımcısıyla perakendecilerden AVM'lere, iş geliştiricilere,
teknoloji firmalarına ve tedarikçilere kadar sektörün tüm kesimlerini bir araya getirmekte olduğunu, davalı ...'ın, 24/02/2010 - 06/11/2020 tarihleri arasında müvekkili şirket bünyesinde "Satış Müdürü" olarak istihdam edildiğini, daha sonra müvekkil şirkete iş akdini kendi isteğiyle feshetmek istediğini ve 06/11/2020 tarihinde talebi üzerine iş akdinin feshedildiğini, davalı ile müvekkili şirket arasında 22/01/2010 tarihinde imzalanan "Gizlilik Sözleşmesi" gereği çalışana, çalıştığı süre içerisinde edindiği gizli bilgi ve şirket sırlarını saklaması gerektiği,
iş akdinin feshinden sonra aynı sektörde faaliyet gösteren şirketlerde 1 yıl süreyle rekabet etmeyecek bir işte çalışmayacağı, rekabet yasağı ve gizlilik şartlarına uymaması halinde müvekkil şirketin zarara uğramış olsa dahi zarara ek olarak 50.000 USD cezai şart ödemesi gerektiği hususunun düzenlenmiş olduğunu, davalının sözleşme hükümlerini açıkça ihlal ettiği için, sözleşmenin 3.1. maddesine göre edindiği gizli bilgiyi kesinlikle saklamayarak,
iş bu sözleşme ile çalışanın ... ve/veya Soysal'dan öğrendiği her türlü gizli bilgiyi büyük bir gizlilik içinde koruması gerektiği hükmüne aykırı davrandığını, sözleşmenin 5.4. maddesine göre rekabet yasağına uymaması halinde 50.000 USD tutarındaki cezai şartı ödeme yükümlülüğü olduğunu ileri sürerek, söz konusu cezai şartın fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden olmak kaydıyla davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkilin 24/02/2010 tarihli iş akdi ile davacı nezdinde çalışmaya başladığını, çalıştığı 10 yıllık süre boyunca işvereni tarafından verilen tüm görev ve sorumlulukları yerine getirerek yüksek performansla çalışmış olduğunu, Mart 2020 yılında ülkemize yayılmaya başlayan COVID-19 salgını nedeniyle, 17 Nisan 2020 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeler ile her türlü iş veya hizmet sözleşmesinin feshi üç ay süreyle yasaklanmış olup, çeşitli düzenlemelerle de bu sürenin uzatılmış olduğunu, bu nedenle davacı işverenin, müvekkili yönünden, fesih yoluna gidemediği işin müvekkilinin sözleşmesinin fesih yoluna sevk etmiş olduğunu,
yasal olarak fesih yoluna gidilemiyor olmasının adeta bir çıkmaz yarattığını, çalışma şartlarındaki durumlar kullanılmak suretiyle işverenler tarafından işçinin iş akdini feshetmesinin sağlanmaya çalışılmış olduğunu, davacı işverenin, ücretsiz izin, yıllık izinlerin kullandırılmaması,
ücretin hiç ödenmemesi veya gecikmeli ödenmesi ve ücretsiz ya da yıllık izin zamanlarında dahi çalıştırılma gibi ekonomik baskı yöntemleri ile çalışan müvekkilini pes ettirip, alacaklarını dengeleyerek iş akdini feshederek davacı işverenden ayrılmış olduğunu, bu durumun müvekkilinin kendi isteğiyle fesih olarak algılanmasının mümkün olmadığını, o tarihlerde işveren tarafından fesih yapılmasının yasal olarak mümkün olmadığını, çalışma hürriyeti ve ekonomik özgürlüğü 9 ay boyunca kısıtlanan müvekkilinin,
davacı şirketin kendisine 10 yıllık kıdem tazminatını ödeyeceğine dair taahhüdü ile sözleşmesini feshi konusunda davacı şirket ile anlaşmış olduğunu, davacı şirket tarafından davalıya kıdem tazminatı karşılığında 8 adet çek verilmiş olduğunu, müvekkiline uygulanan baskı ve kendisine yaşatılan ekonomik kısıtlamalar nedeniyle hak ettiği primleri ve fazla mesai alacaklarını almadan sadece kıdem tazminatını alarak,
zorla sözleşmesini feshetmek zorunda bırakılmış olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesindeki müvekkilin kendi isteği ile iş sözleşmesini feshettiği iddialarını kabul etmediklerini, covid-19 sebebiyle yaşanan süreçte işveren tarafından adeta bu yol kullanmak zorunda kalındığını, müvekkili Dilek Kosak'ın, 10 yıllık iş sözleşmesini kendi rızası ve talebiyle feshetmediğini, iş sözleşmesini davacı şirketin, yani işverenin talebi, baskısı ve zorlaması ile sona erdirmiş olduğunu, işveren tarafından yapılan ilk duyuru ile 18 Mart 2020 tarihinden evlerinden çalışmaya başladıklarını, Haziran ayına kadar evden çalıştıklarını,
davacı işveren şirket tarafından, davalıya 23 Mart 2020 - 3 Nisan 2020 tarihleri arasında, rızası dışında zorunlu yıllık ücretli izin verilmişse de, zorunlu izne rağmen müvekkilinin evden çalıştırılmaya devam etmiş olduğunu, takip eden süreç içerisinde müvekkilinin ard arda, zorla ücretsiz izne çıkarılmış olduğunu, hakkaniyete aykırı ve iş sözleşmesine aykırı davranışların devam ettiğini ve adeta fesih için ortam yaratılarak 10 yılı aşkın haklarının da göz ardı edilerek ödenmesini kabul ederek iş akdini sonlandırıp işletmeden ayrılmış olduğunu, müvekkilinin o tarihten sonra maruz kaldığı baskı,
zorlama ve çalışma ve ekonomik özgürlüğünün kısıtlanması nedeniyle yaşadığı endişe ve kaygıları hafifletmek amacıyla beyaz yaka olarak devam ettiği iş hayatına set çektiğini ve nefes, meditasyon, yoga çalışmaları yaparak bu alanda saygın eğitmenlerden uzmanlık eğitimi almış olduğunu, yoga uzmanlık eğitimini tamamlayarak yoga eğitmeni olduğunu, ...
Üniversitesi'nden Antrenörlük Sertifikası alarak antrenör olmuş olduğunu, bu çalışmaları ile birlikte nefes ve yoga eğitimleri vermeye başlamış olup, hala bu alanda yoğun bir şekilde faaliyet göstermekte olduğunu, davacı tarafın istigal konusu olduğu sektörde bir daha yer almayan ve hayatını başka bir mecrada devam ettiren müvekkilin beyan edilen gizlilik sözleşmesi ve rekabet yasağının ihlali iddialarının mesnetsiz olduğunu,, sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartın makul, uygulanabilir, karşılıklı ve orantılı olmadığını, fahiş bir ceza olduğunu,
sözleşme özgürlüğü ilkesinin sınırsız ve sonsuz olmadığını beyanla davanın tüm yönleri ile usulden ve esastan reddine karar verilmesinin talep etmiştir.
Toplanan Deliller:
...ve ...tarafından hazırlanan 19/08/2024 tarihli bilirkişi heyet raporu,
... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden ...'a ait tanzim edilen evrak,
... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden araştırma raporu,
.... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden ... hakkında tespit edilen belgeler,
... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden ...LTD. ŞTİ hakkında tespit edilen belgeler,
... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden ... LTD. ŞTİ'ne ait ticaret sicil kayıtları,
... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden ...Şirketi'ne ait ticaret sicil kayıtları ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alındı.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, taraflar arasında mevcut hizmet sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle, iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ihlal edildiğinden bahisle davacı işverenin davalı işçinin haksız rekabet hükümlerine aykırı hareket ettiği iddiasından kaynaklanan cezai şart alacağına dairdir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi,
önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterli görülmektedir.
6098 sayılı TBK'nın 445. maddesi uyarınca; rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.
Eldeki davada, davalının 24/02/2010-06/11/2020 tarihleri arasında davacı şirket bünyesinde çalıştığı, henüz çalışmaya başlamadan evvel 25/01/2010 tarihinde gizlilik anlaşması imzalandığı, sözleşme uyarınca sözleşme süresinin sona ermesinden sonra 1 yıl süreyle davalının, davacının müşterileri ile kendisi ya da her türlü akrabalık ilişkisi içinde olduğu, birlikte ikamet ettiği kimseler tarafından iş ilişkisi kurmamayı ve benzer işte çalışmamayı vadettiği, cezai şart tutarının 50.000,00-USD olarak belirlendiği, davacı tarafından davalının iş yerinden ayrıldıktan sonra dava dışı Krea Şirketi'nde çalıştığından bahisle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Rekabet yasağının iki yıldan fazla olamayacağının düzenlendiği ve sözleşmenin 1 yıl süreli yapılması sebebiyle süre yönünden herhangi bir aykırılık bulunmadığı, sözleşmenin davalının çalıştığı Mecidiyeköy/İstanbul ili için sınırlandırılması gerektiği, davalının davacıya ait iş yerinde satış müdürü olarak çalıştığı, bu itibarla tanık anlatımları ile de tespit edildiği üzere pozisyonu itibariyle iş sırlarına vakıf olabileceği, işverenin zarara uğraması şartının bulunmadığı, iş sözleşmesinin davacı tarafından sonlandırıldığının ispatlanamadığı ve bu durumda davalının iş sözleşmesinin istifa suretiyle sona erdirildiği kabul edilmiştir.
Davacı tarafından her ne kadar davalının işten ayrıldıktan sonra benzer alanda faaliyette bulunan dava dışı Krea Şirketi'nde çalışmaya başladığı, işçinin çalıştığı işlerin ve pozisyonların ise benzer olduğu iddia edilmişse de, davalının 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesinde düzenlenen ve işverene zarar verebilecek herhangi bir eyleminin bulunmadığı, davacının ürünleri, müşteri çevresi, ürün tedarikçilerine ilişkin bilgilerin kullanıldığının somut olarak kanıtlanmadığı, davalının, davacıya önemli bir zarar verme tehlikesinin bulunduğunun kanıtlanmadığı, davalının işten ayrılma tarihinin 06/11/2020 tarihi olduğu,
oysa sunulan linkedin kayıtlarına göre dava dışı şirkette Aralık 2021 tarihinden itibaren çalıştığı, bu durumda sözleşmede kararlaştırılan bir yıllık süre içerisinde dava dışı şirkette çalıştığına dair delil dahi sunulmadığı, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin ispatlanamadığı, nitekim bu hususların dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi heyet raporları ile de tespit edildiği,
sözleşmede cezai şarta ilişkin hüküm yönünden kanuna aykırılık olmamakla birlikte davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin ispatlanamadığı görüldüğünden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ...
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/549, K. 2024/897, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama