KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Mart 2025
- Esas no
- 2024/1 Esas
- Karar no
- 2025/83
- Dava
- MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ
- Dava tarihi
- 02/01/2024
Karar Metni
793 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından alan adı kendisine ait olan ... internet sitesi üzerinden dron tabir edilen cihazların ticareti işi yürütülmekte olduğunu, davalının ise ... adresi üzerinden aynı cihazların satışı işi ile iştigal etmekte olduğunu, davalının ... ibaresini marka olarak tescil ettirmesi S.M.K.'ya aykırı olduğu gibi müvekkili açısından da açık bir şekilde haksız rekabet oluşturduğunu, Türk patent ve Marka Kurumu tarafından ... tescil numarası ile 06.04.2018 tarihinde davalı tarafın "..." yazısını ihtiva eden markası tescil edildiğini, ancak yapılan işbu tescil işlemi ,
6769 sayılı Kanun'un 5. Maddesine açıkça aykırı olup , aynı Kanunun 25. maddesi gereğince markanın mutlak hükümsüzlük nedenleri mevcut olduğundan dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, bu nedenle öncelikle davalıya ait ... tescil numaralı markanın başvuru tarihinden itibaren hükümsüzlüğüne, bu mümkün olmaz ise Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 26. maddesi gereğince davalıya ait ... tescil numaralı markanın iptali ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketinin 2015 yılından bu yana gerek ... ve ... satışı gerekse de ... eğitimi faaliyetlerinde iştigal ettiğini, ... ve ... parçalarının satışı konusunda markalaşmaya gitmiş ve marka başvurusu sonucunda “...” markası adı altında 05.01.2017 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde markanın ilanı birlikte koruma sağladığını, müvekkil i halihazırda 6.000.000 TL sermayeli bir şirket olup birçok özel ve kamu kuruluşu ile iş birlikteliği yapmakta olduğunu, müvekkili aynı zamanda günden güne yurt içi ve yurt dışında tanınırlığını artırmakta olduğunu,
müvekkilinin marka başvurusu sürecinde davacı yan veya 3. Kişiler tarafından işbu başvuru ve tescile itiraz edilmemiş, marka kesinlik kazanmak suretiyle tescil olunduğunu, müvekkilinin bahsi geçen ürünlerin satışının büyük bir kısmını interaktif ortamda markası ile aynı adlı olarak “...” adlı internet sitesi üzerinde yürütmekte olduğunu, davacı yan müvekkilinin tescilli markasının kapsadığı mal ve hizmetlerin aynısını satmakla bu yolla “...” adlı internet sitesi aracılığı ile müvekkilinin marka hakkına tecavüz etmekte olduğunu, müvekkili şirketin;
mütemadiyen davacı yanın müşterileri tarafından isim benzerliği nedeniyle karıştırılmakta ve müvekkili şirketin müşteri hizmetleri servisi aranmakta olduğunu, aynı şekilde müvekkili şirketin müşterileri tarafından iki firma karıştırılmakta olduğunu, davacının huzurdaki davayı ikame etmekteki asıl amacı da tam olarak izah edilen nedenlerden ötürü kendileri aleyhine taraflarınca açılan ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde kaim ...E.
Sayılı dosyadan ileri gelmekte olduğunu, davacının davasını ikame etmekte iyi niyetli olmadığı bu bakımdan açık olduğunu, davacı yan her ne kadar müvekkiline ait markanın hükümsüzlüğünü talep ederken kendi markasına ilişkin başvuruya verilmiş olunan red kararını referans göstermiş olsa söz konusu karşılaştırma hatalı olduğunu, müvekkiline ait marka davacının iddia ettiği üzere "..." kelimesinden ibaret olmadığını, TPMK'daki marka tescili incelendiğinde müvekkiline ait marka "... + şekil" olarak tescil edildiğini, davacı yanın reddedilen başvurusuna konu marka ise yalnızca "..." yazısından oluşmakta olduğunu, ayrıca herhangi bir renk,
şekil veya başka bir ayırt edici özelliğe de sahip olmadığını, iş bu sebeple kurumun marka tescil başvurularını da açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekmekte olduğunu beyan etmiştir.
GEREKÇE
Dava; davalı adına tescilli ... tescil numaralı, şekil ve "..." ibaresini içerir markanın hükümsüzlüğü, aksi halde terditli olarak davalı adına kayıtlı anılı markanın kullanılmamaya dayalı iptali istemlerine ilişkindir. Tahkikat aşamasında davacı vekilinin 25/03/2025 tarihli dilekçesi ile tarafların anlaştıklarını belirten huzurdaki dava dosyasından vazgeçeceği ve birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmayacağını bildirir bir sayfadan ibaret protokol sunduğu görülmüştür. Davalı vekilinin 26/03/2025 tarihli duruşmada; davacı taraf ile anlaştıklarını, sulh olduklarını beyan ettiği anlaşılmıştır.
HMK'nın 313. maddesi; ''(1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. (2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. (3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir.
(4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir.'' aynı Kanunun 315. maddesi ise '' (1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.
Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. '' şeklinde düzenlenmiş olup dosyaya sunulan 25/03/2025 tarihli protokol kapsamında davacı ve davalı tarafın sulh ile uyuşmazlığı sona erdirdikleri anlaşılmış olup HMK'nın 313. ve 315. maddeleri uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dâir aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/1, K. 2025/83, 26 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama