KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2025
- Esas no
- 2022/927 Esas
- Karar no
- 2025/321
- Dava
- İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 27/12/2022
Karar Metni
2.847 kelime·14 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "İhtiyati tedbir talebimizin kabulü ile sayın mahkemece öncelikle teminatsız, aksi kanaate hasıl olunması halinde dava tarihi itibariyle davacı müvekkil şirketlerden (2) ve (3) hakkında yasal takibe başlanmamış olduğu ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin istinaf incelemesi konu ...
21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasından verilen ara karar uyarınca %20 nispetinde ihtiyati tedbir kararı verildiği ve ilgili karara yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, haklı davamızın kabulü ile dava konusu ... Bankası A.Ş. ...
Şubesinden verilen 125.000 TL bedelli “...” numaralı çekin Türk Ticaret Kanunu'nun 792 Maddesine istinaden davacılardan ...Şirketi'ne istirdadına yargılama gideri ve vekalet ücretini davalı yana yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı tarafı ile işbu dava ikame edilmeden önce gerçekleştirdiğimiz bir arabuluculuk görüşmesi mevcut olmadığından işbu davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, eksik harcın ikmali için davacı yana kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde eksik harç ikmal edilmediği takdirde işbu davanın usulden reddine, davacıların işbu davada hukuki yararları bulunmadığı sabit olduğundan işbu davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, Davacı ...
Şirketi işbu davada taraf ehliyetine haiz olduğunu ispat edemediğinden işbu davanın hmk m.114 uyarınca usulden reddine, davacıların mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun iddialarının reddi ile mahkemenizce verilen tedbir kararının kaldırılmasına, sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise ; mahkemenizce belirlenen teminat tutarının dava değerinin en az 96 115 olarak belirlenmesine, Davacının usul ve yasaya aykırı ikame ettiği işbu davanın esastan reddine, Huzurdaki dava kötü niyetle ikame edildiğinden davacı aleyhine 9620 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,
Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana hükmedilmesine karar verilmesini..." talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava çeki haksız ve hukuka aykırı şekilde elinde bulundurduğu iddia edilen davalıdan istirdatı istemine ilişkindir. Davacılar ... ve ... tarafından açılan davanın değerlendirilmesinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ...E...K sayılı ilamında özetle; "(...) çek istirdatı davası çekin yetkili hamil olduğunu iddia eden tarafından açılabileceği ve keşidecinin istirdat davasını açmakta aktif dava ehliyeti bulunmadığı gözetilmeden ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde hangi davacı yönünden hangi davalıdan çekin istirdatına karar verildiği açıklanmadan karar verilmesi doğru görülmediğinden(...)" şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememizin 20/02/2024 tarihli duruşmasında.
"Davacı vekiline HMK 119/1-ğ uyarınca davacı olarak gösterdiği ... ve ... yönünden neticei talep kısmında herhangi bir talep bulunmadığından ... ve ... yapı şirketleri yönünden netice-i talebini açıklamak üzere 1 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmaması hâlinde ... ve ... yapı yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı)," şeklinde ara karar kurularak davacılar ... ve ... yönünden netice-i talebinin açıklanması için süre verilmiştir.
Davacı vekili tarafından 27/02/2024 tarihli dilekçe ile. "Bununla birlikte Sayın Mahkemeniz 4 no'lu ara kararında dilekçemizin netice-i talep kısmının açıklanması talep edilmiştir. Her ne kadar dava dilekçemizin talep sonucunda; dava konusu çekin yalnızca ... ŞİRKETİ yönünden istidatı talep edilmiş ise de; dilekçemizde diğer davacılar olarak belirtilen ... TİC. LTD. ŞTİ. ve ...
ŞİRKETİ de istirdat davasına konu çek sebebiyle mükerrer ödeme tehlikesi altında olduğundan işbu şirketler yönünden de davanın açılmasında hukuki yarar bulunmaktadır." şeklinde açıklama yapılarak diğer davacılar yönünden de istirdat talebinde bulunulduğu, menfi tespit talebinde bulunulmadığı açıklanmıştır.
Bu bağlamda dosya kapsamında yapılan incelemede; davacı tarafın beyanına göre çekin ... tarafından keşide edildiği, çekin lehtarının ... Malzemeleri olduğu belirtilmiştir. Çek görselinin incelenmesinde keşideci ve lehtar hususundaki davacı beyanının ispat edildiği anlaşılmıştır. Yine davacı tarafından dava dilekçesinde çekin yetkili hamili ...'nın hakimiyet alanındayken çekin kaybolduğu ileri sürülmüştür.
Yani davacı tarafından çekin yetkili hamili olarak .. gösterilmiş olup, diğer davacı ...'nin çekin keşidecisi konumunda olduğu, diğer davacı ...'nın ise çekin lehtarı konumunda olduğu ve her ikisinin de yetkili hamil olmadığı anlaşılmıştır.
Yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları doğrultusunda çek istirdatı davasının yalnızca çekin yetkili hamili tarafından ikame edilebileceği dikkate alınarak davacılar ... ve ... tarafından açılan çek istirdatı davasının usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Davanın esası bakımından yapılan değerlendirmede; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar vardır.
13. Dava konusu çekin davalı banka tarafından devralınma ve dava tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 788/1 maddesi (6762 sayılı TTK m. 700) uyarınca açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilecek olup yine cirosu kabil çeklerin teşhis işlevini düzenleyen 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesi.
“Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.” hükmünü haizdir.
Ayrıca 6102 sayılı TTK’nın 818/1-d maddesindeki yollamayla çekler hakkında da uygulanacak olan aynı Kanun’un 684/1. maddesi uyarınca da; ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün hakların devrolunacağı düzenlenmiştir. Anılan kanunî hükümlerden hareketle çeki muntazam bir ciro zinciriyle elinde bulunduran kişi, meşru hamil sıfatını kazanarak çekten doğan tüm hakları kullanabilecektir.
14. Somut uyuşmazlıkla ilgisi nedeniyle değinilmesi gereken 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi.
“Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır.
Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şekli anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (Kendigelen, A.: Çek Hukuku, İstanbul 2019, s. 237-238).
15. İstirdat davası olarak nitelenen bu dava özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir.
Medeni hukukta bu dava gasp, çalınma veya zayi hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir.
Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2000, s. 294).
Bu kapsamda yukarıda anılan kanunî düzenleme, emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hamile yazılı senetlere ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 990. maddesine paralel bir koruma sağlamakta olup bahse konu maddeye göre, “Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.” Ancak hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde iade davası açılabilecektir.
16. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder.
Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir.
Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir.
17. Uyuşmazlığın çözümünde ayrıca önem arz etmesi nedeniyle çek istirdadına ilişkin davalarda taraf sıfatına (husumete) değinilmesinde yarar bulunmaktadır. Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir sübjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir sübjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavram olup dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.
6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi kapsamında çek istirdadı istemiyle açılacak davalarda husumet kural olarak çeki elinde bulunduran kimseye (hamile) yöneltilir. Başka bir anlatımla, çeki muntazam bir ciro zinciri ile elinde bulundurması nedeniyle şekli anlamda meşru hamil sıfatını haiz kimseler, kendilerine karşı, çekin iktisabında 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi anlamında kötü niyetli veya ağır kusurlu oldukları iddiasıyla açılacak davalarda davalı olarak yer alırlar.
Bu anlamda yeni hamilin çeki devraldığı kimsenin çeki iktisabındaki kötü niyetine veya ağır kusuruna dair iddia, çekin istirdadı istemine ilişkin olarak yeni hamile karşı açılan davada uyuşmazlık konusu olmadığından mahkemece yapılacak değerlendirmede nazara alınmaz.
Bu tür davalarda uyuşmazlık, çeki elinde tutan hamilin çeki iktisabında kötü niyeti yahut ağır kusurunun mevcudiyeti noktasında toplanmakta olup yargılama, çekin istirdadını talep eden davacı ile çeki elinde bulunduran hamil arasında görülüp karara bağlanır.
18. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı şirket temsilcisi tarafından hırsızlık sonucu elinden çıkan dava konusu çek de dâhil olmak üzere çalınan çekler için ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde çek iptali davasının açıldığı, açılan davadaki yargılama sırasında dava konusu çekin son cirantası olan dava dışı ... Ltd. Şti. yetkilisi tarafından ciro edilip teslim edilmesi sonucunda davalı bankanın çeke hamil olduğu anlaşılmaktadır.
19. Dava konusu çekin ikinci ciranta olan dava dışı ...Tic. Ltd. Şti. tarafından 07.06.2012 tarihli makbuz ile davacıya teslim edildiği, davacının bu suretle çeke hamil olduğu, ancak sonrasında gerçekleşen hırsızlık olayı neticesinde çekin davacı elinden çıktığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
20. Öte yandan çekteki ciro zincirinde herhangi bir kopukluk bulunmaması nedeniyle davalı banka, kanuna uygun olarak muntazam bir ciro zinciri ile 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesi (6762 sayılı TTK m. 702) anlamında çekin yetkili hamilidir.
21. Davalı bankanın 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre hak sahipliğinin belirlenmiş olması karşısında, çeki istirdadına ilişkin talebin kabulü için davalı bankanın çeki iktisabında TTK’nın 792. maddesi anlamında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunun ispatı gerekmekte olup bu hususta ispat yükü davacı üzerindedir.
Zira TTK’nın 792. maddesi içeriği itibariyle önceki hamilin elinden herhangi bir şekilde çıkan çeki iktisap eden yeni hamilin, TMK’nın 3. maddesi anlamında iyi niyetli olduğunu kabul etmiştir. Burada ispat yükü üzerinde olan davacının, kötü niyete veya ağır kusura dair iddialarını her türlü delille ispat etmesi mümkündür. Bunun yanında kötü niyeti yahut ağır kusuru ispatlanması gereken kimse çeki hamil olarak elinde bulunduran ve işbu davada taraf olan davalı bankadır.
Bu nedenle davalı bankanın çeki ciro yoluyla devraldığı ve davanın tarafı olmayan dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.’nin dava konusu çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğuna dair iddialar işbu davada incelenmez. Eş söyleyişle eldeki davada sadece davanın tarafları açısından 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi (6762 sayılı TTK m. 704) çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerekir.
22. Bu itibarla, dava konusu çeke hamil olarak görünen davalı bankanın çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispat yükü davacı tarafa ait olup, dava konusu çekin davacının çalınan çeklerinden biri olduğunun belirlenmesi ve bu kapsamda zayi nedeniyle çek iptali davasının açılmış olması, davalı bankanın çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispata yeterli değildir. Neticeten, iddia, savunma, taraflarca sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı itibariyle 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi (6762 sayılı TTK m. 704) kapsamında davalı bankanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunup bulunmadığı değerlendirilerek hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
23. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; dava konusu çek üzerinde davalı bankanın hak iddiasının bulunmadığı, bu nedenle davalı bankanın yetkili hamil olarak değerlendirilemeyeceği, çek iktisabında 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi (6762 sayılı TTK m. 704) anlamında kötü niyet veya ağır kusurun, son ciranta olan dava dışı... Ltd. Şti. ile tartışılması gereken bir husus olduğundan yasal hamil olmayan davalı banka aleyhine dava açılamayacağı, direnme kararının bu yönüyle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
24. Hâl böyle olunca; mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır." şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman mali bilirkişiden rapor aldırtıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Davacılar ve davalı tarafından sunulan 2021 yılına ait ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, İncelenen davacılar defterlerine göre; söz konusu çekin taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve bedelinin ödenmiş olduğu, Davalı tarafından sunulan ticari defterlere göre; çekin ...'dan alınmış olduğu, dava dışı ...'nın çeke dayanak olarak ...
Şirketi'ne düzenlemiş olduğu 27.05.2021 tarihli ... numaralı ve 134.568,00 TL tutarlı faturanın dayanak gösterilmiş olduğu, çekin faktöringe konu edildiği ve yapılan işlem sonucunda ... hesabına 28.05.2021 tarihinde 102.200,48 TL ödeme yapılmış olduğu, Davacılara ait ticari defterler incelendiğinde; ...Şirketi ve ... ile herhangi bir ticari ilişkisine rastlanmadığı, Yapılan tespitler ışığında davacıların istirdat talebinin nihai takdir ve hukuki değerlendirmesinin Sayın Mahkemenize ait olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman mali ve bankacı bilirkişilerinden rapor aldırtıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Davacılar ve davalı tarafından sunulan 2021 yılına ait ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, İncelenen davacılar defterlerine göre; söz konusu çekin taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve bedelinin ödenmiş olduğu, Davalı tarafından sunulan ticari defterlere göre; çekin ...'dan alınmış olduğu,
dava dışı ...'nın çeke dayanak olarak ...Şirketi'ne düzenlemiş olduğu 27.05.2021 tarihli ... numaralı ve 134.568,00 TL tutarlı faturanın dayanak gösterilmiş olduğu, çekin faktöringe konu edildiği ve yapılan işlem sonucunda ... hesabına 28.05.2021 tarihinde 102.200,48 TL ödeme yapılmış olduğu,
davalı şirketin 6361 Sayılı finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketleri kanunu'nun 9. Maddesinin 3. Fıkrasına uygun olarak son cirantanın fatura kaydına göre işlem yaparak usulüne uygun işlem yaptığı, 9. Maddesinin 3. Fıkrasına istinaden davalı faktoring firmasının önceki cirantalar arasındaki iş ilişkisini sorgulamasının gerek olmadığı ve bu hususta davalı şirketin sorumlu tutulamayacağı,
faktoring işlemlerinde uygulanacak usul ve esaslar hakkında yönetmelik'e İstihbarat Çalışması başlığı altındaki 5. Maddesi incelendiğine davalı Faktoring firmasının yukarıda yer alan istihbarat çalışmasını davaya sunulu bulunan bilgi ve belgelere dayanarak yalnızca fatura incelemesi bağlamında yaptığı, diğer hususlarda yapılacak değerlendirmelerin dava konusu dışında olduğu, olay silsilesi irdelendiğinde davalı faktoring firmasının davaya konu çekin çalınmış olma bilgisinin bilinebilmesinin mümkün olmadığı,
Tüm tespitlerimiz birlikte değerlendirildiğinde, davalı faktoring firmasının çekin iktisabında yasa hükümlerine aykırı bir işlemde bulunmadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı gereği bilirkişilerden ek rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Yapılan itirazlar kapsamında, mali yönden yapılan inceleme sonucunda; kök raporumuzda yapılan mali incelemede 31.05.2021 tarihinde yapılan kayıt ile ... firmasından alınmış olduğu ve çekin 11.10.2021 tarihinde iade edildiğine ilişkin kaydın mevcut olduğu ve akabinde çek bedeli tutarında havale yolu ile ödeme yapılmış olduğu tespit edilmiştir.
Şüpheli alacaklılar hesabına ilişkin herhangi bir kayıt mevcut değildir. Davacı yanın 29.08.2024 tarihli heyet halinde hazırlanan raporumuza bankacılık yönüyle her hangi bir itirazı olmayıp, davalı yanın itirazlarına karşı tüm inceleme ve sonuçlar mevcut raporda bulunmaktadır. Bu bakımdan bankacılık yönüyle ilave bir değerlendirme ve görüş bildirmeye gerek bulunmamaktadır." şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Davacı tarafından bildirilen soruşturma dosyalarının incelenmesinde ... CBS'nin ... Soruşturma sayılı dosyasında davacı ... tarafından başka bir çekin çalındığının iddia edildiği,... soruşturma sayılı dosyada dava dışı bir şirketin çekinin çalındığı ve davacı ...'nın başka bir çekinin çalındığı iddiasıyla soruşturma yapıldığı, ... Soruşturma sayılı dosyada mükerrer soruşturmadan takipsizlik kararı verildiği,...Soruşturma sayılı dosyada davacı ... tarafından başka bir çekin çalındığının iddia edildiği ve takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yerleşik Yargıtay içtihatları ve istinaf ilamlarında da belirtildiği üzere bir kimse yetkili hamili bulunduğu çekin hukuka aykırı bir yol ile elinden çıktığından bahisle çekin istirdatını talep etmesi hâlinde çeki elinde bulunduran davalının kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmekle mükelleftir.
Davalı tarafın Faktoring şirketi olması nedeniyle 6361 sayılı Kanun ve BDDK'nın belirlediği prensipler doğrultusunda ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü altında olduğu izahtan varestedir.
Bu kapsamda mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup bilirkişilerce davalı şirketin dava konusu çeki ...'dan aldığı, ...'nın çeke dayanak olarak ... şirketine 27/05/2021 tarihli faturanın gösterildiği, davalı tarafından istihbarat çalışmasının yapıldığının bilirkişilerce tespit edildiği de dikkate alındığında davacı tarafından davalı faktoring şirketinin kötü niyetli veya çekin iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat edemediği dikkate alınarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Katip · e-imzalıdır Hakim · e-imzalıdır
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/927, K. 2025/321, 29 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama