KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Esas no
- 2022/202
- Karar no
- 2024/152
- Dava
- MARKAYA TECAVÜZ - HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, MENİ, REFİ VE MANEVİ TAZMİNAT
- Dava tarihi
- 10/11/2022
Karar Metni
2.659 kelime·13 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Markaya Tecavüz - Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, Refi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: İzah ettikleri nedenlerle fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalılar tarafından yapılan, müvekkilinin marka haklarına yönelik tecavüzün ve haksız rekabetin her bir davalı yönünden tespitine, ref'ine, devam edenler yönünden men'ine, tecavüz sebebiyle oluşan maddi zararlara ilişkin dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile her bir davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine,
her bir davalı aleyhine verilen kararın masrafı davalılarca karşılanarak tirajı yüksek bir gazetede ilanına, davalılardan ele geçirilen ürünlerin bilirkişiler tarafından taklit nitelikte olduklarının tespit edildiğini, davalıların da ürünlerin orijinal olduğuna yönelik iddiası bulunmaması nedeniyle bu ürünlere ilişkin uğrayabilecekleri bir zarar söz konusu olmadığından, yargılama süreleri ve teminat tutarının bu süreçte değer kaybedecek olması da göz önüne alınarak,
müvekkilli tarafından sunulan nakdi terminatın iadesine, 6100 sayılı HMK 397/2. maddesi uyarınca yasal süre içerisinde dava açıldığından tedbirin teminatsız devamına, bu dosyanın eki niteliğindeki ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ...D.İş ve ...
37. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyaları kapsamında yapılan, muhafaza masrafları da dahil olmak üzere tüm giderlerin ve bu davada oluşacak yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: Fikri mülkiyet haklarından doğan ve konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerinin zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu, TTK 5/A maddesi hükmüne göre.
TTK 4. maddesi hükmünde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunu, TTK 4/1,d hükmüne göre tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin, ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayıldığını,
SMK 149/1,ç hükmünde düzenlenen sınai mülkiyet hakkına tecavüz nedeniyle ileri sürülecek maddi ve/veya manevi tazminat taleplerinin dava şartı arabuluculuk kapsamında olduğunu, dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın usulden reddinin gerektiğini, Türkiye'de en az beş yıl tescilli olması şartıyla dava tarihinden önceki 5 yıl içerisindeki ciddi kullanımının davacı tarafından ispatının gerektiğini,
SMK'nın 19/2 ve 29/2 maddeleri uyarınca tecavüz davasına dayanarak markanın dava tarihi itibari ile Türkiye'de en az 5 yıl tescilli olması şartı ile dava tarihinden önceki 5 yıl içerisindeki ciddi kullanımının davacı tarafından ispatının gerektiğini, ciddi kullanımın ya da kullanmamaya dair geçerli sebeplerin sunulamaması halinde davanın reddinin gerektiğini, davacının bu hususta delil sunmadığını, bu aşamadan sonra delil sunulmasına muvafakatlarının olmadığını, anılan hüküm uyarınca kullanmama def’ini ileri sürdüklerini,
davacı tarafın Türkiye’de kullanımı olmayan markalarına dayanarak açtığı marka tecavüzü davasının ve SMK’ya dayanan tedbir ve tazminat talepleri ile birlikte davanın usulden reddini talep ettiklerini, müvekkillerinin, davaya konu ürünleri "çantacı" diye tabir edilen ve dükkan dükkan gezen kişilerden satın aldıklarını ve Pandora isimli tescilli markanın varlığınını bilmedikleri gibi ürünlerin ... isimli markanın taklidi olduğunu da bilmediklerini, açıkladıkları nedenlerle;
öncelikle arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğinden davanın usulden reddini, usulden red taleplerinin kabul edilmez ise esasa ilişkin savunmaları doğrultusunda haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyası istenmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davalıların eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir.
Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları):
"(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması."
Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.
(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.
(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez."
Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir.
Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir.
İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU
Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır."
Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e) İş şartlarına uymamak;
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak."
Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b) Haksız rekabetin men’ini,
c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilm esini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükümleri yer almaktadır.
Genel anlamdaki haksız rekabet veya özel yasalar gereğince korunan haklara tecavüz nedeniyle bir zarar doğmuşsa veya henüz zarar doğmamış olmakla beraber doğabilecek ise hatta hiçbir zarar söz konusu olmamakla beraber, haklara tecavüz eden kişi bir kazanç elde etmiş ise hakları tecavüze uğrayanın tazminat hakkı vardır. Bu tazminat, TTK.
58. maddesinde açıklandığı üzere haksız rekabet yüzünden müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından uğranılan zarar veya zarara uğrama tehlikesi varsa, tecavüz edenin elde etmesi mümkün görülen menfaatlerin karşılığı olarak verilebilir. T.T.K. 58/d. bendinde de açıkladığı gibi, haklara tecavüz eden, haksız rekabet sonucunda hak sahibinin esasen hiçbir zarara uğramadığını ileri sürerek tazminattan kurtulamaz.
Asıl olan bir hakka tecavüzdür. Bu tecavüz varsa, tecavüze uğramayanın bundan ötürü mütecavizin eyleminin durdurulması, sonuçlarının önlenmesi ve zararının somut olaya göre incelenmesi ve takdir edilmesi gereklidir.
6102 Sayılı TTKnın 54.maddesi ile, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. SMK, TTK hükümleri, ... 2. FSHHM'nin ... D.İş sayılı dosyası, TPMK kayıtları ve bütün dosya kapsamından: TPMK nezdinde ..., ..., ..., ..., ... numaralı.... "..." ibareli birçok markanın davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
... 2. FSHHM'nin... D.İş sayılı dosyasında alınan 05/11/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: "..." adresli mahalde görülen ve dosya içeriğine de alınan vergi levhasından anlaşıldığı kadarıyla söz konusu işletmenin...
Şti. unvanlı, ... vergi kimlik numaralı firmaya ait olduğu, ilgili adreste tespit talep eden yana ait markaları ihtiva eder kullanımların gerçekleştirildiği ve ilgili kullanımları orijinal ürünlerden işçilik kalitesi, malzeme kalitesi, markanın yazı fontu ve kalitesi vs. unsurlar bakımından uzaklaşmak ile tespit talep eden yana ait markaların nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğu ve buna binaen talep eden yan adına tescilli markalardan kaynaklanan haklara tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği,
"..." adresli mahalde görülen ve dosya içeriğine de alınan vergi levhasından anlaşıldığı kadarıyla söz konusu işletmenin ...Ltd. Şti. unvanlı, ...
Vergi Kimlik numaralı firmaya ait olduğu, ilgili adreste tespit talep eden yana ait markaları ihtiva eder kullanımların gerçekleştirildiği ve ilgili kullanımları orijinal ürünlerden işçilik kalitesi, malzeme kalitesi, markanın yazı fontu ve kalitesi vs. unsurlar bakımından uzaklaşmak ile tespit talep eden yana ait markaların nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğu ve buna binaen talep eden yan adına tescilli markalardan kaynaklanan haklara tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği yönünde tespit, görüş ve kanaatlerinin oluştuğu bildirilmiştir.
Mahkememizce ... 2. FSHHM'nin ... D.İş sayılı dosyasında alınan 05/11/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporuna itibar edildiğinden, yeniden bilirkişi incelemesine gerek duyulmamıştır.
... 2. FSHHM'nin ... D.İş sayılı dosyasında alınan raporda bildirildiği üzere: Davalı şirketlere ait işyerinde yapılan tespitte, davacıya ait markaları ihtiva eder kullanımların gerçekleştirildiği, ilgili kullanımların orijinal ürünlerden; işçilik, malzeme kalitesi, markanın yazı fontu ve kalitesi gibi unsurlar bakımından uzaklaştığı, davalılara ait işyerindeki ürünlerin; davacıya ait markalara nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğu, bu nedenle davalıların eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, menine, refine karar vermek gerekmiştir.
Davacı manevi tazminat talep etmiştir. Markaya tecavüz sayılan fiiller aynı zamanda haksız fiil niteliğinde olduğu için Türk Borçlar Kanunun 58. maddesinde yer alan haksız fiilin kişilik hakkını zedelemesi halinde manevi tazminata hükmedileceği hükmü SMK bakımından da kabul edilmiştir.
SMK kapsamında manevi tazminatın amacı markanın haksız kullanımı veya itibarının zedelenmesi sonucu marka hakkı sahibinin ticari ve kişisel varlığında meydana gelen olumsuz sonuçların ortadan kaldırılmasıdır.
Yargıtay kararlarında, markaya tecavüz fiilinin varlığında mutlaka uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinin belirtildiği, manevi tazminat miktarının tayininde bu tazminatın bir zenginleşme aracı olması ve hukuka aykırı eylemin yapılmasını istenir hale getirecek aşırı miktarlarda olması kabul edilmemekte, zarara uğrayanda manevi huzuru sağlayacak oranda, tecavüzü yapanda da caydırıcı bir etki bırakacak miktarlarda olmasına özen gösterilmesi gerektiği bilinmekle manevi tazminat talebinin kabulüne;
her bir davalı yönünden ayrı ayrı 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 10/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ... 2. FSHHM 'nin ... D.İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının, karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştiğinde mütecaviz ürünlerin masrafı davalılardan alınmak suretiyle imhasına karar verilmiştir.
Dava sonucunda davacının haklı çıktığı, dolayısıyla ilan talebinde hukuki menfaat bulunduğu gözetilerek, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına, masrafın davalılardan tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/202, K. 2024/152, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama