KÜNYE
T.C. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2022
- Esas no
- 2021/864
- Karar no
- 2022/280
- Dava
- İstirdat
- Dava tarihi
- 29/12/2021
Karar Metni
1.049 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Satış İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına konu borç nedeniyle müvekkili ...''dan tahsil edilen meblağın şimdilik 3.000 Euro'luk kısmının istirdatını, hükmedilecek meblağa müvekkilin karşı tarafa ödeme yaptığı 03/12/2021 tarihinden itibaren Euro cinsinden yasal faiz uygulanmasını, yargılama giderleri ile Avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, icra takibinde ödenen fazla bedelin istirdatı istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 1/1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir.
6102 sayılı TTK''nun 4. maddesinde hangi davaların ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir tarafın ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda davanın ticari dava olup olmadığının tespiti için uyuşmazlığın vasıflandırılması gerekmektedir. Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte ödenen fazla bedelin iadesi istemine ilişkindir. Davacı fazla ödediği bedelin iadesini talep ettiği ... Satış İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında borçlu olarak yer almamaktadır. ... Satış İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında borçlu dava dışı ...'dir.
Bu kişi iş bu dava davalısının davacı olduğu ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas ... karar sayılı tanıma ve tenfiz dosyasında da davalı olarak yer almaktadır. İş bu dava davacısı ... icra dosyası ile aynı şekilde ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ... karar sayılı dosyasında da taraf değildir. Dava dilekçesinde taşınmazın davacıya 2012 yılında satıldığı bildirilerek, icra dosyasından satışı talep edildiği ve davacıdan tahsilat yapıldığı bildirilmiştir.
Yani davacının dava dışı kişinin kredi sözleşmesine kefaleti gibi bir durumda söz konusu değildir. Davacının tanıma ve tenfizine karar verilen alacağın tarafı olmadığı, ipotekli takip kapsamında taşınmazın haricen satımı ile bedelini davalı verdiği ve bu bedelinde fazla tahsil edildiğini bildirerek istirdatını istediği anlaşılmıştır. TTK'nun 4/1. maddesi kapsamında uyuşmazlığın esası dikkate alındığında iş bu istirdat davası mutlak ticari dava niteliğinde değildir.
Nisbi ticari dava yönünden yapılan incelemede ise, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 07/03/2022 havale tarihli yazı cevabı dikkate alındığında davacı gayrimenkul sermeye iradı olup tacir değildir. Yani davacının ticari işletmesi bulunmaktadır. Davacı tarafın tacir olmaması ve bu kapsamda ticari işletmesinin de bulunmaması dikkate alındığında TTK'nun 4/1.
Maddesi uyarınca iş bu davanın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmadığı ve nisbi ticari dava mahiyetinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Mahkememizce belirlenen tüm bu hususlar dikkate alındığında davada genel nitelikteki Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu kanaatine varılmıştır.
HMK'nun 1. Maddesine göre, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca dava şartı olan bu husus, HMK'nun 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. Yargıtay HGK'nun 2013/4-2247 esas 2013/1667 karar sayılı içtihadı ile HMK'nın 30. mddesindeki usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartının tensiben değerlendirilmesi ve usulden red kararı verilmesi mümkün ve gereklidir.
Tüm bu nedenlerle HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c). maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle dava ve karşı davanın ayrı ayrı usulden reddi ile İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.
Katip ... Hakim ...
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/864, K. 2022/280, 11 Nisan 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama