İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2021/96 K.2025/107

Mahkememizde görülmekte bulunan Tasarıma Tecavüz - Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i, Maddi ve Manevi Tazminat ile Tasarımın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.

Esas2021/96Karar2025/107Tarih28 Nisan 2025Okuma25 dk · 5.017 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 3. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
28 Nisan 2025
Esas no
2021/96
Karar no
2025/107
Dava
TASARIMA TECAVÜZ - HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, MEN'İ, REF'İ, MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT
Dava tarihi
20/09/2017
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.017 kelime·25 dk okuma·4 bölüm

Mahkememizde görülmekte bulunan Tasarıma Tecavüz - Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i, Maddi ve Manevi Tazminat ile Tasarımın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: TPMK nezdinde ... numaralı tasarımın müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkilinin yasal olarak tescil ettirdiği tasarımların davalı tarafça izinsiz olarak kullanıldığının, davalının internet sitesinde ve instagram hesabından reklam yapılmak suretiyle satışını gerçekleştirdiği ve ayırt edilmeyecek derecede benzer tasarıma sahip ürünlerin satışa sunulduğunun anlaşıldığını, bu durumun tespiti için ...

3.Asliye Hukuk Mahkemesinin (Fikri Sınai Haklar Mahkemesi sıfatıyla) ...D.İş dosyası üzerinden bilirkişi raporu düzenlendiğini, raporda; müvekkilinin ürünü ile ... markasıyla satışa sunulan tunik ve takımının tüketici nezdinde ayırt edilemeyecek derecede benzerlik içerdiği, iltibas oluşturduğu, tasarım hakkında tecavüz fiilinin oluştuğu, dava konusu ürünün çeşitli web siteleri ile instagram hesapları üzerinden reklamının yapıldığı ve online satışının gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, mahkemece yapılan keşifte ise dükkanda satışa hazır taklit ürünlerin olduğunun anlaşıldığını, açıkladıkları sebeplerle;

kanuna aykırı fiilin durdurulması gerektiğinden ve müvekkili açısından itibar ve kar kaybı söz konusu olduğundan, tecavüzün önlenmesi ve tazminat davası açmak zorunluluğunun hasıl olduğunu, tazminat miktarı hesaplanırken; davalı şirketin ticari defterlerinin online satış miktarının ve davalı şirketin ne kadar süredir hukuka aykırı fiili gerçekleştirdiğinin incelenmesinin gerekli olduğunu, davalı şirketin 1 yıldan uzun süredir reklam ve satış fiillerini gerçekleştirdiğini, yapılan keşifte 45 adet malın ele geçirildiği göz önünde bulundurulduğunda,

üreticiden sipariş edilip satılan toplam mal sayısına ticari defterler ve faturalar incelendikten sonra ulaşılabileceğinden, 100.000,00 TL'den az olmamak üzere bilirkişinin ve mahkemenin belirleyeceği tutar doğrultusunda maddi tazminat talep ettiklerini, tazminat hesaplamasın için davalı şirketin defterlerinin ve satış miktarlarının incelenmesi gerektiğinden, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, açıkladıkları nedenlerle;

tecavüzün durdurulması ve telafisi güç zararların önlenmesi amacıyla, taklit ürünlerin tespit edilmesi halinde toplattırılarak yediemine teslim edilmesini, davalının internet sitesinde ve diğer internet sitelerinde yer alan, ...,...'lerinde, ...

3.Asliye Hukuk Mahkemesinin ...D.İş sayılı dosyası üzerinden tespit edilen içeriklerin kaldırılmasını, bu içeriklere erişimin engellenmesini ve bunun için ilgili kurum/kurumlara müzekkere yazılmasını, dava sonuçlanıncaya kadar ise mahkemece gerekli görülmesi halinde teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, web sitesi aracılığıyla taklit ürünün satışının gerçekleştirildiği ve reklamının yapıldığı ...

3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...D.İş sayılı dosya üzerinden tespit edilen URL adreslerinin satış, ziyaret istatistiklerinin ve/veya web sitesi admininin (yöneticisinin) bilgilerinin davalı şirketten istenilmesini, ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin ...

D.İş sayılı dosyanın istenmesini ve bilirkişi tarafından yapılacak hesaplar doğrultusunda, müvekkiline ait ürünün 1 seneden fazladır satıldığı, reklamının yapıldığı ve davalı şirketin elde ettiği kar da göz önünde bulundurularak 100.000,00 TL'den az olmamak üzere maddi tazminata ve 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini, ...

3.Asliye Hukuk Mahkemesinin ...D.İş sayılı dosyasında yapılan ve bu davadaki yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Açıkladıkları sebeplerle, ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin ...

Değişik İş dosyasında hazırlanan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, adeta karar mercii gibi hareket edildiğini, teknik açıdan yetersiz bilirkişilerce hazırlandığını, rapora itiraz edilmiş olması sebebiyle tespitin kesinleşmediğini, raporun delil niteliğinin tartışmalı oluduğunu, müvekkilinin herhangi bir üretiminin olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere satış yaptığı tüm ürünleri farklı bir üreticiden satın alarak satışa sunduğunu, müvekkilinin tüm satışlarını aynı isimle gerçekleştirmesine karşın, bilirkişilerce adeta tüm ürünlerin incelemeye tabi tutularak rapor düzenlenmeye çalışıldığını,

davacının iddialarının aksine daha önce farklı instagram hesaplarında farklı firmalarca ürünün satışa sunulmuş olması nedeniyle davacının iyi niyetli olmadığını, davaya konu bilirkişi raporunun ve tespit talebinin mülga KHK hükümlerine göre düzenlendiğini, oysa Ocak 2017 tarihinde yeni kanununun yürürlüğe girdiğini, müvekkilinin yerleşim yerinin Bursa olması sebebiyle davanın yetkili mahkemede açılmadığını, ihtiyati tedbir ile ilgili taleplerin kabulünün mümkün olmadığını, davacının tespit işlemini ... numaralı tasarımlara ilişkin yapmasına karşın,

davayı ... numaralı çoklu tasarım başvurusu için açmasından dolayı herhangi bir ihlal talebi bulunmayan kalan tasarımlar için davanın reddini, her türlü yargılama masrafının ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiş, karşı davada ise: TPMK nezdinde ... adına tescilli ... numaralı tasarımların yeni ve ayırt edici olmaması nedeni ile hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

... 3.ASHM'nin ...D.iş sayılı dosyası ve TPMK kayıtları istenmiş, HMK'nın 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

25.03.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davalı/Karşı Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ve dava konusu ürüne benzer olduğu beyan edilen internet üzerindeki görselin, "@..." isimli kullanıcıya ait olduğu, ... paylaşımında kullanılan görsellerin, karşı davalının TPMK nezdinde, 10.02.2016 tescil tarihli ...numaralı tasarımı ile benzer olduğu ve 11 Temmuz 2015 tarihli olması nedeniyle; tescilli ....başvuru numaralı tasarımın daha önce piyasada var olan bir tasarım olması sebebiyle yenilik ve ayırt edicilik vasıflarından yoksun olduğu, kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

30.07.2019 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Davalı/Karşı Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ve dava konusu ürüne benzer olduğu beyan edilen internet üzerindeki görselin, "..." isimli kullanıcıya ait olduğu, ... paylaşımında kullanılan görsellerin, karşı davalının TPMK nezdinde, 10.02.2016 tescil tarihli ... numaralı tasarımı ile benzer olduğu ve 11 Temmuz 2016 tarihli olması nedeniyle; tescilli ... başvuru numaralı tasarımın daha önce piyasada var olduğu iddia edilen modeller ile tablolarda anlatıldığı üzere benzerlik taşımadığı, karşı davalının TPMK nezdinde, 10.02.2016 tescil tarihli ... numaralı tasarımın yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olduğu, kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

22.03.2021 tarihli bilirkişi kurulu 2.ek raporunda özetle: Davalı/Karşı Davacı vekili tarafından dosyaya ek olarak sunulan, sonradan ilave edilen ve incelenmesi istenen diğer TPMK nezdinde ... başvuru numaralı çoklu tasarımın... Numaralı tasarımlar incelendiğinde.

6 numaralı tasarımdaki etek düşüşünün benzer olduğu ancak bu benzerliğin tescilli tasarımın yenilik niteliğini düşürecek bir durum olmadığı, dahası bu etek düşüşünün “yenilik” de içermediği, kloş kesimlerde bilinen bir volanlı döküm olduğu,... numaralı çoklu tasarımında 1. Numaralı tasarımın karşı davalı ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu iddiasının incelemesi yapıldığında; kemer kullanımının ( aynı kullanım değil) benzerlik taşımadığı, kaldı ki sadece bu kullanımın da tescilli tasarımın yenilik niteliğini düşürecek bir durum olmadığı bildirilmiştir.

16.11.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Karşı davada davacı/karşı davalının davaya konu tasarımlarının yeni ve ayırt edici niteliğini haiz olduğu kanaatine varıldığı, heyette tasarım karşılaştırması yapacak tasarımcı teknik bilirkişi bulunmadığından teknik değerlendirmelerin yapılamayacağı, bu doğrultuda değerlendirmelerin önceki raporda davacı tasarımının hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaati dikkate alınarak asıl davadaki tecavüz ve tazminat iddiaları yönünden yapılacağı, davacının tescilli tasarımları ile davalının ...

3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...D.iş sayılı delil tespit dosyasında tespit edilen davalı ürünlerinin benzerlik ve iltibas durumunun tespiti tasarımcı teknik bilirkişi tarafından yapılacağından ve heyette tasarımcı teknik bilirkişi bulunmadığından bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılamadığı bununla birlikte ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...

D.iş sayılı delil tespit raporundaki kanaatlerin mahkemece dikkate alınması ihtimalinde davacı tescilli tasarımları ile iltibas oluşturan ürünler hem davalı işletmesinde hem de internette satışa arz edildiğinden vaki eylemin tescilli tasarım hakkına tecavüz teşkil edeceği, vaki eylemin aynı zamanda TTK 55/1-a4 bendi gereğince haksız rekabete sebebiyet vereceği, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 151/2-a maddesine göre maddi tazminat hesabının yapılabilmesi için gelir tablosunun yeterli olmadığı,

bu hesaplamanın yapılabilmesi için davacın dava konusu tasarımların tecavüz edilmediği yıllarda kaç adet sattığı, kaç paradan sattığı ve maliyet bedellerini belgelendirmesi veya sektör bilirkişisi tarafından davalıya ait seri endüstriyel üretim tahminine göre hesaplamanın yapılabileceği, Yargıtay'a göre bir davada sınai hakka tecavüz nedeniyle haksız rekabetin varlığına hükmedilmişse artık bu halde davacı lehine münasip bir manevi tazminata da hükmedilmesihin gerektiği, bu doğrultuda davacının manevi tazminat talebinin takdirinin mahkemeye ait olacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

22.05.2023 tarihli bilirkişi raporunun SONUÇ kısmında:"...A.TASARIM İNCELEMESİ YÖNÜNDEN tasarım ile aynı veya örtüşen herhangi bir görünümün bulunmadığı hallerde yenilik koşulunun sağlandığı kabul edilmektedir.

Tasarım koruması için gerekli bir diğer unsur olan ayırt edicilik ise; tasarımın yaratıldığı anda dış görünümünü oluşturan genel izlenim itibariyle, benzerlerinden farklı niteliklere sahip olup olmadığına göre belirlendiği, orijinal ve taklit ürünler mahkeme kaleminde incelenip teslim edilmiştir. Ürün örneği incelendiğinde.

Tasarım kalıp dikiş şekil ve biçim olarak ön kısa arkası uzun simetrik kesim sivri erkek yaka ve kol manşetle aynı katlı sivri kesim tasarım uzun kollu önden düğmeli taklitte ise çıtçıt zımba olarak tasarlandığı genel itibari ile ürünlerin benzer taklit olduğu, aksesuar olarak zımba çıtçıtın ayırt edici bir özellik kazandırmadığı, genel itibarı ile iltibas ve iktibas yarattığı, davacının dava konusu tasarımı 125 TL' ye üretip 499 TL ye satarken... aynı ürünü çok daha düşük kaliteyle 250 TL' ye satığı beyan edilmiştir.

Seri üretim adetleri dikkate alınmak suretiyle minimum ve maksimum adetlere ilişkin opsiyonel hesaplama:

50 pastal, tek renk, beş beden için =50 x 1x5 =250 adet minimum üretim

100 pastal, tek renk, beş beden için =100 x 1x5 =500 adet minimum üretim

B. MALİ İNCELEME YÖNÜNDEN Önceki rapor sunan bilirkişilerin keşifte (Dava sürecinde davaya konu ... - 6.1 6.2 numaralı tasarımın (keşifte 45 adet malın ele geçirildiği göz önünde bulundurulduğunda,) adet belirtip en önemli husus olan kaç renk çalışıldığını belirtmemesi üretim hesaplamayı tek renk üzerinden minumum hesaplamaya yönlendirmektedir (Dava sürecinde davaya konu ... numaralı tasarımın (keşifte 45 adet malın ele geçirildiği göz önünde bulundurulduğunda,) seri üretime göre davacının, Minimum üretime göre mahrum kaldığı karın 50.785,72 TL Maksimum üretime göre mahrum kaldığı karın 101.751,45 TL olduğu,

C.

SMK YÖNÜNDEN 1. Tasarım teknik incelemesindeki tespitler dikkate alındığında vaki eylemin tescilli tasarım hakkına tecavüz teşkil edeceği, vaki eylemin aynı zamanda TTK 55/1-a4 bendi gereğince haksız rekabete sebebiyet vereceği, 2. Mali bilirkişinin hesap ve değerlendirmesine göre minimum üretime göre davacının 124.750,00 TL x %40,71 = 50.785,72 TL kardan mahrum kaldığı, Maksimum üretime göre 500x499=249.500,00 TL x % 40,71 = 101.571,45 TL Kardan mahrum kaldığı belirtilmiş olup maddi tazminatın miktarı hususundaki Takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağı...

Yargıtay'a göre bir davada sınai hakka tecavüz nedeniyle haksız rekabetin varlığına hükmedilmişse artık bu halde davacı lehine münasip bir manevi tazminata da hükmedilmesinin gerektiği, bu doğrultuda davacının manevi tazminat talebinin Takdiri Sayın Mahkemeye ait olacağı..." bildirilmiştir.

02.02.2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Tasarımın yenilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığı, başvuru tarihinden önce benzer tasarımların kamuya sunulup sunulmadığına dayandığı, davacı tarafın tasarımlarının daha önceki tasarımlardan yeterli düzeyde farklılık gösterdiği, yenilik ve ayırt edicilik açısından bu tasarımların korunmaya değer olduğu sonucuna varıldığı, ... numaralı... numaralı tasarımlarının hükümsüzlük koşulları oluşmadığı.

Tasarımlar, yenilik ve ayırt edicilik açısından koruma altında olduğu davalı yanın satışa sunulan ve davacı yan tarafından dava dilekçesinin ekinde sunulan orijinal ve Taklit ürünler mahkeme kaleminde incelenip teslim edildiği.

Ürün örneği incelendiğinde, Tasarım kalıp dikiş şekil ve biçim olarak ön kısa arkası uzun simetrik kesim sivri erkek yaka ve kol manşetle aynı katlı sivri kesim tasarım uzun kollu önden düğmeli taklitte ise çıtçıt zımba olarak tasarlandığı kemer kullanımı benzerlik taşımadığı, kaldı ki sadece bu kullanımın da tescilli tasarımın yenilik niteliğini düşürecek bir durum olmadığı, genel itibari ile ürünlerin benzer taklit olduğu görüş ve kanaatine varıldığı,

tasarım kalıp dikiş şekil ve biçim olarak ön kısa arkası uzun simetrik kesim sivri erkek yaka ve kol manşetle aynı katlı sivri kesim tasarım uzun kollu önden düğmeli taklitte ise çıtçıt zımba olarak tasarlandığı genel itibari ile ürünlerin benzer taklit olduğu, aksesuar olarak zımba çıtçıtın ayırt edici bir özellik kazandırmadığı, genel itibarı ile iltibas ve iktibas yarattığı.

Tescilli tasarımların hükümsüzlüğü koşulları oluşmadığı, davalı tarafın izinsiz kullanımının ise haksız rekabet oluşturduğu.

Bu nedenle, davacının maddi tazminat talebi ve manevi tazminat talebinin dikkate alınması gerektiği, Yargıtay'a göre bir davada sınai hakka tecavüz nedeniyle haksız rekabetin varlığına hükmedilmişse artık bu halde davacı lehine münasip bir manevi tazminata da hükmedilmesinin gerektiği, bu doğrultuda davacının manevi tazminat talebinin takdirinin mahkemeye ait olacağı bildirilmiştir.

Mahkememizce 22.05.2023 tarihli kök ve 02.02.2025 tarihli ek rapora itibar edilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Asıl dava: Davalının eyleminin, davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, SMK 151/2-a maddesi kapsamında 100.000,00 TL'den az olmamak üzere maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminata ilişkindir.

Karşı dava: TPMK nezdinde ... adına tescilli ... numaralı tasarımların, yeni ve ayırt edici olmaması nedeni ile hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine ilişkindir.

Davanın açıldığı tarih itibarıyla 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU uygulanacaktır.

6769 sayılı SMK'nın 55/4. maddesi:"... Tasarım; bu Kanun hükümleri uyarınca tescil edilmiş olması halinde tescilli tasarım, ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş olması halinde ise tescilsiz tasarım olarak korunur."

6769 sayılı SMK'nın 56. maddesi: "(1) Tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur..."

(4) Bir tasarımın aynısı;

a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce,

b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir.

Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir.

(5) Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim;

a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce,

b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir.

(6) Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır."

6769 sayılı SMK'nın 58. maddesi: "(1) Tasarım sahibi, kendi tasarımına kıyasla ayırt edici niteliğe sahip olmayan tasarımlara karşı bu Kanundan doğan haklarını kullanabilir. (2) Koruma kapsamının değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır. (3) Bu Kanun kapsamında sağlanan tasarım koruması, 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda aranan şartları taşıması hâlinde söz konusu Kanunla öngörülen korumaya halel getirmez..."

6769 sayılı SMK'nun 59.maddesi: "(1)Tasarımdan doğan haklar münhasıran tasarım sahibine aittir. Üçüncü kişiler, tasarım sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünü üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, ithal edemez, ticari amaçlı kullanamaz veya bu amaçlarla elde bulunduramaz ya da bu tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunamaz.

(2) Tescilsiz tasarım, sahibine birinci fıkrada belirtilen fiilleri engelleme hakkını sadece korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması halinde verir. Korunan tasarımın kendi tasarımdan önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcı tarafından bağımsız olarak yapılan tasarımın koruma kapsamındaki tasarımdan kopyalanmış olduğu kabul edilemez..." hükmü amirdir.

Bir tasarımın koruma kapsamı belirlenirken buna, o tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimle bariz bir benzerlik gösteren bütün tasarımlar dikkate alınır. Koruma kapsamının belirlenmesinde, kıyaslanan tasarımların farklılıklarından çok ortak özelliklerine ağırlık verilir ve tasarımcının tasarlama açısından seçenek özgürlüğüne sahip olduğu dikkate alınır.

6769 sayılı SMK'nun 69.maddesi: "(1) Tescilli tasarımların koruma süresi başvuru tarihinden itibaren beş yıldır. Bu süre beşer yıllık dönemler halinde yenilenmek suretiyle toplam yirmi beş yıla kadar uzatılabilir. (2) Tescilsiz tasarımların koruma süresi, koruma talep edilen tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten itibaren üç yıldır..." hükmü amirdir.

6769 sayılı SMK'nın 81.maddesi: "a) Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak. b) Tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. c) Tasarım hakkını gasp etmek.

(2) Başvuru, 65 inci maddeye göre tescil edilerek yayımlandığı takdirde, tescil sahibi, tasarım hakkına yönelik olarak bu maddede sayılan tecavüzlerden dolayı hukuk davası açma hakkına sahiptir. Tecavüz eden, başvurudan ve kapsamından haberdar edilmişse başvurunun yayımlanmış olmasına bakılmaz. Tecavüz edenin kötüniyetli olduğuna mahkeme tarafından hükmolunursa yayımdan önce de tecavüzün varlığı kabul edilir.

(3) Koruma kapsamındaki tasarımın tescilli olduğuna ilişkin kaydın ürün, ambalaj veya fatura üzerine konulmamış olması, bu maddede sayılan fiilleri tasarım hakkına tecavüz olmaktan çıkarmaz. (4) Tescilsiz tasarımlar için, tasarım 57 nci maddeye göre kamuya sunulduğu takdirde, hak sahibi, tasarım hakkına yönelik ihlallerden dolayı dava açmaya yetkilidir" hükmü amirdir.

Ancak “özel amaçla sınırlı kalan ve ticari amaç taşımayan fiiller; deneme amaçlı fiiller; ticari uygulamadaki dürüstlük kuralları ile bağdaşır olmak, tasarımın normal kullanımını gereksiz şekilde tehlikeye sokmamak ve kaynak göstermek şartları ile eğitim veya referans amaçlı çoğaltmalar” ile belirli koşullarda onarım amaçlı fiiller tasarım hakkının kapsamı dışında kalır.

6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:

a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.

b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.

c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.

ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.

d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.

e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.

f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.

g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.

(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.

(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.

(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez."

6769 sayılı SMK'nın 151.maddesine göre:"(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır:

a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.

b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.

c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.

(3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.

(4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir. (5) Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır.

(6) Coğrafi işarete veya geleneksel ürün adına tecavüz hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz." hükmü amirdir.

Tasarım kavramı, insan zihninde biçimlendirme, kurma, tasavvur etme faaliyetleri ile, nesnel gerçekliğe estetik bir yapı kazandırmayı ifade eder. Tasarım hakkı ise, herkese karşı ileri sürülebilen, maddi olmayan bir mutlak haktır. Bir ürünün ayırt ediciliğini estetik olarak vurgulayan yaratımlar hukuk düzenince korunur. Türk Hukukunda tasarımlar 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile özel olarak korunmaktadır. Kanunda tanımlandığı üzere tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür (SMK m.55/1).

Tescil edilmiş bir tasarımın, tescil sonrasında hükümsüz kılınması mümkündür. Hükümsüzlük şartları SMK 77. maddede düzenlenmiştir. Buna göre:

a) 55. maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan tanımlara uygun olmadığı, 56. ve 57. maddelerde belirtilen şartları taşımadığı, 58. maddenin dördüncü fıkrası ve 64. maddenin altıncı fıkrasının (c) bendi kapsamında olduğu, başvurunun kötünîyetle yapıldığı ve bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını içerdiği ispat edilmişse,

b) Hak sahipliğinin başka kişiye veya kişilere alt olduğu ispat edilmişse,

c) Sonradan kamuya açıklanan aynı veya benzer nitelikteki bir tasarımın başvuru tarihi, tescilli bir tasarımın başvuru tarihinden önce ise, tasarımın hükümsüz sayılmasına mahkeme tarafından karar verilir. Hükümsüzlük kararı, geriye etkili bir karardır. Hükümsüzlüğüne karar verilen bir tasarımdan doğan hak hiç doğmamış kabul edilir (SMK m. 79/1)

Bir tasarım tescil belgesine birden fazla tasarım konu olabilir. Hükümsüzlük nedenleri tasarım tesciline konu tasarımların tamamına ilişkin olabileceği gibi, sadece bir kısmına ilişkin de olabilir. Bu durumda, sadece ilgili tasarım bakımından kısmen hükümsüzlüğe karar verilebilir (SMK m. 77/2). Kısmen hükümsüzlük kararı verilen tasarım dışında kalan tasarımlar, "yeni" ve "ayırt edici olma" niteliklerine sahip ise, bu tasarımlar açısından tasarım tescili geçerli olmaya devam eder.

Tasarımların, hükümsüzlüğü değerlendirilirken, Yargıtay 11 H.D.'nin bir kararında da belirttiği üzere:"...Tasarımlara ilişkin tarifnameler ve tescil belgeleri ile taraflara ait ürünler birebir karşılaştırılmalı olarak incelenip ayırtedicilik ve yenilik unsurlarının bulunup bulunmadığı belirlenip, sonuca göre karar vermek..." denilmek suretiyle, değerlendirmenin ne şekilde yapılacağı belirtilmiştir.

Tasarım tescil sistemi içerisinde, bir tasarımın yeni ve ayırt edici olması gerekli ve yeterlidir (SMK m.56/1).

Bir tasarımın aynısı (a) tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, {b} tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir (SMK m.56/4). Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorlarsa aynı kabul edilir. Kamuya sunma, sergileme, satış gibi yollarla piyasaya sürme, kullanma, tarif, yayım tanıtım veya benzer amaçlı faaliyetleri kapsar.

Hangi tasarımların yeni olarak kabul olunacağı zaman ve mekana göre değişmektedir. Ancak genel olarak "yeni" kelimesi önceden bilinmeyen, hiç kullanılmamış veya az kullanılmış anlamlarına gelmektedir. Bir tasarımın aynısının, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmuş olması yenilik unsurunu ortadan kaldırır.

Tasarımın ayırt edici olması ise, yeni olmasından farklı bir kavramdır. Tasarımın yeni olması, SMK 56/4. maddedeki "Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir" hükmünden de anlaşılacağı üzere yüzeysel bir incelemeyi gerektirir. Oysa ayırt edici olmayı belirlemede ölçü "bilgilenmiş kullanıcıdır (SMK m.56/5). Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim (a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, (b) Tescilsiz tasarım İçin tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir (SMK m.56/5).

Bilgilenmiş kullanıcı, daha önceden kamuya sunulmuş tasarımların kendisinde bıraktığı genel izlenimden belirgin derecede farklı İzlenim bırakan tasarımlar ayırt edici kabul edilir.

Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, birbiri ile kıyaslanan tasarımların ilke olarak farklılıklarından çok ortak özelliklerinin değerlendirilmesine ağırlık verilir ve tasarımcının tasarımı geliştirme açısından ne kadar seçenek özgürlüğüne sahip olduğu göz önüne alınır.

SMK hükümleri, TPMK kayıtları, ... 3.ASHM'nin... D.İş sayılı dosyası, Mahkememizce itibar edilen 22.05.2023 tarihli kök/02.02.2025 tarihli ek bilirkişi kurulu raporu ve bütün dosya kapsamından: TPMK nezdinde ... numaralı çoklu tasarımın, ... adına tescilli olduğu görülmüştür.

Davalı/karşı davacı tarafça; ... numaralı tasarımların, yeni ve ayırt edici olmaması nedeni ile hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talep edilmiştir.

22.05.2023 tarihli kök/02.02.2025 tarihli ek raporu düzenleyen bilirkişi heyetince yapılan incelemede: .... numaralı tasarımların yenilik ve ayırt edici niteliğine haiz olduğunun tespit edildiği, bu nedenle hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığından karşı davanın reddine karar verilmiştir.

22.05.2023 tarihli kök/02.02.2025 tarihli ek raporu düzenleyen bilirkişi heyetince, davalı tarafça satılan ürün ve davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan orijinal ürünler mahkeme kaleminde incelendiğinde: Davacı adına tescilli ... numaralı endüstriyel tasarım ile davalı tarafından internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında satışa sunulan ürün arasında, ortalama tüketici üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebeple benzer olarak algılandıkları kanaatine varıldığından, davalının eyleminin; davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine karar verilmiştir.

Davacı maddi tazminat talebini SMK 151/2-a maddesine, yani "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rakebeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelire" göre talep etmiştir.

Bilirkişiler tarafından yapılan incelemede maddi tazminat miktarı tam olarak tespit edilemediğinden, davanın açılış tarihi, faiz talep edilmemesi ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak, maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne; BK 50 - 51.maddesi hükümlerine göre takdiren 90.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Davacı manevi tazminat talep etmiştir. Tasarıma tecavüz sayılan fiiller aynı zamanda haksız fiil niteliğinde olduğu için Türk Borçlar Kanunun 58.maddesinde yer alan haksız fiilin kişilik hakkını zedelemesi halinde manevi tazminata hükmedileceği hükmü SMK bakımından da kabul edilmiştir.

SMK kapsamında manevi tazminatın amacı tasarımın haksız kullanımı veya itibarının zedelenmesi sonucu tasarım hakkı sahibinin ticari ve kişisel varlığında meydana gelen olumsuz sonuçların ortadan kaldırılmasıdır.

Yargıtay kararlarında, tasarıma tecavüz fiilinin varlığında mutlaka uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinin belirtildiği, manevi tazminat miktarının tayininde bu tazminatın bir zenginleşme aracı olması ve hukuka aykırı eylemin yapılmasını istenir hale getirecek aşırı miktarlarda olması kabul edilmemekte, zarara uğrayanda manevi huzuru sağlayacak oranda, tecavüzü yapanda da caydırıcı bir etki bırakacak miktarlarda olmasına özen gösterilmesi gerektiği bilinmekle, manevi tazminat talebinin kabulüne, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş,

ancak kısa kararda sehven "fazlaya ilişkin istemin reddine" ibarelerinin yazıldığı, bu durum maddi hata olduğundan, hüküm fıkrasındaki "fazlaya ilişkin istemin reddine" ibareleri çıkarılmıştır.

Asıl davada. Tasarıma tecavüzle birlikte, davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, men'i, ref'i talep edilmiştir, ancak Yargıtay 11.H.D'nin ... E....

K. ve 05/02/2025 tarihli ilamında:"...2.Mahkemece davalının kullanımlarının marka hakkına tecavüzün yanı sıra haksız rekabet de oluşturduğu benimsenerek tescilli tasarımın kümülatif olarak korunması cihetine gidilmişse de; bilindiği üzere kümülatif koruma, bir fikri ürünün birden çok mevzuatın koruma şartlarını aynı anda taşıması halinde o mevzuatların tamamı ile korunabilmesidir.

Yani, bir fikri ürünün birden çok mevzuatın koruma şartlarını taşıması halinde hak sahibinin her bir yasal düzenlemeye birlikte dayanarak koruma talebinde bulunması ve mahkemelerce de eş zamanlı olarak her bir mevzuat hükümleri ile hak sahibinin tatmin edilmesidir...

Diğer bir ifade ile somut davada olduğu gibi markanın izinsiz kullanılmasının hem marka hakkına tecavüz davası, hem haksız rekabet davasına konu edilmesi ve mahkemece de her iki müessese kapsamında taleplerin kabul görmesi kümülatif koruma olarak tanımlanmaktadır.

Tescilli haklar bakımından ise ilke olarak sadece ilgili özel düzenleme uygulama alanı bulacaktır. Bununla birlikte özel düzenlemede haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanacağına ilişkin açık bir hüküm bulunması halinde yine haksız rekabete dair düzenlemelerin de devreye gireceği tartışmasızdır.

Somut olay bakımından Dairemizin eski uygulamasına esas teşkil eden mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 57 nci maddesinin beşinci fıkrasında ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarının iltibasa meydan verebilecek surette kullanılmasının da haksız rekabet hallerinden olduğu düzenlenmişti. Bu kapsamda tescilli marka ve tasarım haklarının bu şekilde kullanılmasının marka ve tasarım hakkına tecavüz ile birlikte haksız rekabeti de oluşturduğu, anılan haklara tecavüz ve haksız rekabetin kesiştiği alanda hem özel hükümler hem de haksız rekabet hükümleri ile kümülatif korunması gerektiği Daire uygulaması haline gelmişti. Başlangıçta kümülatif korumanın benimsenmiş olması, 6762 sayılı Kanunda yer alan bu düzenlemeden kaynaklanmaktaydı.

Ancak 1 Temmuz 2012 tarihin de yürürlüğe giren 6102 sayılı Kanun'da, 6762 sayılı Kanun'da değinilen hükmün yerine getirilen 55. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin 4. alt bendinde, "ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları" ibaresine yer verilmemiştir.

Anılan iki hüküm karşılaştırıldığında 6762 sayılı Kanunun 57. maddesinin beşinci fıkrası "...Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak..." şeklinde olmasına rağmen, yerine ikame edilen 6102 sayılı Kanun'un 55. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 4. alt bendinde

"...Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak..." şeklindedir.

Görüldüğü üzere yeni hükümde "ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları" ibaresine yer verilmemiştir. Bunun temel nedeni; tescilli işletme adı ve ticaret unvanının 6102 sayılı Kanun'un 50. ve 53. maddeleri arasındaki hükümlerle düzenlenmesi ve dolayısıyla özel koruma getirilmesidir. 6102 sayılı Kanun'un 55. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 4 üncü alt bendinin gerekçesinde eski hükümden ayrılmanın nedeni; "...anılan ayırt edici işaretlere ilişkin karıştırılma koşul, hüküm ve sonuçlarıyla birlikte kendi özel kanun hükmünde kararnamelerinde, yani MarkKHK'da, EndTasKHK'da, CoğİşKHK'da ve unvanla ilgili olarak TK'da ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Burada tekrar edilmeleri hem gereksizdir, hem de yorum güçlüklerine sebep olmaktadır.

Anılan cümle parçalarının burada yer almaları, haksız rekabete ilişkin hükümlerin fikri mülkiyete ilişkin düzenlemelerde kümülatif uygulanması yönünden gerekli görülemez..." şeklinde ifade edilmektedir.

Bu kapsamda belirtmek gerekirse, kanun koyucunun haksız rekabete ilişkin eski ve yeni hüküm bağlamında anılan gerekçelerle eski hükümden ayrılması ile kümülatif koruma yönünden yukarıda belirtilen özel hükümlerin getirilmesi tescilli marka ve tasarım ile tescilsiz tasarımın tıpkı faydalı model ve patent hakkı gibi sadece 6769 sayılı Kanun kapsamında korunmasını yeterli bulduğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenle artık, 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacaktır.

Diğer bir ifade ile bu kapsamda kümülatif koruma uygulanmayacaktır...

Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkı Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olup 6769 sayılı Kanun ile getirilen özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere dayanmış olduğundan marka ve tasarımın koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olup, özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır.

Hâl böyle olunca, Dairemizin daha önceki bazı kararlarında da benimsediği üzere (Yargıtay 11. HD 14.03.2022 gün ve ... sayılı, yine 22.04.2021 gün ve ... sayılı kararları) somut olay bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek haksız rekabete ilişkin hüküm kurulmaması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir..." ibarelerin yer aldığı görülmekle, tasarım hakkına yönelik hükümler ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki TBK'nın 60. maddesince yerinde görülmediğinden, haksız rekabete yönelik taleplerin reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,

ASIL DAVADA

1-Davalının eyleminin davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine,

2-SMK'nın tasarım hakkına yönelik hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki, TBK'nın 60.maddesince yerinde görülmediğinden haksız rekabete yönelik taleplerin reddine,

3-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, BK 50 - 51.maddesi hükümlerine göre takdiren 90.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

4-Manevi tazminat talebinin kabulüne, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Alınması gereken 6.831,00 TL harçtan; peşin ve ıslah harcının mahsubu ile eksik 4.925,47 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir yazılmasına,

6-Tasarıma Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i talepleri yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Maddi tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8- Maddi tazminat talebinin kısmen reddi nedeniyle; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

9- Manevi tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

10-Davacı tarafça yatırılan; peşin harç, başvuru harcı ve ıslah harcı olmak üzere 1.936,93 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

11-Davacı tarafça yapılan; 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 585,00 TL posta ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 4.085,00 TL yargılama giderinden, davanın kabul/red oranına göre 3.733,04 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

KARŞI DAVANIN REDDİNE

1-Alınması gereken 615,40 TL harçtan; peşin ve ıslah harcının mahsubu ile eksik 584,00 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 2-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 28/04/2025

Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır

İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/96, K. 2025/107, 28 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  5. Asıl Davada
  6. Karşı Davanın Reddine
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2021/96
Karar No
2025/107
Tarih
28 Nisan 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/105 K.2025/331
  • İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2021/105 K.2025/90
  • Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/106 K.2025/275
  • Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/107 K.2025/438
  • Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/108 K.2025/322
  • İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2021/114 K.2025/96

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.