İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/205 K.2024/47

Mahkememizden verilen 04/03/2020 Tarih, 2019/172 Esas ve 2020/173 sayılı karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/07/2023 Tarih, 2023/1026 Esas ve 2023/4309 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)…

Esas2023/205Karar2024/47Tarih22 Şubat 2024Okuma10 dk · 1.961 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Mercii
İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar tarihi
22 Şubat 2024
Esas no
2023/205 Esas
Karar no
2024/47
Dava
Marka (Tespit İstemli
Dava tarihi
13/10/2011
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.961 kelime·10 dk okuma·1 bölüm

Mahkememizden verilen 04/03/2020 Tarih, 2019/172 Esas ve 2020/173 sayılı karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/07/2023 Tarih, 2023/1026 Esas ve 2023/4309 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili; müvekkili ile davalı ...

Tic.A.Ş. arasında 2009 yılında ticari ilişki başladığını ve "..." ve "..." markalı akrilik esaslı malzemelerin işlenerek monte edilmesi amacıyla işbirliği yapıldığını, daha sonra diğer davalı ... ile "...” imzalandığını, ancak davalı ...’nin bu sözleşmeyi tek taraflı olarak haksız şekilde feshettiğini, ayrıca markaları kullanmaya devam etmemesi konusunda müvekkiline ihtarda bulunduğunu, oysa müvekkili tarafından halihazırda satın alınmış olan “...” ve “...” markalı ürünlerin bulunduğunu,

müvekkili tarafından 556 sayılı KHK’nın 13. maddesi gereğince satın alınmış bu malların kullanımı için KHK’nın 74. maddesi uyarınca davalılara bildirim yapıldığını ileri sürerek bu ürünlerin satışının yapılmasının ve bu ürünlerin satılabilmesi için internet sitesinde "..." ve "..." markalarının kullanılmasının 556 sayılı KHK’nın 12. maddesi uyarınca dürüst kullanım teşkil ettiğinin ve marka hakkına tecavüz oluşturmadığının KHK’nın 74. maddesi uyarınca tespit edilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ...Tic. A.Ş. vekili; müvekkilinin davacı ile herhangi bir sözleşmesel ilişkisinin bulunmadığını ve dava konusu markalar üzerinde de mülkiyet hakkına sahip olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkememizce 2011/172 esas sayılı dosyada yapılan yargılamada tüm dosya kapsamına göre; 556 sayılı KHK’nın 74. maddesi uyarınca menfaati olan herkesin marka sahibine karşı dava açarak fiillerinin marka hakkına tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesini talep edebileceği, ancak bu davanın marka sahibi aleyhine açılması gerektiği, dava konusu markaların “...” adına tescilli olduğu, bu durumda davalıların pasif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Verilen hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11.HD'nin 2015/14062 esas 2017/1974 karar sayılı ilamı ile "HMK’nın 124. maddesinde maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği ya da dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebileceği düzenlenmiştir.

Bu durumda, mahkemece, davacının ... adlı şirketi davalı olarak göstermesinin maddi bir hatadan kaynaklandığı kabul edilerek, 6100 sayılı HMK'nın 124/3. maddesi uyarınca davalının dava konusu markaların tescilli sahibi olan ... olarak değiştirilmesi ve ... adlı şirkete dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edildiğinden taraf teşkilinin sağlandığı gözetilerek işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozulması üzerine yeniden yargılama yapılmıştır.

Mahkememizce bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, 556 sayılı KHK m.13/1 uyarınca tescilli bir markanın tescil kapsamındaki mal üzerine konularak, marka sahibi tarafından veya onun izni ile Türkiyede piyasaya sunulmasından sonra, mallarla ilgili fiiller marka tescilinden doğan hakkın kapsamı dışında kalan anılan hüküm ile ifadesini bulan tükenme ilkesi uyarınca, tescilli markayı taşıyan malların marka sahibi tarafından veya onun izni ile münhasır lisans sahibi tarafından Türkiye'de piyasaya sunulmasından sonra marka hakkı sahibi bu malların piyasada tedavül etmesine (el değiştirmesine,

ticari olarak değerlendirilmesine) engel olamayacağının düzenlendiği ancak KHK m. 13/2 uyarınca marka sahibinin markalı malların piyasaya sunulmasından sonra üçüncü kişiler tarafından markalı emtianın değiştirilmesi veya kötüleştirilmesi, yani malın özgün niteliğinin bozulması halinde bunu önleme yetkisine sahip olduğu, hal böyle olmakla beraber, hükmün 1. fıkrasında yer alan "mallarla ilgili fiiller marka tescilinden doğan hakkın kapsamının dışında kalır “şeklindeki ibarenin yeterli açıklığı taşımadığı,

bu problemin maddenin mehazı olan 89/104 sayılı Avrupa Birliği Yönergesi'nin 7. maddesinin asıl metne uygun şekilde tercüme edilmemesinden kaynaklandığı, “Mallarla ilgili fiiller” ibaresinin geniş algılanması gerektiği, üçüncü kişiler tarafından markalı malları ticaret mevkiine koymak amacıyla yapılabilecek her türlü hukuki tasarrufun bu ibarenin kapsamına dâhil kabul olunması gerektiği, doktrinde haklı olarak belirtildiği üzere, "mallarla ilgili fiiller" ibaresinin kapsamına sadece üçüncü kişiler tarafından yapılan satış ve ihraçlar değil, mallarla ilgili olarak reklam yapılması,

broşür yayınlanması fiilleri de gireceği, ancak yapılacak reklamların, o malın pazarlanması için olağan sayılan reklam usullerine uygun olması ve markanın itibarına zarar verecek nitelikte olmaması gerektiği, bunun yanında, bu tür reklamların, markalı malların onları tekrar ticaret mevkiine koyan üçüncü kişi tarafından üretildiği izlenimini de yaratmaması gerektiği, KHK m.9/2-d hükmü uyarınca markanın reklamlarda kullanılması yetkisinin marka sahibine ait olup,

marka sahibi markanın üçüncü kişiler tarafından iş evrakı ve reklamlarda kullanılmasını yasaklayabileceği ancak markalı malların marka sahibi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra markanın malın reklamı ile ilgili kullanımı KHK m. 13/1 kapsamında değerlendirilebileceği ve bu hakkın tükenmeye konu olabileceği, ayrıca, 556 sayılı KHK m. 12 uyarınca "Dürüstçe ve ticari veya sınai konularıyla ilgili olarak kullanılmaları koşuluyla üçüncü kişilerin, ad ve adreslerini, mal veya hizmetlerle ilgili cins, kalite, miktar, kullanım amacı, değer, coğrafi kaynak,

üretim veya sunuluş zamanı veya diğer niteliklere ilişkin açıklamaları kullanmaları marka sahibi tarafından engellenemez" hükmünün üçüncü kişilerin kendisi, adresi, işyeri, mal ve hizmetleri ile ilgili açıklama yapma özgürlüğünün beraberinde getirdiği bir durumu düzenlediği ve marka olarak tescil edilmiş isim, rakam, slogan ve sıfatların üçüncü kişilerin kullanımına kapatılmasını engellediği,

bununla birlikte hükmün üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen tasviri amaçlı kullanımlar ile mal veya hizmetlere ilişkin belli özellikleri ifade etmek amacıyla gerçekleştirilen kullanımların marka sahibince engellenemeyeceğini ifade ettiği, buna karşın tescilli markanın üçüncü kişiler tarafından markasal kullanımının dürüstlük kuralınca haklı görülebileceği diğer halleri zikretmediği, somut olayda davacının sözleşmenin feshinden önce aldığı ... ve ... markalı malları yeniden ticaret mevkiine koyması makul ve kabul edilebilir bir davranış olduğu,

davacı her ne kadar her iki davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini istemişse de davalılardan ...'nin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle bu davalı yönünden husumet yokluğundan davanın reddine, davalı ...yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili ve davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddolunduğu, davacı vekilinin temyiz itirazlarının ise ; " davalı ...A.Ş.’nin diğer davalı ... adına tescilli markasını lisansla Türkiye’de kullandığı ve olaya uygulanacak mülga 556 sayılı marka KHK’nın 21. maddesinde yer alan “...Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa, inhisari lisansa sahip olan kişi, üçüncü bir kişi tarafından marka sahibinin markadan doğan haklarına, tecavüz edilmesi durumunda, marka sahibinin bu Kanun Hükmünde Kararname uyarınca açabileceği davaları, kendi adına açabilir.

İnhisari olmayan lisans sahiplerinin, dava açma hakları yoktur. Altıncı fıkra hükümlerine göre, markaya tecavüz dolayısıyla dava açma hakkı olmayan bir lisans alan, noter vasıtasıyla yapacağı bir bildirimle, gereken davayı açmasını marka sahibinden isteyebilir. Marka sahibinin, bu talebi kabul etmemesi veya bildirimin alındığı tarihten itibaren üç ay içinde, gerekli davanın açılmaması halinde, lisans alan yaptığı bildirimi de ekleyerek, kendi adına dava açabilir.

Lisans alan, ciddi bir zarar tehlikesi karşısında ve söz konusu sürenin geçmesinden önce, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. Lisans alan, dava açtığını marka sahibine bildirir.

Marka sahibi, talimatlarıyla uygunluk içinde, lisans alan tarafından üretilen malın veya sunulan hizmetlerin kalitesini garanti edecek önlemleri alır.” şeklinde ki düzenleme dikkate alındığında marka sahibinden lisans alan davalı ...'nin bu hükme dayanarak davacıya karşı marka hakkına tecavüz iddiasıyla bir takım yasal mücadele hakları bulunduğundan bu davalı yönünden davanın husumet nedeniyle reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle kabul olunduğu anlaşılmış, bu doğrultuda Yargıtay bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur.

Marka sahibinin tescilli markasından doğan mutlak hakkına getirilen önemli bir sınırlama KHK m.13 ile düzenlenmiş olan marka hakkının tükenmesi ilkesidir.

KHK m.13/1 uyarınca " Tescilli bir markanın tescil kapsamındaki mal üzerine konularak, marka sahibi tarafından veya onun izni ile Türkiye de piyasaya sunulmasından sonra, mallarla ilgili fiiller marka tescilinden doğan hakkın kapsamı dışında kalan anılan hüküm ile ifadesini bulan tükenme ilkesi uyarınca, tescilli markayı taşıyan malların marka sahibi tarafından veya onun izni ile münhasır lisans sahibi tarafından Türkiye'de piyasaya sunulmasından sonra, marka hakkı sahibi bu malların piyasada tedavül etmesine (el değiştirmesine, ticari olarak değerlendirilmesine) engel olamaz.

Ancak, KHK m. 13/2 uyarınca marka sahibi, markalı malların piyasaya sunulmasından sonra üçüncü kişiler tarafından markalı emtianın değiştirilmesi veya kötüleştirilmesi, yani malm özgün niteliğinin bozulması halinde bunu önleme yetkisine sahiptir.

Hal böyle olmakla beraber, hükmün 1. fıkrasında yer alan "mallarla ilgili fiiller marka tescilinden doğan hakkın kapsamının dışında kalır şeklindeki ibare yeterli açıklığı taşımamakta olup, bu problem maddenin mehazı olan 89/104 sayılı Avrupa Birliği Yönergesi nin 7. maddesinin asıl metne uygun şekilde tercüme edilmemesinden kaynaklanmaktadır.

"Mallarla ilgili fiiller ibaresi geniş algılanmalı, üçüncü kişiler tarafından markalı mallan ticaret mevkiine koymak amacıyla yapılabilecek her türlü hukuki tasarruf bu ibarenin kapsamına dâhil kabul olunmalıdır. Doktrinde haklı olarak belirtildiği üzere, "mallarla ilgili fiiller" ibaresinin kapsamına sadece üçüncü kişiler tarafından yapılan satış ve ihraçlar değil, mallarla ilgili olarak reklam yapılması, broşür yayınlanması fiilleri de girer.

Ancak yapılacak reklamların, o malın pazarlanması için olağan sayılan reklam usullerine uygun olması ve markanın itibarına zarar verecek nitelikte olmaması gerekir. Bunun yanında, bu tür reklamların, markalı malların onları tekrar ticaret mevkiine koyan üçüncü kişi tarafından üretildiği izlenimini de yaratmaması gereklidir.

KHK m.9/2-d hükmü uyarınca markanın reklamlarda kullanılması yetkisi marka sahibine ait olup, marka sahibi markanın üçüncü kişiler tarafından iş evrakı ve reklamlarda kullanümasım yasaklayabilir. Ancak, markalı malların marka sahibi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra markanın malın reklamı ile ilgili kullanımı KHK m. 13/1 kapsamında değerlendirilebilecek ve bu hak tükenmeye konu olabilecektir.

Ayrıca, 556 sayılı KHK m. 12 uyarınca "Dürüstçe ve ticari veya sınai konularıyla ilgili olarak kullanılmaları koşuluyla üçüncü kişilerin, ad ve adreslerini, mal veya hizmetlerle ilgili cins, kalite, miktar, kullanım amacı, değer, coğrafi kaynak, üretim veya sunuluş zamanı veya diğer niteliklere ilişkin açıklamaları kullanmaları marka sahibi tarafından engellenemez." Anılan hüküm, üçüncü kişilerin kendisi, adresi, işyeri, mal ve hizmetleri ile ilgili açıklama yapma özgürlüğünün beraberinde getirdiği bir durumu düzenlemekte ve marka olarak tescil edilmiş isim, rakam,

slogan ve sıfatların üçüncü kişilerin kullanımına kapatılmasını engellemektedir. Bununla birlikte hüküm üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen tasviri amaçlı kullanımlar ile mal veya hizmetlere ilişkin belli özellikleri ifade etmek amacıyla gerçekleştirilen kullanımların marka sahibince engellenemeyeceğini ifade etmekte, buna karşın tescilli markanın üçüncü kişiler tarafından markasal kullanımının dürüstlük kuralınca haklı görülebileceği diğer halleri zikretmemektedir.

Somut olayda davacının sözleşmenin feshinden önce aldığı ... ve ... markalı malları yeniden ticaret mevkiine koyması makul ve kabul edilebilir bir davranıştır. Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere davalı ...

A.Ş.’nin diğer davalı ... adına tescilli markasını lisansla Türkiye’de kullandığı ve olaya uygulanacak mülga 556 sayılı marka KHK’nın 21. maddesinde yer alan “...Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa, inhisari lisansa sahip olan kişi, üçüncü bir kişi tarafından marka sahibinin markadan doğan haklarına, tecavüz edilmesi durumunda, marka sahibinin bu Kanun Hükmünde Kararname uyarınca açabileceği davaları, kendi adına açabilir.

İnhisari olmayan lisans sahiplerinin, dava açma hakları yoktur. Altıncı fıkra hükümlerine göre, markaya tecavüz dolayısıyla dava açma hakkı olmayan bir lisans alan, noter vasıtasıyla yapacağı bir bildirimle, gereken davayı açmasını marka sahibinden isteyebilir. Marka sahibinin, bu talebi kabul etmemesi veya bildirimin alındığı tarihten itibaren üç ay içinde, gerekli davanın açılmaması halinde, lisans alan yaptığı bildirimi de ekleyerek, kendi adına dava açabilir.

Lisans alan, ciddi bir zarar tehlikesi karşısında ve söz konusu sürenin geçmesinden önce, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. Lisans alan, dava açtığını marka sahibine bildirir.

Marka sahibi, talimatlarıyla uygunluk içinde, lisans alan tarafından üretilen malın veya sunulan hizmetlerin kalitesini garanti edecek önlemleri alır.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında marka sahibinden lisans alan davalı...'nin bu hükme dayanarak davacıya karşı marka hakkına tecavüz iddiasıyla bir takım yasal mücadele hakları bulunduğu anlaşılmakla bu davalı yönünden de davanın kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın kabulüne, davacının satın almış olduğu ... ve ... markalı mallar üzerinde, bu malları yeniden ticaret mevkiine koyma ve söz konusu markaları elinde bulunan malların reklamını yapma amaçlı olarak üçüncü kişilerde yetkili satıcı izlenimi yaratmayacak şekilde ve biçimde kullanmasının davalıların marka hakkına tecavüz oluşturmadığının tespitine,

2-Davacı tarafından yapılan; 18,40 TL Başvuru Harcı, 18,40 TL Peşin/Nisbi Harcı, 5.058,50 TL Tebligat Posta, Bilirkişi ve Diğer Masraflar olmak üzere toplam 5.095,30 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

3-Tahsilde tekerrür olmamak üzere, Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 18,40 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 342,21 TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,

4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

5-Fazla yatan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine,

Dair Davalı ... Türkiye vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/02/2024

Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır

İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/205, K. 2024/47, 22 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2023/205
Karar No
2024/47
Tarih
22 Şubat 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/205 K.2024/69
  • Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/205 K.2024/97
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/205 K.2024/125
  • İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/205 K.2024/92
  • İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/206 K.2024/184
  • İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/207 K.2024/98

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.