KÜNYE
T.C. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2018
- Esas no
- 2018/1101 Esas
- Karar no
- 2018/1273
- Dava
- Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 02/04/2015
Karar Metni
1.948 kelime·10 dk okuma·3 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Alacak davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
DAVA /
Davacı vekili Mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirketin... abone numarası ile ...A.Ş abonesi olup,...Hotel'deki ticari faaliyetlerine istinaden müvekkili şirketin bahse konu taşınmazının otel ve lojman bölümlerinden, 2011/2012/2013/2014 yıllarının tüm aylarında davalı elektrik dağıtım firması tarafından tahakkuk ettirilen elektrik faturaları ile toplam 1.177.659,93-TL kayıp kaçak bedeli tahsil edildiğini,
bu nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili şirketin elektrik faturalarına kayıp kaçak bedeli olarak yansıtılarak tahsil edilen 1.177.659,93-TL nin ve TRT Payı adı altında bu bedelin %2 si üzerinden tahsil edilen 23.553,20-TL nin yani toplamda 1.201.213,13-TL nin her bir fatura dönemi için ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte müvekkil şirkete iadesi ve bunda böyle hiçbir suretle kayıp kaçak bedeli tahsil edilmemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA /
Davalı vekili Mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Türkiye Elektrik Piyasasının belirli kurallar çerçevesinde işlediği ve bu ilgili mevzuat çerçevesinde de bazı Devlet Kurumlarına piyasa yönetimi konusunda yetkilendirme yapıldığının herkes tarafından malum olduğunu, söz konusu kurumun yetki ve görevlerinin 4628 sayılı kanun ile düzenlendiğini, davanın esasa ilişkin itirazları doğrultusunda reddine, öncelikle görev, husumet, zamanaşımı, belirsiz alacak davası itirazları yönünden reddine, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE /
Dava, elektrik abonelerinden tahsil edilen kayıp-kaçak bedelinin istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkememizce 13/07/2016 tarih... esas-karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda davanın reddine ilişkin kurulan hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtaya gönderilmiş, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 11/09/2018 gün ve... Esas, 2018/8331 Karar sayılı bozma ilamı ile; (...Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 tarih ve ... Esas 2014/679 K. Sayılı kararı ve Dairemiz kararları ile Anayasanın Vergi ödevi Başlıklı 73. maddesindeki “...
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır..." şeklindeki düzenlemeye göre; kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının EPDK Kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığı, bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin EPDK'na sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı,
bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödendiğinin bilinmesininde şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğu, EPDK kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınmasının hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir.
Ne var ki, 17.06.2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Kanunu'nun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun Kanundaki yetkileri genişletilerek, yukarıda sözü edilen bedel maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir.
Yine, 6719 sayılı kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen;
Geçici madde 19; "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmünü,
Geçici madde 20; "Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır." hükmünü içermektedir.
Görüldüğü üzere, 6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17. maddesinde yapılan değişiklikler ile dava konusu uyuşmazlığın da özünü oluşturan bedel konusunda, davanın açıldığı tarihteki içtihat durumundan farklı ve yeni bir düzenleme getirilmiş; hem de, geçici 20. maddeyle, anılan düzenleme devam etmekte olan davalarda da uygulanacak şekilde geçmişe yürütülmüştür. Esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir.
Bu aşamada, davanın konusuz kalması hakkında genel açıklama yapılmasında yarar görülmüştür.
İlke olarak her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre hükme bağlanır (28.11.1956 tarih ve 15/15 sayılı İ.B.K). Ne var ki, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir nedenle dava konusunun ortadan kalkması halinde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır.
Dava konusu hakkın davacıya ödenmesi, verilmesi ya da müdahalenin kaldırılması, davacı ve davalı sıfatının birleşmesi, yeni çıkan bir kanun yada Anayasa Mahkemesi kararı ile ya da kişiye sıkı sıkıya bağlı ve mirasçılara geçmeyen bir hakka ilişkin davalarda taraflardan birinin ölümü gibi nedenlerle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir. Bu durumda, mahkemenin, bir tespit hükmü niteliğinde olmak üzere esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmesi gerekmektedir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık değerlendirildiğinde; yargılama sırasında yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliklerinin, dava konusu hakkın özünü ortadan kaldırdığı açıktır. Diğer bir anlatımla, geçmişe etkili yeni yasa nedeniyle dava konusuz kalmıştır.
Bu noktada, mahkemece; HMK'nun 331/1. maddesi uyarınca, konusuz kalan dava hakkında yargılamaya devam edilerek, dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğu tesbit edilmeli ve o tarafın yargılama giderlerine (bu bağlamda vekalet ücretine de) mahkum edilmesi gerekir.
Eldeki davada; davacı, davanın açıldığı andaki mevzuat ve içtihat durumuna göre dava açmakta haklıdır. Eş söyleyişle, davaya konu bedeli tahsil eden davalı, davanın açılmasına sebebiyet vermiştir.
Hal böyle olunca; mahkemece, yargılama sırasında yürürlüğe giren yasa değişiklikleri nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin ve bu giderlere dahil olan maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Başkan Üye Üye Katip
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/1101, K. 2018/1273, 27 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama