KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1006
- Karar No
- 2025/831
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2025
Karar Metni
1.317 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/1006 Esas
KARAR NO : 2025/831
DAVA
Tazminat (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/12/2024
KARAR TARİHİ : 25/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilin emlak danışmanlığı veren bir şirket olduğunu, müşterilerinin talepleri doğrultusunda kendilerine hizmet verdiğini, müvekkil şirketin, davalı ile 25.03.2024 tarihinde Satılık Taşınmaz Yetkilendirme Sözleşmesi akdederek davalının eşi -------- malik olduğu --------- İli, ------- İlçesi, ------- Mahallesi, -------- Mevkii, -------- Ada, -------- parsel, de kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmazın satışına ilişkin olarak tanıtım, pazarlama ve aracılık hizmetlerinin yürütülmesi için görevlendirildiğini, sözleşmenin 3.1.
Maddesi "Taşınmazın taraflarca belirlenen maksimum bedelinin 2.300.000.-TL, minimum satış bedeli nin 1900.000.-TL'dir." şeklinde taşınmazın satışındaki en üst ve alt fiyatın belirlendiğini, devamında müşteri davalının taahhütlerini yerine getirmemesi halinde sözleşmede Danışman sıfatındaki müvekkile tarafların belirlediği maksimum satış bedelinin %4+KDV 'sini cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, yine sözleşmenin 4.3.
Maddesinde de "Müşteri, sözleşme öncesi gelmiş olan ve sözleşme süresince kendisine gelecek Taşınmaz'ı ziyaret ve/veya satın alma başvurularını derhal danışmana yönlendirecektir. Müşteri, bu yönlendirme yükümlülüğünü ihlal ederse ve/veya danışmanı herhangi bir şekilde devre dışı bırakarak taşınmazı herhangi bir kişiye satış veya bağış yoluyla devrederse, cezai şart olarak yukarıda madde 3.1.
De belirtilen maksimum satış bedeli üzerinden %4+KDV olarak hesaplanacak olan tutarı peşin olarak ve nakden danışmana ödemekle yükümlü olacaktır." şeklinde anlaşma sağlandığını, davalının sözleşme kapsamındaki yükümlülüğüne aykırı davranması halindeki cezai şart bedelinin belirlendiğinin görüldüğü, sözleşmenin 5. Maddesinde sözleşme süresine dair " Sözleşme süresi imza tarihinden itibaren 120 gündür ve taraflarca uzatılmadığı takdirde kendiliğinden sona erer.
Müşteri, sözleşmeyi süresi dolmadan önce feshettiği takdirde danışmana madde 3.1. de belirtilen maksimum satış bedelinin %4+KDV'sini, cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder." şeklinde düzenleme bulunduğunu, Müvekkili, davalı tarafla ilk olarak davalı tarafın kendisine 23.03.2024 tarihinde -------- aracılığıyla ulaşması üzerine görüşmeye başladığını, taraflar arasında sözleşme akdedildiği ve müvekkilinin sözleşme edimlerini yerine getirmek için gerekli iş ve işlemlerine başladığını, taşınmaz hakkında ilanların hazırlanarak ilanların yayınlandığını, söz konusu ilanlar ve yapılan her işlemin davalı tarafla paylaşılmış olduğu,
davalı tarafla taşınmazın satış ilanındaki bedelinin indirimi hususunda talimat alındığını, müvekkilinin satın alım hususunda görüşme yaptığı müşterilerle olan tekliflerin istişare edildiğini, müvekkilinin taşınmazın satışı için sözleşme kapsamında yükümlülükleri yerine getirmekte iken davalı tarafın 16.07.2024 tarihinde müvekkile --------- üzerinden taşınmaz ilanının kaldırmasını, kendisinin 3. Kişi ile anlaştığını, anlaşma karşılığında kaporasını tahsil ettiğini ifade ettiğini, davalı tarafın 3. Kişiyle taşınmazın satışına ilişkin yapmış olduğu görüşme ve neticesindeki satış işlemi,
müvekkille arasındaki 25.03.2024 başlangıç tarihli Satılık Taşınmaz Yetkilendirme Sözleşmesinin geçerli olduğu 120 günlük süre içerisinde olduğu, satıcının, anlaşma sağlandıktan sonra satıştan vazgeçerse, komisyoncu ile arasındaki sözleşmeye göre belirlenecek komisyon bedelinden ve cezai şarttan sorumlu olduğunu, müvekkilinin emlak danışmanı olarak üzerine düşen edimlerini tümüyle yerine getirdiği, buna rağmen davalı satıcının geçerli bir yasal neden olmaksızın alım-satımdan caydığı anlaşıldığından, sözleşmeye bağlılık ve ahde vefa gereği davalı satıcının sözleşme gereği cezai şarttan sorumlu olduğu,
bu nedenlerle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; haklı ve hukuka uygun davanın kabulü ile, davalı tarafın taşınmaz satışından haklı bir neden olmaksızın vazgeçmesi nedeniyle taraflar arasında düzenlenen 25.03.2024 tarihli Satılık Taşınmaz Yetkilendirme Sözleşmesinin davalı tarafça ihlal edilmesi gerekçesiyle satış bedelinin %4 + KDV'si olan 110.400,00TL cezai şart bedelinin dava tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek faizle birlikte davalıdan tahsiliyle müvekkile ödenmesine, yargılama harç ve gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun olarak davalı tarafa tebliğ edilmiş olduğu, davalı tarafın herhangi bir cevap dilekçesi sunmamış olduğu görüldü.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile Taraflar arasında düzenlenen 25/03/2024 tarihli satılık taşınmaz yetkilendirme sözleşmesini ihlali nedeniyle satış bedelinin % 4 + KDV si olan 110.400,00 TL cezai şart bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili isteminden ibarettir.
--------- Tapu Müdürlüüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği, müzekkere yazı cevaplarının dosya arasına alındığı görüldü.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve -------- sayılı ------- yayımlanan, --------- sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş,
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir.
Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
---------- Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda davalı ...'ın 08/04/2004 tarihinde Müzik ve Video Kayıtlarının Parekende Ticareti işi ile mükellefiyet tesis edildiği ve 30/09/2006 tarihinde faaliyetini terk ettiğinin bildirildiği, tacir sıfatının bulunmadığı, taraflar arasında simsarlık sözleşmesine dayalı ticari bir uyuşmazlık olduğu, uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen mutlak ticari dava niteliğindeki davalardan olmadığı görevli mahkemenin Asliye hukuk mahkemesi olduğu kanaatine varıldığından mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna,
2-Karar kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvuru halinde dava dosyasının görevli----------- Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzii edilmesi için Tevzii Bürosuna gönderilmesine,
3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden, bu konuda HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/09/2025
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/1006, K. 2025/831, 25 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama