KÜNYE
T.C. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi Dava Tarihi05/06/2023
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2023
- Esas no
- 2023/634 Esas
- Karar no
- 2023/1011
- Dava
- Menfi Tespit
Karar Metni
1.228 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin dava dışı ... Şirketi'nin yetkilisi ve ortakları olduğunu, ... firmasının ticari faaliyetlerinde kullanmak üzere Türkiye ... A.Ş. ile 09/07/2012 tarihli Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi ve 09/07/2012 tarihli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi akdettiğini, ticari faaliyetlerde yaşanan aksaklıklar nedeniyle ....
Noterliğinin 24/04/2014 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kredi hesaplarının kat edilip, icra takibine geçildiğini, .... İcra Müdürlüğünün ...Esas, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas, .... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyalarda başlatılan icra takiplerinde taşınmaz ve menkul satışları ile kısmi tahsilatlar yapıldığını, dava dışı ... ile akdedilen temlik sözleşmesi ile sözleşmelerden kaynaklı alacağın davalı ...
Yönetimi A.Ş.'ne devredildiğini, ... ile ... arasında akdedilen sözleşmelere müvekkillerin ortak ve yetkili sıfatı ile müteselsil kefil olduklarını, 09/07/2012 tarihli sözleşme ekinde yer alan 03/08/2012 tarihli kefil beyanı ile 2.000.000-TL olarak belirlenen kefalet limiti 30/10/2012 ve 31/10/2012 tarihli kefil beyanları ile 3.500.000-TL olarak belirlendiğini, kefalet sözleşmesine ilişkin olarak eş rızası olmadığı için ve dolayısıyla kefalet sözleşmesi geçersiz olduğu için müvekkillerin dava konusu sözleşmeler nedeniyle borçlu sıfatı bulunmadığını,
açıklanan nedenlerle müvekkilleri ile ... arasında akdedilen kefalet sözleşmesine ilişkin olarak müvekkillerin eşlerinden rıza beyanı alınmadığı için kefalet sözleşmeleri geçersiz olduğunu, bu nedenle dava konusu sözleşmeler ve icra takibi nedeni ile müvekkillerinin borçlu olmadığını, eş rızası olmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçerli kabul edilse dahi 10 yıllık hak düşürücü süre nedeni ile de kefaletin sona erdiğini, kredi kat ihtarnamelerinin usulsüz olarak tebliğ edildiğini ya da hiç tebliğ edilmediğinden dava konusu icra dosyasındaki faiz hesabının hatalı olduğunu, dava konusu ....
İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında faiz adı altında toplam 1.377.210,73-TL talep edilmiş ve 147.298,52-TL olan ana para tutarına rağmen toplam 1.560.744,05-TL üzerinden takibe geçildiğini, dava konusu icra takibindeki faiz hesabının da hukuka aykırı olarak belirlendiğini, bu yönü ile de müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığını belirterek, .... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında yer alan borç nedeni ile müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Dava, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibi nedeniyle davalı alacaklıya borçlu bulunulmadığının tespiti talebine ilişkin bulunmaktadır.
Yargılamaya öncelikle .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile başlanmış olup, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/10/2023 tarihli, ... karar sayılı sayılı kararıyla dava dosyasının konusu itibariyle İstanbul 6., 7., 8., ve 9. Asliye Ticaret Finans İhtisas Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmiş olup, dosyanın mahkememize tevzi edilmesi neticesinde yargılamaya mahkememizce devam olunmuştur
Mahkememizce .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı 09/07/20102 tarihli, BHS ve GNGKS sözleşmesi dosyamız arasına alınarak hep birlikte incelenmiştir.
.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinden; alacaklı ... tarafından, borçlular ..., ... ve ... İnşaat Tur Teks Gıda San ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine 29/12/2022 tarihinde, Kredi Sözleşmelerinden doğan alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre, alacağı temlik eden Türkiye ... Anonim Şirketi ile dava dışı ... İnşaat Tur Teks Gıda San ve Tic. Ltd.
Şti. arasında 09/07/2012 tarihli genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi imzalandığı, sonrasında 03/08/2012 ve 30/10/2012 tarihlerinde limit artırımı yapıldığı, davacı ...'ın kredi ve limit artırımı sözleşmelerini 03/08/2012, 30/10/2012 ve 31/10/2012 tarihlerinde, davacı ...'ın ise 03/08/2012 tarihinde müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, sözleşmeye istinaden kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine alacağı temlik eden banka tarafından hesabın kat edilerek borçlulara ....
Noterliği'nin 24/04/2014 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin gönderildiği, sonrasında dava dışı banka tarafından alacağın davalı ... Yönetimi Anonim Şirketi'ne temlik edildiği, alacağı temlik alan ... Şirketi tarafından 29/12/2022 tarihinde .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı Davacı taraf, takibin hak düşürücü süre geçtikten sonra başlatıldığını ileri sürmektedir.
Dosya kapsamına alınan takip dayanağı kredi sözleşmelerinin incelenmesinden, ... ... ... Şirketi ile dava dışı ... İnşaat Tur Teks Gıda San ve Tic. Ltd.
Şti. arasında 09/07/2012 tarihli genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi imzalandığı, sonrasında 03/08/2012 ve 30/10/2012 tarihlerinde limit artırımı yapıldığı, davacı ...'ın kredi ve limit artırımı sözleşmelerini 03/08/2012, 30/10/2012 ve 31/10/2012 tarihlerinde, davacı ...'ın ise 03/08/2012 tarihinde müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları anlaşılmaktadır. Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda 581-603 maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Bu sözleşme TBK'nın 581. maddesinde “Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Yani kefalet sözleşmesi, teminat alacaklısına borçlunun malvarlığı yanında teminat verenin kişisel malvarlığına başvurmaya yönelik bir alacak hakkı tanıyan kişisel teminatlardan biridir.
Bu sözleşmede taraflar, asıl borç ilişkisinden doğan borcun alacaklısı ile kefil arasında meydana gelir. Yani asıl borçlu bu sözleşmenin tarafı değildir. 6098 sayılı TBK'nın Kefalet Sözleşmesi ana başlıklı 598. maddesinin 3. fıkrası. "Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar." şeklinde düzenlenmiştir. İlgili hüküm emredici nitelikte bir hükümdür.
Yani kefilin sorumluluk süresi sözleşme ile on yıldan daha fazla olarak belirlenememekle birlikte; böyle bir sözleşme, kesin hükümsüz olmayacaktır. Bu tarz sözleşmelerde sadece on seneyi aşan kısım hükümsüz kalacaktır. Bu hükmün uygulama alanı incelendiğinde, ilgili hüküm; hükmün lafzından da anlaşılacağı üzere, sadece gerçek kişi kefil hakkında uygulama alanı bulacaktır.
Ayrıca belirlenen azami sürenin dolmasıyla birlikte kefilin sorumluluğunun ortadan kalkması, bütün kefalet türleri bakımından söz konusu olur. On yıllık azami geçerlilik süresinin işlemeye başladığı an ise; kefalet sözleşmesinin meydana geldiği andır. Yani sözleşmenin hükümlerini doğurmaya başladığı an bu on yıllık süre de işlemeye başlar.
Bu durum 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Hakkında Kanun’un “hak düşürücü sürenin TBK’da ilk defa öngörülmüş olmasını” düzenleyen maddelerinden hangisinin uygulanacağı sorunsalı açısından önem taşımaktadır. İlgili yürürlük kanunu ise her iki durumda ya doğrudan yürürlük kanunun 5. maddesinin uygulanması yoluyla ya da 6. maddesi gereği kıyasen 5. maddesinin uygulanması yoluyla aynı sonucu işaret etmektedir.
Fakat her halükarda bu süre kanunda düzenlendiği şekliyle on yıllık azami sürenin dolmasıyla birlikte kendiliğinden ortadan kalkacak bir hak olması sebebiyle bir zamanaşımı süresi değildir ve dolayısıyla bu sürenin kesilmesi ya da durması söz konusu olmayacaktır.
Bu hüküm çerçevesinde inceleme yapıldığında, borca dayanak genel kredi sözleşmesinin 09/07/2012 ve 03/08/2012 tarihlerinde yapılmış olması, davacı kefillerin sözleşmeyi 03/08/2012, 30/10/2012 ve 31/10/2012 tarihlerinde imzalamış olmaları, .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takibinin ise 29/12/2022 tarihinde başlatılmış olması dikkate alındığında icra takibinin 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmemiş olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı veya temlik eden taraflarca daha öncesinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılması ve kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla icra takibi başlatılmış olması da söz konusu hak düşürücü süreyi kesen veya ortadan kaldıran bir durum niteliğinde bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacı tarafça açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
14/12/2023 Başkan ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Katip ... · e-imzalıdır
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/634, K. 2023/1011, 14 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama