KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/658
- Karar No
- 2025/970
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2025
Karar Metni
1.867 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/658 Esas
KARAR NO : 2025/970
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/07/2015
KARAR TARİHİ : 12/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkilleri ile davalı arasında akdedilen 11.06.2010 tarihli Mutabakat Zaptı ve ekleri ile 24.7.2012 tarihli davalı taahhütnamesi uyarınca ---------- her biri 25 katlı 6 blokta yaklaşık 608 daire inşa edilmesine yönelik Gayrimenkul Geliştirme Projesi ile ilgili olarak müvekkillerin yatırımcı olarak bugüne kadar davalının şahsi taahhütnamesinde ifade ve kabul edildiği üzere toplam 16.000.000.-ABD parayı nakden taraflarca mutabık kalınan hesaplara yatırmış ve ödemeleri tamamlamış bulunduğunu,
projenin gerçekleştirilmesi için davalı payına düşen 16.000.000.-USD para taahhütnamede belirlenen hesaba ödenmediği gibi kredi sağlama yükümlülüğü ile aylık raporlama ve benzeri edimlerin yerine getirilmemiş bulunduğunu, müvekkillerine davalı tarafça ödenmesi taahhütname ile garanti altına alınan tutar için -------- İcra Müd.nün --------- sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını , davalı ise 28.3.2014 tarihli itiraz dilekçesi ile icra takibine itiraz ederek takibin durmasına sebep olduğunu, icra takibinin durması üzerine hukuki dayanaktan yoksun itirazların iptalini ve takibin devamına,
davalının kötü niyetli ve haksız itirazından dolayı davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; --------- Projesi Taahhütnamesi başlıklı sözleşmenin hukuki geçerliliği ve bağlayıcılığının bulunmadığını, Davaya dayanak 24.07.2012 tarihli --------- Projesi Taahhütnamesine konu inşaatın, dava dışı ---------Ş. tarafından yapıldığı, müvekkilinin dava dışı şirketin münferiden temsil ve ilzama yetkili kişisi olduğunu, Proje Taahhütnamesinde, 6098 sayılı TBK 128. maddesi muvacehesinde garanti sözleşmesi koşullarının mevcut bulunmadığı;
dava dışı şirketin, Mutabakat Zaptı ile 24.07.2012 tarihli Taahhütnamenin tarafı olmadığını, Davacıların müekkili gibi dava dışı şirketin hissedarı olup, şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduklarını, Dava dışı şirketin, anaokulu, ilkokul ve sağlık ocağı dahil her biri 25 kattan ve 6 bloktan oluşan yaklaşık 608 daireden oluşan inşaat projesini yasal mevzuat, zorunluluk ve gerekliliklerden ötürü --------. kanalıyla yürüttüğünü, Müvekkilinin, dava dışı --------- Firmasını münferiden temsil ve ilzama yetkili kişileri olan davacılar ... ile ----------Ş. 'ye garanti vermesinin hukuken mümkün olmadığını,
Proje Taahhütnamesinin içeriği incelendiğinde, sözleşmenin ifa kabiliyetinin bulunmadığının görüleceği; zira dava dışı şirket tüzel kişiliğinin --------- Şb. üzerinden gerçekleştirilen Proje ile ilgili davacıların ve/veya davalının şahsen tasarruf hakkı ve yetkisinin bulunmadığı; yani hasılat paylaşım hak ve yetkilerinin bulunmadığını, Mutabakat Zaptı ile -------- Proje Taahhütnamesi uyarınca kar payı ve sermaye dağıtımının düzenlenmesinin hukuken mümkün olmadığı;
bu nedenle de sözleşmenin hukuki bir geçerliliğinin bulunmadığını, Taahhütname hükümleri dikkatlice incelendiğinde, tarafların edim ve yükümlülüklerini yerine getirmeleri için kesin bir vade veya tarih belirlenmediğini, müvekkili edim ve yükümlülüklerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmiş olup, inşaatın tamamlanması için hali hazırda da yükümlülüklerini yerine getirmeye devam ettiğini, Proje Taahhütnamesinde kesin bir tarihin, kesin bir vadenin kararlaştırılmamış olması nedeniyle müvekkili yönünden bir temerrüdün söz konusu olmadığı;
---------- Projesinin 3(1) maddesinde anılan 48 saatlik ve/veya 30 günlük sürelerin başlangıç tarihi/süresinin bulunmadığını, belirsiz olduğunu, Davacıların, dava dışı şirketin hissedarı olmaları nedeniyle Proje fınansallarının düzenli bir şekilde kendilerine gönderildiği;
bu raporlamaların içeriği veya herhangi bir eksikliği nedeniyle davacıların bir kez olsun herhangi bir itirazları olmadığı gibi iş bu bilgilendirmeler ile ilgili olarak teşekkür mailleri ile cevap verildiğini, Davacılar tarafından da çok iyi bilindiği üzere Irak'ta yapılan tüm inşaatlarda arsa tapusunun alınmamış olması genel bir durum olup, en büyük problemlerden olduğunu, davacıların bunu bilerek hissedar oldukları ve taahhütnameyi imzaladıklarını, Hissedarlarca alınan müşterek karar gereğince arsa tapusunun alabilmek için -------- -------- isimli bir firma kurulduğunu, tapu işlemlerinin bu firma üzerinden yürütüldüğünü,
müvekkili ve diğer ilgili kişilerin büyük çabası ve çalışmaları neticesinde bütün engellerin aşıldığı ve inşaat arsasının tapusunun alındığını, kaldı ki --------- adına geçici olarak tahsis olunan tapunun, daire satın alan üçüncü kişilere payları oranında tek tek devredilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu, Müvekkilinin 25.09.2013 günü --------- üzerinden --------- ye dönmek üzere yola çıktığını, ---------- çıkışındaki asayiş kontrol noktasında asayiş polisleri tarafından durdurulup rehin tutulduğu,
eve hapsedildiğini, zorla ve zorbalıkla kendisine devir sözleşmesini imzalaması yönünde baskı yapıldığını ve ölümle tehdit edildiğini, Ölüm tehlikesi ile burun buruna gelen müvekkilinin yaşam riski nedeniyle --------- kaleme alınan ve ne olduğunu bilmediği bir takım evrakı imzalamak zorunda kaldığı;
sonrasında -------- sınır dışı edilen müvekkilinin yaşadığı bu olay nedeniyle tüm özel eşyalarını ve şirkete ait tüm kayıt ve evrakı --------- getiremediğini, yaşadığı ölüm riski ve hukuksuzluğu --------- ve ilgili makamlara bildirdiği ve--------- gasp edilen yatırımının kurtarılması için tüm işlemlerin yapılmasını talep ettiğini, Müvekkilinin yaşadığı mücbir sebep niteliğindeki olay ve ölüm tehlikesi ile ----------- yerel ve organize güçler tarafından inşaatın gasp edilmesi hususlarının ---------- iki defa paylaşıldığı;
davacıların bu olumsuzluklardan haberdar olur olmaz, geçmiş olsun dileklerinde bulunacaklarına, ihtarname keşide ettikleri ve Mahkeme huzukunda kötü niyetle dava ikame etme yolunu seçtiklerini beyanla yasal şartları bulunmayan, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, davacıların haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle dava değerinin %40 oranında kötü niyet tazminatının davacılardan alınıp, davalıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Davacılar ve davalı, dava dışı şirketin ortakları olup, dava, davalı hakkında yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.Dosyanın safahatı incelendiğinde.
Mahkememizden verilen 14/02/2018 tarih ve --------- Esas, --------- sayılı kararı --------- sayılı ilamıyla bozulmakla ve karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 12/11/2020 tarih ve --------- Esas, ----------- Karar sayılı ilamıyla reddedilerek mahkememize gönderilmiş, yine mahkememizden verilen 01/12/2021 tarih --------- Esas ve ---------sayılı kararı--------- sayılı ilamıyla bozularak mahkememizin yukarıda yazılı esas numarasına kaydedildiği görülmüştür.
Mahkememizden verilen 01/12/2021 tarih -------- Esas ve ---------- sayılı kararı ile; "...Davanını kabulü ile; davalının--------- İcra Müdürlüğünün --------- Esas sayılı dosyasında takibe itirazının iptali ile takibin 16.000.000,00-USD asıl alacak üzerinden devamına, takipten itibaren asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre faiz yürütülmesine, Alacak likit olmayıp, yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE," şeklinde karar verildiği,--------- sayılı ilamında; "...mahkeme kararında dava ve cevap dilekçeleri ile icra takip dosyasının özetine yer verildiği,
davacı tarafın alacağını 11/06/2010 tarihli mutabakat anlaşması ve 24/07/2012 tarihli taahhütnameye dayandırdığı belirtilerek bu anlaşma ve taahhütnamenin içeriklerinin ve yine davacıların davalıya gönderdiği 23/12/2013 tarihli ihtarname ile davalının davacılara gönderdiği 13/01/2014 tarihli cevabi ihtarname içeriklerinin özetlendiği, alınan bilirkişi raporundaki açıklamalara değinildikten sonra, mahkemenin 14/02/2018 tarih ve -------- Esas, ---------- Karar sayılı bozulan ilk kararında yer verilen gerekçe ve hükmün yazıldığı, karara karşı davalı tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine --------- sayılı bozma ilamının özetlendiği,
bozma ilamı uyarınca yapılan araştırma sonucunda “bu davada iki davacı yönünden teminat alınmasına yer olmadığı kanaatine varıldığının” açıklandığı ve kararın hüküm fıkrasından önceki son paragrafında aynen “Tarafların dilekçe içeriklerine, dava konusuna ve miktarına göre davalı tarafın tanık dinletme talebinin reddine karar verilerek, yukarıda belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur” denilerek davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Görüldüğü üzere, kararda hangi hukuki nitelendirme ile davada sonuca gidildiği belirtilmemiştir. Kararda davacının alacağını 2010 tarihli “mutabakat anlaşması” ve 24/07/2012 tarihli “-------- Projesi Taahhütnamesi”ne dayandırdığı açıklanmışsa da, bu anlaşma ve taahhütname ile taraflar arasında kurulan hukuki ilişkinin niteliğinin ne olduğu açıklanmamıştır. Kararın hangi hukuki sebebe dayandırıldığı, hangi delilin karara dayanak yapıldığı, hangi delilin diğerine neden üstün tutulduğu belli değildir. Gerekçeden amaç hükmün dayanağının ortaya konulmasıdır. Yargılama dosyasının kronolojik olarak sıralanması yasanın aradığı anlamda gerekçe sayılamaz.
Mahkemenin 14/02/2018 tarihli ilk kararı --------- Hukuk Dairesinin 14/02/2020 tarihli ilamı ile bozulmuş olup, bozma ilamında kararın belirtilen nedenlerle “usulden” bozulduğu, bozma sebeplerine göre esasa ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmediği belirtilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen son kararda işin esası ile ilgili davanın kabulü gerekçesi bulunmamaktadır. --------- Hukuk Dairesinin 14/02/2020 tarihli ilamı ile bozulan ilk mahkeme kararında yer alan gerekçe ile davanın kabulüne karar verildiği şeklinde bir açıklama da yapılmamıştır.
Kaldı ki, bozulan ilk karardaki gerekçeye dayanıldığı kabul edilse bile ilk kararda sadece “Davalının sözleşme ve taahhütname uyarınca üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini ispatlayamadığı gibi bu konuda mücbir sebeple karşılaştığı hususundaki iddialarını da ispatlayamadığı” gerekçesine yer verilmiş olup, gerekçede bu sonuca ulaşılmasını sağlayan hususlara değinilmemiş, hangi delillere dayanılarak bu sonuca ulaşıldığı açıklanıp, davanın kabulünün maddi ve hukuki gerekçeleri izah edilmemiştir.
“Davacının mücbir sebeple karşılaştığı hususunda iddiasını ispatlayamadığı” belirtilmişse de, davalının bu iddiasıyla ilgili mücbir sebep halinin ispatlanması bakımından tanık dinlenip dinlenemeyeceği konusu üzerinde durulup, hangi hukuki nedenle tanıkların dinletilme talebinin kabul edilmediği de açıklanmamıştır.
Mahkeme kararında, davanın miktar ve niteliğine uygun biçimde davanın kabulü sebepleri açıklanıp ortaya konulmamış olup, bu haliyle karar “Zahiri gerekçeli karar” niteliğindedir. Yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibi ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine açıkça aykırı şekilde bir gerekçe içermeyen kararın mahkeme ilamı niteliğinde olduğundan söz edilemez. Gerekçesi olmayan bu kararın temyiz incelemesi de yapılamaz.
Hal böyle olunca, kanunun emredici düzenlemesine uygun biçimde, yeterli unsurları ve görünürde değil gerçek gerekçe içeren, böylece tarafların adil yargılanma hakkını ihlal etmeyen temyiz denetimine elverişli bir karar verilmek üzere, kararın bozulması uygun bulunmuş ve bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmemiştir." şeklindeki kararı ile bozma kararı verildiği, karar ilamında belirtilen hususlara istinaden mahkememizce tensip zaptı düzenlenerek duruşma günü verilmiş ve taraflara tebliğ edildiği görülmüştür.
Mahkememizin 06/11/2024 tarihli duruşma ara kararı ile Yargıtay ilamında belirtilen hususlara istinaden davalı vekiline tanık isim ve adreslerini bildirmesine karar verilmiş, davalı vekili tarafından tanık listesinde bulunmayan ---------- dinlenmesi talebinde bulunulduğu,
yine mahkememizin 12/11/2025 tarihli duruşması ile" davalı tarafın işbu celse hazır ettiğini belirttiği tanık --------- ilk tanık listesinde adının olmadığı anlaşıldığından HMK 240 ve devamı maddeleri gereğince de ikinci tanık listesi sunulması usul kurallarına aykırı olmakla talebin reddine" şeklinde karar verilerek tahkikat sonuçlandırılmıştır.HMK'nun 240. maddesine göre, davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir.
Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar. Bu listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez.
Aynı maddenin 3. fıkrasında ise tanık listesinde adres gösterilmemiş veya gösterilen adreste tanık bulunamamışsa, tarafa adres göstermesi için, işin niteliğine uygun kesin süre verileceği, bu süre içinde adres gösterilmez veya gösterilen yeni adres de doğru değilse, bu tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılacağı düzenlemesi bulunmaktadır.
Somut dosya kapsamında, bozma ilamı gereğince davalı tarafça 09/06/2014 tarihli cevap dilekçesinde bildirilen tanık listesinde ismi bulunan --------, -------- ve -------- adres ve bilgilerini bildirmeleri için davalı tarafa bozma kararı öncesinde verilen kesin süreye rağmen tanık adres ve bilgileri mahkememize sunulmamış, bozma ilamı sonrasında da adres tespiti mahkemeden talep edilmiş olup bu talep usul hukukumuzda böyle bir prosedür olmadığından reddedilmiştir.
Yine davalı tarafın ilk tanık listesinde bulunmayan ve daha sonra mahkememize bildirilen ---------- dinlenmesi talebinin HMK'nun 240/2.maddesi gereğince ilk tanık listesinde gösterilmeyen ismin dinlenemeyeceği ve ikinci tanık listesinin de verilemeyeceği açık hükmü gereğince reddine karar verilmiş olmasına rağmen son celsede ilgili şahsın hazır edildiği ve dinlenmesi talep edilmiş, talebin reddine karar verilerek davalı tarafın mücbir sebep iddiası ispatlanamamış olduğundan aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/658, K. 2025/970, 12 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama