KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2025
- Esas no
- 2022/933 Esas
- Karar no
- 2025/299
- Dava
- Tazminat (Rücuen Tazminat
- Dava tarihi
- 29/12/2022
Karar Metni
1.853 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın Kamu İhale Kanunu'nun ilgili hükümleri kapsamında ihale yolu ile hizmet alımları yapan ve ihale makanı sıfatına haiz bir kamu kurumu olan davacı ... ile davalı şirket arasında mühtelif tarihlerde akdedilen hizmet alımına dair sözleşmeler uyarınca, sözleşme kapsamında çalışmış olan personcilere ödenen işçilik alacaklarının, tazminatlarının sözleşme ve yasal mevzuat gereği davalıdan rücuen tazmini için dava açıldığını;
davacı ... tarafından ödenen işçilik tazminatlarında davalının sorumluluğunda olan miktarların kideni tazminat bordrolarında görüldüğünü, rücuen davacı şirkete ödenmesi gereken miktarların tablo ile gösterildiğini, davalı bünyesinde çalışan personellere toplamda 28.452,08 TL ödendiğini; söz konusu alacaklara ilişkin dava şartı arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak 21.09.2022 tarihinde Anlaşantama ile sonuçlandığını;
davacı kurumun, sermayesinin tamamı doğrudan ve dolaylı olarak ... ait olan ortaklardan olduğunu, 4646 Sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun bu kanuna dayanarak yürürlüğe koyduğu mevzuata tabi olarak İstanbul genelinde doğalgaz dağıtım hizmeti verdiğini, bu nedenle 2/d maddesi gereği, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında olduğunu, davacı şirket nezdinde her türlü kaynaktan karşılanan mal alımı, hizmet alımı ve yapı işlerinin, Kamu İhale Kanunu kapsamında dışardan ihale ile temin edildiğini,
Kamu İhale Kanunu çerçevesinde ihale ile hizmet alımlarında yapılan sözleşme ve şartnamelerdeki düzenlemelerin davacı şirket inisiyatifi ile değil, Kamu İhale Kurumu'nun talimat ve uygulamaları doğrultusunda düzenlendiğinden, bu durumun ...'ın ihale makamı olduğu sonucunu doğurduğunu, yani davacı şirketi, hizmet alımı yaptığı firmalar bakımından asıl işveren statüsüne sokmadığını, davacı şirketin dava konusu hukuki ilişkide davalı taraf karşısında ihale makamı sıfatına haiz olduğunu;
taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde, sözleşme konusu işlerle ilgili yüklenicinin çalıştıracağı personele ilişkin İş Kanunları ve diğer mevzuallardan kaynaklanan sorumlulukların yükleniciye ait olduğu hususunun taraflarca imza altına alındığını;
ihale sözleşmesi kapsanımda ihale makamının işçilik alacaklarından sorumlu olmadığının açık olduğunu, buna ilişkin emsalleri paylaşılan Yargıtay kararları işiğinda, davacı şirketin ihale makamı olduğunun ve taraflar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin kurulmadığının, dava dışı personellere ödenen tüm miktarlardan davalı tarafın sorumlu olduğunun ve rücu olunan miktarların davacıya ödenmesi gerektiğini kabulü gerektiğini;
ayrıca sözleşmenin ilgili maddeleri ve Yargıtay kararları incelendiğinde işçilik alacakları bakımından ihaleyi alanı yüklenici Hirmanın sorumlu olduğunun açık olduğunu, davacı şirkçe yapmış olduğu işçilik alacakları ödemeleri kapsamında davalı şirkete rücu etme hakkı bulunduğunu.
Mahkeme nezdinde, davacı ...'ın dosyaya arz olunacak sözleşmelere rağmen ihale makamı sıfat olmadığı yönünde bir takdir oluşması durumunda, tarallar arasındaki hukuki ilişkinin genel hukuka göre nitelendirilmesi ve davalı şirketin dava dilekçesinde açıklanan bedellerin ne kadarından sorumlu tutulması gerektiğinin bilirkişi marifetiyle hesaplanması gerektiğini beyanla;
davanın kabulü ile tahkikat sürecinde ve bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacak olan miktarda arttırıma gitmek üzere ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin davacı tarafından gerçekleştirilen ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikle davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ve taleplerini, davalı şirketlerin sorumluluğunu kabul etmemekle birlikte, dava dilekçesinde bahsi geçen işçilerin tümü yönünden hizmet sürelerinin ve işverenlerinin ilgili sosyal güvenlik merkezinden sorulması gerektiğini, bu husus tespit edildikten sonra beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını.
Mahkemece davalı şirketin sorumlu olduğu kanaatine varılacak olması halinde, bu sorumluluğun davalıların daya dışı işçileri çalıştırdıkları dönem ve 9 dönemin ücreti ile sınırlı olması gerektiğini, bunun yasal mevzuat ve içtihatlar ile de sabit olduğunu;
asıl işveren ve davalı müvekkil şirketin, işçiye karşı sorumluluğunun teselsül bükümleri gereği yarı yarıya olduğunu, haklı çıkması halinde davacının dava dilekçesinde belirttiği toplam miktarın değil, davalılar açısından hesaplanacak kıdem tazminatının yarısının hesaplanması gerektiğini, zira davacı ile davalı arasında yapılan hizmet alım sözleşmesinde Kıdem-İhbar Tazminatında yüklenici olan davalının sorumlu olacağının belirtilmediğini. Türk Borçlar Kanununun 167.
Maddesinde “aksi kararlaştırılmadıkça, alacaklıya yapılan ifadan borçluların birbirine karşı eşit paylarda sorumlu olduğunun” belirtildiğini, aksi kararlaştırılmadığı için yapılan ödemeden tarafların yarı yarıya sorumlu tutulması gerektiğini;
davalı şirketin, Hizmet Alım Sözleşmesi kapsamında asıl işveren davacı ...'ın kısa süreli ihale alıcısı olduğunu, bu ve benzeri ihaleler kapsamında ihaleyi kazanan şirketler farklı olsa da hizmeti aynı işçilerin yerine getirdiğini, işverenlerin sözleşme süresi bitiminde tekrar ihaleyi alamasa da, ihaleyi alan müteakip firmaların yanında, gerçek işvereni olan kamu kurumu bünyesinde işçilerin çalışmaya devam ettiğini, dava dışı tüm işçilerin, çalışmasını gerçekte ve kesintisiz olarak davacı kurunida devam ettirdiğini, mesaisini davalı şirkete değil, gerçek işvereni olan ...'a tahsis ettiğini, tüm emir ve talimatları da davacıdan aldıklarını,
bu durunda feshe bağlı alacaklardan davacı kurumun tek başına sorumlu olacağını; iş akdinin feshi hususunda tüm irade, yetki ve sorumluluğun dava dışı işçiler ve davacı kuruma ait olduğunu, davalı şirketin hiçbir yetki ve sorumluluğu bulunmadığını; bununla birlikte işçilik maliyetlerinin nasıl hesaplanacağı, teklif fiyata dahil edilecek ve edilmeyecek kalemlerin, Kamu İhale Kanunu ve Tebliğlerinde, Hizmet Alım İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde ve ilgili davacı kamu kurumu ile yapılan Hizmet Alım Sözleşmelerinde açık olarak düzenlendiğini, ancak hiç birinde Kidem Tazminatı teklifinin fiyata dahil edilecek kalemler arasında belirtilmediğini.
Hizmet Alım İhaleleri Uygulanan Yönetmeliğinin 10. Maddesinde personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalelerinde teklif fiyata dahil olan giderlerin nelerden ibaret olacağının sayıldığını, kıdem tazminatının İstihdam edilen personellerin kıdem tazminatlarının ihale teklif fiyatına dahil edilmediğinin açık olduğunu. Danıştay 13. Dairesinin ... EE. Ve ...
K. Sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kıdem tazminatından sadece asıl işveren olan idarenin sorumlu olduğunu; davalı şirketin, dava dışı işçilere ve diğer işçilere ödenmesi gereken ve asıl işveren olan davacıdan almış olduğu bütün ödemeleri yapmış olduğunu, ihale mevzuatında, ihale sözleşmesi ve şartnamesinde olmayan, ihale makamı tarafından da ödenmeyen herhangi bir ücreti işçiye ödemesinin de hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu;
ayrıca İş Kanımu madde 112 ek fıkra ... tarihli ve ... sayılı Kayf İhale Kanunun 62. Maddesinin 1. Fıkrasının € bendi kapsamı ile de kıdem tazminatının kamu kurumu tar fidan ödenmesi gerektiğinin belirtildiğini, bu husustaki sorumluluğun ilgili kamu kurumunda olduğuna ve dava konusu talepler açısından zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, işçilerin davalı şirket ile ilişiğinin kösildiği ve onlara davacı tarafından ödeme yapılan tarihler dikkate alındığında, davalı şirket açısından zamanaşını sürelerinin dolduğunu; davacının davalı şirketten talep edebileceği hiçbir hak ve alacağının olmadığını beyanla;
haksız ve hukuka aykırı davanın davalı şirket açısından reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
Toplanan Deliller: ... tarafından hazırlanan 11/12/2024 tarihli bilirkişi ek raporu, ... Sosyal Güvenlik Merkezi'nden hizmet bildirimi, işyeri ünvan listesi, sosyal güvenlik kayıt belgesi, ... tarafından hazırlanan 25/12/2023 tarihli bilirkişi raporu celp edilerek dosya arasına alındı. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, rücuen tazminat istemine ilişkin olup uyuşmazlık; davacı ile davalı arasındaki hizmet alım sözleşmesi uyarınca davacı tarafça davalı bünyesinde çalışan işçiler için ödenen tazminat bedelinin davalıdan rücuen tahsili istemi noktasında toplanmaktadır.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir.
SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
Tüm bu bilgiler ile birlikte dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; dava dışı işçiler..., ...,..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın ayrı bir dava ya da icra takibine müracaatı olmaksızın doğrudan davacıya müracaatla davacı tarafından dava dışı işçilere kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinde davacı kurumun işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmaması nedeniyle, davacının dava dışı işçilere ödemek durumunda kaldığı tazminatın tümüyle yükleniciden rücu edebileceği anlaşılmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak, işçiyi bir yıldan az süreli çalıştırmış olsalar dahi, yüklenicilerin işverene karşı sorumlu olduğu, dosya kapsamında davacı tarafından yapılan ödemelerin kıdem tazminatına ilişkin olduğu ve bu anlamda davalının sorumluluğunun bulunduğu ve hesaplamanın bu kriterler dikkate alınarak yapılması gerektiği açıktır.
Dosya kapsamında yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin yerinde olup olmadığı ve rücu şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarının tespiti amacıyla tanzim edilen bilirkişi kök ve ek rapor içeriklerine göre, ibraz edilen dekont içerikleri uyarınca dava dışı işçilerin çalıştıkları süre ve kıdem tazminatının davalı son işverenin sorumluluğunda olduğu göz önünde bulundurularak davacının rücuya tabi toplam 63.718,51-TL'lik ödeme yaptığı, teknik şartname ve sözleşme içeriğine göre davalının bu bedelin tamamından sorumluluğunun bulunduğu kanaatinin bildirildiği, kök ve ek raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, kıdem tazminatı hesabının açıklanan ilkeler doğrultusunda yapıldığı, rapora itibar edilmemesini gerektirir sebep bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Davacı ile davalı arasında hizmet alımları tip sözleşmesi yapıldığının anlaşıldığı, ibraz edilen tip şartnamelerde asıl işverenin, alt işveren (yüklenici) tarafından çalıştırılan işçilerin ücretini ödediği, asıl işverenin, işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunduğunun da iddia ve ispat edilmediği dikkate alındığında, davacı asıl işverenin, dava dışı işçilere ödemiş olduğu kıdem tazminatı tamamını, işçiyi çalıştıran alt işveren yükleniciden dönemiyle sınırlı olmak üzere talep etme hakkı bulunduğu ve kıdem tazminatının son işverenin sorumluluğunda bulunduğu kabul edildiğinden bilirkişi kök ve ek raporunda yer alan hesaplamalar dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip Hakim
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/933, K. 2025/299, 22 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama