İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/495 K.2024/939

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2020/495Karar2024/939Tarih18 Aralık 2024Okuma14 dk · 2.855 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/495
Karar No
2024/939
Karar tarihi
18 Aralık 2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.855 kelime·14 dk okuma·7 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO

2020/495 Esas

KARAR NO: 2024/939

DAVA

Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 24/12/2013

KARAR TARİHİ: 18/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı şirkette olan alacaklarının tahsili bakımından, davalının -----adına tahakkuk etmiş ve edecek olan alacaklardan --------- aynı noterliğin ------- yevmiye nolu Temliknameleri ile müvekkiline temlik ettiğini, ancak bu temlik bedellerinin, temliknamenin sahte olduğu ileri sürülerek muhattap tarafından ödenmediğini, Davalı şirket ile ---- temliknamelerin sahte olduğu yönünde şikayeti üzerine yine tüm davalılar aleyhine ----- sayılı dosyasıyla birleşen davalar sebebiyle yapılan yargılama sonucu Mahkemenin ----- sahte temlikname tanzim edip, kullandıklarından dolayı cezalandırılmalarına,

diğer davalı ---------- hakkındaki görevi kötüye kullanma davasının zamanaşımı yönünden ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, temliknameye sahte olarak düzenleyip kullanarak birlikte hareket eden davalılar ------ bu temlikname sebebiyle müvekkiline borçlu olduklarını, yine sahte temliknamelerin tasdik edildiği ---- ve temliknamede imzası bulunan çalışanı ------- da Noterlik Kanunu 162. maddesi gereği B.K. 41-60 ve B.K.

50-51 maddeleri uyarınca sorumlu olup bu bedeli ve haksız fiil tarihi olan 05/03/2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ---- vekili cevap dilekçesi ile.

Davacının, daha önce,----- dosyası ile müvekkillerine karşı sebepleri açık bir şekilde gösterilmemiş aynen huzurdaki dava dilekçesi gibi, bir genel alacak davası ikame ettiğini, bu dosyadan verilen delil listesinde sunmuş oldukları bilirkişi raporunun 4. sayfasında ve davacının dilekçelerinde.

Diğer davacılar -----verilmiş muhtelif tarih ve miktarlı temliknameler olduğunu, şimdilik 40.000,00TL alacağın tespitine ve davalılardan tahsili talepli dava açtığını'' davacı ---- huzurdaki davaya konu yaptığı sahte temlikler sebebi ile ---- ile dava açtıklarını, yapılan yargılama sonunda mahkeme tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar verildiğini, davacının itirazı nedeniyle dosyanın halen Yargıtay'da olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın HMK.

114/(ı) bendi uyarınca, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, zamanaşımı yönünden davacının dava dilekçesinde, sadece tarih ve miktarın belirttiği, dava konusu yaptığı temliknamelerin zamanaşımına uğramış olup, huzurdaki davanın zamanaşımı sebebiyle reddini talep ettiklerini, husumet yönünden dava konusu sahte temliknamenin, şirket çalışanı ---- tarafından, hiçbir şekilde yetkisi olmadan, müvekkil şirketlerin sahte kaşesi vurularak,

bizzat----tarafından müvekkilinin imzası taklit etmek suretiyle imzalandığını, Müvekkili ------- gerek şahsi gerek ise şirket temsilcisi olarak dava konusu sahte temliknamelerde imzası bulunmadığından huzurdaki davada müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, sorumlu olacak kişilerin yetkisiz şekilde temliknamelere imza koyan, sahtecilik olaylarını yapan ve organize eden ve eylemlerinden dolayı mahkum olan----------ve davacı da dahil işbirlikçileri olduğunu, davanın öncelikle husumet yönünden reddine karar verilmesini talep ettiğini, esasa yönelik olarak davacının dava dilekçesinde hangi hukuki sebebe dayandığını açıklayamadığını,

dava konusu olayda davalı müvekkilleri için, ne istihdam edenin sorumluluğu ne haksız fiil ne de sözleşmesel bir ilişkinin söz konusu olmadığını, davacı ile müvekkilleri arasında hiçbir ticari ilişki olmadığını, şirketlerinin muhasebe bölümünde çalışan davalı ---- yapmış olduğu sahte belgelerin davalı --- şirketten kaçtıktan sonra ortaya çıktığını, ------ ihtarıyla feshedildiğini, taraflarınca ----şikayette bulunulduğunu, Davalı ----- tarihinde tutuklanarak cezaevine konulduğunu, akabinde davacının da dahil olduğu birçok kişinin sahte çek, sahte bono, sahte temliknamelere ilişkin şirketlerini dolandırmaya çalıştığını,

dava konusu yapılan temliknamelerin de bu belgelerden olup sahte olduğunu, davacının müvekkil şirkete işçi olarak çalışan ve hiçbir şekilde müvekkilinin şirket yönetim kurulu tarafından, temsilci olarak atanmayan ve bu konuda hiçbir yetkisi olmayan Davalı ------- sahte olarak düzenlediği temliknamelerden dolayı, müvekkillerini borçlu göstererek huzurdaki davayı açmasının hakkaniyete, yerleşik uygulamaya, yasalara aykırılık teşkil ettiğini, davacının müvekkillerine hiçbir mal,

hizmet ve para vermediği halde şirketin eski çalışanı diğer davalı ---- ile birlikte hareketle sahte olarak tanzim ettikleri temliknameleri haksız bir şekilde dava konusu yaptıklarını,-----müvekkili ve müvekkil şirketten para koparmak amacı ile,

sahteçilik olaylarına karıştığını, şirketleri dolandırmaya çalıştığını, sabit olan suçu nedeniyle hapis cezasına mahkum edildiğini, kesinleşen --- kararları ile müvekkili ----dahil olduğu ------liderliğindeki çete tarafından para ve mallarının yağma edildiğinin sabit hale geldiğini, şirketin ana sözleşmesindeki hüküm uyarınca temsil ve ilzama müvekkili ---yetkili olduğunu, -------, B.K.'nun 449/1 ve 453/1 maddeleri uyarınca ticari mümessil ve ticari vekil olarak atanmadığını ve hiçbir şekilde kambiyo senedi, temlikname yapmaya yetkili kılınmadığını,

davalının da kendi ifadelerinde hiçbir zaman ---tarafından yetkili temsilci olarak atanmadığı, hiçbir borçlandırıcı işlem yapmaya yetkili olmadığını açıkca ikrar ettiğini, bu durumla ilgili ------kanuna uygun olmayan ticaret ünvanı altında kendi ismini yazmayıp, ayrıca yaptığı işin vekaleten olduğunu belirtmediği, bu nedenle bonoda imzası bulununa kişiye özel olarak kambiyo senedi düzenleme yetkisi verdiğine ilişkin bir belgeye rastlanmadığı,

bu nedenle yetkisiz kişi tarafından imza edilen bononun davacı şirketi bağlamayacağı ve davacı şirketin bu bono kapsamında borcu bulunmadığına" karar verdiğini, temyiz edilmesi üzerine ------ sayılı kararı ile onandığını, davacının delil listesinde bildirilen tüm dava süreçlerini bilmesine rağmen, on yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra açtığı davada, müvekkillerine husumet yöneltilmesinin haksız, mesnetsiz ve dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenle davanın müvekkilleri hakkında reddine karar verilmesini talep ettiğini, davacının delil olarak sunduğu ----- müvekkilleri hakkında davanın reddine karar verildiğini,

davacının tüm bu süreçleri bilmesine rağmen on yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra dava açtığını, müvekkillerine husumet yöneltmesinin haksız, mesnetsiz ve dayanaktan yoksun oldğunu, ----- sayılı dosylası ile diğer temliknameler gibi söz konusu temliknamedeki imzanın da müvekkiline ait olmadığının tespit edildiğini, davacının dava konusu yaptığı temliknamelerin sahte olduğunu bildiğini, davacının dilekçesinde tek bahsettiği dosya olan, ----- sayılı dosyasının temyiz incelemesinde olup, ---- esasa ilişkin bozma talepli tebliğnamesinde, ----dosyasından verilen kararın esasa ilişkin bozulmasının talep edildiğini,

söz konusu davanın temyiz incelemesi için halen--- olduğunu, izah edilen sebepler doğrultusunda dava şartı yokluğundan davanın reddine, diğer usule ilişkin itirazların incelenerek davanın usulden reddine, davanın esasa girilmesi durumunda haksız, mesnetsiz, ispatlanamamış davanın esastan reddine karar verilmesini, masraf ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ----vekili cevap dilekçesi ile; davacının talebinin davalılar ---- alacaklarından 1.410.000,00-TL'sini,----senetlerle kendisine temlik ettiğini, fakat ----- doğan bir alacağının bulunmadığını, temliklerin sahte olduğunu ve BK 41 gereği noterin sorumlu olduğunu ileri sürerek şimdilik 100.000,00-TL zararın tahsilini talep ve dava ettiğini, ancak genel olarak ifadade edildiğinde temlik sözleşmelerinin onaylama şeklindeki noterlik işlemini mesnet gösterilerek iddia edilen zararın doğumuna sebebiyet verdiği gerekçesiyle, husumetin notere ve başkatibine karşı yöneltilmesinin tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu,

davanın haksız fiil hükümleri gereği bir yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğunu, temliklerin 2003-2004 senesinde düzenlendiğini, davanın ise 2013 tarihinde açıldığını, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımına uğrayan tazminat taleplerini kabul etmediklerini, zamanaşımı sebebiyle davanın reddini, mümkün olmaması halinde 6100 sayılı HMK.'nun 109/2 maddesi gereğince alacak belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacağı için kısmi davanın reddini talep ettiklerini, davacının her halükarda iddia ettiği miktarda alacağının varlığını, muteber delillerle ispatlamak zorunda olduğunu,

iddia edilen zararın varlığı ve miktarı ipsap edilememesi halinde başka bir incelemeye gerek kalmaksızın davanın reddine karar verilmesini, temlik sözleşmelerinin onaylama şeklindeki noterlik işlemi ile iddia edilen zarar arasında uygun illiyet bağının doğmadığını, bu bağlamda notere ve başkatibine bir sorumluluk yüklenebilmesi için, davacının iddia ettiği zararın noterlik işleminden kaynaklı olması zorunda olduğunu,

temlik sözleşmesinin hukuki nitelikçe borç doğuran bir sözleşme olmadığını ve temlik sözleşmesinin illi bir işlem olduğun ubu nedenle temel işlemin geçersizliğinin temlik sözleşmesinin de geçersiz kılınacağını,somut olaydaki iddia edilen zarara hiçbir şekilde temlik sözleşmesinin onaylama şeklindeki noterlik işleminin sebebiyet vermeyeceğini, huzurda iddia edilen temel işlemin belirsiz olduğunu, davacının iddia ettiği zararın ne tür bir hukuki ilişkiden kaynaklandığını, zararın varlığı ve miktarının ispatlanamaması halinde,

temel ilişkinin yok hükmünde olacağını ve temel ilişkinin olmaması durumunda buna bağlı yapılan temlik sözleşmesinin de geçersiz olacağını, temlik tarihinde ------- alacağının bulunmaması halinde, temlik geçerli bile olsa davacının bu temlike dayalı olarak bir işlem yapamayacağının aşikar olduğunu, her durumda davacının ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedeniyle, noter işlemi ile zarar arasındaki illiyet bağının kesildiğini, bu hususların yanı sıra her halükarda davacının tazminat miktarına ve temerrüt oluşmadığından faiz başlangıcına ilişkin taleplerinin de kabul edilemeyeceğini,

tüm bu nedenlerle ve resen dikkate alınacak nedenlerle öncelikle zamanaşımına uğrayan tazminat taleplerinin reddini, 6100 sayılı HMK.'nun 109/2 maddesi greeğince alacağın belirlenebilir olması halinde kısmi dava açılamayacağı için davacının taleplerinin reddini, mümkün olmaması halinde, iddia edilen zararın yasal delillerle ispat edilememesi halinde, başka bir incelemeye gerek kalmaksızın yine davanın reddini, her durumda iddia edilen zararın, noterin tasdik işleminden bağımsız olarak doğmuş olması,

yani noterin fiiliyle zarar arasında neden- sonuç ilişkisinin bulunmaması nedeniyle haksız davanın reddini, her halükarda üçüncü kişinin ve aynı zamanda bizzat davacının ağır kusuru nedeniyle uygun illiyet bağının kopmuş olması sebebiyle davanın reddini, yargılama masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE : Dava; sahte temlikname nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkememizden verilen -------sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesi ile kararın kesinleşmesinden sonra delillerin ve zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmesi için ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine..."karar verilerek dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak bu esas üzerinden yargılamaya devam olunmuştur.

Davaya konu ---- tarafından düzenlenen,--- sayılı temliknamenin;---- alacaklarımızı borçlar kanunun --- temlikle ilgili Maddelerine göre gayri kabili rücu olarak, --- iş bu meblağın ahzu kabz yetkisinin lehine temlik yapılan şirkete ait, keza ahzu kabzda gerekli belgelerinde şirket tarafından vazedileceğini, ---- kayıt olup, kayıt tarihleri ve kayıt numaraları yazılı dosyalarla Şirketimize tahakkuk etmiş veya edecek alacaklarımızla şirketimizin ilişiğinin kalmadığını, yukarıdada açıkça ifade ettiğimiz gibi bu alacakların tamamının ---- intikal ettiğini, beyan, kabul ve taahhüt eder,

Temlikname örneğinin ilgili --- tebliğini dileriz.'' şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır.Somut olayda, dava konusu temlik sözleşmelerinde davalı şirkete atfen atılı imzaların o tarihte şirketin yetkilisi olan davalı ---- olmadığı, imzaların davalı şirketin eski çalışanı ---- ait olduğu,

bu davalı hakkında verilen ceza mahkumiyet hükmünün kesinleştiği ihtilafsızdır.Davaya dayanak temliknameler lehdarı davacı ile ve dava ile ilgisi bulunmayan çok sayıda temlikname lehdarları olan çok sayıda sanığın yargılandığı -----şirket çalışanı-----fikir ve eylem birliği içerisinde mali sıkıntı da olan şirketlere finans sağlamak üzere piyasadan kayıt dışı para topladıkları, temliknameleri şirket yetkilisinin bilgisi dahilinde ----- imzaladığı gerekçesiyle suça katıldığı sabit olmayan lehdarların beraatlerine,

şirket temsilcisi ile çalışanın her ikisinin resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri kabul edilerek mahkumiyetlerine karar verildiği, şirket çalışanı ---hakkında verilen mahkumiyet kararı ---- karar sayılı ilamı ile onandığı,

maddi hatanın giderilmesi istemi yine aynı---- Karar sayılı ilamı ile reddedilerek bu davalı hakkındaki mahkumiyet hükmünün kesinleştiği, sanık----hakkında verilen temyiz isteminin reddi ve onama ilamı ise ;------ tarafından yapılan bozma ve süreçten sonra ---- sayılı ilamınının IV numaralı bendinde, “Katılan-sanık------- resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat,... haklarında noter onaylı temliknamelerde sahtecilik suçundan verilen beraat,

birleşen ------dosyasında sanık..hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat ile sanık ----- birleşen ----- dosyasında da ayrıca bir hüküm kurulmasına yer olmadığına dair hükümlere katılan sıfatıyla, birleşen ----- dosyasında katılanlar --- karşı çek ve bonolarda sahtecilik yapmak suretiyle resmi belgede sahtecilik, birleşen-----sayılı dosyasında sahte çek düzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik, birleşen --- dosyasında katılanlar ------ yönelik sahte çek ve bono düzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik,

birleşen -------esas sayılı dosyasında çekte sahte ciro yapmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ile temliknamelerde sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ise sanık sıfatıyla yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;------ yıllarında piyasaya borcunun olup olmadığı,

var ise miktarı ve bunların şirket kayıtlarında yer alıp almadığının,------diğer sanıklar arasında gerçek bir ticari ilişkinin bulunup bulunmadığının, katılan sanık ----- sahibi bulunduğu şirketlere borç para verdiğini iddia eden şahısların mali yönden bu kapasitede borç verme yeterliliğine sahip olup olmadıklarının ve davaya konu çek, bono ve temliknamelerin şirket kayıtlarında yer alıp almadığının belirlenmesi, dava konusu olayla ilgili olduğu iddia edilen ---- dosyalarının incelenmesi,

ayrıca------sayılı dosyaları da dikkate alınarak sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi..” gerekçesiyle eksik inceleme nedeniyle davalı---- hakkındaki mahkumiyet kararının bozulmasına karar verilmiştir.----Mahkemesi, bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonucunda ---- tarihli kararı ile, sanık ---- temliknameler nedeni ile---- bilgisi dahilinde sahte temlikname düzenleme suçundan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanıklar ------ olağan zamanaşımı süresinin karar tarihinde dolmuş olması nedeni ile haklarında açılan kamu davasının dava zamanaşımı nedeniyle düşmesine,

sanık ---- sahte senetler ve çekler vermekten dolayı hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiş, verilen karar ----- ile onanmış, -------itirazının reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasında görülen dava, davalı şirket ve davalılardan ------- yönünden TTK hükümlerine dayalı temsil ilişkisi ve haksız fiil sorumluluğu esaslarına, davalılar ----- yönünden 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162. maddesine dayalı noterin sorumluluğu esaslarına dayalı tazminat davası olup, tazminat hukukunun konusu, zarar verenin, zarar görenin uğramış olduğu zararı gidermektir.Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil nedeniyle sorumlulukta dört unsurun birlikte bulunması zorunlu olup, bu unsurlar hukuka aykırı bir fiilin var olması, fiili işleyenin kusurlu olması,

kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğması, doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında uygun nedensellik bağı bulunmasıdır.

1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 162. maddesinde stajyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterlerin, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumlu oldukları hükme bağlanmış olup, Yargıtay uygulamasında kusursuz sorumluluk olarak nitelendirilen ilke çerçevesinde noterin hukukî sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için noterin veya noter çalışanının bir eyleminin bulunması ve bu eylemden dolayı bir zararın doğması, bu zararla birlikte eylem ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir.

Bu kapsamda olmak üzere alacağın temliki TBK'nın 184.maddesi uyarınca resmi şekle tabi olmayıp, yazılı şekle tabi olduğundan temliknamelerin noter tarafından onaylanması tek başına noterin sorumluluğunu gerektirmez.

Davaya konu temliknameleri imzalayan -----davalı şirketin sigortalı çalışanı olup, şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı halde şirketin temsilcisinin imzası taklit etmek suretiyle şirketin borcu olmadığı halde 3. şahıslar lehine sahte temlikler düzenleyerek şirket yetkilisi gibi imzaladığından sahte temlikname ile davalı şirketin sorumlu olduğu sonucuna da varılamaz.-----Somut olayda noter onaylı olarak tanzim edilen sahte temliknameler nedeniyle davalı şirket ve davalı ------- sorumlu tutulabilmesi için zararın gerçekleştiğinin davacı tarafından kanıtlaması gerekmekte olup,

temlik işleminin geçerli olduğuna duyulan güven nedeniyle zarar oluştuğu iddiası davacının davalı şirketten alacaklı olduğu olgusuna dayandırılmakla birlikte dosya kapsamındaki delillere göre davacının alacağının varlığını ispat edememesi karşısında haksız fiil sorumluluğuna ilişkin zarar unsurunun gerçekleştiği söylenemez.

Bu durumda davalı ------ yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Diğer yandan, 818 sayılı Borçlar Kanunu, 11.01.2011 tarihinde kabul edilen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 647 nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. 6098 sayılı Kanun ise 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası.

“Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder.

Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur” hükmünü haiz olup, buna göre somut olayda 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

Haksız fiilden doğan tazminat davasının tabi olduğu zamanaşımı süreleri ve başlangıçları 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.maddesinde genel zamanaşımı hükümlerinden ayrı olarak düzenlenmiştir. Zamanaşımı sürelerinin ve başlangıçlarının düzenlendiği 818 sayılı Kanun'un 60. maddesinin ilk iki fıkrası.

“Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazam olan tarafın zarara ve failine ıttıla tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz.

Şu kadar ki zarar ve ziyan davası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsi davaya da o müruru zaman tatbik olunur.” şeklinde düzenleme içermektedir.

Görüldüğü üzere, 818 sayılı Borçlar Kanununun 60/2. maddesi gereğince, eylemin aynı zamanda Ceza Kanununda suç sayılması halinde daha uzun ise olayda ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı, dolayısı ile bu durumda Borçlar Kanunundaki daha kısa zamanaşımı sürelerinin uygulanamayacağı hususu açıkça anlaşılmaktadır.

Söz konusu hüküm, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır.

Sonuçta; haksız eylemin suç oluşturması durumunda o suç için öngörülen ceza zamanaşımı süresi hukuk yargılamasında da uygulanacaktır.------kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.--------- yürürlükte olduğu dönemde -------- CMUK'nun 350 ila 358.maddeleri arasında “şahsi dava”, aynı Kanunun 365.maddesinde ise kamu davasına müdahale ve şahsi hak talebinde bulunma düzenlenmiş olup, suçtan zarar gören kişinin, kamu davasına müdahale etmek suretiyle şahsi hak talebinde bulunma imkanına sahip olduğu ancak ceza davasında şahsi hak talebinde bulunma olanağının 01.06.2005 tarihi itibariyle ortadan kaldırıldığı,

5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu'nun Geçici 1.maddesinde "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ceza mahkemelerinde açılmış bulunan davalardaki şahsi hak talepleri, görevsizlik kararı verilmeyerek bu mahkemelerce sonuçlandırılır." biçimindeki düzenleme yapıldığı ------ ceza davasının açılmış olmasının, bu davaya müdahale talebinde bulunulması ve hatta şahsi hak (tazminat talebi) saklı tutulmak suretiyle kamu davasına müdahale talebinin,

haksız fiilden (suçtan) doğan tazminat alacağı için zamanaşımını kesen bir neden olarak kabul edilemeyeceği ---- davacının ceza davasına katılması fakat şahsi hak talebinde bulunmamasının dava zamanaşımı süresini kesmeyeceği --- sayılı kararında belirtilmiştir.Mahkememizce kesinleşmesi beklenen ceza mahkemesi kararında, davalı noter ----ve noter katibi---- hakkında görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin yargılama yapıldığı,

bu suça dair suç tarihinde geçerli olan 765 sayılı TCK'nın 240/1 maddesindeki ceza üst sınırına göre TCK'nın 102/4 maddesi uyarınca ceza zamanaşımı süresi 5 yıl olduğu anlaşılmaktadır.Dava konusu sahte temlikname olayına ilişkin davalı noter ve katibi hakkında diğer mahkemelerde görülen benzer davalara ilişkin ---- sayılı kararında da bu husus vurgulanmış olup,

somut olayda davacı anılan ceza davasına katılsa dahi şahsi hak talebinde bulunmamakla dava zamanaşımı süresini kesilmediği ve dava tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek mahkememizce diğer davalılar -----yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

G.D.

Ayrıntısı gerekçeli kararda yazılacağı üzere;

1-Davalı ------ aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,

2-Davalı ------- aleyhine açılan davanın kanıtlanamadığından REDDİNE,

3-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 24.079,28- TL harçtan mahsubu ile bakiye 23.652,15-TL 'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,

4-Davacı tarafça yapılmış yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına,

5-Davalı ------tarafından sarf olunan 150,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,

6-Davalılar ---- tarafından sarf olunan 60,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak -------- verilmesine,

7-Davalılar ------- lehine AAÜT uyarınca taktir edilen 209.400,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara/ davalı ---- mirasçılarına verilmesine,

8-Gider avansının harcanmayan bölümünün karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair, davacı vekili ile davalı ---- vekilinin mahkeme duruşma salonunda, davalı -------vekilinin e-duruşma yöntemi ile yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/12/2024

İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/495, K. 2024/939, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No
  4. Karar No: 2024/939
  5. Dava
  6. Dava Tarihi: 24/12/2013
  7. Karar Tarihi: 18/12/2024
  8. Gereği Düşünüldü
  9. G.D.
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/495
Karar No
2024/939
Tarih
18 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/496 K.2024/938
  • İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/501 K.2024/994
  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/503 K.2024/953
  • Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/503 K.2024/1293
  • İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/505 K.2024/854
  • İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/512 K.2024/795

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.