KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Mayıs 2026
- Esas no
- 2025/638 Esas
- Karar no
- 2026/408
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)
- Dava tarihi
- 05/09/2025
Karar Metni
1.821 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle, ... A.Ş. ... Şubesi ile ... A.Ş. arasında kredi sözleşmeleri akdedildiğini ve dava dışı borçluya krediler kullandırıldığını, davalının da kredi sözleşmelerinde müşterek müteselsil borçlu ve kefil konumunda olduğu, davalı/borçluların sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ifa etmemesi üzerine, kredi kullandıran banka tarafından ...
1. Noterliği'nin ... tarihli ihtarnamesi ile hesabın kat edilmiş olduğunu ve işbu kat ihtarnamesinin davalıya 07.11.2000 tarihinde tebliğ edildiğini, böylelikle alacağın tamamının muaccel hale geldiğini, 12.06.2013 tarihinde davalı hakkında davaya konu icra takip dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, bahse konu borçluya usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmiş olup borçlunun haksız itirazları ile takibin durdurulmasına karar verildiğini beyanla davalının ...
8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu borca ve tüm ferilere yönelik itirazın iptali ile takibin asıl alacak, BSMV ve asıl alacağa yıllık %27,5 oranından az olmamak üzere değişen oranlarda ticari temerrüt faizi oranı uygulanmak suretiyle devamına, davalı aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, borçlu şirket tarafından bankaya çek verildiğinden dolayı müvekkilinin varlık şirketine herhangi bir borcu bulunmadığını beyanla davanın reddine, haksız ve kötü niyetli davacının, dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini savunmuştur.
Toplanan Deliller:
... 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları,
Bankacı bilirkişi ...tarafından düzenlenen 17/03/2026 tarihli bilirkişi raporu ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, ...'ye devredilen banka tarafından akdedilen ve davacıya temlik edilen kredi sözleşmesine ilişkin alacağın davalı kefilden tahsili amacıyla yürütülen ... 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (eski...) (eski ...) sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için:
1-İlamsız takip yapılmış olması,
2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması,
4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Somut olayda, ... 8. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas (eski...) (eski...) sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 28/06/2013 tarihinde, 9.513,99-TL asıl alacak ve 81.350,00-TL işlemiş faiz toplamı olan 90.863,99-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının genel kredi sözleşmesi ve ihtarname şeklinde gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 26/02/2018 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 05/03/2018 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 05/09/2025 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu uyuşmazlıkta, borcun dayanağını oluşturan genel kredi sözleşmesinin 1997 ve 1998 yıllarına ilişkin olduğu, TBK’nın yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden önce, 2007-2008 yılında 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve 6101 sayılı yasanın 5/2 maddesinde ifade edilen 1 yıllık ek sürenin de 01/07/2013 tarihi itibariyle sona erdiği, eldeki davaya konu icra takibinin ise hak düşürücü sürenin geçmesinden evvel 28/06/2013 tarihinde başlatıldığı anlaşılmakla 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı, kefalete ilişkin hak düşürücü sürenin dolmaması sebebiyle davalının itirazının yerinde olmadığı (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesi 10/07/2025 tarih ...Esas ... Karar) anlaşılmakla davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk itiraz ve def'ilerin değerlendirmesinde ise, davaya ve takibe konu genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla ...'ye devredilen bankanın 31/10/2000 tarihli ihtarnameyi göndererek hesap kat ihtarında bulunduğu, alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu, dava konusu kredi sözleşmesinden kaynaklı borç bakımından noter kanalıyla yapılan ihtarattan sonra icra takibine kadar zamanaşımını kesen veya durduran başkaca bir işlem yapılmadığı, davaya konu icra takibinin ise 28/06/2013 tarihinde başlatıldığı, dolayısıyla zamanaşımını kesen en son işlemin bu işlemler ile icra takip işlemleri olduğu,
zamanaşımı süreleri ve tarihler dikkate alındığında davaya konu alacağın 4389 sayılı Kanuna eklenen ek 3. maddesinin yürürlüğe girdiği 26/12/2003 tarihinde on yıllık zamanaşımı süresini doldurmadığı ve zamanaşımı süresinin 20 yıla uzadığı (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46.Hukuk Dairesi'nin... Esas ...Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18.Hukuk Dairesi ...Esas ...
Karar), dava konusu alacağın fon bankası alacağı olması nedeniyle yukarıda bahsi geçen yasa hükümleri uyarınca, somut olayda zamanaşımı süresinin 20 yıl olarak uygulanması gerektiği ve bu sürenin alacağın muaccel olduğu tarihten başlayacağı, dosya kapsamından takibe konu borcun 31/10/2000 tarihinde muaccel olduğu bildirilerek kat edildiği, icra takibine ise 28/06/2013 yılında başlandığı, 20 yıllık sürenin dolmadığı, dava tarihi itibariyle de kesilen zamanaşımı süresinden sonraki 20 yılın dolmadığı görüldüğünden davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'inin reddine; ayrıca davalı tarafından ...
Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetki ilk itirazı ileri sürülmüş ise de, 6098 sayılı TBK'nın "İfa yeri" kenar başlıklı 89/1-1.maddesinde ise "Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde...ifa edilir." düzenlemesinin yer aldığı, öyleyse dava konusu alacağın para alacağı olması karşısında alacaklının yerleşim yeri mahkemelerinin de yetkili olduğu, davacının yerleşim yeri adresi Sarıyer olup İstanbul Mahkemelerinin yetki alanı içerisinde bulunduğu anlaşıldığından yetki ilk itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dosya kapsamında ...'ye devredilen ... ile dava dışı ...A.Ş. arasında akdedilen, davalının kefaleti bulunan ve dava dilekçesi ekinde sunulan kredi sözleşmeleri, kat ihtarnameleri ve temlik evrakları uyarınca kredi sözleşmeleri sebebiyle davacı tarafın davalı kefilden alacaklı olduğu miktarın icra takip tarihi olan 28/06/2013 günü itibariyle asıl alacak ve ferileri bakımından hangi tutarda olduğu, kredi sözleşmeleri sebebiyle davalı tarafından kambiyo senedi düzenlendiğine ilişkin dosyaya ve delillere yansıyan bir evrak olup olmadığı, davalı ya da asıl borçlu tarafından yapılan kısmi ödeme olup olmadığı,
ödeme bulunmuyorsa davalının kefil sıfatıyla kredi sözleşmelerinden kaynaklı olarak borçlu olduğu tutarın takip tarihi itibariyle ne olduğu hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli rapor tanzim edilmesi amacıyla dosyanın bankacı bilirkişiye tevdi edildiği, düzenlenen rapor ile, dava konusu alacak tutarının, ... tarafından el konulan ...
A.Ş. ile dava dışı ...A.Ş. arasında imzalanan 20/08/1996 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden, adı geçen şirkete kullandırılan borçlu cari hesap kredisi ile nakde dönen 3 adette 3.402,90-TL'lik teminat mektubu kredisi borcundan kaynaklandığı, dava dışı asıl borçlu ile davalı kefil ...'nın 09/11/2000 tarihinde ihtarnamenin tebliği ile temerrüde düştükleri, dava konusu alacak tutarının ... tarafından davacı ...A.Ş.'ye 07/04/2006 tarihinde devir ve temlik edildiği, dava dışı ...
A.Ş. ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan 20.08.1996 tarihli genel kredi sözleşmesinde, davalı ...'nın 14.000,00-TL tutarında kefalet imzasının bulunduğu, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca kefilin, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğundan, davalı kefil ...'nın temerrüt tarihi itibariyle mevcut bulunan toplam 9.513,99-TL nakit ve teminat mektubu borcu ile işbu kredi borçlarına temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiz ve ferilerinden sorumlu tutulabileceği, davalı kefil yönünden taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek yapılan hesaplama sonucunda;
davacının, davalı kefil ...'dan takip tarihi itibariyle toplam 89.186,51-TL nakit talep edilebilir alacağı bulunduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği, raporun dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olup denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, rapora itibar edilmemesini gerektirir sebep bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Taraf iddia ve savunmalarına, banka kayıtlarına ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre,...'ye devredilen Toprakbank ile dava dışı ...A.Ş. arasında akdedilen ve davalının kefaleti bulunan genel kredi sözleşmesi ve teminat mektubu kredisi uyarınca kat ihtarnamesi ile temerrüde düşen davalının borçtan sorumluluğunun bulunduğu, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere ödenmeyen asıl alacağın 9.513,99-TL tutarında olduğu, takip tarihine dek işlemiş faizin ise 79.672,52-TL olacağı, bu durumda asıl alacak tutarı kefalet limitini aşmadığından anılan tutarlar toplamı olan 89.186,51-TL'de davalının sorumluluğunun bulunduğu ve takibe yapılan itirazın iptalinin gerektiği değerlendirilmiştir.
Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeye borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, ... Esas,... Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih ... Esas,... Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu olan likit (belirlenebilir) olup kredi sözleşmelerine ve kat ihtarnamelerine dayandığından icra inkar tazminatı talebinin kabulüne ve davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/638, K. 2026/408, 12 Mayıs 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama