İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/179 K.2024/12

Mahkememizde görülen davada yapılan açık yargılama sonunda,

Esas2022/179Karar2024/12Tarih23 Ocak 2024Okuma19 dk · 3.873 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 4.FİKRÎ Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
23 Ocak 2024
Esas no
2022/179
Karar no
2024/12
Dava
Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
Dava tarihi
18/10/2022
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.873 kelime·19 dk okuma·2 bölüm

Mahkememizde görülen davada yapılan açık yargılama sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

Müvekkili firma kırtasiye sektöründe yaklaşık 40 yıldır faaliyet gösteren, yurt içi ve yurt dışında tanınan, sektöründe lider konumunda bulunan bir firma olduğunu, yıllardır süren reklam, tanıtım ve başarılı hizmetleri sayesinde sektörde en çok tercih edilen ve aranan bir konumda bulunduğunu, davalı tarafın müvekkili firma adına tescilli ... ibaresini, birebir aynı yazılış ve renklendirme şekli ile iltibas oluşturacak düzeyde benzer bir şekilde haksız olarak kullanarak marka hakkına tecavüz ettiği gibi TTK'nın haksız rekabet hükümlerini de ihlal ettiğini, Davalı tarafın müvekkil firma ile aynı ürün grubuna yönelik satış yapmakta olduğunu,

markalarının haksız olarak kullanarak kendisine ticari fayda sağlamaya çalışan firmanın İnstagram hesabı da bulunduğunu, firmalarına sanal ortamda yapılan aramalarla ilgili çok sayıda şikayet geldiğini, birçok müşterilerinin internet arama motoruna ... yazarak yaptığı aramalarda, davalıya ait siteyi ziyaret ettiği ve firmaları olduğunu zannederek bu firmayı arayıp sipariş geçtiğini, öğrendiklerini, özellikle firmalarının ürün kalitesini ve başarısını bildiği için adlarını duymuş fakat daha önce firmalarıyla ticari ilişkiye girmemiş birçok müşterinin,

firmalarına ulaşmak isterken isimlerini taklit eden davalı firmayı aradığı ve bu internet sitesinin karışıklığa neden olduğu ve bunun düzeltilmesi yönünde yoğun taleplerin olduğunu, Davalı firmanın müvekkil şirketten marka değerinden haksız bir şekilde faydalanarak iş yapmaya çalıştığını, Müvekkili olduğu davacı gerek yurt içinde gerekse yurt dışında yaptığı yatırım ve tanıtım çalışmaları neticesinde ... markası tüketicileri nezdinde tanınır ve tercih edilir hale geldiğini, Davalı firma ise müvekkilinin sektöründe edinmiş olduğu bu haklı ünden faydalanmak için çaba gösterdiğini,

Davalı firmanın... tarih ve ... tescil numaralı ... ibareli bir marka müracaatı gerçekleştirip müvekkilinin dikkatinden kaçarak tescil edildiğini ama bu iki markanı tamamen aynı olduğunu beyan ederek Sayın mahkemenizden davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini ve marka hakkına tecavüzün meni, tespitini talep etmiştir.

... vekili cevap dilekçesinde özetle.

Müvekkili ... markasını ... tarihinde ... tescil numarası ile müracaatını gerçekleştirmiş 03.06.2022 tarihinde ise tescilini gerçekleştirdiğini, tescil tarihi itibari ile 35.sınıfa göre markanın kullanılmasında hukuka aykırı bir eylem söz konusu olmadığını, müvekkilinin başvurduğu markanın da şekilsel olarak davacı tarafın markası ile bir benzerliği bulunmadığını, şayet davacı tarafın markası dava dilekçesinde iddia ettiği gibi tanınmış ve değeri olan bir marka ise söz konusu tescilin de gözden kaçmaması gerektiğini,

tescilin gözden kaçırılması gibi bir savunma da bu kadar önemli olduğu söylenen bir marka için hayatın olağan akışına aykırılık ettiğini, Müvekkilim söz konusu markaya davacı taraftan daha önce bir tarihte başvurduğunu ve kanunen tescil tarihi önce olanın yasal hakları korunduğunu, ayrıca davacı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiği instagram hesabı müvekkiline ait olmayıp, söz konusu satışları gerçekleştiren firma da müvekkil firma olmadığını beyan ederek davacı tarafın markası ile gerek unvan gerekse de logo, amblem, tabela,

kartvizit olarak hiçbir benzerliği olmadığı halde müvekkil firma hakkında haksız ve hukuka aykırı olarak açılan kötü niyetli davanın reddini talep etmiştir.

Dosyada taraflarca bildirilen tüm deliler toplanmış, özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi raporu alınmıştır.

Mahkememize sunulan 20/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle.

Davacı adına tescilli ... başvuru tarihli ... nolu ¸ markasında ve diğer tescilli markalarında “...” ibaresinin ön planda olduğu, bu ibarenin davalı tarafından kullanılan ibareli markada aynı şekilde bulunduğu, her iki markanın da “Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler ” başlıklarında tescilli olduklarından dolayı karıştırılmaya sebebiyet verecek derecede benzer olduğu tespit edildiğinden tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme suretiyle karıştırılma ihtimalini mevcut olduğu davalı kullanımının SMK madde29 uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturduğu,

Davalıya ait ¸ marka ile davacıya ait ... tescil numaralı ¸ markasında ve diğer tescilli davacı markalarında “...” kelime unsurunun ön planda olduğu, davalı tarafın tescil ettirdiği markada bu kelime unsurlarını aynen kullandığı, şekil ibaresinin de benzerlik taşıdığı, bu durumun tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme suretiyle karıştırılma ihtimalini doğurduğu,

her iki markanın hitap ettiği nihai tüketici nezdinde yanlış anlamaya sebebiyet verebileceği, davacının verdiği lisansla veya izinle faaliyet gösterdiği veya aralarında iş ilişkisi olduğu kanısının oluşabileceği, bu karıştırılma ihtimali nedeniyle SMK 6/1 ve 25/1mmaddesi gereğince davacı tarafın, davalıya ait ...tescil nolu markanın hükümsüzlüğünü talep edilebileceği görüş ve kanaati bildirilmiştir.

KANAAT VE GEREKÇE

Dava konusu uyuşmazlık, davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli ... ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebi ile birlikte davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığının tespiti, men'i istemine ilişkindir.

Davacı ...Şti. adına 24.11.2014 başvuru tarihli,...tescil nolu; 12.04.2021 başvuru tarihli, ... tescil nolu , 19.12.2019 başvuru tarihli,... tescil nolu, a 11.12.2018 başvuru tarihli,... tescil nolu, 17.12.2009 başvuru tarihli, ... tescil nolu 23.12.2005 başvuru tarihli, ...tescil nolu "..." "şekil ve ibareli markaların tescilli olduğu; Davalı ... adına 05.11.2021 başvuru tarihli,... tescil nolu “... ” markasının Nice ... sınıfa tescilli olduğu tespit edilmiştir.

Marka Tecavüzü Yönünden Yapılan Değerlendirme

Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller SMK'nın 29/1 maddesinde sayılmış olup, madde içeriği aynen şöyledir:

“Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:

a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.

b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.

c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.

ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek”

SMK 7/1-2 maddesi de aynen şöyledir.“Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.

Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:

a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.

b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.

c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.”

Kavram olarak "marka" bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan işaretlerdir. Marka'nın bir işaret olması yanında "ayırdedicilik" vasfı da taşıması gerekir (Yasaman/Yusufoğlu, Marka Hukuku, İstanbul 2004, s.15 vd.; Kaya, A.: Marka Hukuku, İstanbul 2006, s.32 vd.). Markanın ayırdedicilik niteliği taşıyan, özgün ve karakteristik kısmı asli (esaslı) unsuru olarak kabul edilirken, bu niteliği taşımayan ve herkesçe kullanılabilen unsurlarına tamamlayıcı unsur denilmektedir.

Başkasının hak sahibi olduğu bir markanın aynen kullanılması iktibas suretiyle marka hakkına tecavüz sayılır. Karıştırılma (iltibas) suretiyle marka hakkına tecavüz ise başkasının hak sahibi olduğu bir markanın alıcıların karıştırmalarına neden olacak surette benzerinin kullanılmasıyla vücut bulur.

Karıştırılma ihtimali, klasik ve geniş anlamda olmak üzere iki şekilde tanımlanmaktadır. Klasik anlamda karıştırılma ihtimali, bir mal veya hizmetin alıcısı durumunda bulunan kimselerin almayı düşündüğü, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı düşüncesiyle, başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi) ile karşı karşıya olması anlamına gelmektedir. Geniş anlamda karıştırılma ihtimali ise, markalar arasında herhangi bir şekilde bağlantı kurulması tehlikesini de içerir. Karıştırılma ihtimali kavramı zaman içerisinde, mahkeme kararları doğrultusunda, markalar arasında bağlantı olduğu ihtimalini de içerecek şekilde yorumlanarak genişletilmiştir.

Başka bir anlatımla karıştırılma (iltibas) iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Bozbel, S.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).

Bu husus araştırılırken önce markalar arasında, daha sonra mal veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığına bakılmalı ve benzerliğin saptanmasında markaların bütün olarak bıraktıkları genel izlenim dikkate alınmalıdır (Teoman, : Yaşayan Ticaret Hukuku, C.1, Hukuki Mütalaalar, İstanbul 1992, s.34, 120 vd. - naklen: Cengiz, D.: Türk Hukukunda İktibas veya İltibas Suretiyle Marka Hakkına Tecavüz, İstanbul 1995, s.7,)

Benzerlik göreceli bir kavramdır. Tecavüzü oluşturan, alıcıların benzer markaları karıştırmaları ihtimalidir. Marka hakkının ihlalinden söz edebilmek için, iltibas tehlikesi gerekli ve yeterlidir (HGK'nın 09.03.2016 gün, 2014/11-842 E.-2016/288 K. sayılı kararı). Bu ihtimalin değerlendirilmesinde kıstas; bu işin ilgilisi veya uzmanı kimselerin değil, tüketicilerin algısı ve bakış açısıdır.

Eğer tüketici konumundaki halk bu iki işaret arasında şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım gibi herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurabilecekse karıştırılma ihtimalinin varlığından söz edilebilir. Öğretide markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “...” karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmektedir (Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, 5.b., İstanbul 2012, s.443)

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, Davacı adına tescilli “...”, markaları ve türevleri ile davalı adına tescilli “...”markası incelendiğinde; davacıya ait... tescil nolu markanın beyaz zemin üzerinde yeşil sarı renkli üzerinde üç ok ve sarı, mavi kırmızı renklerde pauntiyeler bulunan kurbağa ve siyah zemin üzerine beyaz renkte “...” ile sırası ile yeşil sarı turuncu kırmızı mavi renkte yazılmış “...” yazısından oluşan yazı+ şekil markası ile gerek şekil gerek de kelime unsurları yönünden aynı ibarelerin bulunduğu,

davacının markası .. sınıflarına tescili iken davalı markasının “Kırtasiye, büro, eğitim öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler” alanında bir başka sınıfta ancak benzer faaliyet alanında; davalının davacı taraf ile iltibas oluşturan tescilli markasını kullandığı,

daha önce tescil edilmiş davacı tarafın markalarındaki kelime unsuru birebir aynı şekilde davalı tarafça kullanıldığı da gözetilerek davalı kullanımının kelime unsuru birebir aynı şekilde bulunduğundan ve tescilli sınıflarında benzerlik bulunduğundan ötürü tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme suretiyle karıştırılma ihtimalini mevcut olduğu SMK madde 29 uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturduğuna, davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile, bu tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,

bu bağlamda davalı tarafından tecavüze sebebiyet veren ürünlerin etiket, katalog, broşür, tabela, kartvizit ve her türlü görsel ürün vs. belgelerin, ürün üretiminde kullanılan makineler, aletler ve teknik araçların toplatılmasına ve kararın kesinleşmesini müteakip imhasına, hükümsüzlüğüne karar verilen markaları internet üzerinde ve sair mecralarda tanıtmasının ve bu amaçlarla kullanmasının durdurulmasına ve önlenmesine, kanaat getirilmiştir.

Marka Hükümsüzlüğü Yönünden Yapılan Değerlendirme

6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır.

Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir.

Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir.

Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar."

6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru,

marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine,

marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı,

benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.

(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu,

önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir.

SMK 6/1 Yönünden Yapılan Değerlendirme

SMK 6/1 hükmüne göre “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir”.

Bu hüküm çerçevesinde bir ihlalin söz konusu olabilmesi için;

a.Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması,

b.Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması,

c.Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir.

Görüldüğü üzere burada hem markalar arası aynılık/benzerlik hem de mal ve hizmet sınıfları arasında aynılık/benzerlik karşılaştırmasının yapılması ve iltibasın yani karıştırılmanın söz konusu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. İltibas değerlendirmesinin önce işaretlerin, sonra mal ve hizmetlerin benzerliği şeklinde bir sıralama yerine, her ikisinin bir arada ve birbirine nitelik olarak etkisi de gözetilerek birlikte yapılması gerekir.

a.Markalar arası karşılaştırma;

Bilindiği üzere Karıştırılma (iltibas) terimi, ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesidir.

İltibas doğrudan iltibas ve dolaylı iltibas olarak ikiye ayrılabilir; buna göre, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir işaret, bu işaretin hitap ettiği çevrede, söz konusu markanın kullanıldığı mal veya hizmetin, iltibasa maruz bırakılan mal ve hizmetle özdeşleştirilmesine yol açıyorsa doğrudan iltibas söz konusu iken, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir marka, bu markanın hitap ettiği çevrede, işaretler arasındaki farklılığı anlasalar bile benzerliğe dayalı olarak mal veya hizmetler arasında yanlış bağlantılar kurmasına yol açıyorsa dolaylı iltibas söz konusu olur .

İltibas ihtimalinin tespitinde, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markanın sahip olduğu ayırım gücü, telaffuz, biçim ya da anlam itibariyle bıraktığı etki, markaların kullanılacağı mal/hizmet türlerinin birbirine yakın olup olmadığı , markaların benzer alıcı çevrelerine hitap edip etmedikleri hususları dikkate alınmalıdır.

Ayrıca söz konusu markanın orta yetenekteki olağan müşteri ya da malın hitap ettiği alıcıların yanılma olasılıkları, bunların herhangi bir markanın yerine diğerini satın almalarının söz konusu olup olmadığı göz önünde tutulur. Yine iki marka arasında arasında biçim ve anlam bakımından bir benzerlik bulunmasa bile, özellikle ses uyumu ve telaffuz bakımından benzerlikleri belirgin ise markalar arasında iltibas tehlikesinin varlığı söz konusu olur.

Yine bir marka birden fazla unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Sırf sözcükler tasviri işaret mahiyetinde oldu diye bu işaretin tescilinin engellenmesi yoluna gidilmemelidir. Örneğin bir işarette iki sözcükten oluşan yazı unsuru, işaretteki şekil unsuru nazara alınmadan değerlendirilmemelidir .

İki marka arasında iltibasın varlığı tespit edilirken eğer bu markalarda şekil unsuru da yer alıyorsa görsel, biçimsel, yazılış, okunuş, tasarım, anlamsal, ses uyumu, çağrıştırma, genel intiba kıstasları itibariyle karşılaştırılma yapılmalı ve sonucuna göre iltibasın var olup olmadığı tespit olunmalıdır.

Piyasada daha önceden aynı veya benzeri mal veya hizmetler için korunan ne kadar çok marka bulunuyorsa, yeni bir işaretin marka olarak tescili de o kadar zorlaşır. Marka olarak bir işaretin tescili için, o işaretin başka bir mal veya hizmeti ifade eden marka ile bir bağlantının mevcut olduğunu halkın zihninde uyandıracak derecede çağrıştırmaması gerekir. Aslında karıştırma ihtimalinin uç noktası, çağrıştırma ihtimalidir.

Bir işaret, görsel, fonetik veya diğer bir açıdan farklı olsa bile, "bütünsel" bir açıdan kendisine yaklaşıldığında herhangi bir sebeple müşteri gözünde başka bir marka ile bağlantısı varmış intibaı yaratarak onu çağrıştırıyorsa ve bu yüzden müşterinin mal veya hizmet tercihinde etkili oluyorsa, marka olarak tescili engellenebilir veyahut hükümsüz kılınabilir.

Markaların esas itibariyle bir mal veya hizmeti diğer bir mal veya hizmetten ayırt etmek maksadıyla kullanılmaları esas ise de, bazen müşteriler, bir markayı sadece mal veya hizmet ile değil, o mal veya hizmeti sağlayan işletme ile de irtibatlandırabilirler. Müşteriler, markalı mal veya hizmeti, sırf onu arz eden işletmeye duydukları güven ve beğeni sebebiyle tercih etmiş olabilirler.

İşletmelerin birbirinden farklı olduğu bilinse dahi, kullanılan işaretlerin benzerliği müşterinin bu işletmeler arasında ekonomik veya organik bir bağ olduğunu düşünmesine yol açıyorsa sonuç yine değişmeyecek ve markalar arasında benzerlik olduğu kabul olunacaktır.

SMK 6/1 maddesinde de belirtildiği üzere bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığının tespitinde "..." tarafından karıştırılma ihtimali dikkate alınır. Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir.

Buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir”.

Başka bir deyişle, karıştırma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.

Benzerlik değerlendirmesinde markalar bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılması ve özellikle markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tasviri işaretlerden oluşan kısımlarının aynı ve benzer olup olmadıkları üzerinde durulmasına da gerek yoktur. Çünkü markalar arasında benzerlik ve/veya iltibasın bulunup bulunmadığı hedef tüketici kitlesi dikkate alınarak tespit edilir.

Yargıtay 11. HD. 30/11/1999 5356 E., 9805 K. No.lu kararında “....markalar arasındaki benzerliğin markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, alıcıların satın almayı düşündükleri yerine bir başka mal alacak durumda kalmaları halinde söz konusu olabileceği, markalar farklı unsurlardan oluşsalar dahi bütünü bakımından bıraktıkları etkinin diğer bir markayı çağrıştırmaması gerektiği, markalar esas unsurlarının benzer olması halinde, markanın genelinde etkisi az olan diğer hususlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabileceği..." şeklinde karar verilmiştir.

Somut olaya dönüldüğünde, Davalıya ait “... ”olan markası ile davacıya ait ... tescil numaralı markasında ve diğer tescilli davacı markalarında “...” kelime unsurunun ön planda olduğu, davalı tarafın tescil ettirdiği markada bu kelime unsurlarını aynen kullandığı, şekil ibaresinin de benzerlik taşıdığı, bu durumun tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme suretiyle karıştırılma ihtimalini doğurduğu, her iki markanın hitap ettiği nihai tüketici nezdinde yanlış anlamaya sebebiyet verebileceği, davalının, davacının verdiği lisansla veya izinle faaliyet gösterdiği veya aralarında iş ilişkisi olduğu kanısının oluşabileceği, markalar arasındaki yazım, bütünsel görünüm, anlam unsurları yönünden benzerlik olduğu ve karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu kanaatine varılmıştır.

b.Mal ve hizmet sınıfları yönünden karşılaştırma

Yargıtay’a göre, birden ziyade kişiler adına tescilli ya da tescil başvurusu yapılan markaların kullanılacağı mal veya hizmetlerin benzer olup olmadıklarının tespitinde öncelikle TPE tarafından yayınlanan sınıflandırmaya ilişkin tebliğler uygulanacaktır. Bu durum marka tescil ve sınıflandırmada belirlilik ve tescilli markanın koruma sınırının saptanmasında da birlik ve istikrarın koşuludur.

Ancak sınıflandırma ürünlerin benzerliğinin tespiti noktasında bağlayıcı bir etkisi bulunmamaktadır., ürün benzerliği değerlendirmesinde halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir. Nitekim Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 11/4 hükmüne göre; “ mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almaları benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almaları da benzer olmadıklarına karine teşkil etmez” demektedir.

Yargıtay, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında şu kriterleri göz önüne almakta ve her somut olay için araştırılması gerektiğini ifade etmektedir ;

a. Piyasanın anlayışı,

b. Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği ,

c. Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği ,

d. Mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet etme olanaklarının olup olmadığı,

e. Birinin diğerini tamamlama imkanı olup olmadığı ,

f. Mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, kullanım yöntemleri amaçları hedeflenen halk kesiminin aynı olup olmadığı hususları dikkate alınır.

Yine aynı sınıfın farklı alt gruplarında yer alan mal veya hizmetlerin benzerlik araştırmasında: piyasanın bu konudaki anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbirlerinin yerine ikame edilebilme ve vekalet etme olanaklarının ve birinin diğerini tamamlama imkanının bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının, kullanım yöntemlerinin ve amaçlarının ortak olup olmadığı ölçütlerinin, hedeflenen halk kesimleri dikkate alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir .

Somut olaya dönüldüğünde, Davacı adına tescilli ... başvuru tarihli ... nolu markasında ve diğer tescilli markalarında “..." ibaresinin ön planda olduğu, bu ibarenin davalı tarafından kullanılan ibareli markada aynı şekilde bulunduğu, her iki markanın da “Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler” başlıklarında tescilli olduklarından dolayı karıştırılmaya sebebiyet verecek derecede benzer olduğu tespit edildiğinden tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme suretiyle karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, bu karıştırılma ihtimali nedeniyle SMK 6/1 ve 25/1 maddesi gereğince davalıya ait ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne yönelik şartların oluştuğu kanaatine varılmakla, aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,

1- Davanın KABULÜ İLE, Davalı adına TPMK nezdinde ...numara ile tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,

2-Davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile, bu tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu bağlamda davalı tarafından tecavüze sebebiyet veren ürünlerin etiket, katalog, broşür, tabela, kartvizit ve her türlü görsel ürün vs. belgelerin, ürün üretiminde kullanılan makineler, aletler ve teknik araçların toplatılmasına ve kararın kesinleşmesini müteakip imhasına, hükümsüzlüğüne karar verilen markaları internet üzerinde ve sair mecralarda tanıtmasının ve bu amaçlarla kullanmasının durdurulmasına ve önlenmesine,

4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 346,90 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen marka hükümsüzlüğü talepleri yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,

6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz talebi yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,

7-Davacı tarafından yapılan 6.750,00 TL bilirkişi ücreti, 297,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 7.047,00 TL ve 161,40 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 7.248,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

9-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.23/01/2024

Katip ... · e-imzalı Hakim ... · e-imzalı

İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/179, K. 2024/12, 23 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Kanaat Ve Gerekçe
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2022/179
Karar No
2024/12
Tarih
23 Ocak 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/181 K.2024/30
  • Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2022/184 K.2024/94
  • Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2022/192 K.2024/79
  • İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/193 K.2024/40
  • Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/194 K.2024/38
  • İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/197 K.2024/94

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.