KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/786
- Karar No
- 2025/797
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
Karar Metni
1.239 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2025/786 Esas
KARAR NO : 2025/797
DAVA
Alacak (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/09/2025
KARAR TARİHİ : 18/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA : Davacılar --------- ve --------- dava dilekçesinde özetle: 05.04.2025 tarihli ---------- ile düzenlenen daire satış sözleşmesi nazarınca, -------- İli -------- ilçesi ---------- Mahallesi mevkiinde tapunun --------- mah. --------- Sk.
No: -------- ---------- parselde kayıtlı arsa üzerinde yapılan binanın tadilatı konusunda anlaştıklarını, davalıya daireyi teslim tarihi olan 01.08.2025 olarak sözleşmede bu durumun belirtildiğini, söz konusu tarihte ve bugüne kadar geçen süre içerisinde yüklenici şahsın edimini ifa etmediğini, bundan dolayı mağdur edildiklerini, ne daireye alabildiklerini ne de ödedikleri ücretin iade edildiğini, sözleşmenin düzenlendiği tarihte belirtilen adrese kombi, balkon, çatı aktarımı, mutfak banyo kapısı, pimapen, mutfak banyo ara tavan, daire iç dış tavan boya, çatı aktarımı ve tadilatı, tüm oda parke,
seramik ıslak zeminler olacak şekilde ödeneceğini, 500.000-TL bedellin sözleşme yapıldıktan hemen sonra ödeneceğini, davalı şahıslarla aralarında elden ödeme durumu olduğu için bunun karşılığından kendisinden senet aldıklarını, daire içerisinde evin bir odasını boyasının yapıldığını, kalan kısımları yapmadan davaya konu taşınmazı terk ettiğini, aralarında ücreti elden verdikleri için senet imzaladıklarını, banka hesabına bu ödemelerin yapılmasını istemediğini, payder pey bu şahsa 485.000-TL ödeme yaptıklarını, bu işelmler sırasında almış oldukları para karşılığında makbuz aldıklarını, senetleri ve makbuzları dosyaya sunduklarını,
kalan 15.000-TL lik ödeme için ise oğlu -------- hesabına tadilat son ödemesi şeklinde açıklama ekleyerek 15.000-TL son ödemeyi gönderdiklerini, ancak ------, ------- ve eşi olduğunu öğrendikleri -------- ile yapılan görüşmeler sonrası sürekli sözler verildiği,
--------- elden alınan tutarları kendi banka hesaplarına yatırdığı ve tadilat amacı ile kullanacağını söylediklerini, verilen sözler tutulmadığı gibi telefon hatlarını kapattıklarını, -------- ve -------- ile irtibata geçtiklerinde kendilerini ilgilendirmediği tarzında işin içinden sıyrılmaya çalıştıklarını, söz konusu sözleşmenin taraflar arasında düzenlendiğini, adi yazılı sözleşme olduğu, dönemin şartlarında taraflar aralarındaki güven ilişkisine dayanarak sözleşmeyi noterde düzenlemek yerine kendi aralarında adi yazılı şekilde imza ettiklerini, tadilat için taşeron sözleşmesi, resmi şekle uyulmadığından geçersiz olduğu,
şekle aykırılığın hukuki sonucunun geçersizlik olduğunu, şekli geçersizlik, hukuki işlem tarafı ve ya tarafları hiçbir şekilde geçersiz işlemin yerine getirilmesinde talep imkânı vermediğini, fakat ifa edilmiş edimlerin geri verilmesini talep hakkı verdiğini, sözleşmenin geçersizliğinin, ana işlemin yanı sıra eklentilerini de kapsadığını, gayrimenkul satışı hükümsüz olduğu gibi, fer’i nitelikteki dönme/fesih halinde ödenen bedelin iadesine ilişkin düzenlemenin de hükümsüz olması gerektiği,
ülkemizde yaşanan enflasyonun uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyrettiği ve para değerinin ( alım gücü ) de bununla ters orantılı olarak devamlı düştüğünü, belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğunun bir gerçek olduğu,
denkleştirici adalet ilkesi de göz önünde bulundurularak 2025 yılında ödemiş oldukları 485.000 TL’nin günümüz şartlarına uyarlanarak borçlu davalılardan alınarak kendilerine ödenmesi gerektiği, izah edilen ve yargılama sırasında oluşacak durumlar da göz önünde bulundurularak davanın kabulüne, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ile, davalıya ödenen 485.000 TL’nin yasal faizi ile birlikte davacı olan taraftan iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile Taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi kapsamında yüklenici olan davalının işi zamanında ve tamamlanmış bir şekilde teslim etmemesi sebebiyle avans olarak ödenen bedelin iadesi talebinden ibarettir. -------- Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği,
müzekkere yazı cevaplarının dosya arasına alındığı görüldü.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır.
Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve --------- sayılı --------- yayımlanan, --------- sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş,
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir.
Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
---------- Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda davacıların ticari yönden mükellefiyet kaydına rastlanmadığının tespit edildiği, -------- Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda Davalılar --------- ve ---------- ticari faaliyet kaydına rastlanmadığı, -------- Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda davalı --------- terk mükellef olduğu, 2014-2020 yılları arasında Gerçek Usul Gelir Vergisi mükellefi olduğu 2020 yılından sonra mükellefiyet kayıdının bulunmadığı bildirildiği, davacı ve davalıların tacir sıfatının bulunmadığı,
uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen mutlak ticari dava niteliğindeki davalardan olmadığı görevli mahkemenin Asliye hukuk mahkemesi olduğu kanaatine varıldığından mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna,
2-Karar kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvuru halinde dava dosyasının görevli -------- Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzii edilmesi için Tevzii Bürosuna gönderilmesine,
3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden, bu konuda HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/09/2025
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/786, K. 2025/797, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama