KÜNYE
T.C. İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2019
- Esas no
- 2019/466 Esas
- Karar no
- 2019/154
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 22/09/2019
Karar Metni
966 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) dava dosyasının incelenmesi sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile, davalının davacı aleyhine ... 18. İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla ilamsız takip başlattığını, davalının oğlu ... ile davacının babası ...'nun bir dönem şirket ortaklığı yaptıklarını, davacının bir dönem nakdi sıkıntıya düştüğünü, davalının oğlu ...'dan borç para istediğini, ...'ın teminat amacıyla anılan icra dosyasına konu bono ile davacının kredi ile satın aldığı ..., ..., ... mahallesi, 2152 ada, 279 pafta, 204 parsel numarasında kayıtlı A Blok, 14 no.lu bağımsız bölümün tapudan satışını istediğini ve aldığını, tapunun iptali ve davacı adına tescili istemiyle ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davanın İstinaf incelemesinde olduğunu, davalı ile davacı arasında belirtilen ilişki haricinde başkaca hiçbir hukuki ilişkin bulunmadığını, davacı ile davalı arasında anılan icra dosyasına konu bononun verilmesini gerektirecek hukuki bir ilişki bulunmadığının tespiti amacıyla işbu davayı açtıklarını beyanla, öncelikle ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...
Esas sayılı dosyasına yatırdıkları teminatın mahkememiz dosyasına kabulüyle ... 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından tedbiren satışın durdurulması ve paranın alacaklıya ödenmemesine, davanın kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve icra dosyasının iptaline, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava, davacının ... 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkememiz 30.09.2019 tarihli ara kararı doğrultusunda davacı vekiline "6325 Sayılı Yasanın 18/A-(2) bendi uyarınca arabulucuğa ilişkin son tutanağının aslını ya da arabulucu tarafından onaylanmış örneğini dosyaya ibrazınız için tarafınıza 1 haftalık kesin süre verilmiştir. Verilen kesin sürede istenilen bilgi ve belgelerin mahkememize bildirilmemesi halinde aynı yasa hükmü gereğince dava dilekçesinin karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddolacağı hususu ihtaren tebliğ olunur." ihtarı ile ara kararın tebliğ edildiği, verilen sürede arabulucuya ilişkin ara kararın yerine getirilmediği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
1.1.2019 tarihinde yürürlüğe giren ve 3/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre :
MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile
“Dava şartı olarak arabuluculuk
MADDE 18/A- (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
Menfi tespit davalarının gerek taraflar arasındaki hukuki sonucun niteliği, gerek zorunlu arabuluculuk yasasının ve gerekse TTK'nun 5.maddesinde arabuluculuğa ilişkin yapılan düzenlemenin hedefi şekil ve öz açısından bir arada düşünüldüğünde, ticari davalarda menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğunun kabulü sonuç ve kanısına varılmıştır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi'nin 2019/1734 Es sayılı dosyasında "...
TTK nun 5/A maddesindeki düzenleme ile talep sonucuna değil dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğu, menfi tespit davalarının esas itibariyle bir miktar paranın ödemesine ilişkin olmaları da dikkate alındığında dava şartı arabuluculuk kapsamında kaldığının kabulü gerekir.
Aksinin kabulü halinde hem kanun koyucunun amacına aykırı yorum yapılmış olacak hem de uygulamada büyük bir kargaşa yaşanacağından mahkemece taraflar arasındaki davanın zorunlu dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edilerek dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur." denilmekle belirttiğimiz doğrultuda içtihat oluşturulmuştur.
Aynı doğrultuda Samsun Bölge adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2019/1044 es sayılı dosyasında da "... ticari davalarda menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğunun kabulü sonuç ve kanısına varılmıştır." denilmekle aynı husus vurgulanmıştır.
Bir miktar para alacağına ilişkin talepte, alacaklının dava açması halinde arabuluculuk dava şartı olduğuna göre, pasif konumundaki borçlunun da dava açması halinde aynı kural geçerlidir. Bir taraf için aranan koşulun, diğer taraf için aranmaması silahların eşitliği ilkesine de aykırı olacaktır. Bu nedenle, alacak davası olarak ileri sürülen "parayı vermeli" savı için aranan zorunlu arabuluculuk başvuru dava şartı, menfi tespit davası olarak ileri sürülen "parayı ödemek zorunda değilim" savı için de geçerlidir. Kanun metninin mefhumu muhalifinden de bu sonuç çıkmaktadır.
Dava dilekçesinin incelenmesi neticesinde; davanın 7155 sayılı Kanunun 26. Maddesinde belirtilen yürürlük tarihi olan 01.01.2019 tarihinden sonra açıldığı, dava menfi tespit davası olduğundan zorunlu arabuluculuk durumunun söz konusu olduğu ve davacının arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığı anlaşılmakla 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun m.18/A-f.2 hükmü gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiş ve açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır
İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/466, K. 2019/154, 29 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama