İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/63 K.2025/27

Mahkememizde görülmekte bulunan Tasarım Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi, Maddi, Manevi ve İtibar Tazminatı davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

Esas2022/63Karar2025/27Tarih5 Şubat 2025Okuma18 dk · 3.621 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 3. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
5 Şubat 2025
Esas no
2022/63 Esas
Karar no
2025/27
Dava
TASARIM HAKKINA TECAVÜZÜN ve HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, DURDURULMASI, ÖNLENMESİ, MADDİ, MANEVİ ve İTİBAR TAZMİNATI
Dava tarihi
06/04/2022
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.621 kelime·18 dk okuma·5 bölüm

Mahkememizde görülmekte bulunan Tasarım Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi, Maddi, Manevi ve İtibar Tazminatı davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin tekstil sanayinde tasarım faaliyetinde bulunmakta olup, Türk Patent Enstitüsüne ... tarihinde ... tescil başvurusu yapılan ... numaralı tasarımların taklitleri davalı ... tarafından "..." markasıyla haksız olarak üretilip, satışı yapılmış olduğunu, davalı ... (...) ise şikayet olunan ... tarafından üretim ve satışı yapılan taklit ürünleri, kendisine ait iş yerinde satışını gerçekleştirmekte olduğunu, davalı ... (...)'dan diğer davalı ...'dan (...) tarafından "..." markası ile üretim ve satışı yapılan taklit ürünlerden satın alınarak ...

2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin...D.

İş sayılı delil tespit dosyası ile davalıların iş yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığını, mahkemece delil tespit dosyasındaki taklit ürün örneği ve görselleri ile müvekkiline ait orijinal ürün üzerinde yapılacak inceleme ile de tasarım hakkına tecavüzün varlığı tespit edileceğini, belirsiz alacak davası hükümlerine göre tazminat miktarı tam ve kesin olarak tespit edildiğinde talebimizi artırmak üzere şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın tespiti tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, maddi tazminatın hesaplanmasına dair tercihlerinin 6769 sayılı Kanunun 151/2.a maddesine göre talep ettiklerini,

müvekkilinin tasarımlarına tecavüz ile haksız rekabet sonucu aldığı siparişler iptal edildiğinden oldukça büyük zararı olduğunu, bu noktada davalının kaç adet üretim yaptığının belirlenmesi gerekmekte olduğunu, delil tespit dosyası ile tespit edilen taklit ürünler ile müvekkil tasarımlarının karşılaştırılmasında, müvekkilinin ürünlerinin itibarına zarar verildiğinin görüleceğini,

bu sebeple belirsiz alacak davası hükümlerine göre alacak miktarı tam ve kesin olarak belirlendiğinde talebimizi arttırmak üzere şimdilik 100 TL itibar tazminatının delil tespitinin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ettiklerini, delil tespiti için yapılan masraflar da müvekkilinin bu eylem nedeniyle uğradığı zarar kapsamında olup delil tespit dosyası kapsamındaki harç, keşif ve bilirkişi ücretlerinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini,

davalıların müvekkilinin tasarım hakkını ihlal eder nitelikteki taklit ürünleri üretip satışını yaptığı bilindiğini, müvekkilinin tasarım hakkını ihlal eder nitelikteki taklit ürünlerin üretim ve satışının durdurulmasını, görüldüğü yerde toplatılmasını, satışının yapıldığı internet sitelerine erişimin engellenmesine yönelik olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, eldeki dava açılmadan evvel zorunlu dava şartı olarak Arabuluculuğa başvuruda bulunulmuş olup;

yapılan arabuluculuk toplantılarında da anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle davalıların, müvekkilinin tasarım hakkını ihlal eder nitelikteki taklit ürünleri üretip satışının durdurulmasını, toplatılmasını, internet sitelerine erişimin tedbiren engellenmesi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın tüm iddiaları asılsız olduğunu, müvekkillerinin kesinlikle davacının tescilli ürününün satışını gerçekleştirmemekte olduğunu, davacının soyut ve asılsız iddiaları hukuken dinlenebilir nitelikte olmadığını, davacı vekili delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporuna istinaden ürünlerin taklit edildiğini ileri sürmüş ise de dava konu ürünler ile müvekkilimizin ürünü birbirine benzer olduğu kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin yapmış olduğu ürün ile belirgin farklılıklar mevcut olduğunu, müvekkilinin hiçbir şekilde seri üretim yapmış olmadığını,

müvekkilinin küçük portföye sahip bir tacir olduğunu, bilirkişilerin keşif mahalline geldiği dükkanın ne kadar küçük olduğu gördüğünü, bu nedenle müvekkilinin deneme amaçlı olarak bir seri mal dükkana koymuş ve konsinye yöntemi dedikleri yöntem ile deneme yapıp üretimine o şekilde başlamakta ve kesimini yapmakta olduğunu, deneme süresinde davacı tarafça tespit yaptırılmış ve daha deneme sürecinde iken henüz hiçbir satış yapılmadan tespit yapılmış ve bunun üzerine müvekkilinin hiçbir satış yapmadan ve üretmeden davalık olduğunu,

davacı taraf her ne kadar müvekkilinin ürünü kopyaladığı iddia ettikten sonra satışının ve siparişlerin düştüğünü iddia etse de bu durumun kabulü mümkün olmadığını, mahkemede vuku bulan açıldıktan sonra müvekkilinin gerek sanal alemde gerek de tekstil piyasasında araştırma yapmış ve bu ürünü yüzlerce firmanın zaten ürettiğini tespit ettiğini, müvekkilinin davaya konu ürünü davacı taraftan görmemiş piyasada satış yapan diğer firmalarda görüp satın aldığını, hiçbir şekilde üretimini ve kesimini yapmadığını, dava konu olayda müvekkilinin üretim yaptığını gösterir hiçbir delil olmadığını,

bilirkişi raporunda da bir çok farklılıktan bahsedilmiş ancak netice de kendi içinde çelişerek benzer olarak değerlendirilebileceği rapor edildiğini, bu bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, ... konsinye yöntemi ile satış yapan bir esnaf olduğunu, Konsinye satış, bir çok firmadan ürünler toplayıp üzerine kar koyup satmak ve satılmayan ürünleri tekrardan geri göndermek şeklinde kısaca özetlenebileceğini, müvekkilinin davalı diğer müvekkilinden 5 parça ürün almış ve satış yapabilmek için mağazasına koyduğunu, müvekkillerinin işbu ürünün davacı tarafından patentli ürün olarak bilebilecek bir konumda olmadığını,

davacı tarafça işbu patent alınan ürün yeteri kadar ilan edilmediğini, müvekkilleri tarafından ürünün patentli olup olmadığını sorgulayabilecek bir platform da olmadığından piyasada üreten diğer firmalardan satın alınan ürünün kime ait olduğunun bilinmesi de mümkün olmadığını, davacı taraf basiretli bir iş adamı gibi davranmak yerine müvekkillerinin kurban seçmiş dava hakkını zenginleşme aracı olarak kullanarak haksız menfaat elde etmeye çalışmakta olduğunu, kötü niyetli bu yaklaşımın kanunlarca korunmayacağı da açık olduğunu, davacı tarafça üretilen üründe bir ayırt edicilik olduğunu kabul etmek abesle iştigal olduğunu,

binlerce küçük farklarla ürünler tescil edildiğini, TPMK nezdinde detaylı bir inceleme yapılmadığından her ne kadar tescil işlemi gerçekleşmiş ise de aslında hiçbir ayırt edicilik mevcut olmadığını, bunun gibi binlerce ürünün tescili mevcut olduğunu, bu nedenlerle davacı tarafın tescilli bir ürünün mevcut olmadığı kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir.

CEVABA CEVAP

Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait tescilli tasarımlar ile davalılar tarafından üretim ve satışı yapılmakta olan taklit ürünlerin benzerlik taşımadığına ilişkin iddiaların reddi gerekmekte olduğunu, davacı vekili delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporuna istinaden ürünlerin taklit edildiğini ileri sürmüş ise de dava konu ürünler ile müvekkiline ürünü birbirine benzer olduğu kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin yapmış olduğu ürün ile belirgin farklılıklar mevcut olduğunu, müvekkilinin hiçbir şekilde seri üretim yapmadığını, müvekkilinin küçük portföye sahip bir tacir olduğunu,

bilirkişilerin keşif mahalline geldiği dükkanın ne kadar küçük olduğu görüldüğünü, bu nedenle müvekkilinin deneme amaçlı olarak bir seri mal dükkana koymuş ve konsinye yöntemi dediğimiz yöntem ile deneme yapıp üretimine o şekilde başlamakta ve kesimini yapmakta olduğunu, deneme süresinde davacı tarafça tespit yaptırılmış ve daha deneme sürecinde iken henüz hiçbir satış yapılmadan tespit yapılmış ve bunun üzerine müvekkilinin hiçbir satış yapmadan ve üretmeden davalık olduğunu, davacı taraf her ne kadar müvekkilinin ürünü kopyaladığı iddia ettikten sonra satışının ve siparişlerin düştüğünü iddia etse de bu durumun kabulü mümkün olduğunu,

mahkemede vuku bulan açıldıktan sonra müvekkilinin gerek sanal alemde gerek de tekstil piyasasında araştırma yapmış ve bu ürünü yüzlerce firmanın zaten ürettiğini tespit ettiğini, müvekkilinin davaya konu ürünü davacı taraftan görmemiş piyasada satış yapan diğer firmalarda görüp satın aldığını, hiçbir şekilde üretimini ve kesimini yapmadığını, dava konusu olayda müvekkilinin üretim yaptığını gösterir hiçbir delil olmadığını, bilirkişi raporunda da bir çok farklılıktan bahsedilmiş ancak netice de kendi içinde çelişerek benzer olarak değerlendirilebileceği rapor edilmediğini, biz bu bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini,

müvekkilinin kazancını esas itibariyle kendisinin tasarladığı başkalarınca üretilip satılmayan özgün kıyafetler üretip satarak kazanmakta olduğunu, müvekkilinin pazarını büyük ölçüde kaybetmiştir.

6769 sayılı Kanunun 151/2.a maddesine göre talep etmekte olduğunu, mahkemece yapılacak tazminat hesabında, tekstil sektöründe tekil değil seri(çoklu) üretim yapıldığına ilişkin olarak dava dilekçemizdeki açıklamaların dikkate alınmasını talep ettiklerini, zira cevap dilekçesinde de davalılardan ...'ın üretici olduğu kabul edildiğini, üretici bir firmanın seri üretimde bulunacağı da herkes tarafından bilinen bir gerçek olduğunu, itibar tazminatında dikkate alınması gereken markanın patentin ya da tasarımın itibarı olduğunu, itibarın zarara uğraması iki şekilde olabileceğini, kötü üretim ve uygun olmayan tarzda piyasaya sürülmesi gerektiğini,

müvekkilinin ürünlerinin seçkin mağazalarda satışa sunulmasına karşın davalı tarafından herkese açık ve müşteri portföyü belli olmayan instagram satış sayfasında ucuz fiyatlara satılması nedeniyle müvekkilin itibarı zedelendiğini, manevi tazminatın da koşulları gerçekleşmiş olduğunu, davaya konu ürünler bakımından müvekkilin cirosunun düşmesi,

siparişlerinin iptal edilmesi gibi ticari sıkıntılar yüzünden manevi ıstıraba maruz kalındığını, öte yandan özgün tasarımların tasarım hakkı sahibi iken müvekkilinin kendisi taklitçi durumuna düşerek manevi zarara da uğradığını, bu nedenle delil tespiti için yapılan masraflar da müvekkilinin bu eylem nedeniyle uğradığı zarar kapsamında olup delil tespit dosyası kapsamındaki harç, keşif ve bilirkişi ücretlerinin müvekkile ödenmesi gerekeceğini, davalıların sair soyut ve ispattan uzak iddialarının tamamının reddi gerekmekte olduğunu beyan etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE

Dava; davalıların eyleminin davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, durdurulması, önlenmesi, belirsiz alacak davası hükümlerine göre SMK 151/2-a maddesine göre hesaplanmak suretiyle şimdilik 1.000 TL maddi tazminat, 100 TL itibar tazminatı ve 20.000 TL manevi tazminatı ile hükmün ilanı istemlerine ilişkindir. Davacı adına tescilli ... numaralı tasarım tescil dosyasına ilişkin belgeler Türk Patent ve Marka Kurumundan celp ve tetkik edilmiştir. ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... D. İş sayılı delil tespit dosyası celp ve tetkik edilmiştir.

HMK'nın 266. maddesi gereğince bilirkişi raporunun alınmasına karar verilmiş olup bu suretle görevlendirilen SMK uzmanı marka vekili ..., tasarım uzmanı ... ve mali bilirkişi ... tarafından düzenlenen 11/07/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; davacı ... tarafından 29.01.2020 tarihinde başvurusu yapılmış ve tescil edilmiş davaya konu olan ... - ... numaralı “...” tasarımı ile,

...sayılı D.İş dosyası kapsamında davalı taraf ... iş yerinde tespit edilen (1.) tasarımın kullanılan malzeme, kalıp ve dikim tekniği ile oluşturulan dış görünümleri ile bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, farklılıkların küçük ayrıntıda kaldığı, aynılık derecesinde benzer olarak algılandıkları ve iltibas oluşturabileceği kanaatine varıldığı,

davacı ... tarafından 29.01.2020 tarihinde başvurusu yapılmış ve tescil edilmiş davaya konu olan ... - ... numaralı “...” tasarımı ile,... sayılı D.İş dosyası kapsamında Davalı taraf ... iş yerinde tespit edilen (2.) tasarımın kullanılan malzeme, kalıp ve dikim tekniği ile oluşturulan dış görünümleri ile bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, farklılıkların küçük detaylarda bulunduğu, aynılık derecesinde benzer olarak algılandıkları ve iltibas oluşturabileceği kanaatine varıldığı,

davacı ... tarafından 29.01.2020 tarihinde başvurusu yapılmış ve tescil edilmiş davaya konu olan ... - ... numaralı “..” tasarımı ile, ...sayılı D.İş dosyası kapsamında davalı taraf ... /... iş yerinde tespit edilen tasarımın kullanılan malzeme, kalıp ve dikim tekniği ile oluşturulan dış görünümleri ile bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, farklılıkların küçük ayrıntıda kaldığı, aynılık derecesinde benzer olarak algılandıkları ve iltibas oluşturabileceği kanaatine varıldığı,

dava dosyası kapsamında, davalı tarafça dava konusu tescilli tasarım ürünlerinin tescil tarihinden önce de piyasada tanıtım ve satışının yapıldığı iddiasına yönelik yapılan değerlendirme sonucunda; tescilli ürünün aynısının tescil başvuru tarihinden önce tanıtım ve satışının yapıldığına rastlanmadığından, dava dosyasına Davalı tarafça delil olarak sunulan tasarımlar da tescil başvuru tarihi olan 19 Ocak 2020'den önce yayınlanmış olmadığından dava konusu ...'a ait ... nolu tasarım için hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığı,

sektörel bilgilere göre alternatif hesaplama tekniği kullanılmış olup, buna göre 50 pastal ve 100 pastal için seçenekler raporumuzun özet bölümünde arz edildiği, çoklu davalı olduğundan hesaplanan tazminatın her bir davalıya uygulanması da söz konusu olacağından davalıların her birine yansıtılacak tazminat miktarın Mahkemenin takdirine bırakıldığı, davacının itibar ve manevi tazminat talepleri mevcut olup, bu husus hesaplama gerektirmediğinden Mahkemenin takdirine bırakıldığı bildirilmiştir.

Bilirkişi raporu tebliğ edilmiş olup davacı yanın mali hesaplamaya yönelik itirazları dışında herhangi bir itirazın yöneltilmediği tespit edilmiş, davalılar vekilinin emsal dosyalar yönünden celbini talep ettiği bir kısım mahkemeye yazı yazılarak benzer taleplerin yer aldığı dava dosyaları uyap üzerinden celp ve tetkik edilmiştir. Davacı vekilinin belirsiz alacak davası kapsamında talep arttırım dilekçesi sunduğu, arttırılan maddi tazminat miktarı yönünden nispi harcı yatırdığı, dilekçenin davalılar vekiline tebliğ edildiği görülmüştür.

Huzurdaki davada; davacı adına tescilli ... numaralı tasarımlarının taklitlerinin davalı ... tarafından "..." markasıyla haksız olarak üretilip satışının yapıldığı, diğer davalı ... 'nun (...) ise ... tarafından üretim ve satışı yapılan taklit ürünlerin kendisine ait iş yerinde satışını gerçekleştirdiği iddiasına dayalı olarak tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, SMK'nın 151/2-a, TBK'nın 50 ve devamı maddeleri gereğince maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı istemlerinin mevcut olduğu görülmüştür.

Davalılar ise tasarımların benzer olmadığı gibi davacı tarafça üretilen üründe bir ayırt edicilik olmadığını, Türk Patent Enstitüsünce de detaylı bir inceleme yapılmadığından her ne kadar tescil işlemi gerçekleşmiş ise de aslında hiçbir ayırt ediciliğin bulunmadığını, davaya konu tasarımın davacı tarafın başvuru tarihi olan 29/01/2020 tarihinden çok önceden beri davalı ile aynı sektörde çalışan ve faaliyet gösteren bir çok işletme tarafından kullanılmakta ve üretilmekte olduğunu, davacı tarafın piyasada uzun zamandır kullanılan tasarımı kötü niyetli olarak tescil ettirdiği ve bu tasarımı satışa konu eden işletmelere karşı kullandığı,

tasarımın hükümsüzlüğünün gerektiğini savunduğu, davacının tescilli tasarımının yeni ve ayırt edici nitelikte olmadığını ileri sürmüş ise de davaya konu tasarım yönünden hükümsüzlük davasının açıldığını gösterir herhangi bir beyanda bulunulmadığı anlaşılmıştır.

Değişik iş dosyası ile yapılan tespitlerde incelenen ürünlerin davalılar tarafından satışa sunulduğu taraf beyanları kapsamında sabit olup ihtilafın davalılarca satışa sunulan ürünlerin davacının tescilli tasarımlarına tecavüz teşkil edip etmediği, tecavüz teşkil etmekte ise SMK'nın tescilli tasarım hakkına yönelik hükümleri ile TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin kümülatif olarak tatbikinin gerekip gerekmediği ve talep edilmesi mümkün ise tazminat miktarının takdiri noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.

Dava tarihi itibari ile tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 81. maddesinde düzenlenmiş olup '' ...a) Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak.

b) Tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.

c) Tasarım hakkını gasp etmek.'' eylemleri tasarım hakkına tecavüz sayılmıştır.

SMK'nın 149. maddesi ise.

"Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması,

özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.

İtibar tazminatı talebinin yasal dayanağını ise SMK'nın 150/2. maddesinin oluşturduğu, anılı düzenlemenin; ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir." şeklinde olduğu görülmüştür.

Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; gerek değişik iş dosyası kapsamında gerekse mahkememizce alınan bilirkişi raporları arasında davacı adına tescilli tasarım ile davalıların satışa sunduğu ürünler arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları belirlendiğinden ve SMK kapsamında tescil edilen tasarımın tescilli olduğu süre boyunca hak sahibine koruma alanı sağladığından dolayı somut olayda davalının davacı adına tescilli tasarımlara tecavüz teşkil eden eylemlerinin saptandığı ve bu yöndeki tespitlerde herhangi bir çelişkinin bulunmadığı, tasarımsal incelemede davacının tescilli tasarımı ile iltibas oluşturan ürünlerin davalıların

işletmelerinde satışa arz edilmesine dayalı eyleminin SMK'nın 81. maddesi gereğince davacının tescilli tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmakla; SMK'nın 149. maddesi gereğince tasarım hakkına tecavüzün tespitine, önlenmesine, durdurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

Somut olayda davacı tazminat seçim yöntemini SMK 151/2-a kapsamında talep etmiş olup sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelire göre maddi tazminat miktarının hesaplanmasını talep etmiştir.

Her ne kadar davacı vekilinin talep arttırım dilekçesi kapsamında son bilirkişi raporunda davacı beyannameleri ile farazi işletme kârlılığı üzerinden yapılan 50 pastal için 500 adet seri üretim adedi üzerinden 140.965,00 TL maddi tazminat talep edilmiş ise de davacının dava konusu tasarımdan kaç adet ürettiği ve sattığı, davalıların ise ele geçen adet dışında tecavüze konu ürünlerden kaç adet üretip sattığının ve bu ürünlerin satışından ne miktarda kâr elde ettiğinin net olarak tespit edilemediği,

davacının da dayanak tasarımdan ne kadar satış yaptığına dair yazılı faturaların ispata elverişli usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde denetlenemediği gibi bir kısım tescilli tasarımın daha önce kamuya sunulmuş olması nedeni ile yenilik ve ayırt edicilik niteliğini hâiz olmadığı tespit edilmiştir. Bu tespit karşısında tasarımın kullanıldığı süre, tasarımın niteliği, ihlalin boyutu gözetilerek TBK'nın 50. maddesi uyarınca, maddi tazminata hükmedilmesi gerekmiştir.

Nitekim tazminat hukuku kapsamında yapılacak bir değerlendirme, sebepsiz zenginleşmeye neden olmayacak şekilde bir tazminatın belirlenmesini gerekli kılmaktadır. Gerek davacı gerekse davalıların küçük/orta çaplı işletmeler niteliğinde olduklarının mali kayıtlarından anlaşıldığı, davacının farazi ihtimale göre bir tazminat hesabının yapılmasını talep etmesinin tazminat hukuku ilkelerine aykırı olacağı ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı anlaşılmıştır.

Öte yandan davacının tasarımının davalılarca uzun süredir piyasada var olduğu, yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin bulunmadığı iddia edilmiş ancak hükümsüzlük davası açılmasa bile tasarımlarının niteliğinin tazminat miktarında dikkate alınması gerektiğinden bilirkişi raporundaki bir kısım tasarım yönünden daha önce kamuya sunulmuş olmasına yönelik tespitlerinin de göz önünde bulundurulması gerekmiştir.

Bilindiği üzere hazır giyim firmalarında imal edilen ya da satılan ürün çeşidinin piyasada birden çok firma tarafından yapıldığı, tüketici nezdinde alternatif ürünlerin çok çeşitli olması, davalı firmanın olası satış kapasiteleri, pazardan aldıkları pay, pazardaki diğer aktörlerin davranışları gibi bir çok farazi etkenin bulunduğu, dava konusu tescilli tasarımların trend olan, tüketicinin çok tercih ettiği, ödül almış modellerden olmadığından tüketicinin bu tasarımının benzerini tercih için piyasada bir çok alternatifinin bulunduğu,

dolayısıyla 2500 gibi kesimlerin ancak çok sayıda rağbet gören/ trend olmuş tasarımlar için söz konusu olabileceği gözetildiğinde, davacının farazi ihtimale dayalı taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle. TBK'nın 50. ve 51. maddeleri uyarınca tazminat tutarının hakkaniyete göre belirlenmesinin gerektiği, buna göre tasarım hakkına tecavüz yönünden 20.000-TL maddi tazminat takdir edilmesinin somut olay adaletine uygun olduğu kanaatine varılmıştır.

Davacının tasarımının tescilli olduğu süre, tasarımın niteliği, davalıların kusur durumu, tasarımı kullandığı süre / ürün miktarı, satış hacimleri dikkate alınarak tasarım hakkına tecavüz yönünden 20.000-TL manevi tazminatın takdir edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır.

Son olarak davacı yanın itibar tazminatı talebi incelenmiş olup SMK'nın 150/2. maddesinin; ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir." şeklinde ifade edildiği, maddede "kötü şekilde üretim" ifadesi yer almakta ise de ürünün ne şekilde kötü üretilebileceğinin açıklanmadığı,

itibar tazminatına hükmedilebilmesi için tecavüzün varlığı ile birlikte aynı zamanda hakka konu ürünün tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi şartlarının da mevcut olması gerektiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında anılı koşulların gerçekleştiğini gösterir ispata elverişli delillerin bulunmadığı anlaşılmakla, itibar tazminatı isteminin reddi gerektiği anlaşılmıştır.

Davacı taraf SMK'da düzenlenen tasarım hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı kararında vurgulandığı üzere.

6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş.

KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile tescilli tasarımların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı görülmüştür.

Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı yana en iyi giderim imkanı sağlayan SMK hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılmıştır. Tüm bu gerekçeler ışığında; davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,

A- Davalıların eyleminin davacının ... numaralı tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına ve önlenmesine,

B- 20.000-TL maddi tazminatın 28/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine,

C-İtibar tazminatı talebinin reddine,

D-20.000 TL manevi tazminatın 28/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

E-SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalılardan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmezse ilan hakkının düşeceğine,

F- SMK'nın tasarım hakkına yönelik hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki TBK'nın 60. maddesi ışığında yerinde görülmediğinden davacının haksız rekabete yönelik istemlerinin reddine,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.732,40 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile artan 341,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

3-Kabul edilen davalıların eyleminin davacının ... numaralı tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına ve önlenmesi talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

4-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

5-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

6-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

7-Reddedilen itibar tazminatı talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 100 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

8-Davacı tarafın yaptığı 80,70 TL başvuru harcı, 360,34 TL peşin harç, 2.391,00 TL tamamlama harcı, 503,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 6.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.335,54TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına tekamül eden 5.017,85 TL nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

9-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,

Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/02/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır

İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/63, K. 2025/27, 5 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Cevaba Cevap
  7. Deliller Ve Gerekçe
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2022/63
Karar No
2025/27
Tarih
5 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/64 K.2025/5
  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/65 K.2025/121
  • İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/65 K.2025/34
  • İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/66 K.2025/129
  • İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/67 K.2025/86
  • Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/73 K.2025/178

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.