KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
- Esas no
- 2023/42 Esas
- Karar no
- 2025/108
- Dava
- Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 13/02/2023
Karar Metni
1.472 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkilinin 1960 yıllarından beri Türkiye’de ve Türkiye dışında ‘’...’’ markasını ...
Sınıf dahil birçok sınıflarda kullandığını, 1960 yıllarından itibaren şirket sahibinin ...’ otelinin sahibi olduğunu, ayrıca 1995 yılında Madrid Protokolüne taraf Avrupa Birliği ülkelerinde ve Almanya’da ‘...’ markasını tescil ettirdiğini, ayrıca müvekkili şirket sahiplerinin ... ili, ...’te beş yıldızlı ‘...’ adlı oteli satın aldığını, şirket ve şirket ortaklarının Avrupa’daki ‘...’ otel zinciri ile işbirliği yaptığını, ‘...’ markasıyla uluslararası platformda birçok organizasyonlar yaptığını, ‘...’ markasının toplumda geniş kitleler tarafından tanınır hale gelmesini sağladığını, SMK’dan doğan münhasır hak ve yetkilere sahip olduğunu,
TPE’nin davalı adına ‘...’ markasını, ilk incelemede hemen reddetmesi gerekirken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na aykırı olarak ... Sınıfta tescil ettiğini, müvekkili şirket adına ‘...’ markasının tescilli olduğunu davalının bildiğinden önce 15.09.2015 tarihinde ... no ile .... Ve .... Sınıflarda TPE’de tescil ettirdiğini, bir sene sonrada adına .... Ve .... Sınıflarda markanın tescilli olduğunu ileri sürerek TPE’yi yanıltarak ... markasının ...
Sınıfta tescil ettirdiğini, bu durum üzerine davalı aleyhine ... 1.FSHHM ... E.sayılı dosyası ile .... Sınıfta yer alan hizmetler yönünden davalının markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine ilişkin dava açıldığını, yerel mahkemenin yanlış kararının BAM 16. Hukuk Dairesi... E ... K 22.12.2022 tarihli kararı ile bozularak davalı aleyhine tescilli olan ...markasının ... markasının ...
Sınıfta müvekkili şirket adına tescilli olması nedeniyle hükümsüz olduğunun karar altına alındığını, mahkemenin vermiş olduğu bu kararın, markanın tescil başvurusu tarihinden itibaren geriye doğru geçerli olup hükümsüzlük kararına kadar sağlanan korumanın da geçersiz olduğunu, bu durumda davalının müvekkilinin markasına tecavüz ederek kendisine maddi ve manevi menfaat elde ederek müvekkilini kendi haklarından mahrum ettiğini,
davalının hükümsüzlük kararı nedeniyle kendisine koruma sağlamadığını bilmesine karşılık hukuki dayanaktan yoksun şekilde tescili bulunmayan markasını kullanarak müvekkili markasına tecavüz etmeye ve bu marka dolayısıyla kendisine menfaat sağlamaya devam ettiğini, davalının ... web sitesinde ve alan adı ile müvekkili şirket markasını kullandığını ve haksız kazanç sağladığını, SMK –TTK vs. mevzuatların tamamına aykırılık teşkil ettiğini, davalının müvekkili markasından yararlanarak haksız kazanç elde ettiğini ve eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının haksız kullanım sebebiyle ihtiyati tedbir verilmesini talep ettiklerini,
gerek haksız tescil döneminde gerekse hükümsüzlük kararı sonrasında davalı tarafça ‘’... ’ markası ile marka hakkına tecavüzün tespitini, davalının devam ettirdiği ihlalin ve sair tüm hak ihlallerinin önlenmesini, marka hakkına tecavüzün ortadan kaldırılması ve sonlandırılmasını, bu markaya ilişkin davalıya ait her türlü evrak ve maddeler ve tanıtım malzemelerinin ve işyeri tabelasının bulunduğu yerden kaldırılmasını, hükümsüzlüğü-iptali kararı verilen markanın tüm internet, sanal görsel ve yazılı yayınlar ile web sayfasından çıkarılmasını,
davalının ihlali sebebiyle SMK 151/2-b gereğince davalının 2016 tarihinden itibaren elde ettiği net kazancın tespitini, işbu belirsiz alacak davasına konu edilmek üzere şimdilik 5.000,00-TL 2016 da haksız tescil tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faiziyle birlikte maddi tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının marka hakkına tecavüz iddiasının gerecek dışı, mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, davacı markasına tecavüzün söz konusu olmadığını, davacının işbu davaya dayanak olarak sunduğu hükümsüzlük kararının da kesinleşmediğini, Yargıtay incelemesinde olduğunu, müvekkili şirket adına tescilli markanın, projenin konseptini yansıtmakla birlikte projenin adını da oluşturduğunu, iltibasa neden olabilecek hiçbir husus bulunmadığını, halk tarafından karıştırma ihtimalinin de bulunmadığını, markanın müvekkili şirketin tescilli kullanımı ile tüketici nezdinde tanınır haline geldiği göz önünde bulundurulduğunda SMK 7. Maddesinin 2/c fıkrası uyarınca markanın itibarından haksız
bir yarar elde edilmesi durumunun davacı için söz konusu olacağını, mevzuat ve yüksek yargı kararları uyarınca tazminat taleplerinin ancak ağır ihmal ve kötü niyetli tescil söz konusu olduğu durumda hukuken talep edilebilir olduğunu, iltibasa neden olacak herhangi bir hususun bulunmadığına ilişkin tüm beyanları saklı kalmak ve hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin davaya konu markayı tescil ve kullanım süreci dikkate alındığında,
markanın kullanımı ile davacının iddia ettiği şekilde ticari olarak söz konusu markadan yararlanma yahut herhangi bir şekilde markaya zarar verme kastı ile hareket edilmediği dolayısıyla kötü niyetin mevcut olmadığını, davacının tazminat taleplerinin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, hukuken korunmasının mümkün olmadığını, bu nedene haksız taleplerin reddinin gerektiğini, Yargıtayın müstakar kararları uyarınca tescilli bir markaya ilişkin hakların kullanılmasının meşru olduğunu, haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, tescil devam ettiği sürece tescilli bir hakkın kullanımının hukuka uygunluk nedeni olduğunu,
Yargıtay yaklaşımının tescil sahibinin kötü niyetli olup olmadığının dahi tartışılmaması yönünde olduğunu, bu nedenle davacının haksız rekabete ilişkin iddiaları ve buna dayanarak talep ettiği tazminat taleplerinin reddinin gerektiğini, öncelikle davacının ihtiyati tedbir kararının reddini, davanın haksız ve mesnetsiz olması nedeniyle esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
Mahkememizce alınan 29/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda, davacı tarafça davalıya karşı ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile marka hükümsüzlüğü için acılan davanın reddedildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi ...sas sayılı dosyasından verilen karar ile bu kararın kaldırılarak davalıya ait markanın ... sınıf yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiş olduğunu, SMK madde 27/1 ile “25 inci madde gereğince markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi hâlinde bu karar marka başvuru tarihinden itibaren etkili olup, markaya bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış” sayılacağı, madde 27/7 ile de hükümsüzlük kararının
kesinleşme ile sonuç doğuracağı hüküm altına alınmış olup Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi ... Esas sayılı kararının henüz kesinleşmediği dosya kapsamından anlaşılmakla, yukarıda ayrıntılarına yer verilmiş olduğu üzere, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi ̇ ...
Esas sayılı kararı ile de belirtilmiş olduğu üzere davalı adına tescilli, dava konusu ... tescil nolu ... ibareli marka ile davacı markaları arasında ... nolu sınıf yönünden SMK madde 6/1 kapsamında halk nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacının SMK 151/2-b maddesi uyarınca tazminat talebinde bulunduğu, davalının e-defter mükellefiyeti olduğu, defterlerinin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, davalının dava konusu marka ve sınıfına ilişkin gelirlerinin olmadığı beyanı ile incelemeye dava konusu satışlara ilişkin belge sunmadığı,
toplam satışlar üzerinden de yoksun kalınan kazanç hesaplanamayacağından bahisle talep edilecek tazminat miktarının takdirinin TBK 50. Maddesi gereğince Sayın Mahkemeye ait olabileceği, görüş ve kanaat belirtilmiştir.
Mahkememizce alınan 04/11/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda, davacı talepleri ve dosya kapsamında davalı tarafça ... ibareli markanın .... Sınıf kapsamında kullanıldığına dair 2021-2022 ve 2023 yılları ticari defter ve kayıtları üzerinde bir gelir kaydı olmadığı görülmekle beraber, bu kapsamda davacı talepleri ve dosya kapsamında davalı tarafça ...ibareli markanın ...
Sınıf kapsamında kullanıldığı veya daha öncesinde kullanıldığı, kullanımın ne zaman sonlandırılmış olduğuna dair mali inceleme sonucu da dikkate alınarak açık bir tespit yapılamadığı, davacı tarafça dava dilekçesinde, açılan davanın davalı adına tescilli olan ... markasının ... Sınıfta hükümsüzlüğüne karar verilmiş olması nedeni ile davalının ... ... markasını ...
Sınıfta kullanması sebebi ile marka hakkına tecavüzün tespiti talep edilmiş olduğu dikkate alındığında, davalı tarafça ... ibareli markanın ... Sınıf kapsamında kullanımına ilişkin açık bir tespit yapılamadığından marka tecavüzü yönünden de tespitte bulunulamadığı görüş ve kanaatine varılmıştır.
Dava, markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ve ortadan kaldırılması ve maddi tazminat taleplerine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı ; yukarıda özetlenen bilirkişi raporu ile taraflarca sunulan bilgi, belge ve görsellerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının, davalı adına TPMK'da... no ile tescil edilen ... Markasının ... sınıf yönünden verilen hükümsüzlük kararının esas alınarak, davalının marka tecavüzünün tespitini ve sonlandırılmasını talep ettiği,... 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin ...
E. sayılı dosyasında marka hükümsüzlüğü talebi ile açılan dava sonucu kesinleşen hükümsüzlük kararının davalı adına ... no ile tescil edilen ... Markasının ...
Sınıfına ilişkin olduğu, davacı tarafça sunulan görseller ve internet adreslerinde gerek bilirkişilerce yapılan gerekse de resen yapılan incelemelerde davalı tarafından "..." ibareli markanın .... sınıf kapsamında kullanımına ilişkin açık bir tespit yapılamadığı, marka tecavüzü yönünden herhangi bir tespitte bulunulamadığı, davalı şirketin davaya konu marka ile markanın ...
Sınıf kapsamında kullanıldığına dair veya davalı tarafça ... ibareli marka adı altında otel, restoran, yeme içme sektörü alanında daha öncesinde hizmet verildiği veya bu hizmetin ne zaman sonlandırıldığına dair açık bir tespit yapılamadığı ve davalının bu çerçevede tespit edilen bir gelirinin bulunmadığının da tespit olunduğu, davalı adına “...” markasının ise... Sınıflarda tescilli olduğu, bu markanın ...
Sınıfta “İnşaat hizmetleri” alanında tescilli olduğu, davalıya ait internet sitelerinde yapılan incelemelerde restoran ve kafe bilgisine yer verildiği görülmekle birlikte, residence içerisinde yer alan bu kafe ve restoran işletmelerinin ... ibareli marka adı altında işletilen işletmeler olduğunun net bir tespitinin yapılamadığı anlaşıalrak, açıklanan tüm bu hususlar çerçevesinde sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
Katip · ¸ Hakim · ¸
İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/42, K. 2025/108, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama