KÜNYE
T.C. İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2025
- Esas no
- 2025/59 Esas
- Karar no
- 2025/108
- Dava
- Marka (Manevi Tazminat İstemli
- Dava tarihi
- 15/04/2025
Karar Metni
1.208 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Manevi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle.
Davalı tarafından yapılan, davacının marka hakkına yönelik tecavüzün tespiti, ref’i ve devam edenler yönünden men’ine, Davalıdan ele geçirilen ürünlerin masrafı davalıdan karşılanarak imhasına, Tecavüz sebebiyle oluşan maddi zararlara ilişkin dava açma hakkımız saklı kalmak kaydıyla, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı aleyhine verilen kararın masrafı davalıdan karşılanarak bir tirajı yüksek gazetede ilanına, İşbu dosyanın eki niteliğindeki ...
2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... D. İş dosyası ve ... 34. İcra Müdürlüğünün ...Esas dosyası kapsamında yapılan, yediemin masrafları da dahil olmak üzere tüm giderler ve işbu davada oluşacak yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 16.05.2025 tarihli sulh dilekçesinde özetle ; mahkememizde görülmekte olan davada, davalı ... (... - TC: ...) ile davacı şirket arasında 6100 sayılı HMK’nın 313.
Maddesi kapsamında sulhün sağlandığını, bu sulhe ilişkin olarak davalı ... ile davacı arasında 12.05.2025 tarihli sulh protokolünün imzalandığını, söz konusu protokolün bir örneğinin ekte sunulduğunu, Dava konusu uyuşmazlıkta davalı... ile sulh sağlanmış olduğundan, işbu sulh protokolünün mahkeme içi sulhe dönüştürülmesini, davalı ... yönünden mahkememizce 6100 sayılı HMK’nın 315/1.
Maddesi uyarınca sulh protokolüne göre karar verilmesini, özellikle dava konusu davalıya ait ürünlerin sulh protokolünde belirtilen koşullar doğrultusunda ve tüm masrafları davalıya ait olmak üzere imhasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı 14/05/2025 tarihli sulh dilekçesinde özetle ; mahkememiz nezdinde görülmekte olan davada, davacı ile arasında 6100 sayılı HMK'nın 313. Maddesi kapsamında sulhun sağlandığını, Bu sulhe ilişkin olarak davacı ile arasında 12/05/2025 tarihli sulh protokolünün bir örneğini ekte gönderdiğini, Dava konusu uyuşmazlık yönünden sulhun sağlandığını, iş bu sulh protokolünün mahkeme içi sulhe dönüştürülmesini, mahkememizce 6100 sayılı HMK'nın 315/1 maddesi uyarınca sulh protokolüne göre karar verilmesi, dava konusu ürünlerin sulh protokolünde belirtilen koşullar doğrultusunda imhasına karar verilmesini talep etmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
İş bu dava 6769 sayılı SMK m.29 uyarınca açılmış marka hakkına yönelik tecavüzün tespiti, ref’i ve men’i talepli davadır.
Dosyaya sunulan 12/05/2025 tarihli sulh protokolü uyarınca tarafların dava konusu ile ilgili olarak sulh oldukları anlaşılmıştır.
Sulh sözleşmesi ile taraflar birbirinden karşılıklı olarak ödünlerde (tavizlerde, fedakârlıklarda) bulunarak aralarında mevcut bir hukuki ilişki üzerindeki anlaşmazlığa veya tereddüt (kararsızlık) hâline son veren ve tam iki taraf borç yükleyen bir sözleşmedir (Tandoğan, Haluk; Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, C. 1, İstanbul, 1988, s. 14).
Uygulamada ve teoride kabul edilmekle birlikte 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda yer almayan sulh, ilk defa HMK ile düzenlenmiş ve HMK’nın 313. maddesinde bir kurum olarak yer almıştır. Anılan maddede sulh; “görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşme” olarak tanımlanmıştır (HMK m. 313/1).
Hemen belirtilmelidir ki tarafların aralarındaki uyuşmazlığı anlaşarak gidermesi anlamına gelen sulh sözleşmesinin kurulması için tıpkı diğer sözleşmelerde olduğu gibi karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları, yani icap (öneri) ve kabul bulunmalıdır. Bu icap ve kabul açık olabileceği gibi zımni (örtülü) de olabilir. Bu sözleşme ile taraflar dava konusu uyuşmazlığa bir fedakârlık ve özveri göstererek son verirler. Genellikle, davacı talep sonucunun bir bölümünden feragat ederek ve davalı da davacının talep sonucunun kalan bölümünü kabul etmek suretiyle sulh sözleşmesi hukuken vücut bulur. En önemlisi bunun sonucunda uyuşmazlık ortadan kaldırılmış sayılır. Bu nedenle sadece tarafların üzerinde tasarruf yetkisine sahip oldukları davalar bakımından söz konusu olur.
Sulh yapılması kural olarak şekle tabi değildir. Ancak HMK’nın 154/3-ç maddesinde mahkeme huzurunda yapılan sulhlar için bir geçerlilik şartı öngörülmüştür. Buna göre, taraflar mahkeme huzurunda sulh olmak istediklerini bildirdikleri taktirde, bu sözlü beyanlarının tutanağa geçirilerek sulh olan taraflara okunması ve imzalattırılması gerekmektedir.
Sulhun yazılı olarak yapılması hâlinde ise tarafların bu konudaki beyanlarını içeren dilekçelerinin tutanağa yazılarak eklenmesi gerekir (HMK m. 154/4). Bu hükümden hareketle sulhun tutanağa geçirilmesinin, taraflara okunmasının, onların onayının alınmasının ve (varsa) itirazlarının da tutanağa geçirilmesinin sulhun sonuç doğurabilmesi için zorunlu şartlar olduğu söylenebilir (Kuru, Baki. Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. IV, İstanbul, 2001, s. 3753).
Sulhun şekli konusunda üzerinde durulması gereken bir başka husus da mahkeme dışında yapılmış olan sulh sözleşmesinin mahkeme içi sulhe dönüşebilmesi için mahkemeye verilmesi ve mahkeme tarafından tutanağa geçirilmesi, duruşmada taraflara okunması, okunduğunun da duruşma tutanağına yazılması ve ondan sonra tutanağın taraflarca imzalanması gerekmektedir. Burada sulh sözleşmesinin içeriğinin ayrıca duruşma tutanağına geçirilmesine de gerek yoktur. Çünkü duruşma tutanağına eklenen belgeler de tutanak hükmündedir.
Sulhun etkisi HMK’nın 315. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 313. maddesi; "(1)Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. (2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. (3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. (4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir." Yine 315. Maddesi de; "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir..." düzenlemelerini içermektedir.
6100 sayılı HMK'nın 313/1 maddesine göre; "Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir." Anılan kanun maddesinde, mahkeme içi sulh düzenlenmiş ve sulh, görülmekte olan bir davada tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacı ile mahkeme huzurunda yapmış oldukları sözleşme olarak tanımlanmıştır. Mahkeme dışı sulh ise, borçlar hukukunun konusu olduğundan düzenleme dışı bırakılmıştır. Madde gerekçesinde, taraflardan birinin, mahkeme dışı sulh sözleşmesi yapıldığı ve bu sözleşmeye uygun mahkemece bir karar verilmesi gerektiği yolundaki iddia ve talebinin, diğer tarafın kabulüne bağlı olduğu belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, tarafların dava konusu hususunda sulh oldukları ve sulhe göre karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmakla sulhun tasdikine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸
İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2025/59, K. 2025/108, 20 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama