KÜNYE
T.C. İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2025
- Esas no
- 2020/366 Esas
- Karar no
- 2025/279
- Dava
- Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 21/07/2020
Karar Metni
1.660 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle.
Müvekkilinin (...-...) ile davalı şirket arasında ticari sözleşme ile müvekkiline ait iki adet aracın davalı şirkette ... isimli davalı şirketçe alınan işte ölçüm ve ofis aracı olarak çalıştırıldığını, müvekkilinden ilgili proje için çalıştırılacak araçların ... plakalı araç ile ... plakalı iki araç olduğunu, müvekkilim bu işte ticari ilişkinin yanı sıra davalı tarafından sigorta bildirimi de yapılarak belirsiz süreli iş akdi ile de çalıştırıldığını, davalı şirketin, müvekkili ile hem ticari hem de işveren ilişkisi bulunmadığını,
müvekkilinin yapılan ilk sözleşme ile araçlardan ... plakalı aracı resmi tatiller hariç diğer günlerde çalıştırılmak üzere 125,00 TL +KDV: ... plakalı aracın ise her gün çalıştırılmak üzere davalı şirket ile varılan anlaşma gereğince çalıştırıldığını, 19.06.2018 tarihinden itibaren ise müvekkilinin ticari ilişki nedeniyle davalı şirkete hak edişine göre fatura kestiğini, kötü niyetli olan davalı şirketin müvekkilinin ilk başta yaklaşık 45 gün önce ticari sözleşme gereğince hak edişi başlamasına rağmen bu ücretini sürekli olarak uhdesinde tuttuğunu,
davalı şirketin kötü niyetinin bir diğer göstergesinin de müvekkilinin hak edişlerine göre tam tutarında fatura keserken davalı şirketin sürekli olarak hak edişin yani sözleşmede kararlaştırılan tutarın altında müvekkiline ödeme yaptığını, bu hususun sözleşmeye aykırı olmasına rağmen davalı şirketin sürekli olarak sözleşmenin devam ettiğini ve iş bu eksik hak edişinde ödeneceğini müvekkiline devam eden süreçte belirttiğini,
davalı şirketin müvekkilini işçi sıfatıyla da çalıştırması nedeniyle birçok ödemesini de hem maaş hem de hak ediş adı altında banka hesabına gönderip hak ediş olarak müvekkilinin hesabından mahsup ederek ticari ilişkiyi zedelemeye çalıştığını, hak edişlerin müvekkiline sürekli olarak eksik gönderildiğini, Sözleşmeye aykırı faaliyetler ile müvekkiline ilk baştan beri kötü niyetli olarak yaklaşan davalı şirketin müvekkilini haksız ve hukuka aykırı olarak hiçbir haklı neden belirtmeden, bildirimde bulunmadan sözleşmeyi hak edişi olmasına rağmen feshetmesi, sözleşmeye aykırı eylemlerde bulunması,
müvekkilini maddi zarara uğrattığını, akdedilen ve bildirim dahi yapılmadan haksız olarak feshedilen sözleşme gereğince müvekkilinin hak ettiği şimdilik 1000 TL nin sözleşmenin haksız fesih tarihinden itibaren belirlenecek yasal faiz ve diğer dosya harcamaları toplamının fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak şartıyla davalıdan alınarak taraflarına verilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı taraf üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle.
Davacı yanın dava dilekçesini soyut iddialara dayalı olarak hazırlamış olduğunu, iddiasını ispat eder hiçbir delil sunmadığını, davacının bugüne kadar hak etmiş olduğu tüm tutarların kendisine ödendiğini, Müvekkili şirket bünyesinde Davacı gibi çalışan tüm şirketlerin hak edişleri şirket tarafından aylık olarak hesaplandığını, bu hususun Müvekkili şirket kayıtlarında yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde de ortaya çıkacağını, davacı yanın sözleşme hükümlerini kendisinın ihlal ettiğini, dosyaya sunulan 01.10.2019 tarihli...
A.Ş. tarafından yazılan yazının akıbetinin ayrıca taraflarınca inceleneceğini, yazı ekinde imza sirkülerinin bulunmadığını, davacının kendi kardeşinin araçta çalıştığını ikrar ettiğini, davacının kardeşinin araçta çalışmasının müvekkili açısından risk teşkil ettiğini ve sözleşmeye aykırılık oluşturduğunu, zira Müvekkilinin araç işleten olarak,
kendi logosu bulunan araçlarının trafikte vs. başına gelecek her türlü olaydan sorumlu olacağını, davacının kardeşinin araçta çalışıyor olmasının kabul edilemez bir durum olduğunu, bu durumun başlı başına sözleşmenin haklı nedenle feshini teşkil ettiğini, davacının kardeşinin sürücü olarak çalışabilmek üzere yeterli ve gerekli belgelere (Ehliyet, SRC vb.) sahip olup olmadığının dahi bilinmediğini, bu durumun Müvekkilinin kayıtlarıyla sabit olup bu kayıtların da ayrıca dosyaya sunulacağını, Müvekkili şirketin bünyesinde SGK'sı olmayan kimseyi çalıştırmadığını,
bu nedenlerle öncelikle davacı tarafından haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun olarak usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise ispatlanamayan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve ek raporları dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede belirtilen edimlerin taraflarca yerine getirilip getirilmediği, davalı tarafından yapılan feshin haklı olup olmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı hususlarında toplanmaktadır.
Taraflarca bildirilen delillerin toplanmasının ve tanık beyanlarının alınmasının ardından Mahkememizin 13/09/2023 tarihli ara kararı gereğince dosyamız rapor hazırlanmak üzere mali müşavir ve ticaret mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklar ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 17/11/2023 tarihli raporda özetle;
"a) Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, bu bakımdan davacının ilk aracın çalıştırımamasından ve sözleşmenin haksız olarak sona erdirilmesinden kaynaklanan zararların tazminine ilişkin alacak talebinin yerinde olmadığı,
b)Davalının ticari defterlerinde davacıya 2.230,20 TL borcunun kayıtlı olduğu,
c)Davalının, davacıya cari hesap olarak 49.572,09 TL virman yolu ile ödeme kaydı yapılarak, 49.572,09 TL “ araç kira bedeli” alacağından mahsup ettiği, davalının 49.572,09 TL mahsup işleminin bir belgeye dayanmadığı bu bakımdan davacının davalıdan 2.230,20 + 49.572,09 TL= 51.802,29 TL “ araç kira bedeli” alacağının tespit edildiği,
d)Tarafların ticari defterleri usulüne uygun olarak tutulduğundan, davalı taraf faturalara herhangi bir itirazda bulunmayarak faturayı ticari defterlerine işlediğinden, yukarıda, ticari defterlerden tespit edilen 51.802,29 TL ye dava tarihi itibariyle taleple bağlılık ilkesi, gereği yasal faiz Uvgulanması gerekecektir." şeklinde rapor ibraz edilmiştir.
Mahkememizin 11/01/2024 tarihli ara kararı gereğince dosyamız ek rapor hazırlanmak üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 18/09/2024 tarihli ek raporda özetle; " ...bilirkişi kurulumuzun kök rapordaki görüş ve kanaatinde bir değişiklik oluşmamıştır.." sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Mahkememizin 04/03/2025 tarihli ara kararı gereğince dosyamız ek rapor hazırlanmak üzere yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 18/03/2025 tarihli 2. Ek raporda özetle;
"1. Sayın mahkemenin tevdi ettiği görev kapsamında yapılan incelemede somut davada mali olarak tespit ettiğimiz borç/alacak tutarı miktarının tamamının sadece ve sadece “araç kira bedeli" hizmeti nedeniyle tespit/belirlendiğini,
2. Taraflar arasında diğer işlemlere ilişkin fatura ve ödemelerde hiçbir ayrıntı belirtmedikleri, davalının ve davacının 2020 yılındaki ödemelere işçilik alacağı için yapmış olduğu beyanların mali bilirkişi tarafından cari hesap alacağı olarak değerlendirilmiştir. " sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Davacı vekilince sunulan 28/01/2025 tarihli dilekçe ile; davanın 51.802,29-TL nin araç kira bedeli ve borç olarak belirtilen rakamlar toplamı olan maddi tazminat talepleri için işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talepli ıslah dilekçesi sunmuştur.
14/03/2025 tarihli celsede davacıdan ıslah dilekçesinin açıklanması istenilmiş, davacı vekili "biz bilirkişi raporunda dava konusu ettiğimiz taleplerimiz araç kira bedeli olarak hesaplandığı ve bu şekilde belirtildiği için ıslah dilekçemizde de bilirkişi raporundaki ifadenin aynısını kullandık, hesaplanan miktar dava ve talep netleştirme dilekçelerimizde belirttiğimiz alacak kalemlerine ilişkindir davanın kabulüne karar verilsin" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Somut olayda, taraflar arasında ... ve ... plakalı araçların kullanımı ve belirsiz süreli iş sözleşmesi ile ilgili anlaşma sağlandığı hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı tarafça taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği, bu bakımdan oluşan zararların tazmin ve ödenmeyen alacakların ödenmesi talep ve dava edilmiş, davalı tarafça ise davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı, sözleşmenin davalının kendi kardeşini şoför olarak kullanması nedeniyle haklı olarak feshedildiği savunulmuştur.
Hizmet sözleşmesinde davacının kardeşi taraf olmadığından, hizmet sözleşmesinde üstlenilen işin esas itibariyle üstlenilen kişi tarafından yapılması gerektiğinden, sözleşmeye konu hizmetin davacının kardeşi tarafından da yerine getirileceğine ve buna davalının onay verdiğine ilişkin somut bir delil bulunmadığından, tanık anlatımları dikkate alındığında, ilk araca ilişkin hizmetin sona erdirilme sebebinin de davacının kardeşinin şoför olarak çalışması gösterildiğinden,
davacı tarafından bu sona erdirme işlemine herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeyerek sözleşme ilişkisine devam edildiğinden ve böylece gerekçeye dayalı fesih bildirimi kabul edildiğinden davalının fesih bildiriminin haklı nedene dayandığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda davacının ilk aracın çalıştırılmamasından ve sözleşmenin haksız olarak sona erdirilmesinden kaynaklanan zararların tazminine ilişkin alacak talebi yerinde değildir.
Ancak sözleşme haklı nedenle feshedilmiş olsa dahi fesih bildirimi inşai nitelikte olduğundan, fesih bildirimine kadar doğan alacakların tamamının ödenmesi gerekmektedir. Mali incelemede tespit edildiği üzere, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalıya tebliğ edildiği, davalının bu faturalara süresinde itiraz etmeyerek ticari defterlerine işlediği, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğundan, davalı tarafın faturalara herhangi bir itirazda bulunmayarak faturayı ticari defterlerine işlediği tespit edildiğinden ticari defterlerde tespit edilen oranda davacının alacaklı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Ayrıca, davacı tarafın alacak olarak beyan ettiği alacak kalemlerinin taraflar arasındaki ticari ilişkide ayrışma yapılma imkanı bulunmadığı, davacının, davalıya tek kalem “SERVİS BEDELİ” faturası kestiği ve davalının da bunları kayıtlarına işlediği, davalının yapmış olduğu ödemelerde de herhangi bir açıklama bulunmadığı, faturaların tamamının “Araç Kira Bedeli “ içerikli kesildiği,
dolayısıyla hizmet faturalarının ayrışmasının yapılamadığının mütalaa edildiği nazara alındığında raporda yapılan hesaplamaların davacı tarafın dava dilekçesi ve 12/02/2021 tarihli beyan dilekçesine konu ettiği alacak kalemlerini karşıladığı sonuç ve kanaatine varılmış, bu doğrultuda taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, bu bakımdan davacının ilk aracın çalıştırımamasından ve sözleşmenin haksız olarak sona erdirilmesinden kaynaklanan zararların tazminine ilişkin alacak talebinin yerinde olmadığı, davalının ticari defterlerinde davacıya 2.230,20 TL borcunun kayıtlı olduğu,
davalının, davacıya cari hesap olarak 49.572,09 TL virman yolu ile ödeme kaydı yapılarak, 49.572,09 TL “araç kira bedeli” alacağından mahsup ettiği, davalının 49.572,09 TL mahsup işleminin bir belgeye dayanmadığı bu bakımdan davacının davalıdan 2.230,20 + 49.572,09 TL= 51.802,29 TL “ araç kira bedeli” alacağının tespit edildiği anlaşıldığından hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar ile dava ve ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip Hakim · ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/366, K. 2025/279, 15 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama