KÜNYE
T.C. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2025
- Esas no
- 2025/575
- Karar no
- 2025/839
- Dava
- İstirdat
- Dava tarihi
- 08/08/2025
Karar Metni
998 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte istirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin, ...
Şirketi unvanlı bir limited şirketin ortağı olduğunu, söz konusu şirketin ticari banka hesabı ile müvekkiline ait şahsi banka hesabının davalı bankada bulunmakta olduğunu, şirketin davalı banka nezdindeki ticari hesabında yaklaşık 223.775.664,78-TL borç bulunmakta olduğunu, bu borcun tamamen şirketin ticari faaliyetlerinden kaynaklanmakta olduğunu, müvekkilinin şahsi borcu ile hiçbir ilgisinin bulunmamakta olduğunu, ancak davalı bankanın, müvekkiline ait bireysel banka hesabında mevcut olan yaklaşık 55 kg altını,
müvekkilinin hiçbir yazılı veya sözlü rızası bulunmaksızın Türk Lirası'na çevirdiğini ve ardından bu meblağı müvekkilinin ortağı olduğu şirket hesabına aktararak borç kapatma işlemi gerçekleştirdiğini, söz konusu işlemin hem mevzuata, hem mülkiyet hakkına ve hem de bankacılık teamüllerine aykırı olduğunu, davacının, ilgili borcun şahsi borcu olmamasına rağmen, kendi mal varlığından feragat etmek zorunda bırakıldığını, bu hususun usul ve yasaya açıkça aykırılık teşkil etmekte olduğunu, TTK'ya göre limited şirketlerin ayrı birer tüzel kişilik olduğunu ve şirketin borçlarından sadece şirketin sorumlu olduğunu, şirket ortaklarının,
şirket borcuna karşı şahsi mal varlıklarından sorumluluğunun bulunmamakta olduğunu, davalı bankanın, müvekkilinin şahsi hesabındaki altınlara, herhangi bir icra takibi ya da rızaya dayanmadan müdahale ederek bu hakkı açıkça ihlal ettiğini, bankanın, müşteri talimatı olmaksızın kendi başına tasarrufta bulunmasının, bankacılık sözleşmesine aykırı olduğunu ve aynı zamanda haksız fiil niteliğinde olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için borcun müvekkiline ait olduğu düşünülse dahi davalı tarafın, müvekkilinin ortağı olduğu şirkete ait borcu konkordato sürecinde belirlenen usule aykırı olarak mahsup ettiğini, tüm bu nedenlerle,
müvekkiline ait bireysel banka hesabındaki 54.394,30 gr altının, rıza ve yasal dayanak olmaksızın TL'ye çevrilip şirket hesabına aktarılması nedeniyle, öncelikle aynen iadesini; aynen iadesinin mümkün olmaması halinde ise fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, ödeme tarihindeki altın kuru üzerinden hesaplanacak zarar için şimdilik 2.500.000,00-TL'nin ticari avans faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafın eksik harç yatırdığını, davaya davam edilebilmesi için harcın ikmalinin gerekmekte olduğunu, davacının yetkilisi olduğu ...
Şirketine tanımlanan kredi limiti çerçevesinde imzalanan genel kredi sözleşmesine dayanılarak, dava konusu altınlar teminatı karşılığında krediler kullandırıldığını, davacının da söz konusu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine muhataplara hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, cevabi ihtarname ile hesap ekstreleri ile sözleşmelerin gönderilmesinin istenildiğini ve muhatap şirket ile davacının konkordato sürecinde olduğunun bildirildiğini, konkordato davasının ise reddedildiğini ve kararın kesinleşmiş olduğunu, müvekkili bankanın,
davacının talimatı doğrultusunda davacının şahsi hesabındaki 54.394,30 gr altının ilgili kredi borcunun kapatılmasında kullanıldığını, söz konusu işlemin bankacılık mevzuatına, TCMB ve BDDK'nın usul, esas ve talimatlarına ve de davacının açık beyanına uygun olduğunu, davacının müvekkili bankaya karşı asıl borçlu gibi sorumlu olduğunu, genel kredi sözleşmesi uyarınca müvekkili bankanın rehin, takas ve mahsup hakkının bulunmakta olduğunu, müvekkili banka tarafından yapılan mahsup işleminin konkordato sürecinde belirlenen usule herhangi bir aykırılık taşımamakta olduğunu,
ayrıca konkordato mahkemesi tarafından verilen takas ve mahsup yasağının maddi hukuka ilişkin olduğunu, maddi hukuka ilişkin hakların kullanılmasının tedbir kararı ile yasaklanmasının mümkün olmadığını, davacının dilekçesinde bahsi geçen takas ve mahsup yasağı olduğu iddia edilen konkordato kararı ile konkordato mahkemesi tarafından davacının davasının reddine karar verildiğini, davacının ortağı olduğu şirketin kullanmış olduğu kredilerin, davacının davaya konu etmiş olduğu altınlar karşılığı kullandırıldığını, müvekkili bankanın yapmış olduğu mahsup işleminin usul ve yasaya uygun olduğu gibi,
ayrıca davaya konu mahsup işlemini davacının talimatı ile yaptığını, davacının, hem borçlu şirket tek yetkilisi olarak müvekkili bankanın Kağıthane Şubesi'ne e-mail ile göndermiş olduğu ve hem de imzalamış olduğu 26/02/2025 tarihli dilekçesinde, altın hesabında 54.394,30 gr altın bulunduğunu belirterek, yetkilisi olduğu şirket adına çekilen kredi borçlarının bu altın karşılığında kapatılarak rehin, ipotek vs. ilişkin feklerin yapılmasını talep etmiş olduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle 54.394,30 gr altın üzerinden açılmış olan davanın Türk Lirası karşılığı üzerinden harcın tamamlatılmasını;
aksi halde davanın usulden reddini ve yapılacak yargılama sonunda davanın esastan reddini talep etmiştir.
Dava, davacı tarafın davalı banka nezdindeki şahsi hesabındaki altının, davacı tarafın talimatı olmaksızın Türk Lirası'na çevrilerek, davacının ortağı olduğu şirketin yine davalı banka nezdindeki ticari hesabındaki borcun kapatılmasında kullanıldığından bahisle, söz konusu altının aynen iadesi; bunun mümkün olmaması halinde ise ödeme tarihindeki altın kuru üzerinden hesaplanacak zarar için şimdilik 2.500.000,00-TL'nin tahsili istemine ilişkin bulunmaktadır.
Mahkememizce, taraflarca sunulan tüm deliller toplanmış ve hep birlikte incelenmiştir.
Davacı vekili 18/12/2025 havale tarihli dilekçesi ile; mahkememiz dosyasında görmüş oldukları lüzum üzerine davadan feragat ettiklerini, herhangi bir vekalet ücreti taleplerinin de bulunmadığını beyan etmiştir.
Usulüne uygun vekaletname sunan davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde, davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalı vekili 18/12/2025 tarihli dilekçesi ile; davacı tarafın feragatine bir diyeceklerinin bulunmadığını, davalı taraf olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını, bu nedenle feragat nedeniyle davanın reddini talep etmiştir.
Feragat yapıldığı andan itibaren maddi anlamda "kesin hükmün" tüm neticeleri ile doğuran ve davayı esastan sona erdiren bir hukuki işlemdir. Mahkemenin yaptığı ise bu durumun tespitinden ibarettir. Davacının davasından feragat ettiği, davanın kamu düzenine ilişkin bir dava da olmadığı anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 307 ve devamı maddeleri gereğince, davanın feragat nedeni ile reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/575, K. 2025/839, 18 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama