KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2024
- Dosya no
- 2022/552
- Karar no
- 2024/1808
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/10/2021
- Numarası
- 2019/199 Esas - 2021/698 Karar
- Dava
- Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 11/12/2024
Karar Metni
970 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Davanın reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacılar vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında bayilikten kaynaklanan ticari ve hukuksal ilişki bulunduğunu, davalının borçlarını mahsup etmeden alacaklarını kat ihtarnamesiyle talep ettiğini ve cebri icrayla tahsile giriştiğini, cebren tahsiline başlanan paranın ise hesap mutabakatı yapılmaksızın ancak yargılama sonucu belirlenebileceğini, müvekkilinin de davalıdan faturalı alacakları olduğu ve tüm ihtarlara rağmen ödenmediğini, varsa alacak bakiyelerinin tespiti için İstanbul 5. ATM'nin 2016/233 esas sayılı dosyasında tespit davası açtıklarını ve davanın halen devam ettiğini belirterek,
tespit davası ile belirlenecek alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili 11.11.2019 tarihli açıklama dilekçesiyle; müvekkillerinin davalıdan faturaya dayalı alacaklarının bulunduğunu belirterek, davalının kat ihtarı tarihi itibariyle borç-alacak durumunun tespiti ile şimdilik 15.000-TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiş olup, bildirilen dava değeri üzerinden peşin harç tamamlanmıştır.
CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin davacı ... ... Ltd. Şti'nden olan 1.672.577,70-TL alacağının ödenmemesi üzerine davacılar ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, ipotekli taşınmazların 11.08.2011 tarihli ihalesi ile alacağa mahsuben 1.137.000-TL tahsilat yapıldığını, mevcut ipoteklerin takip konusu alacağı karşılamaması nedeniyle rehin açığı belgesi düzenlendiğini, davacının ancak istirdat davası açabileceğini, davacının talep hakkının hak düşürücü süre nedeniyle ortadan kalktığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacının ticari defterlerini inceleme için ibraz etmediği, davalının usulüne uygun tutulmuş ve kendi lehine delil vasfını taşıyan ticari defter kayıtlarında davacı şirketin alacaklı olmayıp davalıya 535.577,70-TL bakiye borcunun bulunduğunun tespit edildiği, davacının alacak iddiasının sübut bulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacılar vekili; müvekkili şirketin ticari defterleri incelenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin davalı şirkete borcu olmadığı gibi alacağının bulunduğunu, davalı ... firmasının bayilik sözleşmesi yaparken kendi yan kuruluşu olan ... ile de sözleşme yaptırdığını, bu nedenle aynı alacağın hem davalıda hem de ...'ta mükerrer olarak göründüğünü, oysa bayiler tarafından ...'a yapılan ya da müvekkili gibi bayilerin satış yaptığı müşterilerin ...'a yaptıkları ödemelerin davalı kayıtlarında görünmediğini,
bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılırken taraflar ile birlikte ...'ın defter ve belgelerinin de incelenmesi gerekirken sadece davalının defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasının alacak borç ilişkisini doğru şekilde saptamayacağını, bu arada müvekkilinin yaptığı satışlardan ve iade faturalarından kaynaklanan alacaklar ile diğer alacaklarının ödenmediği gibi bilirkişi raporunda da dikkate alınmadığını, davalının 2008 yılında müvekkilinin bayiliğini iptal ederek, müvekkilinin çok daha fazla alacağı olmasına rağmen, müvekkiline sattığı mallar nedeni ile takas ve mahsup işlemi dahi yapmadan diğer müvekkili ... aleyhine Adana ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattığını, takip sonucunda davalının ipotekli taşınmazları alacağa mahsuben aldığını, oysa müvekkilinin alacağının borcundan çok daha fazla olduğunu, davalının zorunlu tutması nedeniyle sözleşme akdedilen ... şirketinin de müvekkili aleyhine İstanbul ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile müvekkilleri aleyhine takip başlattığını, bu dosyaya müvekkillerince ödemeler yapıldığını, dolayısıyla müvekkillerinden çok fazla tahsilat yapıldığını, sonrasında alacak kalmamasına rağmen davalının icra takibine devam ederek fazladan tahsilat yaptığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı tarafça; davalının kendilerine olan faturalara dayalı borçları mahsup etmeden alacağını icra takibi yoluyla tahsil ettiği, oysa kendilerinin de faturalara dayalı olarak davalıdan alacaklı oldukları ileri sürülmüştür.Somut olayda; davacı şirket ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesinin sona ermesi sonrasında davalı şirket tarafından cari hesap alacağının tahsili istemiyle, davacı ... adına kayıtlı olup davalı lehine ipotek tesis edilmiş taşınmazlara ilişkin olarak Adana ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile 1.672.577,70-TL üzerinden takip başlatıldığı, takibin kesinleştiği, takip dosyasında ipoteklerin paraya çevrilmesi sonucunda davalı tarafça 1.137.000-TL tahsilat yapıldığı, kalan alacak için de icra müdürlüğünce 03.12.2013 tarihinde rehin açığı belgesi düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece davalının ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davalının ticari defter kayıtlarına göre davacı şirketin davalıdan alacaklı olmayıp, davalıya 535.577,70-TL bakiye borcunun bulunduğu tespit edilmiştir.Davalı tarafından davacı şirkete keşide edilen 22.04.2010 tarihli ihtarnamede 1.672.577,70-TL borcun ödenmesi ihtar edilmiş olup, davacı şirket tarafından keşide edilen 06.05.2010 tarihli cevabi ihtarnamede, 22.04.2010 tarihi itibariyle borçlarının 1.523.447,26-TL olduğu açıkça kabul edilmiştir.
Davacının söz konusu ihtarnamesi borç ikrarı niteliğinde olup, bağlayıcı niteliktedir. Davacı tarafça, faturalara dayalı olarak davalıdan alacaklı oldukları ileri sürülmüşse de bu hususta herhangi bir delil ibraz edilmediği gibi, davalının açıkça kendisinin borçlu olduğunu kabul ve ikrar etmesi sonucunda, bakiye alacağının bulunduğu iddiasının dayanağı bulunmamaktadır.
Mahkemenin 22.06.2020 tarihli duruşmadaki ara kararı gereği davalı vekilince süresinde ibraz edilen 06.07.2020 tarihli dilekçe ile müvekkilinin ticari defterlerinin müvekkili adresinde incelenmesi talep edilmiş olmasına rağmen, mahkemece davacının ticari defterleri incelenmeden sonuca gidilmesi usule aykırı olsa da, davacının yukarıda belirtilen ihtarnamedeki açık borç ikrarı karşısında söz konusu usuli eksiklik sonuca etkili görülmemiştir.
Dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olması nedeniyle mahkemece yemin teklif hakkı hatırlatılmışsa da, davacılar vekilince sunulan 01.02.2021 tarihli dilekçe ile yemin teklif etmeyecekleri bildirilmiştir.Diğer yandan davacılar vekilince istinaf başvurusunda; davalının bayilik sözleşmesi akdedilirken zorunlu tutması nedeniyle ... ile de sözleşme akdedildiği, alacağın hem davalının hem de ...'ın kayıtlarında mükerrer olarak göründüğü, ... tarafından müvekkili aleyhine başlatılan takip nedeniyle de ödemeler yapıldığı,
takiplerin mükerrer olması nedeniyle dava dış şirketin de ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği ileri sürülmüştür. Ancak HMK'nın 357. maddesi gereğince, istinaf aşamasında bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemeyeceği gibi, yeni delillere de dayanılması da mümkün olmadığından, söz konusu talep ve iddianın dikkate alınması mümkün değildir.
Bu nedenle davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/552, K. 2024/1808, 11 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama