KÜNYE
T.C. İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 5 Mart 2026
- Esas no
- 2024/208 Esas
- Karar no
- 2026/186
- Dava
- İtirazın İptali (Danışmanlık Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 03/04/2024
Karar Metni
1.467 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Danışmanlık Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili ile davalı şirket arasında Haziran 2021 tarihinde danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında bu sözleşmeye dayanarak ticari ilişki bulunduğunu, bu sözleşme kapsamında müvekkilinin davalı şirket müdür, genel müdür yardımcısı, hukuk müşaviri, genel müdürü vb. Üst düzey yöneticileri ile çalışarak çok kapsamlı bir ticari danışmanlık hizmeti verdiğini, davalının memnun kalması ve çalışmaların devamı talebi sonrasında karşılıklı mutabakat ile 30 Aralık 2022 tarihinde danışmanlık hizmet sözleşmesine ek sözleşme imzaladıklarını,
yeniden düzenlenen sözleşme süresinin 1 Ocak 2023 ve 1 Ocak 2026 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde belirlendiğini, sözleşmenin yetki ve sorumluluk başlığı altında sözleşmeden önce ve haklı bir nedene dayanmaksızın feshedilmesi durumunda firma 6 aylık hizmet bedelini defaten danışmana ödemekle yükümlüdür maddesi bulunduğunu ancak 15 ocak 2024 tarihinde davalı şirket genel müdürü tarafından müvekkiline şifahen herhangi bir sebep bildirmeksizin sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini bildirdiğini, bunun dışında herhangi bir yazılı bildirimde bulunmadığını,
bunun üzerine müvekkili tarafından sözleşme gereğince 6 aylık hizmet bedelinine ilişkin borcun ödenmesi için ihtarname keşide ettiğini, davalının ihtara rağmen borcunu ödememesi üzerine ... 3.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından ilamsız takip başlattıklarını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine huzurdaki davayı ikame ettiklerini beyan ederek ...
3. İcra Müdürlüğünün... sayılı takipteki alacağa ve faize ilişkin itirazın iptaline, takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeni ile alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Öncelikle müvekkili ile davacı arasında akdedilmiş geçerli ve yazılı bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, müvekkili şirketin münferiden tek imza ile borç altına sokulmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin müşterek imza ile temsil edildiğini, müvekkili şirket kayıtlarında davacı tarafından sunulan sözleşmeler ile bu sözleşmelere ilişkin herhangi bir kayıt, bilgi ve belge bulunmadığını, davacının varsa asıllarının sunulmasını talep ettiklerini,
davacı şirketin müvekkili şirket esik yönetim kurulu üyesi ve icra kurulu üyesi ...'ın yönetim kurulu üyesi seçilmesinden sonra müvekkil şirketin iştigal ettiği konularda ...'a hizmet etmek ve raporlamada bulunmak üzere bu kişi tarafından görevlendirildiğini, müvekkili şirket tarafından davacı şirketin danışmanlık hizmeti sunmak üzere seçilmesi ve yönetim kurulu üyesinin hizmetine sunulması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının dilekçesi ekinde sunduğu sözleşmeden de anlaşılacağı üzere sözleşmenin davacı ile müvekkil şirket eski yöneticisi... arasında imzalandığını,
ayrıca sözleşmenin imzalandığı 01/06/2021 tarihi itibarı ile ...'ın henüz yönetim kurulu üyesi bile olmadığını, yönetim kurul üyesi seçildikten sonra ise 04/06/2021 tarihinde alınan yönetim kurulu kararıyla müşterek imza ile temsile yetkili olmak üzere görevlendirildiğini, bu haliyle ...'ın tek başına atacağı imza ile müvekkili şirketi borç altına sokmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin davacı ile yalnızca arasında eski yönetim kurulu üyesi ... dan kaynaklı bir cari ilişki olduğunu bildiğini ancak aslı ...'ın imzaladığı sözleşmeye icazer vermesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, bu nedenle sözleşmenin yok hükmünde olduğunu,
ayrıca davacı tarafından cari ilişki çerçevesinde müvekkil şirkete bugüne kadar döviz cinsinden herhangi bir fatura kesilmediğini, kendisine de herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının sunduğu imzalayan müvekkil şirket eski yönetim kurulu üyesi kendi isteği ile ayrılmış olması,
davacının esasen bu kişiye danışmanlık yapmış olması karşısında davacı ile müvekkilinin cari hesap ilişkisine göre çalışmaya devam etmesinin mümkün olmadığını ve cari hesap ilişkisini sonlandırdıklarını, yönetim kurulu üyesinin görevden ayrıldığı bir durumda danışmanının göreve devam etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Dosyaya sunulan sözleşme ve ek sözleşme, TTSG kayıtları, tarafların ticari defter ve kayıtları, bilirkişi incelemesi ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE
Dava; cezai şart alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı davalı ile akdedilen danışmanlık sözleşmesinin haksız yere feshedildiği iddiası ile sözleşmenin 4. Maddesinde belirlenen cezai şartın ödenmesini talep etmiştir.
Davacı talebini davalı ile arasında akdedildiğini belirttiği danışmanlık hizmet sözleşmesine dayandırmıştır. Sözleşmenin 6. Maddesinde sözleşmenin haziran 2021 günü ...'da imzalandığı yazılmıştır. Sözleşmenin süresi başlıklı 3. Madde de sözleşmenin 1 Haziran 2021 tarihinde başlayarak 31 Mayıs 2024 tarihinde bitmek üzere 3 yıl olduğu belirtilmiştir. Sözleşmeyi davalı adına ... (CEO, yönetim kurulu üyesi) imzalamıştır.
Dosyaya sunulan 30.12.2022 tarihinde akdedilen "Danışmanlık Hizmet Sözleşmesine Ek Sözleşme" başlıklı sözleşmenin ilk paragrafında ve Ek 3 maddesinde danışmanlık sözleşmesinin 1 Haziran 2021 tarihinde imzalandığı belirtilmiştir.
Davalı vekili taraflar arasında akdedilmiş geçerli ve yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davalı şirketin münferiden tek imza ile borç altına sokulmasının mümkün olmadığını şirketin müşterek imza ile temsil edildiğini, asıl sözleşme ve ek sözleşmenin ...' ın henüz yönetim kurulu üyesi seçilmediği 01.06.2021 tarihinde imzalandığını, bu haliyle sözleşmenin yok hükmünde olduğunu, davalı şirketi bağlamadığını belirtmiştir.
Davacı sözleşmenin ...'ın yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde imzalandığını, sözleşmenin başlangıç tarihinin 1 Haziran 2021 olarak belirlendiğini açıklamıştır.
Dosyaya sunulan ... tarihli ... kayıtlarından ...' ın 04.06.2021 tarihinde yönetim kurulu üyesi seçildiği ve yetki şeklinin müşterek imza ile olduğu anlaşılmaktadır. Dosyadaki belgelerden ... ın görev süresinin 31.01.2024 tarihinde sona erdiği görülmüştür.
Asıl sözleşme içerisinde sözleşmenin 1 Haziran 2021 tarihinden başladığının ifade edilmesi ve imza kısmında ...'ın yönetim kurulu üyesi olduğunun yazılmış olması ile sözleşmenin ...'ın yönetim kurulu üyesi seçildikten sonra imzalandığı anlaşılmaktadır.
Davalı şirket kayıtlarında yapılan bilirkişi incelemesinde 2021 yılı 5. Ayından başlamak üzere her ayın sonunda "danışmanlık bedeli" faturası kesildiği, fatura bedellerinin takip eden hafta içerisinde davacı hesabıan ödendiği, son olarak davacı tarafından 31.012024 tarihli 01-16 Ocak 2024 danışmanlık hizmet bedeli faturasının kesildiği ve bu faturanın davalı şirket tarafından kabul edilmediği anlaşılmakatdır.
Sözleşmenin feshine kadar davacıya danışmanlık hizmet bedeli olarak aylık ödemeler yapıldığı davalının da kabulündedir. Yapılan bilirkişi incelemesi ile de davalı tarafından davacıya sözleşmeye uygun şekilde ödemeler yapıldığı tespit edilmiştir.
Yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ..., TTK m. 370 uyarınca ...Şirket’in iradesini açıklamada yetkili olmasa da yapılan sözleşmeler, yazışmalar, fatura ödemeleri ve 2024 yılına kadar süren ticari ilişki nazara alındığında üçüncü kişi yani davacı taraf nezdinde dış temsil yetkisi kapsamında bir güven ilişkisi kurulduğu, verilen hizmetin davalı tarafça benimsendiği, davalının sözleşmeden bilgi sahibi olduğu ve sözleşmeye fiilen onay verildiği bu nedenle de davalı tarafın sözleşmeyle bağlı olduğu kabul edilmiştir. Aksinin kabulü davalının sözleşmenin kendisine sağladığı faydalardan yararlanması, getirdiği yükümlülüklerden kaçınmasıdır.
Davanın usulden reddine karar verilmiş olması nedeni ile feshin haklı olup olmadığı ve alacak talebinin esası hakkında her hangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
Davalı vekili Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ uyarınca danışmanlık sözleşmesinin döviz cinsinden kararlaştırılamayacağını ileri sürmüştür.
Hazine ve Maliye Bakanlığının ... tarihli ve ... sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: ...)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: ...)'in (32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ) 8. maddesinin ilgili bölümleri şu şekildedir:
"...
(6) Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; yurt dışında ifâ edilecekler ile gemi adamlarının taraf oldukları dışında kalan iş sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.
(7) Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; aşağıda belirtilenler dışında kalan danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dâhil hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında imzalanan ve sona eren danışmanlık sözleşmesi Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'in yukarıda belirtilen hükümleri kapsamında kalmaktadır. Buna göre taraflar danışmanlık sözleşmesini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.
Takip talebinde alacak USD cinsinden talep edilmiş ve alacağın fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödenmesi talep edilmiştir. USD olarak talep edilen alacağın TL karşılığı harca esas olmak üzere takip talebinde gösterilmiştir.
İcra takip dosyasında sözleşmede USD olarak belirlenen bedelin TL karşılığı harca esas olmak üzere gösterilmiş olmakla birlikte, ödeme talebinin fiili ödeme günündeki kura göre döviz cinsinden olduğu, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ Uyarınca döviz cinsinden talepte bulunulamayacağından icra takibinin usulüne uygun başlatılmadığı ve mevcut hali ile davanın kabulü halinde itirazın iptaline karar verilemeyeceği anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın usulüne uygun icra takibi yapılmaması nedeni ile dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan 45.819,59 TL Peşin harçtan 732,00 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile 45.087,59 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
3- Davalı vekilli lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince red olunan kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Davalı tarafın yapmış olduğu, 310,80 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2026
Başkan · (e-imza) Üye · (e-imza) Üye · (e-imza) Katip · (e-imza)
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/208, K. 2026/186, 5 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama