KÜNYE
T.C. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Mart 2025
- Esas no
- 2024/322
- Karar no
- 2025/203
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 29/05/2024
Karar Metni
1.352 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... teknolojisini ve kripto para ekosistemini yakından takip eden, bu alanlarda yeni iş modelleri üzerinde çalışan bir girişimci olduğunu, keza ... ve ... alanında kendisinin de çeşitli iş modelleri ve projeleri bulunduğunu, davalının ise, ... teknolojisinin ve kripto paraların kullanıldığı “...” ismini kullanan, .../ alan adına sahip websitesi üzerinden tanıtımını yaptığı bir oyunun projesinin CEO'su olduğunu söyleyen bir kişi olduğunu, davalı taraf, kendisine menfaat sağlamak amacıyla ... ve ... alanıyla ilgili kişilere ulaşarak ... isimli oyun projesini pazarlayarak,
... üzerinden ikna ettiği kişilere ilettiği kripto cüzdanına ... göndertmeyi sağladığını, müvekkili ile davalının ... alanında gerçekleştireceği ‘...’ adlı sözde projesi için görüşme gerçekleştirdiğini ve davalı tarafından gerek projenin ...’ı (...) gerekse ...’i (...) gösterilmiş, anlatıldığını ve detaylandırıldığını, davalının uzun uğraşları sonucu müvekkil projeye yatırım yapması için ikna edildiğini, bunun üzerine davalı ile ...
Sözleşmesi adı verilen gelecek token verileceğine dair sözleşme imzalandığını, aralarında yaptıkları yazılı mukaveleye göre, davalı söz konusu projeyi 7 Ekim 2022 tarihine kadar gerçekleştireceğini taahhüt ettiğini, müvekkilinin kendi yükümlülüğü olan 20.000,00 (Yirmi bin Amerikan Doları) USD eşdeğerinde “...” isimli kripto varlık davalı’ya 7 Nisan 2022 tarihinde gönderildiğini, sözleşmenin imzalandığı tarihten (7 Nisan 2022) 6 ay sonrasına (7 Ekim 2022) kadar projenin6+6 gerçekleştirileceği davalı tarafından imzaladığı sözleşme ile taahhüt edildiğini, ancak 7 Ekim 2022 tarihi geçmiş ve projeyle ilgili herhangi bir gelişme olmadığını,
proje ne taahhüt edildiği tarihte de ne sonrasında günümüze kadar gerçekleşmemiş, vaad edilen hiçbir gelir de müvekkiline gönderilmediğini, bu nedenle de müvekkili projeye yatırım olarak gönderdiği bedeli defalarca davalıdan talep etmesine rağmen borcun ödenmemesi sebebiyle, müvekkil tarafından ... 21. İcra Dairesinin ...
Esas numaralı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibe borçlu - davalı tarafından haksız yere itiraz edildiğini belirterek, açıklanan nedenlerle; itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA VE KARŞI TALEPLER
Davalı asil cevap dilekçesinde özetle; usul yönünden mahkememizin görevine ve icra dairesinin yetkisine itirazda bulunmuş, esasa ilişkin olarak da; aralarındaki ticari ilişkiyi kabul ettiğini, sözleşmenin tarafı o dönemde CEO'su olduğu şirket olup, şirket adına imzaladığını, dolaysıyla sözleşmeden kaynaklı her türlü sorumluluğun şirkete ait olduğunu, ayrıca iddia edildiği gibi söz konusu kripto para ödemesinin de şahsi e-cüzdan hesabına değil, şirketin hesabına gönderildiğini, sözleşmeye konu ihtilaflarda uygulanacak hukukun Singapur hukuku olduğunu, bunun yanında bugüne dek talep edilen ...'ın gönderilmemesinin sebeplerinden birincisi,
geliştirme süreçlerinin devam etmesi ve defalarca istenmesine rağmen, ortaklar arasında mutabık kalınan bir e-cüzdan hesabının taraflarına iletilmemesi olduğunu, zira bu tokenlar, fiziki olarak bir posta kutusuna gönderilebilecek maddi varlıklar değil, tamamen sanal ortamda teslim edilebilecek, dijital varlıklar olduğunu, ancak satın alan kişinin böyle bir adres iletimi söz konusu olmamış, dolayısıyla da token teslim edilemediğini, her ne kadar proje artık devam etmese de, tarafıma bir e-cüzdan adresi iletilmesi durumunda, kendisine talep edilen token'ı gönderebileceğini ,
b.u token'ın değer kaybetmiş olması ya da değer kazanmış olması da yapılan yatırımın, tıpkı borsada satın alınan bir kağıt gibi riski de alıcı tarafta olduğunu, zira ...
Sözleşmesi'nde yer an “...” harfi zaten “...” yani gelecekte var olma ihtimali olan anlamını taşıdığını, işin yapısı gereği, bu tokenların değerlenmesi ya da hükmünü yitirmesi son derece olağan ve beklenen bir durum olduğunu, bu belirtilen üzere, borsada oynanan bir hisse senedinin değer kaybetmesinden dolayı ilgili şirketten para istemeye benzediğini, son olarak davacı vekilinin şahsıma yönelik; “...” ve “...” benzeri bir yapıyla başka kişileri de mağdur ettiğime dair haksız iddialarını da kabul etmediğini belirterek; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri ve ekleri, cevap dilekçesi ve ekleri, ... 21. İcra Dairesinin ... Esas numaralı dosyası Uyap mündericatı ve tüm dosya kapsamı bulunmaktadır.
Dava, taraflar arasında imzalanan ...Sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." denilmekle, aynı yasanın 114/1-c maddesinde "Mahkemenin görevli olması" dava şartları arasında sayılmıştır. Davalının gerçek kişi olması, uyuşmazlığın da danışmanlık hizmet sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle yasal düzenlemeler kapsamında öncelikle görev yönüyle inceleme ve değerlendirme yapılması gerekmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmemesine rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olarak düzenlenmiştir.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmakla birlikte Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmayıp TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez.
TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmeyecektir.
Üçüncü grup ticari davalar ise, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Huzurdaki dava özetle; davacının "..." isimli oyun projesine yatırım yapmak amacıyla davalı ile aralarında imzalanan oyun geliştirme ve kullanım haklarına ilişkin sözleşme gereği davalı hesabına gönderilen 20.000USD'nin kripto varlık karşılığı kadar "..."nin, süre sonunda projenin tamamlanmamış ve taahhüt edilen yükümlülüklerin zamanında yerine getirilmemiş olması nedeniyle gönderilen bedelin Türk Lirası üzerinden karşılığına göre başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline ilişkindir.
Davada tarafların tacir sıfatı olmadığı gibi, alacak talebine konu sözleşmenin bilgisayar oyunu üretmek ve buna karşılık gelir elde etmek üzerine kurulu bir eser sözleşmesi olduğu, alacağın cinsinin dayanağının USD karşılığı sanal getiri ürünü olan kripto varlık niteliğinde olmasının tek başına davanın ticaret mahkemelerinin görevine giren davalardan olması sonucunu doğurmayacağı, her ne kadar davacı tarafından davalının, şirket yöneticisi olduğuna ilişkin beyanı ve sözleşmede davalının bu sıfat ile imzası bulunuyor ise de; eldeki davanın şirkete karşı açılmadığı,
alacak talebinin davalının hesabına gönderilen paranın iadesine ilişkin olduğu anlaşılmakla davalının sorumluluğunun incelenmesine ilişkin hususların 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesi uyarınca eldeki dava yönünden aksine bir düzenleme bulunmadığından davanın niteliği gereği genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanına girdiği ve Mahkememizin görevli olmadığı kanaatiyle davanın görev yönünden usulden reddine dosyanın Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/322, K. 2025/203, 24 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama