KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Temmuz 2025
- Esas no
- 2025/242 Esas
- Karar no
- 2025/513
- Dava
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
- Dava tarihi
- 07/04/2025
Karar Metni
1.877 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının kullanımında bulunan ... hizmet numaralı, "..." adresinde bulunan tüketim noktasında 14.06.2022 tarihinde müvekkili şirket saha ekiplerince kontrol gerçekleştirildiğini, işbu kontrol neticesinde; sözleşmeli kayıtlı sayaca ait giriş-çıkış kablolarını sigortadan çıkararak, giriş-çıkış sigortalarına basmalı klemens ile bağlantı yaparak,
sayacı devre dışı bırakmak suretiyle elektrik enerjisi tüketimi yapıldığının tespit edildiğini, tespit edilen durumu açıklayan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin "Kaçak Elektrik Enerjisi Tüketim Halleri" başlıklı 42/1-c. maddesinde "Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek,
mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi" kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilmekte olup davalı/borçlunun işbu kullanımına istinaden zabıt tarihinde cari olan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği gereği ...seri numaralı Kaçak Elektrik Tespit Tutanağı tanzim edildiğini, davalı borçlu adına tanzim edilen işbu faturalar neticesinde davalı borçlu aleyhine kaçak elektrik bedeline gecikmiş gün faizi ve faizin KDV'si ilave edilerek 135.000,02-TL'nin tahsili amacıyla ...
6. İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takip dosyası ile ödeme emri gönderildiğini, davalı borçlu tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, davalı borçlunun, ilgili kaçak elektrik faturalarının son ödeme tarihi geçmiş olmasına rağmen borcunu ödemediğini, aleyhine icra takibi başlatılmasına rağmen de borcunu ödemediği gibi bir de işbu takibe haksız bir şekilde itiraz ettiğini, alacakları muaccel olup rehin ile de temin edildiğini, davanın sonuçlanması ve icra takibinin kesinleşmesi beklenildiği takdirde, "kamu alacağı" niteliğinde olan kaçak elektrik bedelinin tahsili tehlikeye gireceğine,
dava değerinden ve borçlu tarafın yargılama aşamasında ve daha öncesinde göstermiş olduğu tavırlardan anlaşılacağı üzere; borçlunun mal kaçırma ve adres değiştirme ihtimali bulunduğundan, hüküm ve icra takibi kesinleşinceye kadar, mahkemece borçlunun borca yeter miktarda menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi için İİK m. 257 gereği ihtiyati haciz talep etme zarureti hâsıl olduğunu, öncelikle davalı/borçlunun taşınır,
taşınmaz malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerinde İİK m. 257 gereği dava ve takip kesinleşinceye kadar teminatsız veya mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, borçlunun ... 6. İcra Müdürlüğü ...
Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Mustafa Korkmaz hakkında mahkemece itirazın iptali davası açıldığını, ihtiyadi haciz kararı verildiğini, verilen kararın yasa ve usule aykırı olduğunu, ilgili kurum vekilinin bu hususlara riayet etmeden dava açtığını, haksız ihtiyadi haciz kararı alarak müvekkilin hesaplarına bloke konulduğunu, talimat alınıp hacze gidildiğini, müvekkilinin daha likit olmayan tek taraflı kurumun hazırladığı fatura üzerinde işlem yapıldığını, bunun gibi nedenlerle ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, davanın reddi ile yargılama ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.
Toplanan Deliller:
... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları celp edilerek dosya arasına alındı.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :
Dava, kaçak elektrik tahakkukuna dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için:
1-İlamsız takip yapılmış olması,
2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması,
4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Somut olayda, ... 6.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 22/07/2022 tarihinde, 132.862,92-TL asıl alacak, 1.811,36-TL işlemiş faiz ve 326,04-TL faizin KDV'si toplamı olan 135.000,32-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının "... sayılı sözleşme" olarak gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 28/07/2022 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 29/07/2022 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği, buna ilişkin davacı tarafa tebliğ yapılmadığı, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 07/04/2025 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas ...Karar sayılı 18/02/2021 tarihli ilamında belirtildiği üzere; dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmemiş olması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-i maddesi uyarınca dava şartıdır.
Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ya da yokluğu gerekli olan unsurlardır. Dava şartları davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için aranan ve kamu düzeni ile ilgili olan zorunlu koşullardır.
Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder (HMK. m.115/1-2).
Bir hukuki uyuşmazlığı kesin olarak çözen son karar olan kesin hüküm, hem bireyler hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla hukuki güvenlik ve yargı erkine güven sağlan- dığından kesin hüküm kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Kesin hükümle, çelişik kararların ortaya çıkması engellenerek toplum hayatı için zorunlu olan hukuki istikrar sağlanır.
Kesin hüküm şekli ya da maddi anlamda olabilir. Şekli anlamda kesinlik, bir karara karşı belli bir aşamadan sonra kanun yollarına başvurulamamasını, diğer bir anlatımla kanun yolunun bulunmaması veya var olan kanun yollarının tükenmesini; maddi anlamda kesinlik ise bir hukuki uyuşmazlığın artık bütün bir gelecek için çözümlenerek son bulmasını, hükmün kesinleşmesinden sonra o davanın tekrar açılamamasını ifade eder.
Maddi anlamda kesin hükmün koşulları HMK'nın 303. maddesinde düzenlenmiştir. HMK'nın 303/1. maddesine göre bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
Görüleceği üzere, maddi anlamda kesin hükmün ilk koşulu her iki davanın taraflarının aynı olmasıdır. Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir (HMK. m.303/3).
İkinci koşul olan dava sebebinden amaç ise hukuki sebepler değil, davanın dayanağı olan olay ve olgulardır. Yani davacının talep sonucunu dayandırdığı vakıalardır. Kesin hüküm hâline gelen bir uyuşmazlıkta aynı vakıalara dayanılarak ikinci kez dava açılamaz.
Maddi anlamda kesin hükmün söz konusu olabilmesi için gerekli olan üçüncü koşul ise dava konusunun aynı olmasıdır. İlk kararın hüküm fıkrası ile ikinci davanın talep sonucu aynı ise; diğer bir anlatımla ikinci davadaki talep sonucu ilk davada kesinleşen hüküm fıkrasını etkileyecek ve ortadan kaldıracak nitelikte ise dava konusu aynı sayılır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20/02/2020 tarihli ... Esas... Karar).
... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....Esas ... Karar sayılı dosyasında, işbu dava konusu fatura alacağına ilişkin davalı tarafından dosyamız davacısı aleyhine açılan menfi tespiti istemli davada ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği, kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi'nin .... Esas ...Karar sayılı kararı ile kesinleştiği, ancak işbu davada asıl alacağa ek olarak ferilerinin de talep edildiği icra takibine yapılan itirazın iptalinin talep edildiği görülmüştür.
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
İcra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı ve ferilerinin dava tarihinden önce ödenmediği, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durmasının sağlanmış olduğu, davalı tarafından daha önceden açılan menfi tespit davası neticesinde verilen davanın reddine dair karar sebebiyle mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediğinden icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağı, bu sebeple icra takibinde istenen alacak ve fer’îleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararının bulunduğu değerlendirilmiştir
Davalı tarafından açılan menfi tespit dosyasında kaçak elektrik kullanımına ilişkin icra takibine konu faturalardan dolayı (takip konusu asıl alacaktan dolayı) borçlu olduğunun kabulüne dair kararın kesinleştiği, az yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere davacının itirazın iptali davasını açmakta hukuki yararının bulunduğu,
asıl alacaklar yönünden hükmün kesinleşmesi sebebiyle davalı tarafından takibe yapılan itirazın yerinde olmadığının kabul edilmesi gerektiği, faturaların son ödeme tarihleri olan 27/06/2022 tarihi ile takip tarihi olan 22/07/2022 tarihi arasındaki günler için %19.2 oranında faiz ve faizin kdvsi re'sen hesaplandığında miktarların 1.771,51-TL işlemiş faiz ve 318,87-TL olduğu, öyleyse toplam 134.953,30-TL üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
İtirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından kaçak elektrik kullanıldığının ispat edildiği, re'sen yapılan hesaplama, kesinleşen menfi tespit davası, kaçak elektrik tespit tutanağı ve kurum tarafından tahakkuk ettirilen fatura bedeli içerikleri göz önünde bulundurulduğunda takibe yapılan itirazın kısmen haksız olduğu, haksız fiil niteliğindeki kaçak tüketimden kaynaklanan ve yargılama gerektiren alacağı likit alacak niteliği arz etmediğinden icra inkar tazminatı şartları oluşmadığı (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi...Esas...Karar) anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip Hakim
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/242, K. 2025/513, 14 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama