KÜNYE
T.C. İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2024
- Esas no
- 2024/94 ESAS
- Karar no
- 2024/251
- Dava
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
- Dava tarihi
- 12/06/2024
Karar Metni
2.060 kelime·10 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle. Türk Patent ve Marka Kurumunun ... sayılı ...isimli marka başvurusunun 10/08/2022 tarihinde ... tarafından yapıldığını, bu markanın müvekkil ... Ltd.
Şti.'ne ait ...Marka sayılı ... isimli markasına tecavüz ettiğini, müvekkil tarafından bu tecavüzün önlenmesi için ... isimli şahıs ile 2022 yılı temmuz ayı başında görüştüğünü, ... isimli şahsın müvekkilin markasına tecavüz etmeye devam ettiğini, bunun üzerine müvekkil tarafından davalı ... ve ...Şti.( ... ) isimli firma yetkilileri hakkında ...
Cumhuriyet Başsavcılığının ...Soruşturma sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilin suç duyurusunda bulunacağından haberdar olan ... isimli şahıs çalışanı ...'ya ... sayılı ... isimli marka başvurusunu yaptırdığını, ... ve ... açıkça müvekkilin marka hakkına tecavüz etmeye devam ettiklerini ve soruşturmadaki cezadan kurtulmak için ... sayılı ...isimli kötü niyetli ve haksız başvuruyu yaptığını, ... sayılı ... isimli markanın iptal edİlmesi Gerektiğini, Bu Markanın Müvekkil ...Ltd.
Şti.'ne ait ... Marka sayılı ...isimli markasına tecavüz ettiğini, müvekkil yıllardır anılan markanın sahibi olduğunu, belli bir dönem anılan marka müvekkil şirketin sahibi ... diğer şirketi ....Şti adına tescil ettirdiğini, ... en son ise anılan ...marka sayılı ..isimli markasını... Ltd. Şti.'nin adına tescil ettirdiğini, ... isimli şahsın ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...
Soruşturma sayılı dosyasında beyanında ;'Yukarıda belirttiğim adreste bulunan ... isimli işletmede sigortalı olarak çalışmaktayım. Tarafıma sormuş olduğunuz konuyla alakalı bilgi sahibi oldum. Evrakta adı geçen ... isimli işletme ... İhracat Ltd.Şti şirketinin işletmesidir. Ben bu işletmede 2021 ile 2022 yılları arasında münferiden müdürlük yapmıştım. Tarafıma sormuş olduğunuz konuyla alakalı bilgi sahibi oldum.
Benim şikayet dilekçesindeki hususlarla alakalı herhangi bir bilgim ve ilgim yoktur. Bu konudaki tüm sorumluluk ...Şti imza yetkilisi ...'ya aittir. Söyleyeceklerim bundan ibarettir.
Tarafıma isnat edilen suçlamaları kabul etmiyorum.'şeklinde ifade kullandığını, şahsın açıkça tecavüz işlemini ...Şti şirketi ile birlikte yaptıklarını beyan ettiğini, ... isimli şahsın ile müvekkil şirketin sahibi ...uzaktan akraba olduklarını , ... isimli şahıs ile de müvekkil şirketin sahibi ...uzaktan akraba olduklarını, müvekkil şirketin ...
Marka sayılı ...simli markasının olduğunu ... ve ... bilmektedir. bu şahısların işledikleri suçtan kurtulmak için anılan marka başvurusunu yaptıklarını, müvekkil şirketin ... Marka sayılı ... isimli markası ile davalı tarafın adına kayıtlı ... sayılı ... isimli markasının faaliyet konusunun aynı olduğunu, müvekkil şirketin faaliyet konusuna tecavüz etmek ve haksız menfaat temin etmek için ... ve ...
Ltd.Şti isimli şirketin yetkilisi ... birlikte hareket ettiğini, şahısların hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...Soruşturma sayılı dosyasında soruşturma devam ettiğini, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyasında ifade veren ... beyanında ;' Yukarıda belirttiğim adreste bulunan ... isimli işletmenin yetkilisiyim. İşletmeye ait Vergi Levhası ve imza sirküsünü ibraz ediyorum.
Tarafima sormuş olduğunuz konuyla alakalı bilgi sahibi oldum. ... isimli işletme ... Ltd.Şti şirketinin işletmesidir. Yaklaşık 12 yıldır aynı adreste otelcilik yapılmaktadır. Şikayet dilekçesinde iddia edilen hususları kesinlikle kabul etmiyorum. Işletmemizde 2021 ile 2022 yılları arasında ... münferiden müdürlük yapmıştır. ... zamanında "..." markasının tescili alınmıştır. Bu marka tescil belgesini de ifademe sunuyorum.
İşletmemizin tabelasında, kartvizitinde ve diğer evraklarında tescilli markamızın adı yer almaktadır. İşletmeye ait kartvizitin resmini de ifademe sunuyorum. Hiçbir şekilde şikayetçi firmanın markası olan "..." markası kullanılmamıştır.
İsnat edilen suçlamaları kabul etmiyorum.' şeklinde ifade kullandığını, bu ifadeye bakıldığında şahsın birden fazla gerçek dışı beyanda bulunduğunu, anılan adreste 12 yıldır otel hizmeti verilmediğini, ... adresindeki otelin 2019 veya 2020 Yılında ruhsatı alındığı ve ruhsat alınırken itfaiye ruhsatına dair bodrum kat-çatı katındaki yerlere dair bir takım usulsüz işlemeler yapıldığını da müvekkil şirketin yetkilisi ...ı'nın duyduğunu, itfaiye ruhsatına aykırı şekilde de hali hazırda otel işletmeciliği yapıldığını müvekkil şirketin yetkilisinin ifade ettiğini, ... ile müvekkil şirketin yetkilisi akraba olduğunu, ...'nın genç çocuk olduğunu,
asıl şirketin sahibi babası ... olduğunu, ... , ... ve ... isimli şahıs ile müvekkil arasında ayrıca ticari rekabetten dolayı öteden beri husumet olduğunu, müvekkil markasına tecavüz ettiklerini, ... isimli şahıs ile ...'nın ifadesinin çeliştiğini, ... açıkça ifadesinde ...'nın anılan tecavüzü yaptığını beyan ettiğini, davacı müvekkilin , büyük uğraşlar ve yatırımlar neticesinde markasını Türkiye çapında bilinir hale getirdiğini, davalı ... isimli şahıstan önce müvekkil anılan markayı kullandığını, davalı ...'nun haksız ve hukuka aykırı marka tescili başvuru yaptığını, davalı ... basiretli bir tacir gibi davranmadığını,
kötüniyetli ve haksız olduğunu, savcılık soruşturmasında emekli olduğunu beyan ettiğini, bu hususun, TTK 18/II ifadesini bulan "her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." kuralının bir gereği olduğunu, bir tacirin bunun aksini iddia etmesi,
MK'nin 2.maddesi ile bağdaşmayacağını, davalı tarafın müvekkile ait markanın üründen ve Türkiye piyasasında edindiği tanınmışlıktan haksız biçimde istifade etmek maksadıyla hareket etmekte ve müvekkil markası ile birebir aynı olan ibareyi kendi adına tescil ettirdiğini, dava konusu markanın tescil edilmesinin , müvekkilin markasının ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçların doğmasına neden olacağını, müvekkil şirketin ...
Marka sayılı ... isimli markası ile davalı tarafın adına kayıtlı ...sayılı ... isimli markasının faaliyet konusu aynı olduğunu, davacı müvekkilin ticarî faaliyetleri ve markasının tanınmışlığı göz önünde bulundurulduğunda davalı ...'nun marka olarak seçmiş olduğu ibarenin ve faaliyet konusu tesadüfi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davalı ...'nun davacı müvekkilin ülkede tanınmış hale getirdiği markanın mevcut tanınmışlığı ve bilinirliğinden faydalanmak maksadıyla hareket ettiğini , müvekkilin markasının turizm sektöründe tanınmasının yanında, bu markanın, uzun yılları kapsayan hizmet sektöründeki başarılı ve bilinçli ,
mutlu müşteri anlayışı konseptinde yürütmüş olması nedeni ile bilinen ve aranılan markalardan biri olduğunu, müvekkilin yıllarca emek ve sermaye yatırdığı markasının, davalı tarafından kopyalandığı ve kötü niyetli olarak aynı ürünlerin sınıfında, aynı logo ve hatta temel kısmı aynı olan isimle kullanıldığını, haksız kazanç sağlamak amacıyla gerçekleştirilen marka tescilinin hükümsüz kılınması ve Türk patent ve marka kurumu'nun müvekkilin talebine dair işleminin iptal edilmesi gerektiğini, davalı taraf adına olan Türk Patent Ve Marka Kurumu'nun ...sayılı ... isimli tescil kaydının ve ilgili markanın iptal edilmesini ,
davalı taraf adına olan Türk Patent Ve Marka Kurumu'nun ... sayılı ... isimli tescil kaydının ve ilgili markanın; müvekkil ... Şti.'ne ait ... Marka sayılı ... isimli markasına olan tecavüzünün önlenmesini ,davalı taraf adına olan Türk Patent Ve Marka Kurumu'nun ... sayılı ... isimli markanın tecavüzünün önlenmesi kapsamında ve telafisi imkansız zararlara sebep olmama adına faaliyetinin tedbiren durdurulmasını ,
maddi ve manevi tazminat ile diğer fazlaya dair haklarının saklı kalmasını , yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür.
Davalı TPMK vekilinin cevap dilekçesinde özetle ; dava yönünden TÜRKPATENT”e herhangi bir husumet yöneltilmesi mümkün olmadığını , tecavüzün önlenmesi davası bakımından da kuruma husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, nitekim tecavüz davaları kural olarak hak sahibi tarafından tecavüz edene karşı açılmadığını, somut olayda TÜRKPATENT sadece tescil kurumu niteliğine haiz olup ... sayılı “...” markası ile ilgili gerekli incelemeleri SMK hükümlerine göre yaptıktan sonra sicile tescil ettiğini, bu nedenle de bir kamu kurumu olan TÜRKPATENT”e karşı tecavüz davaların husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davanın TÜRKPATENT yönünden husumetten reddi gerektiğini talep ettiği görülmüştür.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle.
Dava ve davadaki talepler bakımından zamanaşımı ve hakdüşürücü süre itirazının bulunduğunu, davanın bu sebeple reddine karar verilmesini, müvekkile ait marka otelcilik alanında faaliyet gösteren bir işletmede kullanıldığını, ... ili .. ilçesinde otel ismi olarak kullanıldığını, müvekkilin markası "..." olup logosunun ekte sunulduğunu, davacı taraf haksız ve mesnetsiz iddia ve beyanlar ile huzurdaki davayı açtığını, müvekkilin hiçbir zaman davacının tescilli markasını kullanmadığını, davacının markası ile müvekkilin markası hiçbir şekilde birbirine benzemediğini, iltibas yaratma ihtimalinin mümkün olmadığını,
davacının gerçeğe aykırı ve mahkemeyi yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu, iddialarını ispat edemediğini, davacının markası ile müvekkil şirketin başvuruya konu markasının görselleri incelendiğinde, görsel olarak aralarında en ufak bir benzeşme olmadığını, davacı markasını "..." şeklinde tescil edildiğini, müvekkilin markasının farklı şekillerde yazılmış grafik tasarımının öne çıktığı bir "..." yazısı iken, davacının markasının düz harflerle yazılmış yazı stili, rengi ve logosu tamamen farklı bir marka olduğunu,
müvekkilin markası incelendiğinde görsel olarak birbirlerine hiçbir şekilde benzemeyen yoğunlukla şekil ve tasarımdan ibaret olan iki farklı ögenin birbirlerine karıştırılabileceği iddiasının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, markalar arasında hiçbir benzerlik olmadığını, davacı adına tescilli marka, yazıldığı gibi, "..." olarak telafuz edilirken, müvekkilin başvurusuna konu marka ile "..." markasının telaffuzu tamamen farklı olduğunu, müvekkilin markasının sarı renkle oluşturduğu logo ön plana çıkarken davacı adına tescilli markanın farklılık içerdiğini,
her iki şekle yanyana bakıldığında ve telaffuz edildiğinde en ufak bir benzerlik olmadığını, iltibasa sebebiyet verme ihtimalinin olamayacağını, her iki markanın sadece logoları dahi tek başına markaların birbiri ile iltibas yaratmayacağını, ortalama tüketicilerin markalarda ilk anda dikkatini çeken marka başlangıçları, her iki markada da farklı yapıya sahip olduğunu, Yargıtay 11. HD ... E. ...
K. sayılı 25/02/2020 tarihli kararında vurgulandığı gibi, markaların kelime kelime değil bütünsel olarak incelenmesinin esas olduğunu, markaları oluşturan harf ve kelimelerden bir kısmının kesilip alınarak değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını, markaların içindeki benzerliği iddia edilen kelimelerin “ayırt edici vasıf”larının olup olmadığı da değerlendirilmesi gerektiğini, bu konuda Yargıtayın görüşü, ayırt edicilikte tüketiciyi en çok etkileyen kısmın markaya konu ibarenin başlangıç kısmı olduğunu,bBu hususun Yargıtay 11. HD ...
E. ...
K. sayılı 03/04/2019 tarihli kararında ele alındığını, davacı tarafın TPE'den aldığı marka ile, " ..." kelimesi üzerinde tümüyle bir hak sahibi olduğu zannıyla hareket ettiğini, kendi markası ile uzaktan yakında ilgisi dahi olmadığını, davacı tarafın TPE nezdinde kabul edilmiş bir markanın sahib olmadığını, "..." kelimesinin sahibi olmadığını, TPE nezdinde tescil edilmiş "..." "..." "..." "..." ve benzeri markaların olduğunu, değerlendirilmesi gereken husus davacının markası ile müvekkilin markasının iltibasa sebep olup olmayacağını, müvekkilin markasının "..." şeklinde olduğunu,
"..." kelimesi genel olarak otel ve benzeri konaklama işletmelerinde kullanılan ibare olduğunu, davacı şirketin "..." markası taşımacılık alanında kullanıldığı "..." kelimesinden tam olarak anlaşıldığını, ayrıca her iki marka da farklı alanlarda hizmet vermesinden dolayı iptaline gerek olmadığını, müvekkilin itiraza konu markasının dosyada mevcut olduğunu, markaların logolarını ve yazım tarzlarını incelemesini, biz, sadece bu inceleme ile dahi huzurdaki davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, logoda yazı tipi, punto (yazı boyutu) ve renk benzerliğinin olmadığını,
bu durumun tüketicilerin gözlerinde bıraktıkları tesirler bakımından tamamen ayırt edici nitelikte olduğunu, markalar için logo ve ambalajlama gibi görsel unsurlar "ticari takdim şekli" olduğunu, Yargıtay'a göre gerek şekil ve gerekse bir bütün halinde görsel açıdan kıyaslandığında kendine özgü bir ticari takdim şekli ile özgün logo ile oluşturulmuş olması iltibas olmadığının en büyük göstergelerinden biri olduğunu, müvekkil şirketin davacının mal ve hizmet sınıfına giren kısımlarda haksız kullanım da yapmadığını,
dava dilekçesinde tabela broşür kartvizit gibi ürünlerde tüketicilerin yanılmasına yol açacağı ve alt firma algısı yaratabilecek bir husus söz konusu olmadığını, bu iddianın tamamen mesnetsiz olduğunu, bu iki markanın karıştırılabilme ihtimali de söz konusu olmadığını, dava dilekçesinin gerçeğe aykırı, yanlış ve yanıltıcı ifadeler ile doldurulduğunu, davacı vekili, marka ihlalinin yasal dayanağından çok işin hikaye kısmı ile ilgilenmiş müvekkili ve marka kullanım hakkına sahip ... hakkında duyuma dayalı karalamalarda bulunduğunu,
davacının da beyan ettiği gibi taraflar arasında mevcut husumet nedeniyle işbu marka ihlalinin önlenmesi davası bir sebep olup amaçları müvekkili zor durumda bıraktığını, bu nedenle davasının yasalara, TPE yönetmeliklerine dayandıramayan davacı müvekkil ve dava dışı kişiler hakkında iftiralarda bulunduğunu, bu bağlamda müvekkil üzerinde psikolojik baskı yaratmaya çalıştığını, bu gerçeğe aykırı iddiaların davanın aydınlatılması hususunda hiçbir katkısı olmadığı tartışma konusu olmadığını, davacı davayı açmakta kötü niyetli olduğunu dava dilekçesi ile gösterdiğini , markalar arasında iltibas yaratacak herhangi bir benzerlik bulunmadığını,
tescil edilen markalar sadece kelime öbeği olarak değil bütün olarak incelenmesini , her iki marka logoları birbirinden farklı olduğunu, kötü niyetli davacının taleplerinin tümünün reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ettiği görülmüştür.
KANAAT VE GEREKÇE
Davalı vekilinin sunduğu 16/12/2024 havale tarihli dilekçe ile davacı tarafça şartsız olarak feragat edilmesi halinde yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin sunduğu 20/12/2024 havale tarihli dilekçe ile açmış oldukları davadan feragat ettiklerinin bildirildiği, davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu, dilekçede yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin bulunmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
HMK.nun 307 ve devamı maddelerinde davadan feragat ve şekli açıkça belirtilmiştir. HMK 307. maddesi düzenlemesine göre feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.
Feragat beyanı dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır, hüküm ifade etmesi için karşı tarafın veya mahkemenin muvafakatine bağlı değildir (HMK 309. madde). Feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir (HMK 310. Madde).
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilince sunulan 20/12/2024 havale tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiklerinin beyan edildiği, vekaletname incelendiğinde davacı vekilinin feragat yetkisinin bulunduğunun görüldüğü anlaşılmakla, bu nedenle davanın feragat nedeniyle REDDİNE karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KATİP ... · ¸e-imzalıdır HAKİM ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/94, K. 2024/251, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama