KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- Esas no
- 2022/199 Esas
- Karar no
- 2024/207
- Dava
- Patent Hakkına Tecavüzün Mevcut Olmadığının Tespiti
- Dava tarihi
- 07/11/2022
Karar Metni
2.742 kelime·14 dk okuma·8 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Patent Hakkına Tecavüzün Mevcut Olmadığının Tespiti İstemli asıl ve birleşen davanın yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Asıl ve birleşen (mahkememizin 2022/200 esas sayılı dosyası ) davada davacı vekilinin asıl davada dava dilekçesinde özetle; davacının “...” ve “...” ticari isimli ürünleri geliştirdiği, bu süreçte ürünlere ilişkin patent araştırmasında, davalı yana ait ... ve ... sayılı patentlerin varlığını tespit ettiği ve hukuken korunmak amacıyla işbu davayı açmak gereğinin duyulduğunu, Davalı yana ait patentlerin koruma kapsamları karşısında, davacının ait dava konusu ürünlerin özellikleri dikkate alındığında, söz konusu patentlerin bağımsız istemlerini ve açıklanan yöntem istemlerini ihlal etmediği,
bağımsız istemlerin ihlal edilmemesi nedeniyle de, bağımlı istemlerin de ihlal edilmediğinin sabit olduğunu, Davalı patentinin koruma kapsamı ile davacıya ait ürünün özellikleri karşılıklı değerlendirildiğinde, davacıya ait “...” ve “...” isimli ürünlerinin davalının ... ve ... patentlerinin hiçbir istemini ihlal etmediğini, ... sayılı patent yönünden, davacıya ait “...” isimli ürünlerin formülasyonunun patentte korunan ikinci bir seyrelticiyi yani prejelatinize nişastayı veya eşdeğerini içermediği, “...” isimli ürünlerin formülasyonu da patentte korunan birinci bir seyrelticiyi yani mannitolü veya eşdeğerini içermediği,
dolayısıyla davacıya ait ürünlerin ... numaralı patenti ihlal etmediğini, ... sayılı patent yönünden, davacıya ait “...” isimli ürünlerin formülasyonunun patentte korunan nükleofilik ve/veya bazik ajan ve eşdeğerini içermediği, dolayısıyla nükleofilik ve/veya bazik ajan içermediği için ...de içermediği, “...” isimli ürünlerin formülasyonunun da patentte korunan nükleofilik ve/veya bazik ajan olarak... veya eşdeğeri dolayısıyla davacıya ait ürünlerin ... numaralı patenti ihlal etmediğini, Davacı ürünlerine ilişkin verilerin ticari sır niteliğinde olduğu,
ancak bu davada ileri sürdüğü iddialarının ispatı açısından, söz konusu verilerin, mahkemenin bilgisine sunulması gerektiği, yine Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği'nin 28. Md. gereğince de söz konusu bilgiler gizli olduğu,
gizli nitelikli olan bu bilgilerin kasaya alınması hususunda karar verilmesini mütcakip, delil listesi birlikte ibraz edileceğini, iddia ettiğini, Davacıya ait ruhsat başvuru dosyalarına ilişkin belgeleri içeren teknik mütalaanın dosyaya ibrazı öncesinde, gizlilik kararı ile söz konusu belgelerin kasaya alınmasına Davacıya ait ve dava konusu edilen “...” ve “...” ticari isimli ürünlerin, davalı yan adına koruma altına alınmış olan ... ve ... sayılı patentler ile korunan unsurlara tecavüz teşkil edip etmediğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen (mahkememizin 2022/200 esas sayılı dosyası) davada davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Her türlü dava ve maddi-manevi tazminat talep hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkiline ait ruhsat başvuru dosyalarına ilişkin belgeleri içeren teknik mütalaanın dosyaya ibrazı öncesinde, gizlilik kararı ile söz konusu belgelerin kasaya alınmasına karar verilmesini, müvekkiline ait “...” ve “...” isimli rünlerin, davalı adına koruma altına alınmış olan ... ve ... sayılı patentlere tecavüz etmediğinin tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalı aleyhine ... E ve... E. sayılı dosyası üzerinden iki ayrı dava ikame edildiği, bu davaların konusunun aşağıdaki gibi olduğu, ...
E sayılı davada, davacının kendisine ait “...” ve “...” ticari ismi ile geliştirdikleri ürünlerin, davalının ...ve ... sayılı patentlere tecavüz teşkil etmediğinin tespitinin talep edildiğini, ...E sayılı davada, davacının tarafın geliştirdikleri ürünlerin, davalının ... ve ... sayılı patentlere tecavüz teşkil etmediğinin tespitinin talep edildiğini, Mahkemenin anılan dava dosyalarının birleştirilmesine karar verdiği, her iki dosyanın da ...
E. sayılı dosyası üzerinden görülmeye devam ettiğini, Usul yönünden, davacının hukuki menfaatinin mevcut olmadığı, esasa ilişkin bir incelemeye girilmeksizin davanın reddi gerektiği, SMK madde 154 uyarınca; menfaati olan herkesin menfi tespit davası açabileceğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, ruhsat başvurusu sonuçlanmadan açılan menfi tespit davaları yönünden davacının hukuki yararı bulunmadığı,
bunun sebeplerinden birinin “İlaçların ruhsatlandırılması ve bunun için gerekli test ve deneyler de dâhil olmak üzere, patent konusu buluşu içeren deneme amaçlı fiiller”in patentin koruma kapsamı dışında tutulması ve patent sahibinin anılan fiiller için tecavüz davası açamadığı bir durumda benzer şekilde ruhsat başvurusu sahibinin de dava açamayacağının kabulü olduğunu, bu itibarla “Patent konusu buluşu içeren deneme amaçlı fiiller” de patentin koruma kapsamı dışında olduğu, davacının hali hazırda tartışma konusu ürünlerle ilgili bir deneysel faaliyet içinde olup olmadığının belli olmadığı, velev ki deneysel faaliyeti olsa bile,
Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca davacının mevcut davayı açmada bir güncel fayda bulunmayacağı, buna göre davacı tarafın ancak tecavüz faaliyetinin mevcut olabileceği formülasyonu içeren ürünü için ruhsat aldığı tarihte mevcut davayı açma ehliyetine kavuşabileceğini, Esasa dair beyanlar yönünden, davacının, ticari sır olması gerekçesi ile, geliştirdiğini iddia ettiği dava konusu ürünler ile ilgili hiçbir bir bilgi ve doküman paylaşmadığı,
tek cümle ile tecavüz olmadığını iddia ettiğini, Davacı yanın iddialarının aksine, davacı tarafından geliştirildiği iddia edilen dava konusu ürünlerin davalı patentlerine tecavüz teşkil ettiğinin davalı tarafça düşünüldüğü, ancak davanın esasına ilişkin teknik cevapların sunulabilmesi için ilgili bilgi ve belgelerin davacı tarafından sunulması ve bunların davalı tarafça incelenmesi gerektiğini, Esasa dair beyanlar yönünden, davacının, ticari sır olması gerekçesi ile, geliştirdiğini iddia ettiği dava konusu ürünler ile ilgili hiçbir bir bilgi ve doküman paylaşmadığı,
tek cümle ile tecavüz olmadığını iddia ettiğini, Davacı yanın iddialarının aksine, davacı tarafından geliştirildiği iddia edilen dava konusu ürünlerin davalı patentlerine tecavüz teşkil ettiğinin davalı tarafça düşünüldüğü, ancak davanın esasına ilişkin teknik cevapların sunulabilmesi için ilgili bilgi ve belgelerin davacı tarafından sunulması ve bunların davalı tarafça incelenmesi gerektiğini, Gerek asıl davanın ve gerekse de birleşen davanın dava şartı yokluğundan reddine,
Davacı tarafından dava konusu ürünler ile ilgili bilgi ve belgeler paylaşıldıktan sonra sunulacak esasa ilişkin cevaplar doğrultusunda gerek asıl davanın ve gerekse de birleşen davanın esastan da reddine karar verilmesi ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP
Asıl ve birleşen (mahkememizin 2022/200 esas sayılı dosyası ) davada davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; ...
İstisnasına ilişkin düzenleme olan SMK m. 85/3 bendinin, eldeki menfi tespit davası ile bir ilgisi olmadığı, bu davada müvekkil firmaya ait dava konusu ürünlerin, SMK madde 154 gereğince davalı yana ait patentlere tecavüz etmediğinin tespitine karar verilmesinin talep edildiğini, davanın bir tespit davası olduğunu, davacının davaya konu ürünlerine ait ruhsat başvurusu olduğu dikkate alındığında bu davanın mevsimsiz açıldığı iddiasının yersiz olduğunu, davacı ürünün ruhsat dosyasının davacının ticari sır niteliğindeki bilgileri içerdiği, gizlilik niteliğini haiz olduğu,
TRIPS anlaşmasının 39. maddesinde gerçek ve tüzel kişilerin yasal olarak kendi kontrolleri altındaki bilgilerin kendi izinleri olmadan, dürüst ticari uygulamalara aykırı, başkalarına ifşa edilmesini veya başkaları tarafından elde edilmesini veya kullanılmasını engelleme olanağına sahip olacağının düzenlendiğini, iddia edilerek, davalının taleplerinin reddine, gizlilik talebinin ve davanın kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir.
İKİNCİ CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; davada ispat yükünün davacı yanda olduğu, davacının davalı patentlerine tecavüz teşkil etmediğini somut delillerle ortaya koyması gerektiğini, Davacı tarafından ruhsat başvurusu yapıldığı iddia edilmekte ise de, bu hususun asıl ve birleşen dava dilekçelerinde açıkça beyan edilmemesi ve söz konusu ruhsat başvurularına dair herhangi bir bilgi paylaşılmaması karşısında iddia edildiği gibi ruhsat başvuru dosyalarının olduğundan dahi emin olunamadığını, Ruhsat başvurusu yapmış olsa bile,
davacı tarafın ancak tecavüz faaliyetinin mevcut olabileceği formülasyonu içeren ürünü için ruhsat başvurusunun sonuçlandığı ve ruhsal aldığı tarihte mevcut davayı açma ehliyetine kavuşabileceğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre ruhsat başvurusu halindeki ürünlerinin patent tecavüzü teşkil ettiğinin tespiti yönünde açılan davada, davacı olan patent sahibinin hukuki yararı olmadığı kabul gördüğü,
bu sonuca varılırken yapılan değerlendirmelerde de patent sahibinin davasının dayanağı olan ilgili madde dikkate alınmaksızın, SMK m. 85/3 bendinin mülga Patent KHK sında karşılığı olan 75 maddesi esas alınarak bu sonuca varıldığını, Formülasyonda yapılacak her bir modifiye sonrası davalı aleyhine bir menfi tespit davası açılacak olsa, davalı kendisini isteği dışında sürekli olarak,
uzun ve masraflı olan dava süreçlerine taraf olarak bulacağı, işte bu nedenle tespit davasının açılabilmesi için ortada kesin olarak ticarileştirilebilir bir ürün olması gerekmediğini, Teknik incelemeye dair esasa dair bir cevap sunulabilmesinin ancak davacıya ait geliştirildiği iddia edilen farmasötik ürünlerle ilgili somut bilgi ve belgelerin sunulması ve davalıca incelenmesi akabinde mümkün olacağını ve yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Asıl dava; davacıya ait “...” ve “...” isimli ürünlerin, davalı adına tescilli ... ve ... sayılı patentlere tecavüz teşkil etmediğinin tespiti istemine ilişkindir.
Birleşen mahkememizin 2022/200 esas sayılı davası; davacıya ait “...” ve “...” isimli ürünlerin, davalı adına tescilli ... ve ... sayılı patentlere tecavüz teşkil etmediğinin tespiti istemine ilişkindir.
Davaya konu ..., ..., ... ve ... numaralı patentlerin; patent tescil belgelerinin, başvuru ve tescil tarihlerinin, ürün listelerinin, varsa yenileme tarihlerinin, devir ve lisans belgelerinin, renkli ise renkli suretlerinin ve halen geçerli olup olmadığının onaylı suretlerine ilişkin tescil kayıtları TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davacı tarafça delil olarak; asıl davada ... ve ..., birleşen davada ...ve ... sayılı Avrupa Patentlerinin, Avrupa Patent Ofisi nezdinde yürütülen tüm patentlenme sürecine ilişkin bilgi ve dokümanlar, “...” ve “...” ticari isimli ürünlere ilişkin, davalı patentlerinin koruma kapsamında olan bilgilerin karşılaştırılabilmesi için gerekli bilgi ve belgeler, bilimsel rapor ve teknik mütalaaya dayanıldığı görülmüştür.
Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin 09/10/2023 tarihli dilekçesi ile; ön inceleme duruşma zaptının 4 nolu ara kararı gereğince teknik heyet tarafından incelenmesini talep ettikleri ve bilirkişi heyetinden cevap verilmesini istedikleri hususları yazılı olarak beyan ettiği, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin 16/10/2023 tarihli dilekçesi ile; asıl ve birleşen davada ön inceleme duruşma zaptının 4 nolu ara kararı gereğince teknik heyet tarafından incelenmesini talep ettikleri ve bilirkişi heyetinden cevap verilmesini istedikleri hususları yazılı olarak beyan ettiği, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin 15/12/2023 tarihli dilekçesi ile; müvekkiline ait dava konusu ürünlerin ticari isim değişikliği hakkında beyanlarını ibraz ettiği görülmüştür.
HMK'nın 266. maddesi kapsamında uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile bilirkişilerin oy ve görüşünün alınmasına karar verilmiş olup ilaçlara ilişkin evrakların mevcut olduğu merci olmakla talep edilen bilirkişi incelemesinin Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunda (TİTCK) yapılmasına, gereği için ...
Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiş ve bu suretle mahkememizce görevlendirilen Sınai Mülkiyet uzmanı ..., Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji uzmanı ... ve Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Kimya uzmanı... tarafından düzenlenen 26/09/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; davaya konu ürünlerin “...” ve “...” isimli ürünler olduğu,
İşbu rapora konu TİTCK incelemesinin yapıldığı tarih itibariyle, davacının dava konusu “...” ve “...” isimli ürünler için ruhsat başvurusunun 25.08.2023 tarihinde neticelendiğini, Davacının ürünlerinin ruhsat onayının TİTCK tarafından 25.08.2023 tarihinde yapıldığı ve 10.12.2023 tarihindeki isim değişiklikleri neticesinde ruhsatlandırma sürecinin güncel olarak sırasıyla “...” (Ruhsat No:...) ve “...” (Ruhsat No:...) isimli ürünler olarak neticelenmiş olduğunu, Dava konusu ürünlerin isim değişikliği dışında ürünlerin içeriğinde ya da üretim prosesinde herhangi bir değişiklik olmadığını,
Dava konusu “...” ve “...” isimli ürününün (ismi değiştirilerek ruhsat verilmiş ismiyle " ...” ve “...” isimli ürününün) davalının ..., ..., ... ve ... sayılı patentlerinin koruma kapsamına girmediği ve davalının patentlerine birebir veya eşdeğer tecavüzün söz konusu olmadığını, ... sayılı patentin, korunması için gerekli olan 2023 yılı ücretinin süresi içinde ödenmediğinden patent hakkının sona erdiği ve geçersizlik ilanının TPMK tarafından 21.11.2023 tarihinde yapılmış olduğu, ayrıca, anılan patentin yeniden geçerlilik kazanabilmesi için telafi ücretinin de süresi içerisinde ödenmemiş olduğu,
dolayısıyla, patentin hakkının 2023 yılı yıllık ücretin vade tarihi (02.04.2023) itibariyle sona erdiği sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Anılı bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş olup yeniden teknik inceleme yapılmasına yönelik bir talebin mevcut olmadığı, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin ise davacı tarafça ilaç ruhsatının tahkikat aşamasında alınması (asıl ve birleşen davaların 07/11/2022 tarihinde ikame edildiği, davalara konu edilen ürünlerin ise 25/08/2023 tarihinde ruhsatlandırıldığından bahisle) ve böylece ruhsat başvurusu sonuçlanmadan davaların açılmış olması sebebiyle, menfi tespit davaları bakımından hukuki yararın bulunmadığını, bu nedenlerle asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Huzurdaki asıl dava dosyası yönünden dava konusu uyuşmazlığın; davacının, patente tecavüzün bulunmadığının tespiti istemi yönünden hukuken korunmaya elverişli menfaatinin bulunup bulunmadığı, hukuki menfaati mevcut ise davacıya ait “...” ve “...” ürünlerinin, davalı adına tescilli bulunan ... ve ... sayılı patentlere tecavüz teşkil edip etmediği, birleşen mahkememizin 2022/200 esas sayılı dosyası yönünden dava konusu uyuşmazlığın; davacının, patente tecavüzün bulunmadığının tespiti istemi yönünden hukuken korunmaya elverişli menfaatinin bulunup bulunmadığı,
davacı şirkete ait “...” ve “...” isimli ürünlerin, davalı adına koruma altına alınmış olan ... ve ... sayılı patentlere tecavüz teşkil edip etmediği noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Ayrıca tahkikat aşamasında dosyaya sunulan yazılı belge ve delillerin tetkikinde; davacının asıl ve birleşen davaya konu ürünlerinin ruhsat onayının TİTCK tarafından 25/08/2023 tarihinde yapıldığı ve 10/12/2023 tarihindeki isim değişiklikleri neticesinde ruhsatlandırma sürecinin güncel olarak sırasıyla “...” (Ruhsat No:...) ve “...” (Ruhsat No:...) isimli ürünler olarak neticelenmiş olduğu, dava konusu ürünlerin isim değişikliği dışında ürünlerin içeriğinde yahut üretim prosesinde herhangi bir değişiklik olmadığı saptanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta asıl ve birleşen davada davalı tarafça, hem asıl hem de birleşen davanın mevsimsiz/erken ve zamansız açıldığı savunulmuş olmakla, HMK'nın 114/1-h maddesi gereğince görülmekte olan bir davada hukuki yarar, dava şartı olup dava şartlarının HMK'nın 138. maddesi gereğince öncelikle resen değerlendirilmesinin gerekmesi nedeni ile ilk olarak asıl ve birleşen davada davacı şirketin, huzurdaki davaları açmakta hukuki menfaatinin bulunup bulunmadığı hususu ele alınmıştır.
Bu noktada tatbiki gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) "Tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin dava ve şartları" başlığını taşıyan 154/1 maddesinde. "Menfaati olan herkes, Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir.
Bu talebin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, menfaat sahibi, hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir. Bildirimin yapılmış olması, açılacak davada dava şartı olarak aranmaz. Bu dava, kendisine karşı tecavüz davası açılmış bir kişi tarafından açılamaz." düzenlemesine yer verildiği görülmüştür.
Anılı yasal düzenleme ışığında somut olaya bakıldığında ise asıl ve birleşen davada davacı şirketin “...” ve “...” isimli ürünleri geliştirdiği ve ruhsat almak amacıyla Sağlık Bakanlığına başvurduğu ve yargılama sırasında onaylandığı gözetildiğinde, işbu yasal düzenleme gereğince davacının davalı patentlerine tecavüzünün olmadığının tespitini istemekte asıl ve birleşen dava kapsamında hukuki yararının mevcut olduğu anlaşılmıştır.
(Emsal ilam: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin ... esas,...karar sayılı kararı)
Kabul edilen hukuksal olgu kapsamında HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmekle görevlendirilen bilirkişi heyeti marifeti ile düzenlenen rapor tetkik edilmiştir. Mübrez raporun dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli olmakla hükme esas alınmaya elverişli olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu kapsamda yapılan değerlendirme neticesinde; asıl ve birleşen davaya konu “...” ve “...” isimli ürünlerin, davalının ..., ..., ... ve ... sayılı patentlerinin koruma kapsamına girmediği ve davalının patentlerine birebir veya eşdeğer tecavüzün söz konusu olmadığı tespit edilmiştir.
Ayrıca asıl dava konusu olan ... sayılı patentin, korunması için gerekli olan 2023 yılı ücretinin süresi içinde ödenmediğinden patent hakkının sona erdiği ve geçersizlik ilanının TPMK tarafından 21/11/2023 tarihinde yapıldığı, anılı patentin yeniden geçerlilik kazanabilmesi için telafi ücretinin de süresi içerisinde ödenmediği, böylece patent hakkının 2023 yılı yıllık ücretinin vade tarihi (02/04/2023) itibariyle sona erdiği tespit edilmekle, asıl davada ... sayılı patent istemi konusuz kalmış olup anılı istem yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
Bununla birlikte esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri talebi yönünden uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinin; '' (1) Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.
'' düzenlemesi gereğince davanın açıldığı tarihte davacının dava açmakta haklı bulunması nedeni ile asıl dava yönünden yargılama giderlerinin davacı lehine taktir edilmesi gerekmiştir. Tüm bu gerekçeler ışığında; asıl davanın ... sayılı patent yönünden kabulü ile, dava konusu “...” ve “...” isimli ürünlerin, davalı yana ait ... sayılı patente tecavüz teşkil etmediğinin tespitine, asıl davada ... sayılı patent istemi yönünden konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen mahkememizin 2022/200 esas sayılı davasının kabulü ile, dava konusu “...” ve “...” isimli ürünlerin, davalı yana ait ... ve ... sayılı patentlere tecavüz teşkil etmediğinin tespitine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
ASIL DAVA YÖNÜNDEN
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 383,20 TL harcın davalıdan tahsiline, 5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafın yaptığı 44,40 TL başvuru harcı 44,40 TL peşin harç 1.231,60 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 30.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 31.320,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN
8-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 346,90 TL harcın davalıdan tahsiline,
9-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davacı tarafın yaptığı 80,70 TL başvuru harcı, 80,70 peşin harç, 10 TL elektronik tebligat masrafı olmak üzere toplam 171,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
12-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/11/2024
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/199, K. 2024/207, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama