KÜNYE
T.C. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2025
- Esas no
- 2021/668
- Karar no
- 2025/772
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 17/10/2021
Karar Metni
4.215 kelime·21 dk okuma·3 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
DAVA /
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalı tarafından davacı müvekkili aleyhine "... 31. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas" sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattığını, yapılan takip açıkça usule aykırı olduğu gibi davalı tarafından başlatılan söz konusu icra takibine konu alacağın hukuki dayanağı olmadığını, davacı müvekkilinin böyle bir borcu olmadığını, mezkur icra takibine konu kambiyo senedi incelendiğinde;
lehtarının "...", keşidecisinin "...", meblağının 360.000,00 TL, keşide tarihinin 20/04/2017, vade tarihinin 15/06/2017 olduğu görülmekte olduğunu, takip konusu çek taraflar arasında imzalanan ekte sunulu "Hisse Devir Sözleşme Protokolü" nün 4. maddesi gereğince müvekkili tarafından davalı/alacaklıya teminat senedi olarak verildiğini, müvekkilinin mezkur sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirmesine ve davalı/alacaklıya herhangi bir borcu bulunmamasına rağmen teminat senedi iade edilmediğini ve müvekkili ... hakkında ...
31 İcra Müdürlüğü ...
E. sayılı dosya marifetiyle alacaklı/davalı tarafından kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığını, icra takibine dayanak bono incelendiğinde; söz konusu 360.000 TL bedelli bononun müvekkili tarafından alacaklı/davalı ...’ye teminat olarak verildiği ancak icra takibinde bu hususun gizlenerek kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı anlaşıldığını, Mahkeme tarafından da takdir edileceği üzere müvekkili tarafından alacaklı/davalıya verilen bononun teminat senedi davacı müvekkilinin davalıya bir borcu bulunmamasına rağmen teminat senedi iade edilmediğini ve müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığını,
davalının sadece şirket hissesinden kaynaklanan ve halen müvekkiline ödenmediği borç, müvekkili ile davalı arasında kararlaştırılan 360.000,00 TL nin çok üzerinde olduğunu, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğu yargılama sonunda ortaya çıkacağını, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile açılan takibin tedbiren durdurulması akabinde iptaline, ...31. İcra Müdürlüğü ...
E. Sayılı İcra Dosyasına Konu 20/04/2017 keşide tarihli, 15/06/2017 vade tarihli, 360.000,00 TL bedelli senedin teminat senedi olduğunun tespitine ve teminat senedi ile Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamayacağından takibin iptaline, ... 31. İcra Müdürlüğü ...
E. sayılı dosyasına dayanak teşkil eden senetten dolayı (teminat senedi olması) ve müvekkilinin "Hisse Devir Sözleşme Protokolü" gereğince takip tarihi itibarı ile muaccel bir borcunun da bulunmaması dikkate alınarak müvekkillinin borçlu olmadığının tespitine, Kötüniyetle hareket ederek müvekkillerinin ticari hayatlarına onarılmaz zararlar veren bankanın %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA /
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Teminat Senedi olarak verildiğini, iddiasının hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, davacı taraf, davaya konu senedi kayıtsız şartsız bir borcu bulunduğundan düzenleyip verdiğini, davacı taraf, senet metnine herhangi bir şekilde teminat olduğunu yazmadığını, borcu doğuran "şirketin hisse devri işlemi" eksiksiz olarak yapıldığını, davacı taraf halihazırda şirketin ortağı ve işletmecisi olarak faaliyetlerine devam etmekte olduğunu, hal böyleyken senedin teminat senedi olduğunu iddia etmek gerçeklerle bağdaşmayacağını, yine, davacı taraf işbu senede istinaden müvekkiline kısmi ödeme yaptığını,
bu kısmi ödeme ana paradan düşülerek senet icraya konu edildiğini, davacı tarafın borcunu kısmen de olsa ifa etmiş olması, senedin teminat senedi olmadığını ispat etmekte olduğunu, davacı tarafın kötüniyetli olarak ve hukukçu olması sebebiyle ileride kötüye kullanabileceği bir ibareyi, amacı aşar şekilde ve maddi gerçeklerle hiçbir şekilde bağdaşmayan bir biçimde, kesin borcun doğduğu bir hukuki ilişkide "teminat olmayan bir durum ile ilgili olarak" teminat" ifadesini kullanmış olması,
davacı tarafın icrai işlemi iptal etmesi için gerekçe oluşturamayacağını, kaldı ki, borcun varlığı ve kesin borç oluştuğu sözleşme ile de sabit olduğunu, öncelikle ihtiyati tedbir talebinin reddine, açılan davanın reddine, kötüniyetle hareket ederek müvekkilinin ticari hayatlarına onarılmaz zararlar veren davacının %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE /
Dava; ... 31. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı takip dosyasına konu kambiyo senedi nedeniyle menfi tespit ve takibin iptali istemlerine ilişkindir.
Taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmış, ... 15. İCHM'nin ...Esas, ... 16. İCHM'nin ... Esas, ... 35. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasının uyap kayıtları celp edilmiş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Dava konusu ... 31. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; 20.04.2017 tanzim tarihli, 15.06.2017 vade tarihli 360.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davacı alacaklı tarafından davalı borçluya karşı 310.000,00 TL asıl alacak, 3.442,29 TL faiz, 930,00 TL komisyon olmak üzere 314.372,29 TL asıl ve toplam alacak üzerinden 26/07/2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.
... 15. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas ... karar sayılı dosyasının incelenmesinde; ... 31. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası kapsamında takibe konu edilen bononun teminat mahiyetinde olduğundan bahisle memur muamelesini şikayet yoluna gidildiği, dava sonunda feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
... 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas ...karar sayılı dosyasının incelenmesinde; ... 31. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası kapsamında, dosya kapsamına harici tahsilatların bildirilmemesinden dolayı memur muamelesi şikayet yoluna gidildiği, Mahkemece işbu dosyasının yine mahkemelerinin... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
... 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; ... 31. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası kapsamında, takip konusu alacakların ödenmiş olduğundan bahisle takibin iptali istemine ilişkin olduğu, bu dosya ile birleştirilen 2022/1235 esas sayılı dosya ile birlikte dava sonunda karar verildiği, sunulan belgelerin takibe konu borca ilişkin olduğu kabul edilmediğinden bahisle asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
... 35. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Alacaklının ... olduğu, borçlular arasında dosyamız davalısı ...ile dava dışı ... Şti. dahil 7 borçlunun bulunduğu, bu dosya kapsamına alacaklı vekili tarafından 04/03/2025 tarihinde haricen tahsil edilen alacaklara ilişkin bildirimde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce SMMM bilirkişi ...ve Borçlar Hukuku alanında uzman bilirkişi ...'ten alınan 17/03/2023 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle.
Hisse devir sözleşmesine konu olan ...Şirketi’nin ortakların ait takyidat bulunduğunu, davacının 18.04.2023 tarihine kadar müferiden müdür ve %100 oranında şirketin sahibi olduğunu, şirketin sermayesinin 1.000.000,00 TL olduğunu, eski ortaklardan olan ve eldeki dosyada davalı olan ...’nin hisse devrinden önce şirketteki payının 90.000,00 TL’ye ve %9 oranına isabet ettiği, şirketin sicil numarasının ...Mernis numarasının ise ...olduğunu, davalının 18.04.2017 tarihinde hisselerini kayıtlı değeri olan 90.000,00 TL üzerinden devrettiği ...
Ticaret Odası kayıtlarından anlaşıldığını, bahsi geçen iki sözleşmeden hangisinin muteber kabul edileceğini, birbirinin tamamlayıcısı ya da ayrık olup olmadıkları mali bilirkişinin yorum yapabileceği bir husus olmadığını, hisselerin 360.000,00 TL karşılığında devredildiği yazılan sözleşmeye göre devir bedeli 360.000,00 TL olduğunu, Noter marifeti ile yapılan sözleşmeye göre ise devir bedeli 90.000,00 TL olduğunu, davalının cevaplarında sözleşmelerden ziyade senet üzerinden itirazlar yapıldığı görülmekte olduğunu, senet bedeli ile tarafların noter haricinde aralarında yaptığı sözleşme bedelinin aynı olduğu anlaşıldığını,
dolayısı ile davacının davalıya hisse satın alımından doğan 360.000,00 TL borcu bulunduğu
tespit edildiğini, noter harici sözleşmeye göre 360.000,00 TL sadece hisse bedeli değil, şirketin sahip olduğu taşınır-taşınmaz mal varlığını da kapsamakta olduğunu, hatta bu tutar, şirket adına davalı yanca bildirildiği sözleşmeye yazılan ve şirketin üçüncü taraflara olan 1.140.000,00 TL borcu da kapsamakta olduğunu, yani, hisse bedeli, şirketin mal varlığı ve borçları karşılığında toplam 360.000,00 TL bedel belirlendiğini, netice itibari ile 360.000,00 TL tutarındaki senedin şirketin mal varlığı ve borçları karşılığında davacı yanca davalıya verildiği,
senedin temsil ettiği borç ile hisse devir bedelinin aynı borç olduğunu, bu cihetle davacının davalıya hisse devrinden doğan toplam borcunun 360.000,00 TL olduğu anlaşıldığını, eldeki dava dosyasında taraflar arasında başkaca bir ticari ilişki olduğuna dair belge ya da bilgi görülemediğini, borcun tespitinden sonra bu defa davacı yanca herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı tespit edilmeye çalışıldığını, bu maksada hizmet eden bir ödeme dekontu veya tahsil belgesi görülemediğini, ancak,
taraflar arasında noter huzurunda yapılan hisse devir sözleşmesinin aynı zamanda bir ödeme belgesi mahiyetinde olup olmadığı hukuki değerlendirme gerektirmekte olduğunu, mali bilirkişinin görüş beyan edebileceği bir husus olmadığını, mezkûr sözleşmenin ödeme belgesi sayılması halinde ihtiva ettiği 90.000,00 TL’nin toplam borçtan düşülmesi mümkün olacağını, sözleşmede yer alan ve davalı yanca beyan edilen “devir bedelini kendisinden nakden ve tamamen aldım” ifadesini de özellikle dikkate sunmak gerekeceğini, mahsup halinde davacının borcu 270.000,00 TL’ye ineceğini, Takdir Mahkemenin olduğunu, bu durumda;
davalı ya da davacının 80.400,00 TL tutarındaki (üçüncü taraf cirolu) çeklerin ödendiğini ispatı/ikrarı halinde bu tutar toplam borçtan düşüleceğini, ödeme halinde borç 360.000-90.000-80.400 = 189.600,00 TL ’ye ineceğini, bir başka husus ise davacının hisselerini devir aldığı şirketin borcunun -sözleşmede davalı yanca beyan edilen 1.140.000,00 TL’den daha fazla bir tutar olan- 6.000.000,00 TL olduğu yönündeki beyanı olduğunu, her ne kadar davacı bu yönde bir beyanda bulunmuş ise de dosyada bunu ispata yarar bir belge görülmediğini, davanın konusu,
davalı ve davacı yan arasındaki ihtilaf olduğundan ve hisse devrine konu olan şirket dava dışı olduğundan bilirkişinin kendiliğinden şirket kayıtları üzerinde inceleme yapması mümkün olmadığını, dolayısı ile davacının devir tarihi itibari ile şirketin borcunun beyan edilenden daha fazla olduğu yönündeki beyanını devir tarihindeki ticari defterlerle ve/veya devir tarihi itibari ile kamu ya da özel kurumlara olan borç belgeleri ile dosyaya sunmadığı anlaşıldığını, neticeten bu beyanın heyetçe dikkate alınması mümkün olmadığını,
taraflar arasında başkaca bir borç ilişkisi ortaya konulmadığından davalı yan ...tarafından her ne kadar bunun teminat senedi olmadığı iddia edilmiş ise de, takibe konu senedin ilgili sözleşme kapsamında düzenlenen teminat senedi olduğu düşünülmekte olduğunu, Noter huzurunda yapılan sözleşmede davalı yanca “…Devir bedelini kendisinden nakden ve tamamen aldım…” ifadesinde belirtilen 90.000 TL tutarındaki kısmı düşüldüğünde bu senedin 270.000 TL için teminat oluşturmaya devam ettiği düşünülebileceğini, davalının davacıdan 270.000 TL alacaklı olduğu sonucuna varılmakta olduğunu,
Mahkemece sebebin teminat senedi olmadığı kanaatinin benimsenmesi durumunda davacının takip tarihinde takipte talep edilen kadar alacağı bulunduğu sonucuna varılacağını, üzerine davalı vekili ...tarafından dosyaya sunulan beyanda ise davacı yanca icra dosyasına ödeme yapıldığının kabul edildiği ve miktara ilişkin bir itirazı olmadığı görülmekte olduğunu, dolayısıyla 80.4000 TL tutarındaki ödemenin de takibin iptal edilmemesi durumunda dosyadaki tahsilat kapsamında dikkate alınabileceği düşünülmekte olduğunu, Sonuç: Tarafların şahıs olmasından mütevellit ticari defterleri bulunmadığını,
yapılan incelemede dava konusu 15.06.2017 ödeme tarihli olarak, 20.04.2017 tarihinde keşide edilen, davacının “ödeyecek” davalının ise “lehdar” olduğu senedin sözleşmede açıkça hüküm yer alması ve taraflar arasında başkaca bir borç ilişkisi ortaya konulmaması nedeni ile teminat senedi olarak kabul edilebileceğini, bu durumda senedin doğrudan takibe konulamayacağını, takibin iptali gerekeceğini, Mahkemenin aksi görüşte olup senedin teminat senedi olmadığı kanaatini benimsemesi durumunda davalının takipte talep edilen tutarda alacaklı olacağını, davacının borcunun toplam 360.000,00 TL olduğu,
bu tutarın devredilen hisse bedelini, hisseleri devredilen şirketin mal varlığını ve şirketin borçlarını kapsadığını, taraflar arasında dosya kapsamında başka bir ticari ilişki olduğuna dair emare görülemediğini, davacı yanca davalıya doğrudan ödeme yapıldığına dair bir belge (dekont, imzalı tahsilat makbuzu vb.) görülemediğini, Noter huzurunda yapılan sözleşmede yer alan ve davalı yanca beyan edilen “devir bedelini kendisinden nakden ve tamamen aldım” ifadesinin Mahkemece ödeme olarak kabul edilmesi halinde sözleşmeden kaynaklanan davacının borcunun (360.000 – 90.000) 270.000,00 TL olacağı,
takip sonrasında 7 adet çek karşılığı verilen 80.400,00 TL’nin takibe devam edilmesi durumunda dosya tahsilatı olarak görülebileceği, bu durumda davacının borcunun 189.600,00 TL’ye ineceğini, dosyanın heyete tevdi edildiği tarihten sonra davacı yanca UYAP üzerinden Mahkemeye sunulan beyan dilekçesi ekinde yer alan belgeler incelendiğinde, davacı yanca üçüncü taraflara yapılan ödemelere dair evrak bulunduğu,
davacının bu ödemeleri davalı lehine yaptığını iddia ettiğini, öte yandan vergi ve SGK borçlarının devir protokolünde yer alan şirket borçlarından daha fazla olduğu yönünde davacının iddiada bulunduğunu, üçüncü taraflara ödenen tutarların davalı ile yapılan harici anlaşmalar çerçevesinde yapılsa dahi bunun heyetimizce tespit edilemeyeceğini, ödeme alan dava dışı tarafların heyetince davaya dahil edilemeyeceğini, Mahkemenin davacı yanca dosyaya sonradan sunulan evrakı muteber kabul etmesi halinde, tek başına vergi borcu ve SGK prim borcu esas alınsa dahi dava konusu tutar olan 360.000,00 TL’nin fevkalade üzerinde olduğunun görüldüğünü,
mezkûr belgelerin Mahkemece geçerli olarak takdir edilmesi halinde davacının borcundan söz edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce SMMM bilirkişi ...ve Borçlar Hukuku alanında uzman bilirkişi ...'ten alınan 03/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle.
Kök raporda taraflarınca bağlayıcı, kesin bir değerlendirme yapılmadığını, takdirin Mahkemeye bırakıldığını, kök raporda “Dosya kapsamındaki belgeler incelendiğinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4. maddesinde “ Söz konusu 360.000 TL’ye teminat olmak üzere Devir alan ... tarafından devir eden ...’ye 360.000 TL bedelli TEMİNAT SENEDİ verilecektir.” hükmünün yer aldığı görülmekte olduğunu,
taraflar arasında başkaca bir borç ilişkisi ortaya konulmadığından davalı yan ...tarafından her ne kadar bunun teminat senedi olmadığı iddia edilmiş ise de takibe konu senedin ilgili sözleşme kapsamında düzenlenen teminat senedi olduğu düşünülmekte olduğunu, Noter huzurunda yapılan sözleşmede davalı yanca “…Devir bedelini kendisinden nakden ve tamamen aldım…” ifadesinde belirtilen 90.000 TL tutarındaki kısmı düşüldüğünde bu senedin 270.000 TL için teminat oluşturmaya devam ettiği düşünülebileceğini, davacı yanın devredilen şirketin sözleşmede kendisine beyan edilen 1.140.000,00 TL’den daha fazla borcu olduğu iddiası karşısında,
bunun sabit görülmesi durumunda davalının davacıdan herhangi bir alacağı bulunmayacağı sonucuna varılacağını, ancak mali inceleme kısmında belirtildiği üzere bu yöndeki iddiayı destekleyen herhangi bir delile dosyada rastlanılmamış olması dikkate alındığında davalının davacıdan 270.000 TL alacaklı olduğu sonucuna varılmakta olduğunu, Mahkemece sebebin teminat senedi olmadığı kanaatinin benimsenmesi durumunda davacının takip tarihinde takipte talep edilen kadar alacağı bulunduğu sonucuna varılacağını, sonuç olarak;
davalı tarafından verilen senedin teminat senedi olduğu yönünde Mahkemeyi bağlayıcı olmayan görüşümüzün devam ettiğini, davacı tarafından yapılan ödemelere ilişkin olarak da nihai takdirin Mahkeme’ye ait olduğu sonucuna varıldığı hususu bildirilmiştir.
Mahkememizce SMMM bilirkişi ... ve Borçlar Hukuku alanında uzman bilirkişi ...'ten alınan 09/06/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle. İnceleme ve Değerlendirmeler: ... 16. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına ... tarafından sunulan 2 adet dekont görüldüğünü, Ödeyen: ..., Tahsil Eden: ...Tarih: 09.06.2017 Açıklama: Para Yatırma – ATM Kodu ... Tutar: 1.290,00 TL (Dosyaya sunulu 15.06.2017 tarihli Protokolde ... Vekili ..., ...
Şti. ve ... imzası ile tutarın ödendiği yazılı olarak ikrar edilmiştir.) 2-Ödeyen: ..., Tahsil Eden: ... Tarih: 08.06.2017 Açıklama: ... Ödeme Tutar: 140.000,00 TL (Dosyaya sunulu 15.06.2017 tarihli Protokolde ... Vekili ..., ... Ltd. Şti. ve ... imzası ile tutarın ödendiği yazılı olarak ikrar edilmiştir.) dekontlarda davacı ya da davalıya ilişkin bir isim/rumuz/ifade görülmediğini, alıcı ...’in ...
A.Ş.’nin vekili olduğu dosyaya sunulu icra dosyalarının incelenmesinden anlaşıldığını, ödeme yapan ...’nın davacı ya da davalı adına hareket ettiğine dair bir belge görülemediğini, mezkûr şahsın davacı yanca kendi personeli olduğu dosyaya beyan edildiğini, dolayısı ile ödeyen ...’nın davalı ...’nin ...’a olan borcuna karşılık -davacı adına- ödeme yaptığının ispatı davacı yanda olduğunu, takdiri mahkemenin olduğunu, ayrıca, ... 35.İcra Müdürlüğü ...
Esas dosyasına sunulu -04/03/2025 tarihli- beyan yazısında Alacaklı vekili imzası ile “dosyamıza borçlular tarafından tahsil harçları hariç olmak üzere, 29/11/2016 tarihinde 110.00-TL ,04/01/2017 tarihinde 150.000-TL ,13/01/2017 tarihinde 50.000-TL, 02/02/2017 tarihinde 50.000-TL, 02/03/2017 tarihinde 30.000-TL, 08/06/2017 tarihinde 140.000,00 TL haricen tahsilat yapıldığını, borçlular tarafından tarafımıza herhangi bir tahsil harcı ödenmemiştir.” denildiğini, beyanda yer alan 08.06.2017 tarih ve 140.000,00 TL tutarlı tahsilatın yukarıda ikinci sırada bilgileri verilen dekonttaki ödeme olduğu değerlendirildiğini,
ancak dekontlarda neden icra dosyaları ile ilgili kurulmadığı anlaşılamadığını, ayrıca, yapılan ödemelerin “birebir” eldeki davanın konusuna giren bir ödeme olup olmadığı da anlaşılamamakta olduğunu, daha açık bir ifade ile “...” açıklaması ile yapılan bir ödemenin ...’nun ...’ye yaptığı bir ödeme ya da ...’nin ...'ndan aldığı bir ödeme olduğu yönünde kesin bir delil olmadığını, çünkü ödeyen de tahsil eden de dava dışı olduğunu, dolayısı ile burada takdir mahkemenin olduğunu, her ne kadar davalı yanca “...
16. İcra Hukuk Mahkemesi ...
Esas sayılı dosyada dava konusu senedin ödendiğine dair açılan dava mahkemece RED EDİLMİŞTİR” içerikli 12.05.2024 tarihli beyan dosyaya sunulmuş olsa da senedin “teminat” maksatlı olup olmadığı/takibe konu edilip edilemeyeceği mali bilirkişinin yorum yapabileceği bir husus olmadığını, hukuki değerlendirme mahkemenin takdirinde olduğunu, kök ve birinci ek raporda da belirtildiği üzere, taraflar arasında imzalanan sözleşmede yer alan devir bedelini kendisinden nakden ve tamamen aldım…” ifadesinde belirtilen 90.000 TL’nin kesinlik arz edip etmediğini, devir eden yanca paranın tahsil edilmiş sayılması da mahkemenin takdirinde olduğunu,
neticede bir dekont veya ödeme evrakı görülmemiş ama taraflarca imza altına alınmış “..dım” kelimesi ile biten (alacağım, vereceğim, alınacaktır, ödenecektir gibi muallak olmayan) kesin bir cümle sözleşmede yer aldığını, kanaatinin 90.000,00 TL’nin davacı ... tarafından davalı ...’ye ödenmiş sayılması olduğunu, takdir mahkemenin olduğunu, yine kök ve birinci ek raporda belirtildiği üzere, davacının borcunun toplam 360.000,00 TL olduğunu, bu tutarın devredilen hisse bedelini, hisseleri devredilen şirketin mal varlığını ve şirketin borçlarını kapsadığını,
taraflar arasında dosya kapsamında başka bir ticari ilişki olduğuna dair emare görülemediğini bir kez daha vurgulamak istediklerini, diğer bir ifade ile 20.04.2017 tarihli devir sözleşmesinde aktifi ve pasifi ile (kül halinde) devrettim-devraldım ifadeleri yer aldığından, sözleşme tarihindeki borç ve alacakların devir veya borç bedelinden fazla bile olsa en fazla devir veya borç bedeli kadar dikkate alınabileceği sonucuna varıldığını, şöyle ki;
şirketin varlıkları ve borçları “kaç para olursa olsun” 360.000,00 TL’ye anlaşma sağlandığını, o halde şirketin sonradan ortaya çıktığı iddia edilen borçlarının davacı ya da davalı yanca ödendiğine dair heyetimizin bir tespit yapması olası olmadığını, sonradan ortaya çıktığı iddia edilen borç ya da alacakların başka bir davanın konusu olabileceği hususu da bilirkişilerce değerlendirilebilecek bir durum olmadığını, takdir mahkemenin olduğunu, ...
Bankası yazısına bakıldığında ...Şti. tarafından ...’ye 16.06.2017 tarihinde 50.000,00 TL gönderildiği anlaşılmakta olduğunu, yine dosyada sunulu tarihi net okunamayan ... dekontunda ...
Firması tarafından ...’ye 10.000,00 TL gönderildiği görülmekte olduğunu, dosyaya sunulan Vakıfbank yazısına göre aşağıdaki çekler ...’ye ödendiğini, 20.02.2019 vadeli 35.400 TL (otuzbeşbindörtyüzTL) tutarlı ...Tic.A.Ş. çeki (... tarafından çekilmiş olduğunu, ...ciro adresi ile tahsil sırasında ...’ın bankaya beyan ettiği adres aynı olduğunu, ciro eden, diğer ifade ile ödeme yapan taraf ...
Şti. olduğunu, bu ödemenin davacı adına yapılmış sayılması mahkemenin takdirindedir.) 31.05.2019 vadeli 30.000 TL (Otuzbin TL) tutarlı ... çeki (...ve ... cirosu var.
Ödemenin davacı adına yapılmış sayılması mahkemenin takdirindedir) dosyaya sunulan ... yazısına göre aşağıdaki çekler ...’ye ödendiğini, Sonuç: Ödeme Belgeleri üzerinden: Devir sözleşmesinde yer alan “ödedim” şeklindeki kesin ifadeden kaynaklanan 90.000 TL icra dosyasına ödenen 141.290 TL, ...’ye (... ve ... adına) ödenen 60.000 TL, ... aracılığı ile ...’ye ödenen (çekli) 65.400 TL, ... beyanı ile (2.500 TL kısmı ... bankası aracılığı ile) ödendiği anlaşılan (çekli) 10.000 TL, Davalı ...vekili ... tarafından söz konusu çekler hakkında icra müdürlüğüne gönderilen haricen tahsil bildirimine göre ...’ye (...
İnşaat aracılığı ile) 09.11.2018 tarihinde ödenen 5.000 TL olmak üzere, davalı yana toplam 371.690 TL tutarında ödeme yapıldığına ilişkin belgeler görüldüğünü, yukarıdaki tutarları; ödeyenin, tahsil edenin, aracıların, üçüncü tarafların işbu ikinci ek rapor münderacatında anlatılan belgelerdeki isimleri ve imzaları mahkemece;
davacının davalı yana ödeme yaptığını gösterir muteber belgeler olarak takdir edilmesi halinde (kök ve birinci ek raporda izah edilen 36.000,00 TL’den daha fazla ödeme yapıldığı kabul edileceği için) davacının davalıya borcu bulunmadığı sonucuna varılacağını, davacı yanca davalıya doğrudan ödeme yapıldığına dair bir belge (dekont, imzalı tahsilat makbuzu vb.) görülemediğini, ayrıca, davacı yanca üçüncü taraflara yapılan ödemelere dair evrak sunulduğunu, davacının bu ödemeleri davalı lehine yaptığını iddia ettiği,
öte yandan vergi ve SGK borçlarının devir protokolünde yer alan şirket borçlarından daha fazla olduğu yönünde davacının iddiada bulunduğunu, üçüncü taraflara ödenen tutarların davalı ile yapılan harici anlaşmalar çerçevesinde yapılsa dahi bunun heyetimizce tespit edilemeyeceğini, ödeme alan dava dışı tarafların heyetince davaya dahil edilemeyeceğini, Mahkemenin davacı yanca dosyaya sonradan sunulan evrakı muteber kabul etmesi halinde, tek başına vergi borcu ve SGK prim borcu esas alınsa dahi dava konusu tutar olan 360.000,00 TL’nin fevkalade üzerinde olduğunun görüldüğü,
mezkûr belgelerin Mahkemece geçerli olarak takdir edilmesi halinde davacının borcundan söz edilemeyeceği mütalaa olunduğunu, dosyaya sonradan ilave edilen belgeler nedeni ile bir kök rapor iki de ek rapor sunulan dosya bakımından heyetimizin görüşleri sübut bulduğu bildirilmiştir.
İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan deliller, alınan bilirkişi kök ve ek raporlar bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre;
Davacı tarafça, ... 31. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konu, 20.04.2017 tanzim tarihli, 15.06.2017 vade tarihli 360.000,00 TL bedelli bononun taraflar arasındaki Hisse Devir Sözleşmesi'ne binaen teminat amacıyla verildiği, hisse devri kapsamında borçların ödenmesi amacıyla bir kısım çeklerle ödemeler yapıldığı, yine davacının borçlarına karşılık ... 35. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına davacı adına ödemeler yapıldığı, yine davacının eşi ...'ye ödemeler yapıldığı, devre konu şirketin borçlarını devir sözleşmesinde belirtilenden çok fazla olduğunun sonradan anlaşıldığı ileri sürülerek, dava ve takip konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve bu kapsamda takibin iptaline karar verilmesi ve davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir.
Davalı tarafça, dava konusu bononun teminat senedi olduğundan bahisle işbu davanın açıldığı, bu konuya ilişkin davacı tarafça ... 15. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası kapsamında dava açıldığı, davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, bu kapsamda davanın usulden reddinin gerektiği, davacının dava ve takip konusu bononun teminat senedi olduğuna ilişkin iddialarının yerinde olmadığı, borcun varlığını sözleşmeyle sabit olduğu savunularak davanın reddine karar verilmesi, davalı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir.
Öncelikli olarak dava şartları, ilk itirazlar ve süreler yönünden değerlendirme yapılmıştır;
Davalı tarafça, ... 15. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının derdestlik, kesin hüküm oluşturduğundan bahisle, davanın usulden reddi talep edilmiş ise de, icra hukuk mahkemesinde yapılan yargılamanın şekli anlamda yapılan yargılama olduğu, Mahkememizce görülen esas yargılamada bu hususun Mahkememizi bağlamayacağı, eldeki davamıza derdestlik veya kesin hüküm oluşturmayacağı değerlendirilerek bu savunmaya itibar edilmemiştir.
Dava şartlarının tam olduğu, incelenecek başkaca bir ilk itiraz veya süreler yönünden itiraz olmadığından davanın esasına geçilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi raporu ve ek raporlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinde, bu raporların ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu, hukuki değerlendirmeler Mahkememize ait olmak üzere dosya kapsamında karar vermeye uygun olduğu değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesinde;
Taraflar arasında Hisse Devir Sözleşmesi'ne konu olan hisselerin ...Ltd. Şti.'deki davalı ...'nin hisseleri olduğu, ... Ticaret Odası kayıtlarına göre davalı ...'nin hisse devrinden önce bu şirketteki payının 90.000,00 TL'ye ve %9 oranına isabet ettiği, davalının hisselerini kayıtlı değer olan 90.000,00 TL üzerinden davacıya devrettiği anlaşılmıştır. Bu devre ilişkin olarak taraflar arasında ...
16. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı Limited Şirketi Pay Devri Sözleşmesi ile tarihsiz Hisse Devir Sözleşme Protokolü bulunduğu, noterden yapılan sözleşmede 90.000,00 TL devir bedelinin alındığının yazılı olduğu, tarihsiz Hisse Devir Sözleşmesi Protokolünde ise 90.000,00 TL tutarındaki hisselerin 360.000,00 TL karşılığında devredildiğinin ve bu kapsamda teminat olarak 360.000,00 TL bedelli bononun verileceğinin yazılmış olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların bu sözleşmeler kapsamındaki beyan ve iradelerine bakıldığında bu sözleşmelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği ve davalının dava dışı şirketteki dava konusu hisselerinin aktif ve pasiflerle birlikte toplam 360.000,00 TL bedelle devredildiği, dava konusu bononun üzerinde her ne kadar bononun teminat mahiyetinde olduğuna dair bir ibare olmasa da ve kambiyo senetleri her türlü hukuki ilişkiden mücerret de olsa taraflar arasında başkaca herhangi bir hukuki ilişki olmadığından, taraf beyanları da dikkate alındığında dava ve takip konusu bononun işbu hisse devrine ilişkin düzenlenen sözleşmeler kapsamında verildiği değerlendirilmiştir.
Bu kapsamda taraflar arasında hisse devrinin tüm aktif ve pasiflerle birlikte 360.000,00 TL'ye yapıldığı, davacının bu hisse devrinden ve bu kapsamda bu hisse devri nedeniyle verilen dava ve takip konusu 360.000,00 TL bonodan dolayı olan borcunun 360.000,00 TL olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Taraflarca hisse devri kapsamında hak ve borçlar bu sözleşmeler ile kararlaştırıldığından ve bu sözleşmeler kapsamında davacının ödeyeceği tutarın 360.000,00 TL olduğu anlaşıldığından bu bedelin istenebilir olmadığı ya da ödendiği hususlarının davacı tarafça ispatlanması gerekmektedir.
Çeklerle yapıldığı ileri sürülen ödemelerin değerlendirilmesinde; Bu çeklerin davacı tarafça keşideli çekler olmadığı, üçüncü taraflarca keşide edilen çekler olduğu, bu ödemelerin davacı taraf adına davalıya dava konusu Hisse Devir Sözleşmesi ve bu kapsamda verilen bonoya ilişkin olduğu hususunda bir ispat bulunmamaktadır.
Davalının eşine yapıldığı iddia edilen ödemelerin ve davacı taraf adına davalıya dava konusu Hisse Devir Sözleşmesi ve bu kapsamda verilen bonoya ilişkin olduğu hususunda bir ispat bulunmamaktadır.
Yine ... 35. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına dava dışı alacaklı banka vekili tarafından haricen yapıldığı bildirilen ödemelerinde, davacı taraf adına davalıya dava konusu Hisse Devir Sözleşmesi ve bu kapsamda verilen bonoya ilişkin olduğu hususunda bir ispat bulunmamaktadır.
Hisse devrine ilişkin olarak, taraflar arasındaki hak ve borçlar, taraflarca, yukarıda açıklanan sözleşmeler ile açıkça kararlaştırılmış olduğundan, davacı tarafın, hisse devrine konu şirketin borçlarının, devirden sonra daha fazla çıktığı yönündeki iddiası ise bu davanın konusunu oluşturmayacaktır.
Bu nedenler ile; davacı tarafça hisse devri kapsamında borçların ödenmesi amacıyla bir kısım çeklerle ödemeler yapıldığı, yine davacının borçlarına karşılık ... 35. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına davacı adına ödemeler yapıldığı, yine davacının eşi ...'ye ödemeler yapıldığı, devre konu şirketin borçlarını devir sözleşmesinde belirtilenden çok fazla olduğunun sonradan anlaşıldığı ileri sürülmüş ise de;
bu ödemelerin Hisse Devri Sözleşmesi kapsamında ve bu kapsamda verilen bonodan doğan borca karşılık olarak davacı tarafından davalı adına yapıldığı hususunda Mahkememizde bir kanaat oluşmadığından bu bedellerin davacı tarafça ödenmesi gereken 360.000,00 TL bedelden mahsup edilemeyeceği, hisse devrine konu şirketin borçlarının, devirden sonra daha fazla çıktığı yönündeki iddiaların bu davada dinlenmeyeceği değerlendirilmiştir.
Noterden yapılan Hisse Devir Sözleşmesinde, devir bedeli olarak 90.000,00 TL'nin davalı tarafça alınmış olduğu yazılı olduğundan, bu bedelin davacı tarafça davalıya ödenmiş olduğu değerlendirilmiştir.
Tüm bu nedenler ile, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesi kapsamında, davacı tarafından davalıya keşide edilen 360.000,00 TL bedelli bonodan dolayı, davacının davalıya 90.000,00 TL ödeme yaptığı, 90.000,00 TL yönünden menfi tespit isteminde haklı olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılarak, davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulüne, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça, kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de, takibin kötü niyetli olduğuna dair mahkememizde bir kanaat oluşmadığından, davacı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafça, icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de, davacı tarafın kısmen de olsa davasında haklı çıkması nedeniyle, davalı tarafın tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir.
Bu kapsamda aşağıdaki şekilde hüküm kurularak yargılama sonuçlandırılmıştır.
HÜKÜM / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVACI TARAFÇA AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; Dava konusu 20.04.2017 tanzim tarihli, 15.06.2017 vade tarihli 360.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davacının davalıya 90.000,00 TL BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
Fazlaya dair istemin REDDİNE,
2-Davacının tazminat talebinin REDDİNE,
3-Davalının tazminat talebinin REDDİNE,
4-Alınması gereken 6.147,90-TL karar ve ilam harcı peşin ve tamamlama harcı olarak yatırılan 6.147,90-TL'den MAHSUBU ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacı tarafından peşin ve tamamlama yoluyla yatırılan 6.147,90-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı parası, 218,00 TL müzekkere ve davetiye posta masrafı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.777,30 TL yargılama masrafının davanın kabul ret oranı göz önünde bulundurularak hesaplanan 1.444,32-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlasının kendisi üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davalı tarafından masraf yapılmadığından bu hususta hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8-Davalı yan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddolunan dava değeri üzerinden karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
9-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
10-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.02/12/2025
Katip · ¸ Hakim · ¸
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/668, K. 2025/772, 2 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama