KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
- Esas no
- 2025/104 Esas
- Karar no
- 2025/268
- Dava
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
- Dava tarihi
- 07/02/2025
Karar Metni
1.684 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "
"...işletmesi Davacı Müvekkil Şirket tarafından yürütülmektedir. Davalı borçluya ait ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... plakalı araçlar ile 27.03.2020-12.09.2024 tarihleri arasında ücret ödenmeksizin ihlalli geçişler yapılmıştır. Davalı-borçlunun itirazları hukuki mesnetten yoksundur.a)Davalı-borçlunun borca yönelik itirazları asılsızdır. Davalı-borçlu şirketin kendi ihmal ve kusurunun sonuçlarından davacı-alacaklı müvekkil şirketi sorumlu tutmaya çalışması kabul edilemez niteliktedir. Davalı borçlunun kendi ihmal ve kusurunun neticesini Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirkete yüklemeye çalışması kabul edilemez niteliktedir.İhlalli geçiş yapan araç sahibi birçok kanaldan ihlalli geçiş sorgulaması yaparak yasal takip aşamasına gelmeden borcunu ödeyebilmektedir.
İhlalli geçiş yapan araç sahibi birçok kanaldan ihlalli geçiş sorgulaması yaparak yasal takip aşamasına gelmeden borcunu ödeyebilmektedir.Bundan bağımsız olarak Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirketin gerek 6001 sayılı Kanun uyarınca gerekse de başkaca ilgili mevzuat kapsamında ihlalli geçiş yapan araç sahiplerine, ihlalli geçiş yapıldığına ilişkin herhangi bir bildirim yapma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Davalı-borçlunun icra takibine konu faize, faiz oranına, borcun tüm ferilerine yönelik itirazları da mesnetsizdir.
Söz konusu yasa maddesi gereğince; arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi, TCMB'nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı üzerinden istenebilmektedir. Ticari işlerde uygulanan avans faiz oranı, 3095 sayılı Yasa'nın 2. maddesi hükmüne göre değişken bir özellik taşımaktadır. İİK md.67/2 uyarınca icra inkar tazminatı şartları oluşmuş olup, davalı- borçlu şirket aleyhine alacak ile birlikte en az %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.
1.Zorunlu dava şartı olarak ... Arabuluculuk ...sayılı Büro dosya, Arabuluculuk ... numaralı arabuluculuk dosyası Anlaşamama ile sonlanmış olması nedeniyle huzurdaki açılan davamızın kabulü ile;
Davalı-borçlunun .... 8. İcra Dairesi Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası dosyası kapsamında yapılan itirazın iptali ile ,
takibin “7144 sayılı Kanun’un 18 inci maddesi ile 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun’un 30. maddesinin 5. fıkrasında geçiş ücretine uygulanan “dört katı tutar” ile avans faiz oranlarında yapılan değişiklikler uyarınca faizin değişen oranlarda kademeli olarak hesaplanması gerektiği göz önünde bulundurularak devamına,
davalı-Borçlunun İİK.m.67/2.maddesi uyarınca takip konusu alacağın %20' sinden az olmamak üzere İcra inkar tazminatına mahkum edilmesine,
tüm mal varlığı üzerinden borca yetecek kadar olan kısmının ihtiyaten haczine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı-borçluya tahmiline karar verilmesini.." talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı tarafa usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmiş olup davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
(II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER
(1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ;
... 8. İcra Dairesi'ne ait...E.sayılı dosyasının dosyamız arasına alınmasına karar verilmiştir.
Davalı asile HGS/OGS kartlarının bağlı olduğu banka veya PTT şube ve hesap bilgilerini bildirmek üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, bildirdiği takdirde ilgili şubeye müzekkere yazılarak hesabın 27.03.2020-12.09.2024 tarihleri arasında bakiye durumunu gösterecek şekilde dökümün gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Uyap sistemi üzerinden ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... plaka sayılı araçlara ait sicil kayıtlarının mahkememiz dosyası arasına alınmasına karar verilmiştir.
Davalı taraf için tacir/esnaf araştırması yapılmasına karar verilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Davacının ihtiyati haciz talebinin ara karar ile değerlendirilmesine karar verilmiş, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizin 07/02/2025 tarihli tensip zaptı incelenerek her ne kadar mahkememizin 07/02/2025 tarihli tensip zaptında duruşmanın 28/03/2025 günü saat 10.50'de yapılmasına karar verilmiş ise de; mahkememizin iş durumu nedeniyle duruşmanın 10/04/2025 günü saat 10.50'da yapılmasına karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacı tarafça davalı aleyhine başlatılan ... 8. İcra Dairesi Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
Davalının gerçek kişi olması nedeni ile Mahkememizce öncelikle Mahkememizin işbu davaya bakmaya görevli olup olmadığının tespiti için davalının tacir olup olmadığı hususunda araştırma yapılmıştır. 11/02/2025 tarihli müzekkere cevabında davalının "Nakliyeci" olarak esnaf kaydının bulunduğu, 12/02/2025 tarihli müzekkere cevabında davalının tacir kaydının bulunmadığı, Acıgöl Mal Müdürlüğünün vermiş olduğu 12/02/2025 tarihli yazı cevabında "...16.12.1997 Tarihinde Şehirler Arası Nakliye faaliyetinden dolayı gerçek usulde gelir vergisi mükellefi bulunduğu, 2023 Takvim yılında işletme defterine tabi bulunduğu" bildirilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari ava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre.
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin ... Esas,... Karar sayılı, 23/05/2023 tarihli ilamında vurgulandığı üzere "... Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı davalı ile arasındaki abonelik sözleşmesi gereğince elektrik tüketim bedelinin ödenmemesi nedeni ile bedelin tahsilini talep etmekle; aboneliğin bulunduğu yerin dükkan olduğu, yapılan araştırmada ise davalının tacir niteliğinde bulunmadığı esnaf olduğu, davalının 6502 sayılı Kanunda belirtilen “Tüketici” tanımına girmediği, , 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bulunmayan uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerektiği, uyuşmazlığın ...
11. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir...".
İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin... Esas, ... Karar sayılı, 02/06/2020 tarihli ilamında vurgulandığı üzere "... Somut olayda, davalının kantin faaliyetleri işi ile uğraştığı, Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan yazı cevabından davalının işletme defterine tabi mükellef olduğu, Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta davalının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığının belirtildiği anlaşılmış olup, davalının tacir olmadığı, uyuşmazlığın davalının ticari faaliyeti ile ilgili olmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir...".
Tüm dosya kapsamından; davacının tacir olduğu; davalının ticaret siciline kayıtlı olmadığı, esnaf odasına kayıtlı olduğu, ilgili vergi dairesinin müzekkere cevabı uyarınca işletme defterine tabi bulunduğu, bu suretle davalının tacir olmadığı, esnaf olduğu, davalının tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca işbu davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı,
TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenleme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, görevin kamu düzeniyle ilgili olduğu, HMK'nın 115. ve 138. maddeleri gereği mahkemenin görev hususunu kendiliğinden araştırmakla yükümlü olduğu ve yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebileceği dikkate alındığında, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.
Katip · ¸E-imzalıdır Hakim · ¸E-imzalıdır
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/104, K. 2025/268, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama