İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/58 K.2025/9

Mahkememizden verilen 17/09/2020 Tarih, 2017/514 Esas ve 2020/271 sayılı karar; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 02/02/2023 Tarih, ...Esas ve... Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, mahkememizde görülmekte bulunan FSEK-Hak ihlalinin…

Esas2023/58Karar2025/9Tarih9 Ocak 2025Okuma19 dk · 3.780 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
9 Ocak 2025
Esas no
2023/58 Esas
Karar no
2025/9
Dava
Tazminat (Fikir ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan
Dava tarihi
25/05/2017
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.780 kelime·19 dk okuma·1 bölüm

Mahkememizden verilen 17/09/2020 Tarih, 2017/514 Esas ve 2020/271 sayılı karar; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 02/02/2023 Tarih, ...Esas ve... Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, mahkememizde görülmekte bulunan FSEK-Hak ihlalinin tespiti, maddi ve manevi tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkilinin ... mezunu olduğunu, daha öğrenciyken ...(...) ile çalışmaya başladığını, ... ve ... da görev yaptığını, ... senaryo dersleri alıp, ...

Üniversitesinde ...'ın derslerine katılan vekilinin "..." adlı TV dizisi ile "..." adlı televizyon filminin hikayesini yazarak, proje tasarımını da yaptığını, hala güzel bir eğitim kurumunda etkili konuşma dersleri ve kamera oyunculuğu dersleri veren müvekkilinin ..., ...gibi sinema filmlerinde, ..., ..., ..., ..., ... gibi bir çok televizyon dizilerinde ve muhtelif televizyon filmlerinde rol alan tanınmış oyuncu ve gerçek bir sanatçı olduğunu,

Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğüne önceleri "..." adı verilen proje için destek talebinde bulunması ve anılan genel müdürlüğün uygun gördüğü 15.000 TL'nin ödenmesi üzerine, müvekkili tarafından 2006 yılında davanın konusu olan ...isimli senaryo yazımına başlandığını ve tamamlanarak Kültür Bakanlığı'na teslim edildiğini, bir yıl sonra başvurulduğunda ise Bakanlıkça başvuruya olumsuz yanıt verildiğini, müvekkilinin yılmadığını aynı senaryo ile ... adıyla ve... adıyla bir çok yere başvuruda bulunduğunu, senaryosunu film olarak çekmek isteyen müvekkilinin senaryoyu alenileştirdiğinin farkında olduğunu,

senaryonun eser sahibi olan müvekkilinin bir süre önce ... logosu ile yayın yapan ...'de ... adıyla bir dizinin yayınlanacağını fark ettiğini, fragmanında kendisi tarafından yazılan senaryonun dizi haline getirilmekte olduğunu anlayarak noter kanalıyla ihtarname çektiğini, senaryonun kendisine ait olduğunu ve aynı isimle yayınlanacağı belirtilen dizinin yayının durdurulmasına eğer isteniyorsa FSEK'den kaynaklanan hakların devri ve kullanımı için kendisi ile bağlantı kurulmasını talep ettiğini, ancak ihtarnameye rağmen dizinin yayına başlamış olduğunu,

müvekkilinin senaryosunun ailesini zorla evlendirmek istediği bir kızın bu isteğine karşı direnerek mücadele etmesini konu aldığını, bunun çok genel bir konu olduğunu herkes tarafından muhtelif şekillerde özgün fikir ve karakterlerle yan hikayelerle süslenerek intihale mahal vermeksizin senaryolaştırılabileceğini, dava konusu olayda gerçekleşen durumun bu olmadığını, senaryodaki kahramanın adının ... olduğunu, ... olarak da kullanılan bu kelimenin ...veya ... anlamına geldiğini, ... kökenli olduğu için senaryodaki hikayenin kahramanı ... nüfusun çoğunluğu oluşturduğu ... doğumlu olduğunu,

orta ...'da ... kökenli ve ... konuşan vatandaşlarımız yaşamadığından ...'li olan dizi karakterinin bu ismi taşımasının ilginç olduğunu, dizinin senaristinin ikinci bölümde ... adının anlamını açıklattırılması ve "... sisteminde diğerlerine ters dönen tek gezegen" diyen ...'e...'nin de "..." dedirtmesi olduğunu, bu fikrin senaryonun dördüncü sayfasından aynen alıntılandığını, çekilen dizide senaryoda bahsedilen her unsura aynen veya çok az değiştirilerek yer verildigini,

müvekkilinin yıllardır bir sponsor bularak film haline getirmeyi arzuladığı senaryonun bir şekilde ele geçirilerek fütursuzca ve ihtara rağmen diziye dönüştürülüp çekilmesin arzusu hilafına gösterime sokulmasının ve senaryonun da davalı ... tarafından yazıldığının belirtilmesinin son derece üzücü bir durum olduğunu, davalılardan ... ile ...'ye ihtarname çekildiğini ve senaryonun özgün olmadığını eser sahibinin müvekkili olduğunun açıkça belirtmiş olmasına rağmen uyarıya aldırmayarak eser sahipliği hususunda hiçbir araştırma yapılmadığını, dizinin yayına girdiğini iddia ederek,

müvekkiline ait aynı adı taşıyan senaryodan intihal suretiyle ... isimli diziyi çeken davalıların müvekkilinin mali ve manevi haklarını ihlal ettiklerinin tespitine, muhtemel senaryo bedelinin tespit edilerek FSEK 68 maddesi uyarınca tespit edilecek miktarın üç katının davalılardan tahsili ile şimdilik 500 TL tazminatın, FSEK 70/2-3 maddesi uyarınca diziden elde edilen net karın da ilk yayın tarihinden itibaren hesaplanmasına fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 500 TL maddi,

150.000 TL manevi tazminatın 01/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; dava konusu senaryoların bu coğrafyada yaşayan hemen hemen her senaristin yazabileceği anonim konuları ihtiva eden senaryolar olduğunu, ...'nın sabitliği, parlaklığı ve kurtarıcı olmasının insanlarda her zaman hayranlık yarattığını ve etkilendiğini, ...'nın yarattığı etkinin evrensel olduğunu, anonim konular üzerinde tekel oluşturulmasının mümkün olmayan konular olduğunu, kız çocuklarının zorla evlendirilmesi ve bu durumdan kaçmak isteyen kızların hayatlarının birçok yapımda ve eserde konu edildiğini,

bu konuyu kendi konusu gibi benimsemek ve başka kullananları intihalle suçlamanın kabul edilebilir bir bakış açısı olmadığını, davacının mantığıyla hareket edilmesi halinde kendisinin de aynı şekilde suçlanabileceğini, aynı konuya ilişkin birçok eserlerin mevcut olduğunu, davacının senaryosunda yer verdiği dramatik durumun herkesin aklına gelebilecek herkes tarafından eserlerde kullanılabilecek bir durum olduğunu, müvekkilinin de kız çocuklarının yaşadığı bu dramatik durumu özgün bir şekilde işleyerek kendi senaryosunda kullandığını, müvekkilinin ünlü bir senarist olduğunu ve aynı zamanda devlet tiyatrosu oyuncusu olduğunu,

televizyon kanallarında yayınlanan birçok projesi olduğu gibi kanal veya yapımcılarca kendisinden talep edilen ancak müvekkilinin yayınlanmasını kabul etmediği projelerinin de mevcut olduğunu, müvekkilinin ...projesinin yaratılış ve evrilme sürecinin başka bir senaryoya dayanmayacak kadar uzun ve eski olduğunu, davacının senaryosunu yıllarca kendi kontrol alanından çıkarmadığını, umuma arz etmediğini, amacının destek alabileceği bir sponsor bulmak olup senaryosunu sadece ilgili kişilere gösterdiğini,

dolayısıyla davacının senaryosunun alenileşmediğini ve müvekkilinin davacının henüz alenileşmemiş senaryosuna ulaşmasının mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; ...Şti ve davalı ...arasında imzalanan 02/01/2017 tarihli Dizi Film Yapım Sözleşmesi uyarınca, ...'ın ... adlı dizi filmin yapımını gerçekleştirerek müvekkili şirkete ait ... logolu televizyon kanalında yayınlanmak üzere teslim etmeyi kabul ettiğini ve dizinin 17.bölüm ile final yaptığını,

davacı tarafından müvekkili şirkete gönderilen ihtarname üzerine davacıya ve söz konusu dizinin yapımcısı olan davalı ...'a ihtarname gönderildiğini ve iddia edilen hususlara yönelik olarak bilgi talep edildiğini ve iddiaların haklı olması halinde müvekkili şirket nezdinde oluşacak zararlardan dolayı ...'ın sorumlu olacağı hususların bildirildiğini, cevabi ihtarnamede ise tüm bu hususların haksız ve mesnetsiz iddialardan oluştuğunu, gereken tüm cezai ve hukuki işlemlerin başlatılacağının bildirildiğini, bunun üzerine ...isimli dizinin yayınlamaya başladığını,

davacının davasını kabul anlamına gelmemek üzere Most Yapım'ın eserin tüm haklarını devretmeyi kabul ettiğini, davacının iddialarını hiçbir şekilde kabul etmediklerini, müvekkili şirkete herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, müvekkili şirketin yasal mevzuatlara göre kurulmuş ve üçüncü kişilerin haklarına saygılı ve temel yayıncılık ilkelerine bağlı bir yayın kuruluşu olduğunu, müvekkili şirketin imza altına aldığı sözleşmeye dayanarak ... isimli diziyi yayınlamasının hayatın olağan akışı dahilinde olduğunu,

ayrıca müvekkilinin kabul anlamına gelmemekle birlikte söz konusu dizinin senaryosuna benzer nitelikte olan senaryoları bilmesinin veya bunu öngörmesinin mümkün olmadığını, dava konusu uyuşmazlığın davacı ile diğer davalılar arasında olduğunu, müvekkiline yöneltilebilecek herhangi bir husumetin bulunmadığını, davacının sahibi olduğunu iddia ettiği senaryonun kendisine ait olduğunu, bu senaryonun iddia edildiği gibi diğer davalı senaristin yazdığı senaryodan önce yazıldığını ispat edemediğini, davacının iddialarının soyut iddialardan öte gitmediğini belirterek,

müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğinden husumet noksanlığı itirazlarının dikkate alınarak müvekkili şirket yönünden açılan davanın reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...vekili cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkilinin televizyonun beğenilen dizi ve sinema projelerine imza atan, her bir yapımı için profesyonel kişi ve ekiplerle işbirliği yapan ve bu faaliyetlerini büyük bir titizlikle yürüten Türkiye'nin önemli prodüksiyon şirketlerinden biri olduğunu, davacının iddialarının gerçek dışı ve haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının senaryosu ile diğer davalının senaryosunun hikaye, kurgu ve olayların işleniş biçimi gibi temel, esaslı ve etkin özelliklerinin hiçbir benzerlik taşımadığını,

davacının iddiasını kanıtlamak için bir kaç dramatik durum anlatımı ile senaryoları kıyaslayıp benzerlik kurarak hak iddia etmesinin aşırı ve abartılı bir yaklaşım olduğunu, davacının 10 yıl önce yazıp Kültür Bakanlığına teslim ettiğini iddia ettiği senaryoyu davalı senaristin elde etmesinin mümkün olmadığını, bakanlıkla ve sponsorluk için başvurulan şirketlerle davalı senaristin bağlantısının ispatlanması gerektiğini ve bu konuda hiç delil gösterilemediğini, FSEK'te fikrin ve temanın korunmadığını, bir eserdeki fikrin başkasınca yorumlanarak yeni eser meydana getirilmesinin hak ihlali teşkil etmediğini, ölüm,

töre gibi konuların edebi eserlerde sık kullanıldığını, bu konuların ve temaların kullanılmasında eser sahiplerinin eserlere hususiyet ve üsluplarını yansıtmaları gerektiğini, ülkemizde kızların zorla evlendirilmesi ve bundan kaçmak istemeleri, kan davası, töre cinayeti gibi konularda yüzlerce roman, hikâye ve şiir yazıldığını, bu konular üzerinde kimsenin tekelinin olmadığını, dava konusu olayda intihal bulunmadığını, senaryoların öykü, kahramanlar, dramatik yapı, üslup ve işleyiş bakımından tamamen farklı olduklarını, senaryo adlarının benzerliği gerekçe gösterilerek hak iddia edilemeyeceğini,

ana karakter adlarının benzediği yönündeki davacı iddiasının haksız olduğunu, "..." haricinde ad benzerliği olmadığını,...'nin ise ...'nın diğer adı olduğunu, ...'nın simgeselliğinden yararlanılarak dramatik metin oluşturulacak ve aşk hikâyesi yazılacaksa karakterin adının ... konmasının doğal olduğunu, çağdaş sinema, tiyatro ve edebiyatta ...'ndan esinle yazılmış adların karakter ya da eser adı olarak pek çok eserde kullanıldığını, davalı senaristin senaryoya ... karakterini barındıran "..." adıyla başladığı,

hikâyede yaptığı düzenlemelerden sonra ... karakterinin öne çıkmasıyla proje adının "..." olmasına karar verdiğini, ...'nın yarattığı etkinin evrensel olduğunu, bu nedenle bu yıldızdan esinlenen sanat eserleri arasında benzerliğin kaçınılmaz olduğunu, zorla evlendirilmek istenen kız çocuğu hikâyesinin davacıya özgülenmiş kabul edilemeyeceğini, davacının argümanıyla bakıldığında, davacının da başka yazarların hikâyesini kendine mal ettiğinin iddia edilebileceğini, davacının ve davalı senaristin hikâyelerinin bütün olarak değerlendirilmesi halinde intihal olmadığının anlaşılacağını, hikâyelerde kurguların, karakterlerin, olayın işlenişinin,

sahnelerin farklı olduğunu, davacının zorlama yorumla senaryolardaki sahnelerde benzerlik bulmaya çalıştığını, hemen her dizide kullanılan cümleler ve eşyalardan yola çıkılarak benzerlik iddiasında bulunulmasının kötü niyetli bir davranış olduğunu, davacının eserinin sadece hikayeden ibaret olduğunu ve sinema eseri haline getirilmediğini, eserin FSEK'e göre korunması için kamuya sunulmuş olmasının, eser sahibinin mahremiyetinden çıkıp 3. kişilerce erişilebilir olmasının gerektiğini, davacının eserinin Kültür Bakanlığına veya sponsorluk temini amacıyla birkaç şirkete göndermesinin eseri alenileştirmediğini,

alenileşme için aranan şartların gerçekleşmediğini, davacının hem FSEK m. 68 hem de FSEK m. 70/2-3 uyarınca tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını ve talep edilen tazminatların fahiş olduğunu, istenen faiz türünün de hatalı olduğunu, varsayımsal sözleşme bedeli tayin edilirken eser sahibinin bilimsel ve sanatsal yeterliliği ile üretim kapasitesi gibi sübjektif niteliklerinin ve eserin sayfa yapısı, estetik görünümü, niteliği, ihlal edilen hakkın türü vb. objektif kriterlerin dikkate alınması gerektiğini, az tanınmış bir eser sahibi ile tanınmış bir yazarın telif ücretleri arasında fark olacağını,

davacının bugüne kadar yayınlanmış herhangi bir eserinin olmadığını, halk arasında ve sanat camiasında tanınmadığını, dolayısıyla da davacının hikayesinin değerinin belirttiği değer olamayacağını savunularak, davanın reddi talep edilmiştir.

Mahkememizce davanın reddine dair 17/09/2020 Tarih, ... Esas ve...sayılı karar; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 02/02/2023 Tarih, ...Esas ve...Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır. İstinaf kaldırma ilamı öncesi ;

Senarist Haluk Özenç tarafından verilmiş ve dava dilekçesinin ekinde yer alan mütalaada özetle; ...'de yayınlanan "..." isimli dizi ile davacının film senaryosunun benzerliklerinin madde madde sayıldığı, davacının sinema filmi dosyasının sinopsis, ana hikâye ve karakterlerle ilgili kısmının ve senaryonun okunduğu, dizinin ilk bölümünün izlendiği, netice olarak, ana hikâyenin çıkış noktası, başrol kahramanlarının adları da dâhil birçok ana karakter yapısı ve hikâyedeki işlevi itibariyle davacının film senaryosu ile dizinin çoğu yerde çakıştığının ve benzediğinin görüldüğü,

dizideki bazı sahnelerin mizansen, bazı sahnelerin diyalog ve bazı sahnelerin de sembolik olarak kullanılan detay unsurlar itibariyle davacının film senaryosu ile örtüştüğü, dizinin senaryosu ile davacının film senaryosu arasındaki benzerliklerin tesadüfün ötesinde olduğu, davacının sinema filmi senaryosunun daha önce yazılmış olması sebebiyle intihalin söz konusu olduğu belirterek, benzerliklerin FSEK uyarınca davacı lehine telif hakkı doğurması gerektiği belirtilmiştir.

... tarafından verilmiş olan ve dava dilekçesinin ekinde yer alan mütalaada özetle; davacının "..." başlıklı film senaryosunun ve davaya konu TV dizisinin ilk dört bölümünün görüntü kayıtlarının incelediği, filmin başkahramanı ...'nin adının (.... gezegeninden hareketle) itiraz eden, yaşadığı kültüre direnen, mücadeleci karakteri vurguladığı, karakterin kendi kültürüne (...'e) ait bir isimle özdeşleştirilmesi ve bunun senaryoda dillendirilmesi ile dizideki ... karakterinin: "..." demesinin ve yine dizide ... karakterinin: "..." demesinin tesadüf olamayacak kadar büyük benzerlik olduğu,

film senaryosundaki "..." ile dizideki "..." arasındaki benzerliğin sadece isim olmadığı, karakterlerin motivasyonlarının ve bazı davranış özelliklerinin de benzediği, senaryodaki ... ile dizideki ... arasında mevcut benzerliğin dönüştürülmüş olduğu ve fakat üç ana unsurun korunduğu, zira ...'in de, ... gibi, alaylı olarak güzel sanatlarla uğraştığı ve ...'nin portresini yapması ile aralarında filizlenen aşk sırasında tavır özelliklerinin benzer olduğu, her iki kahramanın da, ...'den/...'den etkilenmelerine rağmen bu hissi ona açılmadan yaşadıkları, ...'in de, ... gibi, ...'nin/...'nin özgürlüğe kavuşmasına yardımcı olduğu,

film senaryosunda kız kardeşinin peşine düşen ...'ın yerini, dizide, evlenmek istemediği ...'in oğlu...'ın aldığı, olumsuz karakterler ... ve...'ın motivasyonlarının ...'yi yakalamak ve namus meselesini noktalamak olduğunu ve her ikisinin de ...'nin dert ortağı küçük kardeşe baskı yaptıkları,...'ın film senaryosundaki zaman karakterinin türevi olduğu, dizi boyutlarının elverdiği ölçüde genişletildiği, dizi ile film arasında ...'nin küçük kardeşiyle olan intikam ilişkisi, ona dair hayalleri ve diğer kişilerin bunu referans alarak küçük çocuğa yaptıkları arasında ciddi benzerlik olduğu,

benzerliğin hem kızın kaçışından sonra çocuğa yapılanlarda, hem kaçış öncesi abla-kardeş arasındaki ilişkide ve/item de ilerleyen zamanlarda birlikte kurdukları yaşamda (örn. çocuğun ablasının yanında ders çalışmasında) görüldüğü, ...'nin zorla evlendirilmeye itirazı, film senaryosunda ağabeyi ve dizide babası tarafından dövülmesi, senaryoda ağabeyi ... ve dizide ... tarafından peşine düşülmesi, kaçışı sırasında tesadüfen...'in ekmek teknesine sığınması kırmızı kamyonetle yola çıkılması, yolda ...ile ...arasında çıkan anlaşmazlık, kızın kamyonetten inmesi, tekrar binmeye ikna edilmesi,

...'ın kıza giysi hediye etmesi,... ile ...arasındaki örtük aşk gibi aksiyonlarda benzerlik olduğu, film senaryosunun ...'de, dizinin ise Kapadokya'da başladığı, ancak güzergahın her ikisinde de ... olduğu, mekan ve güzergah kullanımında benzerlik bulunduğu, ...ve...kamyonetle kaçarken onlara yetişen ... tarafından kamyonete ateş etmesi ve "..." replikleri sahnesinin film senaryosu ile aynı olduğu, kırmızı kamyonet ile portre ve poşette hediye edilen elbisenin hem senaryoda hem de dizide üzerine anlam yüklenen sembolleştirilmiş görseller olduğu, yüklenen anlamlar ve kullanım tarzı ile bağlamın benzer olduğu,

dizi tanıtımında konunun "...'nın zengin ve güçlü adamlarından, ileri yaştaki ... genç güzel ... ile evlenmek ister, ... düğün için ...'den konağa getirilir. Mertliği ile tanınan taş ustası ...'in yolu ...'yle bu süreçte kesişir. Ateş ve su kadar birbirlerinden uzak durmaları gerekse der ... ile ... arasında tutkulu, büyüleyici bir aşk başlar. Ancak aşkları değdikleri her şeyi yakıp yıkar küle döndürür.

Üstelik karşılarında ... kadar güçlü bir engel daha vardır. ..., ... ile ...'nin ...'nın masalsı dünyasında başlayıp ...'a uzanan soluk soluğa izlenecek gerilim dozu yüksek bir aşk hikâyesi" şeklinde özetlendiği, film senaryosunun konusunun ise ağabeyi ... tarafından zorla evlendirilmek istenen ...'nin kaçarken yolunun ressam ... ile kesişmesi ve ...'den ...'a uzanan yolculuk sırasında yakınlaşmaları, ...'da kaçma-kovalamaca, yıkımlar ve gerilimler ile beslenen bir aşk öyküsü olduğu, ana konu benzerliğinin gözden büyük olduğu, netice olarak,

"..." adlı TV dizisinin yazım-tasarım-yapım aşamasında davacının senaryosunun kaynak eser şeklinde kullanılarak buluş ve dramatik kurtarışlarından faydalanılmış olduğu, ancak ana konuya eklenen pek çok unsurla dizi boyulu/sürdürülebilirliği gereği farklılaşmaya gidildiği, anlaşmazlığa kaynak olabilecek ayrıştırıcı özellikler bulunduğu belirtilmiştir.

Senarist ve diyalog yazarı ... tarafından verilmiş olan ve davalı ...

A.Ş. vekilinin 28/02/2018 tarihli dilekçesinin ekinde yer alan mütalaada özetle; davacının mahkemeye sunduğu dilekçe ve senaryo ile davalı ... tarafından yazılan dizi bölümlerinin izlendiği, bu iki eserdeki temel benzerliğin isimleri olduğu, iki eserin de isminin "..." olduğu, her iki eserin konusunun ailesi tarafından zorla evlendirilmek istenen genç kızın damat adayından kaçarken kendisine yardım eden delikanlı ile aralarında aşk filizlenmesi olduğu, "..." adının hususi olmadığı ve bu isimle çok sayıda eser bulunduğu, konunun ise insanlık tarihinin ilk zamanlarından beri sayısız defa kullanıldığı,

bu bakımdan isim ve konu benzerliğine intihal denilemeyeceği, diğer benzerliklerin kaçınılmaz olduğu, her iki eserin de adını baş karakterinden aldığı, ...'nin ..'nın adlarından biri olması, diğer gezegenlerin tersine dönmesi ve ...'ün mitolojideki bir tanrı olması gibi bilgilerin ansiklopedik bilgiler olduğu, her iki eserde kullanılan bu bilgilerin eşyanın tabiatı gereği, doğal olarak kullanılabileceği, eserin adının "..." olarak konulmasındaki amacın bu metaforları kullanmak olduğu ve söz konusu metaforları kullanmanın her sanatçının hakkı olduğu;

eserlerde baş kahramanın adının "..." değil, ...'nın isimlerinden olmayan başka bir ad olması halinde o zaman bu benzerliğin tesadüf veya intihal olabileceğinden şüphe edilebileceği, ... gezegeni olan ...'nın mitolojide güzellik tanrıçası olduğu, bu bakımdan, eserlerden birinde resminin ve diğerinde taş oyma heykelinin yapılmasının eşyanın tabiatı gereği olduğu, insanların kaçak gelinin peşine düşmesinin bir kaçma-kovalama hikayesinin vazgeçilmez öğelerinden olduğu, kaçma-kovalama hikayelerinin aksiyonundaki arabalı kovalamacalar, silahların patlaması,

arkadaki aracın hızlı gitmesi için "..." denilmesi gibi sahnelerin aksiyon içeren her görsel/işitsel eserde bulunduğu ve bu benzerliklere intihal denilemeyeceği, eşyanın tabiatı gereği olmayan tek benzerliğin "kırmızı kamyonet" ögesi olduğu, fakat bu benzerliğin de intihal şüphesi meydana getirmesi için her iki eserde de kamyonetin rengine özel bir anlam yüklenmesi ve bu anlamın her iki eserde de aynı olması gerektiği, kamyonetin renginin değişmesiyle eserin büyük anlam kaybına uğraması ve eserin kırmızı kamyonetsiz düşünülememesi gerektiği, dava konusu eserlerde böyle metaforik bir anlam hissedilmediği,

eserlerin ikisinde de kırmızı kamyoneti tedarik etmekle görevli prodüksiyon ekibinin kırmızı kamyonet bulamaması ve örneğin yeşil kamyonet getirmesi halinde de çekimin yapılacağı, iki eserde kamyonet öğelerinin işlev olarak birbirinden farklı oldukları, film senaryosunda, bohem ressamın aynı zamanda evi olan kamyonet yerine bir karavan kullanılabileceği, fakat dizideki kamyonetin taş ustasının iş aracı olduğu ve değiştirilemeyeceği, zira taşın kamyonla taşındığı, iki eserdeki erkek karakterlerin birbirine taban tabana zıt olduğu, birinin yerli, diğerinin yabancı olduğu,

bu farklılığın her iki eser sahibinin eserlerinde yürümek istedikleri yolu ve varmak istedikleri noktayı belirlediği ve hususiyetin burada ortaya çıktığı, davacının iddia ettiği gibi bir intihalin olmadığı, intihal olmuş olsa, intihal edenin ilk yapacağı işin baş kahramanın adını değiştirmek olacağı, ismi "..." ve kadın kahramanının adı "..." olan, zorla evlendirilen gelinlerin kaçtığı ve peşinden insanların kovaladığı konuların başka sanatçılar tarafından da ele alınacağı, intihal olduğu iddia edilen benzerliklerin kimse tarafından sahiplenemeyeceği, aksi taktirde dramanın doğduğu M.Ö.

5. yüzyıldan sonra yazılan hiçbir eserin özgün kabul edilemeyeceği, günümüzde kullanılan pek çok konunun o dönemin sanatçıları tarafından da kullanıldığı, pek çok yazara, adı "..." olan ve ailesi tarafından zorla evlendirilen kızın kaçış hikayesini yaz denildiğinde ilk yapacakları işin ansiklopedi ve arama motorlarına bakmak olacağı, yazarların yarısından fazlasının kaçak gelinin adını ...'nın isimlerinden olan "..." veya "..." ya da eserin isminde geçtiği için "..." olarak koyacakları;

kızın adını "..." veya "..." olarak koyanların, ...'nın ... gezegeni olduğunu öğrendiklerinde diğer gezegenlerin tersine dönen bu gezegeni kızın karakterine işaret etmek için metafor olarak kullanacakları, bunların yarısından fazlasının Venüs'ün güzellik tanrıçası olmasından yola çıkarak eserlerinde resim veya heykel kullanacakları ve bu resmi veya heykeli yapacak karakteri eserlerine katacakları, ayrıca, gelinin kaçışı sırasında ona eşlik edecek bir refakatçiye veya aşığa yer verecekleri, kaçakları kovalayanların mutlaka olacağı,

pek çok yazara ailesi tarafından zorla evlendirilen bir kızın kaçış öyküsünü anlatan "..." isimli bir eser yaz denildiğinde, çoğunun eserinde davacının intihal olarak sunduğu benzerliklerin yer alacağı, çünkü bu benzerliklerin kaçınılmaz ve eşyanın tabiatı gereği olduğu, sonuç olarak davaya konu iki eser arasında intihal bulunmadığı belirtmiştir.

Mahkememizce alınan Uyap kayıt tarihi 07/09/2018 olan ilk raporda bilirkişilerce; davaya konu eserler arasında intihal bulunmadığı ve iki eserin ayrı hususiyetler taşıdıkları, eserler arasındaki benzerliklerin ve ortak yönlerin, anonim isimler ve benzer eserlerde sıklıkla rastlanabilecek klişe diyaloglar ve durumlardan ibaret bulunduğu, herhangi bir mali veya manevi hak ihlalinin saptanamadığı, FSEK m.68 ve 70 kapsamında talep edilebilecek bir tazminat hakkının tespit edilmediği yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.

Davacı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edildiği ve yeni bir heyetten rapor alınmasına ilişkin talepte bulunulduğu, mahkememizce yapılan 27/12/2018 tarihli oturum 1 nolu ara karar uyarınca yeni bir heyet oluşturularak rapor alınmasına karar verildiği, dosyanın yeni oluşturulan heyete tevdi edildiği ve raporun sunulduğu anlaşılmıştır.

Mahkememizce alınan Uyap kayıt tarihi 09/05/2019 olan raporda bilirkişilerce; davacı tarafın FSEK anlamında eser sahibi olduğu, bir bütün olarak iki eser değerlendirildiğinde ana hikâyenin herkesçe kullanılabilir tesadüfleri aştığını, sebebi her ne olursa olsun hikâyelerin farklı işlendiğini göz önünde bulundurarak, davacı eserin kaynak olarak kullanıldığı ve davalı eserin bir işleme eser olduğu, bu kapsamda davacının FSEK m.14 ve 21'de düzenlenen mali ve manevi haklarının ihlal edilmesi sebebiyle FSEK m.68 ve 70'de öngörülen tazminat kalemlerini talep edebileceği, hususlarında tespitlerin bildirildiği anlaşılmıştır.

Mahkememizce yapılan 22/10/2019 tarihli oturum 2 nolu ara karar uyarınca, "sunulan rapor içeriği dikkate alındığında incelemenin ara karar kapsamında yapılmadığı değerlendirmelerin çelişki içerdiği anlaşılmakla dosyanın rapor sunan heyete tevdii ile tarafların itirazları ve özellikle sunulan bilgi ve belgeler kapsamında davacının eser hak sahipliği de değerlendirilmek suretiyle davaya konu esere ilişkin olarak ana hatları itibariyle klişe tespiti yapılmış olmasına rağmen hususiyetin hangi kapsamda değerlendirildiği, işleme eser sonucuna nasıl ulaşıldığı, eserler arasındaki farklı yönlerin neler olduğu,

klişe olarak kabul edilen kurgunun ele alınarak dizi haline getirilmesinin işleme eser olarak kabulünün hangi kapsamda yapıldığı" hususlarında son rapor sunan heyetten rapor alınmasına karar verildiği ve raporun sunulduğu anlaşılmıştır.

Uyap kayıt tarihi 03/02/2020 tarihli olan ek raporda bilirkişilerce, dosya kapsamında bulunan söz konusu deliller ışığında, davacı tarafın 2012 yılından itibaren dava konusu eser üzerinde hak sahibi olduğu, davacı eseri ve davalı kullanımları incelendiğinde, eserlerin tema ve finalleri dikkate alındığında eserin tümünde bir intihalden bahsedilemeyeceği, hususlarında tespitlerin sunulduğu anlaşılmıştır.

İstinaf kaldırma ilamı sonrası ;

26/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davaya konu senaryonun FSEK gereğince ilim ve edebiyat eseri olduğu, davacının davaya konu senaryonun FSEK’deki karine çerçevesinde eser sahibi olduğu, teknik değerlendirme kısmında yer alan tespitler ile dosya kapsamında sunulan deliller dikkate alındığında takdiri mahkemeye ait olmak kaydıyla davalı ...adlı diziyle, davacının ... adlı senaryo arasında FSEK anlamında herhangi bir hak ihlalinin söz konusu olmadığı yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.

08/11/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda; davaya konu tecavüz iddiasına dayandırılan davacının senaryosu ile davaya konu senaryonun FSEK 2/1 gereğince ilim ve edebiyat eseri olduğu, davacının davaya konu senaryonun FSEK 11/1’deki karine çerçevesinde eser sahibi olduğu, teknik değerlendirme kısmında yer alan tespitler ile dosya kapsamında sunulan deliller dikkate alındığında takdiri mahkemeye ait olmak kaydıyla davalı ...adlı diziyle, davacının ... adlı senaryo arasında FSEK anlamında herhangi bir hak ihlalinin ya da intihalin söz konusu olmadığı yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.

Dava, 5846 sayılı FSEK hükümleri uyarınca açılmış intihal iddiasına dayalı mali ve manevi hakların ihlal edildiğinin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

İstinaf kaldırma ilamında işaret edildiği üzere dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporları arasında mevcut çelişkiler giderilmek suretiyle alanında uzman bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınmış, rapora karşı itirazlar ek rapor ile karşılanmıştır.

Davacı kendi senaryosunun davalı tarafa ait dizide kullanıldığını iddia etmiş olup, hak ihlalinin söz konusu olabilmesi için davacının senaryosunun davalıların dizisinde FSEK çerçevesinde mali/manevi hak ihlali sayılacak şekilde izinsiz kullanımların olması gerektiği izahtan varestedir.

Tüm dosya kapsamı, İstinaf kaldırma ilamı, sunulan mütalaalar ve kaldırma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; her ne kadar kaldırma ilamı öncesi alınan bilirkişi raporlarında çelişki mevcut ise de, çelişkilerin kaldırma ilamı sonrası alınan raporlar ile giderildiği, davacıya ait senaryo ile dizide kullanılan senaryodaki birçok benzerliğin (benzer ekonomik ve sosyal yapıdan gelen, benzer ismi taşıyan -ki bu benzerlik çoban yıldızından gelmekle- kadın karakterlerin zorla evlendirilmek istemediği için kaçması, tanıştığı erkek karakterle aralarında aşk ilişkisi kurulması,

evlendirilmek/evlendirildiği düşmanlarca kovalanması ve erkek karakterle onlardan kaçması, araç olarak kamyonetin kullanılması, her iki erkek karakterin de belli bir sanatsal yeteneklerinin bulunması ve bunu kadın karaktere karşı kullanmaları) yıllardır Türk edebiyatında ve sinemasında defalarca işlenmiş olan klişe olarak tabir edilen konular olduğu,

dolayısıyla klişelerin herhangi bir kimseye hak sahipliği tanımayacağı gibi klişe konulardaki benzerliğin intihale de sebebiyet vermeyeceği anlaşılmakla, davacının intihal iddialarının sübut bulmadığına kanaat getirilmekle sübut bulmayan davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın tümden REDDİNE,

2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan, daha önce ödenen 2.578,71 TL harcın düşümü ile artan 1.963,31 TL 'nin davacıya iadesine,

3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı ... tarafından yapılan 650,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,

5-Davalı ... A.Ş. Tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş.'ye verilmesine,

6-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen;

a-Manevi tazminat davası bakımından 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

b-)Maddi tazminat davası bakımından 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

7-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/01/2025

Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır

İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/58, K. 2025/9, 9 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2023/58
Karar No
2025/9
Tarih
9 Ocak 2025

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2023/59 K.2025/23
  • İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/59 K.2025/31
  • İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/59 K.2025/84
  • Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/61 K.2025/63
  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/62 K.2025/135
  • İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/63 K.2025/80

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.