KÜNYE
T.C. İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2025
- Esas no
- 2024/103
- Karar no
- 2025/55
- Dava
- Alacak
- Dava tarihi
- 13/02/2024
Karar Metni
1.273 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
MAHKEMEMİZ DOSYASI İLE BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DOSYASINDA;
DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ:15/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Asıl davada Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili tarafından Mahkemeye sunulan 13.02.2024 harç ikmal tarihli dilekçesinde özetle” Müvekkili şirketten usul ve yasaya aykırı olarak 1.000.00 EUR sözleşme masrafi, 1.450.00 ... tescil masrafı 250.00 EUR yönetim gideri 36.610.33 TL takip masrafları her ne nam altında olursa olsun tahsil etmiş olduğu masraf, gider, komisyon, ücret vb bilcümle kesintilerin fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla ve şimdilik 1.000 TL sinin kesinti tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf davaya cevap dilekçesi vermeyerek 6100 sayılı HMK m.128'e göre dava konusu maddi vakıaları inkâr etmiştir.
Birleşen Davada Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketten 18/11/2015 tarihli sözleşmeye istinaden 51 ay vadeli ticari iş makinası almış ve iş makinası kredisi kullanmış olduğunu, ancak davalı şirketin müvekkilinden kredi kullandırım tarihinde toplam 7.877,05 Euro sigorta ücreti kesintisi yapmış olduğunu, müvekkilinin krediyi kullandıktan 9 ay kadar sonra borcunu ödeyememiş ve almış olduğu iş makinesine davalı şirketin el koymuş olduğunu, öncelikle müvekkilinin kullanmış olduğu krediye istinaden davalı şirket iş makinesi için sigorta yaptığını,
sigorta yapmasının amacının müvekkilinin menfaatinden ziyade kullandırmış olduğu krediyi ve iş makinesini güvence altına almak olduğunu, davalı şirketin öncelikle müvekkilinden sigorta ücreti adı altında 7.877,05 Euro sigorta kesintisi yapmış olduğunu, davalı şirketin sigorta şirketine yapmış olduğu bu kesintiye istinaden poliçeyi ispatla yükümlü olduğunu, davalı bankanın öncelikle müvekkilinden tahsil etmiş olduğu kesintiye ilişkin sigorta şirketine yapmış olduğu ödemeyi ve poliçeyi ispatla yükümlü olduğunu,
ayrıca müvekkilinin kredinin kullanımından 9 ay sonra kredi kullanmış olduğu iş makinesini davalı şirkete teslim etmiş olup davalı şirketin teslim aldığı tarihte sigorta poliçesini iptal ettirerek fazladan krediye ilişkin almış olduğu poliçe prim tutarını iade etmesi gerekirken herhangi bir iade işlemi yapılmamış olduğunu, müvekkilinden haksız alınan sigorta ücretlerinin tespiti ile haksız alınan bu ücretlerin TTK 9 Maddesi gereği müvekkiline iadesini, yukarıda açıklanan nedenlerle;
dosyanın konusunda uzman bir bilirkişi incelemesi ile müvekkilinden haksız alınan kesilen sigorta ücretine ilişkin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000-TL'nin ödeme tarihinden itibaren TTK 9. maddesi gereği avans faizi ile iadesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.
Birleşen Davada Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan derdest alacak davası bulunduğundan usul ekonomisi açısından davaların birleştirilmesi gerektiğini, Mahkememiz tarafından davacı tarafa bir haftalık kesin bir süre verilerek beyanı doğrultusunda açılmış olan davanın belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğunun belirlenmesi gerektiğini, dava miktarı belli olmasına rağmen davanın kısmi olarak açılmış olduğunu, harç tamamlanması gerektiğini, davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı olmadığını, davacı tarafın akdedilen finansal kiralama sözleşmesi gereği sigorta primlerini ödemekle yükümlü olduğunu,
müvekkili şirketin davacıdan alacağının mevcut olduğunu, taraflar arasında imzalanılan sözleşmenin 46. maddesi kapsamında müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtların kesin delil niteliğinde olduğunu, öncelikle aralarında bağlantı bulunan dosyaların HMK 166 gereği ilk açılan dava olan İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/103 Esas sayılı dosyasında birleştirilmesini, açılmış olan davanın türünün belirlenmesi için davacıya süre verilmesini, davacıya eksik harcın tamamlatılması için süre verilmesini, aksi takdirde davanın usulden reddini,
eksik harcın tamamlanması halinde davacının haksız alacak talepli işbu davasının esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Asıl dava yönünden davacı yanın müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı 18/11/2015 tarihli FKS'den kaynaklanan ve sözleşme masrafı, tescil masrafı, yönetim gideri, takip masrafı ve faiz adı altında tahsis edildiği iddia edilen masrafların iadesine istemine ilişkindir.
Birleşen dava yönünden .... ATM'nin ... esas sayılı davası yönünden davacı yanın müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı 18/11/2015 tarihli FKS'den kaynaklanan ve sigorta ücreti adı altında tahsis edildiği iddia edilen masrafların iadesine istemine ilişkindir.
Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, trafik kayıtları, tramer kayıtları, hasar dosyası ve .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası dosya arasına alınmış ve Mahkememizce 08/10/2024 tarihli ara karar ile dosyanın eksiklikler tamamlandığında dosyanın FKS uzmanı bilirkişiye tevdi ile alacak ve tüm dosya kapsamı hakkında rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
03/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusu,davacının haksız olarak masraf ve faiz adı altında ücretler alındığı ücretlerin dava tarihinden itibaren avans faizi İle birlikte tahsiline ilişkin itirazın alacak davası olduğu, Davalının davacıdan masraf ve komisyon alabilmesi için taraflar arasında imzalanan sözleşmede masraf ve komisyon alınacağının kararlaştırılmış olması gerektiği Yargıtay içtihatlarında vurgulanmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi” nin 20.10.2014 tarih ve 2014/8733 E., 2014/16023 K. sayılı ilamında. “Dava, taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmesi uyarınca davalıya kullandırılan kredi nedeniyle alınan hizmetin bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda kredi sözleşmesinin sair kısımları değerlendirilmemiştir.
Mahkemece sözleşme, sözleşme öncesi bilgi formu, banka kayıtlarının tamamı celbedilerek dava konusu ücretin davacı tarafından alınabileceğine ilişkin bir hüküm bulunup bulunmadığı değerlendirilip eğer bu yönde bir hüküm varsa diğer bankaların da benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları gözetilerek davalıdan tahsil edilen tutarın uygun olup olmadığı..” yönünde davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Aşağıda sözleşme koşullarına göre masraf alınacağının yazılı olduğu,sözleşme koşullarına göre davacının davalıyı ibra ettiği dolayısıyla davacının iade talebinin yerinde olmadığı sayın mahkemenizin takdirlerinde mütalaa olunmaktadır.
Sayın mahkemenizce kabul edilmemesi halinde davacı vekilinin dava dilekçesindeki tek taraflı daha önceden hazırlanmış sözleşme beyanı benimsenmesi halinde ise 1.000.00 EUR sözleşme masrafi, 1.450.00 EUR tescil ve 25.00 EUR yönetim gideri iade talebinin yerinde olduğu, 36.610.33 TL lık talebin cari hesaptan kaynaklandığı dikkate alındığında yerinde olmadığı, şimdilik 1.000.00 TL talepte bulunduğu, yine sayın mahkemenizce davacını talebinin kabul edilmemesi halinde dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanabileceği görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; taraflar arasında 456 sözleşme numaralı, 18/11/2015 tarihli finansal kiralama sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede tarafların isim ve imzalarının yer aldığı, sözleşmenin varlığı hususu tarafların kabulünde olduğu, sözleşmenin eki niteliğindeki özel şartlar başlıklı kira bedellerinin hesaplanması başlıklı kısımda davaya konu alacak kalemlerine ilişkin düzenlemelere yer verildiği, bu hususta her iki tarafın kabulünde olduğu,
iş bu dava konusu alacak kalemleri hususunda tarafların ibralaştığı, tacir olan davacı yanın yapılan iş ve işlemler nedeniyle gerek sözleşme akdedilen gerekse ödemeler aşamasında ibralaşma yapılmak suretiyle anlaştığı bu aşamada iade talepleri hususunun hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu anlaşılmakla asıl ve birleşen dava yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ...
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/103, K. 2025/55, 21 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama