KÜNYE
T.C. İstanbul 2.FİKRÎ Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2023
- Esas no
- 2020/144
- Karar no
- 2023/107
- Dava
- Marka Hükümsüzlüğü ve tazminat
- Dava tarihi
- 26/03/2020
Karar Metni
1.451 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava dilekçesi : Davacı vekilinin mahkememize ibraz ettiği dava dilekçesinde özetle; davacının 20 yılı aşkın süredir tekstil sektöründe faaliyet gösteren uluslararası bir firma olduğunu, “...” unvanıyla özellikle Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile Orta Doğu ülkelerinde tanınmışlık düzeyine ulaştığını, fikri sınai haklarını da korumak isteyen davacının 2001 yılından itibaren Cezayir'de, Suriye'de, Irak'da, Ürdün'de ve Lübnan'da “...” markasını tescil ettirdiğini,
davalı tarafın ise 21.04.2017 tarihinde ... başvuru no ile ... sınıflarda “... huyut terkibiye bulu ... (arapçası)” şeklinde marka başvurusunda bulunduğunu ve söz konusu markanın 09.11.2017 tarihinde tescil edildiğini, markanın tescil sınıflarının doğrudan veya dolaylı olarak tekstil alanında olduğunu, son beş yılda bilhassa güney kesimde bilinen markaların ülkemizde hak sahibi olmayan kişilerce tescilinin yapılmasının çok sık karşılaşılan bir durum olduğunu, bu tescilin, ağır ihmalle ya da kötü niyetle yapılan bir tescil olduğunu,
davalının 12.12.2016 tarihinde de yani bu marka için yapılan başvurudan dört ay önce yine ... sınıflarında “...” adlı Arapça görünümlü bir başka markayı tescil ettirdiğini; bir süre sonra davacıya ait “...” ibaresini de Arapça olarak tescil etmek istemesinin düşündürücü olduğunu, davacının söz konusu markanın hükümsüzlüğü davasında menfaatinin olduğunu, davalının tescil ettirdiği markanın müvekkilinin ticari faaliyetleri sırasında kullandığını bilebilecek durumda olmasına rağmen tescil başvurusunda bulunduğunu, SMK m.6/1, 6/3, 6/4, 6/6,
6/9 hükümleri açısından somut olaya bakıldığında “...” ticaret unvanını ve markasını 20 yılı aşkın süredir kullanan, iştigal alanı tekstil olan davacının birçok ülkenin yanı sıra özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde tanınırlığının yüksek olmasının, oradaki halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmasının karşısında Gaziantep ilinde ikamet eden davalının iyi niyetli hareket ettiğinin düşünülemeyeceğini, davalının davacının markasını birebir alarak iktibas yoluyla kendi markasını oluşturduğunu, markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız bir yarar sağlayacağını,
bütünsel açıdan davalının markanın esas unsurlarının aynı veya benzer olması nedeniyle genel görünüme etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabileceğini, davalının tekstil alanında faaliyet gösterdiğini, müdebbir bir tacir gibi davranmasının gerektiğini, kullanacağı işaretin herhangi bir kişiye ait olup olmadığını araştırmasının gerektiğini, ihtilaf konusu davalının "...", ibaresini seçiminin tesadüften ibaret olamayacağını ve bu nedenle davalının iyi niyetli sayılamayacağını,
kötüniyetli tescilin söz konusu olduğunu ifade edilerek ihtiyati tedbir kararı verilerek üzerinde dava konusu markanın bulunduğu ürünlerin el konularak saklanmasına; davalının ... başvuru nolu ve ...sınıflarda tescilli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davacıdaki şekliyle davacı lehine sicile kaydına; şimdilik 1000 TL maddi ve 1000 TL itibar tazminatının 21.04.2017 yılından itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, 20.000 TL manevi tazminatın markanın tescil edildiği 21.04.2017 yılından itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine;
davalı aleyhine verilecek kararın ülke çapındaki televizyon kanallarından ve gazetelerden birer tanesinde yayınlanmasına; marka hakkında dava açıldığı için TPE kayıtlarında ilgili markanın yanına dava şerhinin düşülmesine, yargılama gideri ve her bir talep için ayrı ayrı olmak üzere vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap dilekçesi: Davalı vekilinin mahkememize ibraz ettiği cevap dilekçesinde özetle.
SMK m.18/1'e göre; bültende yayımlanmış bir marka başvurusunun, 5 inci veya 6'ncı maddelere göre tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazların ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayımından itibaren iki ay içinde yapıldığını, davacı süresinde itiraz etmediğinden huzurdaki dava bakımından hukuki yararının olmadığını, davacının markalarını, davalı şirket markasının tescilinden sonra tescil ettirdiğini, davacının korunmaya değer markasal bir hakkının olmadığını, davacının markasının Suriye'de 14.10.2019, Ürdün'de 09.07.2019 yılında tescil edildiğini, davalının markasının ise 21.04.2017 tarihinde tescil edildiğini,
markalar arasında görsel ve anlamsal anlamda bir benzerliğin bulunmadığını, davalının marka tescilinin hukuka uygun olduğunu, davalının markasının bir bütün olarak bıraktığı izlenimle davacının markasından ayrıştığını, marka tecavüzünden kaynaklı olarak maddi tazminat davasının açılabilmesi için marka sahibinin markayı kullananı varlığı ve tecavüzden haberdar etmesi, kullanımını sona erdirmesini talep etmesi ve makul bir süre vermesi,
davalının ihtara rağmen markanın kullanımına devam etmesi şartlarının gerçekleşmesinin gerektiğini, davacı yanın markasıyla davalı markasının yan yana anılmasının, davacı bakımından reklam aracı olduğunu, manevi tazminat talebine ilişkin şartların hasıl olmadığını, marka tecavüzünden kaynaklı itibar tazminatın esasen tecavüze uğramış markanın, tecavüze konu marka tarafından kötü ve ayıplı üretim, piyasaya sürme ve benzeri hususlarda vücut bulduğunu, tecavüzün varlığını katiyen kabul etmemekle birlikte sahihliği ihtimalinde dahi itibar tazminatının şartlarının oluşmadığını,
davalının firmasının gerek kaliteli ve titiz üretimi gerekse de kaliteli müşteri portföyüyle itibarına gölge düşürecek eylem ve tavırlardan imtina ettiğini, davacı yanın itibarını zedeleyecek herhangi bir eylem veya tavrın mevcut olmadığını, itibar tazminatı talebine ilişkin şartların hasıl olmadığını, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceğini,
somut dava bakımından davacı yanın iddialarının aksine özellikle davalı yan firmasının ticaret alanında, davacı yan markasının esamesinin okunmadığını, davacı markasının ciddi biçimde kullanılmadığını, davacı yanın Türkiye'de tescilli bir markasının bulunmadığını, davacı yana ait Türkiye'de tescilli bir markanın mevcudiyetine dair olası bir halde davacı yanca yapılan bu tescil kötü niyetle yapılmış olduğundan bu ve ilgili hususlara ilişkin her türlü dava açma haklarını saklı tuttuklarını ifade ederek cevapların kabulü ile,
huzurdaki davanın öncelikle davacı yanın dava ikame etmekte hukuki yararının bulunmaması sebebiyle usulden reddine, markalar arasında anlamsal, işitsel ve görsel anlamda bir iltibas bulunmaması sebebiyle tüm ferileriyle birlikte esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesi talep etmiştir.
Deliller:
TPMK
Gelen cevabi yazıda; ... adına ... sayıyla tescilli markaya ilişkin, koruma süresini, başvuru tarihini, kullandığı ürün ve hizmet listesini ve tescil belgesindeki bilgilerin aynısını içerir onaylı renkli sicil kaydı gönderildiği, marka tescilinin halen geçerliliğini koruduğu, Marka tescili üzerinde herhangi bir devir ve lisans kaydına rastlanılmadığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi Raporu: Bilirkişi raporunda;"Davacının SMK m.6/1, m.6/3, m.6/4, m.6/6, m.6/9 hükümlerine dayanarak davalının 21.04.2017 tarihinde ... başvuru no. ile ... sınıflarda tescil ettirdiği “...” markasını hükümsüz kılamayacağı, davalının tazminat ödeme yükümlülüğünün SMK m.150 uyarınca somut olayda doğmayacağı" kanaatini bildirmiştir.
Dava ve uyuşmazlık : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, TPMK nezdinde davalı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini, davacı adına tescili ile davacı lehine maddi, itibar ve manevi tazminata hükmedilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.
Davacı taraf; "..." ünvanı ile tanındığını, "..." markasının 2001 yılından itibaren Cezayir, Irak, Ürdün ve Lübnan'da tescil ettirdiğini, davalının dava konusu edilen markayı kötü niyetli tescil ettirdiğini, davalının davacının toplum nezdindeki tanınırlığından yararlanarak haksız kazanç elde etmeyi amaçladığını belirterek davanın kabulünü savunmuştur.
Davalı taraf ise davacının markalarının davalının markasından sonra tescil edildiğini, markalar arasında görsel ve anlamsal anlamda bir benzerlik bulunmadığını, tazminat talepleri bakımından herhangi bir tecavüz bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında ; ...tescil numaralı "..." ibareli markanın TPMK nezdinde davalı adına tescilli bulunduğu, davalı markasının ... sınıflarda tescilli olduğu, davacının markasının TPMK nezdinde tescilli olmadığı, davacının Irak devleti nezdinde tescil ettirdiği "..." markasının 2016 yılında tescil edildiği, Cezayir devleti nezdinde ise 2001 yılında tescil edildiği, tarih olarak daha önce tescil edilmiş ise de bu tescilin TPMK nezdinde yapılmaması nedeniyle davacıya öncelik hakkı vermediği, diğer ülkelerdeki tescillerin ise davalının marka tescilinden sonra olduğu olduğu anlaşılmıştır.
Bu kapsamda davacının hükümsüzlük ve terkin talebi ile tescil talebi bakımından yapılan incelemede; tarafların markalarının asli unsurlarının "..." ibaresi olması nedeniyle aralarında benzerlik olduğu görülmüş ise de; davacının öncelik hakkına sahip olduğuna ilişkin herhangi bir tescil başvurusunun bulunmadığı anlaşılmakla davalı markasının 6/1 madde gereğince hükümsüz kılınamayacağı, tescilsiz koruma bakımından yapılan incelemede ise davacının "..." ibaresinin Suriye devleti nezdinde ticaret ünvanı olarak kullandığı,
ünvansal kullanımının Türkiye içinde gerçekleştirilmediği anlaşılmakla davacının tescilsiz koruma hükümlerinden de yararlanmayacağı, davacının markasının tanınmış marka şartlarını da taşımadığı, bu hususların dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da ayrıntılı bir şekilde belirtildiği, alınan raporun yeterli ve denetime uygun olduğu anlaşılmakla hükme esas alınması gerektiği kanaatine varılmakla davacının hükümsüzlük davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının tazminat talepleri bakımından yapılan incelemede ise, davalının adına tescilli markayı kullandığı, davalının markasal kullanımın davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olmadığı anlaşılmakla davacının tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. , Yapılan yargılama sonucunda davacının tüm talepleri yönünden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2020/144, K. 2023/107, 23 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama