KÜNYE
T.C. İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2026
- Esas no
- 2026/98 Esas
- Karar no
- 2026/66
- Dava
- Alacak (Ticari Nitelikteki Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 04/02/2026
Karar Metni
1.099 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin T.C.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından düzenlenen ... projesi için davalı ...’a ödenen 28.000.000,00 USD tutarındaki Katkı Payı sebebiyle ihtirazi kayıtla ödenen KDV bedeli olan 17.021.806,67 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte istirdadını talep ettiğini, dava şartı arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını, ödenen katkı payının KDV Kanunu’na göre KDV’ye tabi olmadığını çünkü bu işlemin ticari bir teslim veya hizmet ifası niteliğinde olmadığını,
ayrıca gerek Şartname gerekse Sözleşme ile Bakanlığın "Yarışma Dökümanları Hakkında Yöneltilen Sorular ve Cevapları" belgesinde ek yükümlülük getirilmeyeceği taahhüt edildiği halde KDV talep edilmesinin mevzuata ve yarışma belgelerine aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte KDV doğuran bir işlemin varlığı kabul edilse dahi, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca sözleşmede KDV’nin hariç olduğuna dair açık bir hüküm bulunmadığından ödenen 28.000.000 USD bedel içinde KDV’nin dahil olduğunun kabul edilmesi gerektiğini,
kaldı ki söz konusu ödemenin santralin kabulüne kadar olan dönem için avans niteliğinde olduğunu ve avans ödemelerinin KDV’ye tabi olmadığını belirterek, ödenen KDV tutarının faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkememizce incelenen tüm dosya kapsamına göre; Dava, davacı ...Tur. San. Tic. A.Ş. tarafından T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca düzenlenen Rüzgar Enerjisine Dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları ve Bağlantı Kapasitelerinin Tahsisine İlişkin Şartnamesi gereği kazanılan ... (“RES”) projesi için davalıya ödedikleri 28.000.000,00 USD tutarında Katkı Payı sebebiyle ...'a KDV adı altında ihtirazi kayıtla ödenen 17.021.806,67 TL'nin şimdilik 10.000,00 TL’sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte istirdadı talebinden ibarettir.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan hallere, dava şartları denir.
HMK'nın 138. maddesine göre Mahkemeler öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinde karar verir.
HMK'nın 115/1 maddesi gereğince Mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereği yargı yolunun caiz olması dava şartıdır.
Aynı Kanun'un 115. maddesine göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olma- dığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Danıştay 13. Hukuk Dairesi'nin 29/09/2016 tarih 2016/1992 E., 2016/3088 K nolu ilamında
"2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a bendinde; idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı iradeyle tesis ettiği kesin ve yürütülebilir idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları iddiasıyla, menfaati ihlal edilenler tarafından, idari yargı mercilerinde iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir.
İdari yargının görev alanının tespitinde belli başlı üç ölçüt kabul edilmektedir.
Bunlardan kamu gücü ölçütüne göre, idare, tek yanlı, egemenliğin bir parçası olarak emretme gücü (kamu kudreti) kullanmaktadır ve ilgililere bu tek yanlı iradesini gerektiğinde zorla kabul ettirmek yetki- sine sahiptir. Bu sebeple idarenin kamu gücü kullanarak yaptığı işlemler ve eylemler, idari yargının görev ala- nına girer.
Kamu hizmeti ölçütüne göre ise idari yargının görev alanı kamu hizmeti kavramıyla açıklan- maktadır. İdarenin kamu hizmeti görmek için yaptığı işlem ve eylemler, idare hukukunun alanına girmektedir, ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözüm yeri de idari yargıdır.
Karma ölçüte göre ise idarenin üstlendiği hizmetlerin artması ve çeşitlenmesi, kamu hizmeti ölçütünü yetersiz kılmıştır. Günümüzde birçok kamu hizmeti, idare hukuku kurallarına göre değil özel hukuk kurallarına göre yürütülmeye başlanmıştır. Örneğin elektrik, doğalgaz dağıtım, iletim ya da elektronik haber- leşme gibi.
Bu sebeple, günümüzde idari yargının görev alanının tespitinde yürütülen faaliyetin nite- liğinden daha ziyade, faaliyeti yürüten ya da işlemi tesis eden ve uygulayan kuruluşun özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanıp kullanmadığı önem taşımaktadır. İdarenin özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanarak yaptığı işlem ve eylemlerinin denetiminin idari yargının görev alanına girdiği kabul edilmektedir."
Yukarıda yer verilen ölçütlere göre kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemler bakımından işlemi tesis eden kuruluşun; özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş olması ya da yönetilmesi tesis edilen iş- lemin "idari" niteliğini değiştirmediği gibi, bu işlemlerin iptali için açılacak davaların da idari yargı merci- lerinin görev alanına girdiği kuşkusuzdur." denilmiştir.
Somut olaya gelince, davacı ve davalı taraf anonim şirket ve özel hukuk tüzel kişisidir. Ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile davacı arasında imzalanan 11/03/2025 tarihli ... Kullanım Hakkı Sözleşmesi kapsamında davacı tarafın davalı ...'a şartname gereği ödemiş olduğu katkı payı tutarı KDV tahsilat işlemi özel hukuku aşan yetkiler kullanılarak yapılmış bir işlemdir. İşlemi tesis eden davalının özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş ve yönetiliyor olması kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemin idari niteliğini ortadan kaldırmayacağından uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği kabul edilmelidir.
HMK.m.114/1-b,c bendlerine göre yargı yolunun caiz olması ve mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmıştır. Dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın yargı yolunun caiz olmaması dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca düzenlenen Rüzgar Enerjisine Dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları ve Bağlantı Kapasitelerinin Tahsisine İlişkin Şartnamesi gereği kazanılan ... (“RES”) projesi için davacının davalıya ödediği 28.000.000,00 USD tutarında Katkı Payı sebebiyle ...'a KDV adı altında ödenen 17.021.806,67 TL'nin ...'ın tahsil işleminin dayanağı olan EPDK kararlarının hukuka uygun olup olmadığı, davacının yaptığı ödemelerin Elektrik Piyasası mevzuatı hükümlerine göre kendisinden alınıp alınmayacağı hususları uyuşmazlık konusudur.
Davalının yürüttüğü elektrik piyasası işletmeciliği kapsamındaki işlemleri kamusal faaliyet niteliğindedir. Davacının lisansının üzerinde yaptığı elektrik üretimi için aldığı ödemelerin tahsil edilmesine yönelik işlemin statü itibarıyla özel hukuk kurallarma tabi kılınmış olsa da "piyasa işletmecisi" olan ..., Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma mevzuatı çerçevesinde tek yanlı, kamu gücü kullanarak tesis ettiği idari bir işlem olduğu ve adli yargının görev alanında kalmadığı, idari yargı denetimine tabi olduğu anlaşılmaktadır.
HMK.m.114/1-b,c bendlerine göre yargı yolunun caiz olması ve mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmıştır. Dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın yargı yolunun caiz olmaması dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Katip ... · e-imzalı* Hakim ... · e-imzalı*
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/98, K. 2026/66, 5 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama