KÜNYE
T.C. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Esas no
- 2024/34 Esas
- Karar no
- 2024/565
- Dava
- İstirdat
- Dava tarihi
- 17/01/2024
Karar Metni
1.773 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... 36. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasının talimatı ile, Suriye uyruklu müvekkilleri ... ile ...'nin ...’da bulunan iş yeri adresine 04.08.2023 tarihinde ... İcra Müdürlüğünün ... Tal.
Sayılı dosyası ile hacze gelindiğini, borçlu ile müvekkilleri arasında herhangi bir ticari ortaklık ilişkisi bulunmamasına rağmen haksız ve hukuka aykırı şekilde haciz işlemi uygulandığını, müvekkillerinin, haciz işleminden çok önce mecuru iş yeri olarak kiraladıklarını ve faaliyete başladıklarını, borçlu ... ile yetkilisi ..., haciz yapılan adreste daha öncesinde faaliyet yürüttüğünü ve adresi terk ettiğini, borçtan ve borçlulardan haberdar olmayan müvekkili ...'in, işyerini 05.07.2023 tarihinde boş olarak mal sahibinden kiraladığını ve vergi açılışını gerçekleştirerek faaliyete başladığını, borçlu ... ile yetkilisi ...'nin,
daha öncesinde işbu adreste faaliyet yürütmüş olması, o adreste sonradan kira sözleşmesi ile faaliyet gösteren kişilere yahut şirketlere haciz işlemi için gidilebileceği anlamına gelmediğini, haciz günü, borçlunun mahalde hazır olmayıp alacaklı vekili tarafından aranmak sureti ile çağrıldığını, gelinen hacizde, mahalde borçlu ... aranmak sureti ile hazır edildiğini fakat alacaklı vekili ile icra memurunun yönlendirmesi ile tutanağa sanki mahalde hazırmış gibi geçirildiğini, müvekkillerinin Suriye uyruklu olmaları nedeni ile yeterli düzeyde Türkçe bilmemeleri ile haczin anlam ve mahiyetini bilemiyor oluşlarından ötürü,
haciz tutanağı hatalı şekilde düzenlendiğini, borçlu ile alacaklı tarafından verilen alacağın temlik edileceği vaatleri ile bu konudaki itiraz sürelerinin kaçırıldığını, tutanaktaki, "borçlu mahalde hazırdır" şeklindeki ibare yanlış yönlendirmeler ile hazırlandığını, borçlunun mahale danışıklı olarak geldiğini ve tutanağı imzaladığını, bunun üzerine alacaklı tarafından İİK 97.maddesi gereği takibin devamına ilişkin karar alınıp tekrar haciz işlemi için gelindiğini, İİK 97.kararından sonra alacaklı tarafından, müvekkillerinin iş yerine muhafaza işlemi için gelindiğini, müvekkillerinin,
haciz ve icra baskısı altında iş yerlerinin tümden kaldırılacağına yönelik tehdit edildiğini, bu aşamada haczin anlam ve mahiyetini idrak etmeye bilgisi ve Türkçesi yetmeyen müvekkillerinin, işlerinin aksamaması adına tamamen haciz ve icra baskısı ve hatalı yönlendirmeler ile borca kefil olduklarını, bir kısım nakit bir kısım senet olmak üzere 218.000,00-TL borcun altına sokulduğunu, yapılan toplam ödemenin 218.000,00TL olup, borçlu olmadıkları bir parayı haksız yere ödemek durumunda kaldıklarını, borcun taahhüdü altına girilen bononun, 25.08.2023 tarihinde imza altına alındığını, alacaklı yanın,
borcu ödedikleri takdirde alacağı müvekkillerine alacağı temlik edeceğini yahut rücu belgesi vereceğine ilişkin taahhütte bulunduğunu, fakat müvekkillerine ne alacak temlik edildiğini ne de rücu belgesi verildiğini, müvekkillerin yabancı uyruklu oluşundan ve tecrübesizliğinden faydalanan alacaklı yanın, haciz baskısı altında müvekkilinden haksız yere alacağını tahsil ederek müvekkillerimizi hile ile yanıltma yolunu seçtiğini, bu danışıklılığın, mahale borçlunun çağrılması ve sanki borçlu mahalde faaliyet gösteriyormuşçasına bir izlenim verilmesi durumunda da görüldüğünü, borçlunun,
her alacaklısına müvekkilinin adresini gösterdiğini ve bu şekilde danışıklı olarak müvekkillerini kendi borcunun külfeti altına soktuğunu belirterek. Müvekkillerin davalı alacaklı ... A.Ş.'ye ... 36. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası bakımından borçlu bulunmadığının tespitine, müvekkilinin borçlu olmadığı halde icra baskısı ile tarafı dahi olmadığı, ... 36. İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosya borcuna karşılık ödemek zorunda kaldığı 218.000,00-TL'nin ödeme gününden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ile istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra dosyasında borçlu sıfatı bulunmayan davacının müvekkiline karşı istirdat davası açmasının husumeten mümkün olmadığından, açılan davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ... 36. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığı halde haciz baskısı sebebiyle ödendiği iddia edilen bedelin istirdadı talebine ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 36. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası, ... İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyası, ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, ... İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyası, İTO kaydı delil olarak değerlendirilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde: "(1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları;
kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır" düzenlemesine yer verilmiştir.
"...Husumet, dava konusu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler, şeklen o davanın tarafları olmakla birlikte mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Aksi halde dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemeyeceğinden dava sıfat yokluğundan reddedilir.
Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir (aktif husumet). Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü olan kişidir (pasif husumet).
Bir subjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu tamamen maddi hukuka göre belirlenir ve nitelik itibariyle husumet, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vâkıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli bir itirazdır.
Ayrıca 6102 sayılı TTK 1481 maddesi uyarınca sigortacının, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı var olması durumunda bu hakkın, tazmin ettiği bedel tutarında sigortacıya ait olacağını düzenlemiştir.
Davacı vekili her ne kadar İlk Derece Mahkemesi kararı sonrasında dosyaya sunmuş olsa da yukarıda da belirtildiği üzere taraf sıfatının davanın her aşamasında ileri sürülmesinin mümkün olduğu nazara alınarak dosyaya sunulan belgede yapılan inceleme sonucunda alıcı ... Ltd. Şirketi ile davacının sigortalısı taşıyıcı ... arasında düzenlenen 08.03.2013 tarihli alıcının zararlarının tazmin edildiğine dair bir ibraname düzenlendiği anlaşılmıştır.
Bu durumda alıcı ...Şirketi tarafından imzalanan ibraname ve dosya içerisindeki diğer belge ve deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak mahkemece davacının aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/06/2021 tarih, ... Esas ... Karar sayılı ilamı)"
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 320. maddesinde: "(1) Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. (2) Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.
Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.
(1) (3) Mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını yukarıdaki fıkrada belirtilen duruşma hariç, iki duruşmada tamamlar. Duruşmalar arasındaki süre bir aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için de duruşma günü belirleyebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir.
(4) Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır" düzenlemesine yer verilmiştir.
Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif taraf sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir.
Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır.
Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet sıfatı yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davalı veya davacı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı veya davacı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir.
Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur.
Yukarıda yer verilen ilkeler ve bilgiler ışığında dava dilekçesi, cevap dilekçesi, dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 36. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası, ... İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyası, ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası,... İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyası, İTO kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacıların somut olayda ... 36. İcra Müdürlüğünün ...
E. sayılı dosya borcuna karşılık ödemek zorunda kaldığı 218.000,00-TL'nin İİK md.72 uyarınca istirdadını talep ettikleri, ... 36. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı takip dosyasında alacaklının dosyamız davacısı ...
A.Ş, borçluların ise ..., ... ve ... ... firması olduğu, davacının icra dosyasında borçlu olmamasına rağmen, işbu dava ile icra dosyasından yapılan işlemlerle tahsil edilen paranın istirdatını talep ettiği, İİK'nın 72. maddesi uyarınca menfi tespit ve istirdat davası ancak dava konusu icra takip dosyasında borçlu sıfatıyla yer alan şahıslar tarafından açılabileceği(İcra takip borçlusu olmayan davalıların takip alacaklısına karşı istirdat davası açması durumunda aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığına dair İstanbul BAM 44. HD...
Esas, ...Karar sayılı ilamı, İstanbul BAM 44. HD ... Esas, ... Karar sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/02/2022 tarih ...Esas, ...Karar sayılı ilamı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16/03/2016 tarih ... Esas, ...
Karar sayılı ilamları) bu bağlamda 6100 sayılı HMK'nın 114.maddesinin (d) bendi gereğince dava şartı niteliğinde olan aktif husumet ehliyetinin işbu dava dosyası açısından sübut bulmadığı kanaatiyle, dava şartı olan aktif husumetin yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gereken hususlardan olduğu da değerlendirilerek davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/34, K. 2024/565, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama