KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2017/308
- Karar No
- 2025/89
- Karar tarihi
- 25 Mart 2025
Karar Metni
2.725 kelime·14 dk okuma·13 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
2017/308 Esas
KARAR NO:2025/89
DAVA
Marka (Manevi Tazminat İstemli), Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ: 03/08/2015
KARAR TARİHİ: 25/03/2025
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,Müvekkilinin ticaret unvanı olarak da kullandığı ---- isimler ve bu adı altında marka tescillerinin ---- yurtdışında çok sayıda şube ve ----- mağazaları bulunan ve bu isimle hizmet sunan ciddi bir iş hacmine sahip olup -------yıllardan bugüne faaliyet gösteren tanınmış bir firma olduğu------ tanınmış marka olduğu,
müvekkilin ----- ---- benzeri ------ markalarının davacı firma ile özdeşleşmiş olduğunu diğer tescilli sınıflar yanında ------ hizmet sınıfında da ------- ibaresiyle tescilli bulunan --------- markasının inşaat hizmetleri açısından da davacı adına tescilli olduğunu, yapılan araştırmalarda davalının müvekkilinin ------ benzer marka ye işletmesindeki tanıtıcı evrak ve tabelalarında kullandığı ve mağaza açarak tüketici nezdinde irtibata neden olduğunun ve haksız rekabet yaptığının tespit edildiğini, -------iş sayılı dosyasından alınan delil tespiti raporu ile sabit olduğunu,
öte yandan davalının ----- inşaat ismi ve ---- tarafında kullanılann ------- marka tescil başvurusunda bulunmuş ise de yaptıkları itirazlar neticesinde bu başvuruların reddine karar verildiğini ancak davalının söz konusu kullanımlarının devam ettiğini, bu nedenlerle tedbir taleplerinin kabulü ile davalının haksız kullanımlarının önlenmesi ve durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesine,
-Yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulüne ve davalının markaya tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile markaya tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine Yargılama sırasında toplanacak delillere göre gerçek zararın bilirkişi raporu ile tespitine müteakip maddi tazminat talebinin artırılarak harca tamamlanmak üzere (davanın HMK 107 gereği belirsiz alacak davası olduğunu) fazlaya dair dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ve 10.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 11.000 tl tazminat tutarının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi
talep edilmiştir.
ISLAH
Fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak üzere, dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00-TL maddi tazminat miktarını 1.170.495,91-TL arttırarak toplam 1.171.495,91-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 10.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, talep artırım dilekçesinin kabulüne, Davanın tüm talepleri ile beraber kabülüne, Davalının markaya tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile markaya tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine,Yargılama giderleri---------sayılı tespit dosyası masrafları ile birlikte) ve ücreti vekaletin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Müvekkilinin dava konusu kelime markası ve ------kervanından oluşan figür üzerindeki fiili kullanımının ve hak sahipliğinin davacı taraftan çok daha önceki tarihlere dayanması, davacının hak sahipliğinin açtığımız hükümsüzlük davası nedeni ile yargılama gerektirmesi, davacının tanınmışlık iddiası ve buna bağlı iddiaların ispatlanamamış olması,
tazminat koşulları oluşmadığı gibi bu hususta da delil sunulamamış olması nedeni ile davanın ve tüm taleplerin reddedilmesi gerektiğini, ------- ticaret unvanı ve marka kullanımı da, ---------- oluşan figür unsuru da özellikle inşaat hizmetleri bakımından davacı şirketten çok daha önce kullanılmaya başlandığını, Tescilli bir markayı tescilden önce kullanan ve bu marka üzerindeki tescilsiz kullanıma bağlı olarak hak elde eden kimsenin kullanımı, markayı sonradan tescil ettiren marka sahibi tarafından yasaklanamaz.
Bu durumda gerçek hak sahibi hükümsüzlük davası açmaya da zorlanamaz ve marka üzerindeki gerçek hak sahipliği iddiası ihlal davasında da defi olarak ileri sürülebileceğini, -------- kararlarında da bu düşünce benimsendiğini, marka üzerindeki gerçek hak sahipliğinin fiili kullanıma bağlı olarak doğduğu ve marka tescilinin tescil sahibine markanın fiili kullanıma bağlı gerçek hak sahibine karşı hak tanımadığını,
Müvekkilinin marka kullanım geçmişi --------yılına kadar uzanmakta olup müvekkilinin kendi faaliyet alanı olan inşaat hizmetleri konusunda davacıdan çok daha önceki fiili kullanımını nedeni ile kullandığı marka üzerine gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu, gerçek hak sahipliğinin markanın ihdas edilmesi ve fiilen kullanılması ile doğduğu, kararda doğrudan doğruya 556 sayılı KHK’nın 8/3 maddesine atıf yapıldığı görülmektedir.
Buradan hareketle KHK’nın 8/3 maddesine göre tescili istenen işaretle ilgili olarak tescil başvuru tarihinden önce hak elde edilmiş olması ve bu hakkın markanın kullanılmasının engellenmesi yetkisi sağlaması; markanın tescil başvurusundan önce gerçek hak sahibi tarafından ihdas edilerek kullanılması ile gerçekleştiğini, bu nedenlerle davacı aleyhine gerçek hak sahipliğine dayalı olarak tarafımızca marka hükümsüzlük davası açılmış olup, dava halen -------dosyası üzerinden görüldüğünü,
hükümsüzlük davasındaki delil ve iddiamız müvekkilinin marka üzerindeki gerçek hak sahipliğini doğruladığından açılan bu ihlal davasının tümden reddedilmesi gerektiğini, -------- Mahkemesinden hazırlanmış olan raporun bugüne kadar müvekkiline tebliğ edilmemiş, dolayısıyla bu hususta itiraz süremiz henüz dolmadığını, Davacı taraf davaya dayanak -------- markasının tanınmış marka olduğunu ileri sürmekte ve bu hususta yine tarafımıza tebliğ edilmeyen bir mahkeme kararına dayandığını, Davaya dayanak markanın hükümsüzlüğü talebi ile açtığımız davada da görüleceği üzere,
davacının iddiasının kabul edilebilmesi için bu markanın müvekkilinin fiili kullanım başlangıcı olan ------yılı itibarı ile tanınmış olması gerektiğini, tanınmışlık statüsünün kazanıldığı tarihten önceki hukuki durumu değiştirmesi mümkün olmadığından ve burada tanınmışlık iddiası ------ tarihli bir karara dayandığından müvekkilinin bu tarihten çok daha öncesine dayanan fili ve üstün hak sahipliği karşısında davacı markasının ------- yılı itibarı ile tanınmış olup olmamasının bir önemi kalmayacağını,
556 sayılı KHK'nın 9/1 maddesi (c) bendine göre "tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya hizmetlerle benzer olmayan, ancak --------- ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılması" marka sahibi tarafından yasaklanabildiğini, öncelikle markalar aynı ya da benzer olmalıdır ki bu husus tanınmış olmayan markaların ihlali bakımından da ön şart olup,
müvekkilinin marka kullanımı--------- ibaresi ve bu ibareden mülhem ------- figüründen oluştuğunu, -------- ---- figürünün tümden davacı tarafın inhisarına verilmesi de mümkün olmadığını, Taraf markaları incelendiğinde müvekkilinin marka kullanımında yer alan -----figürlerinin davacı tarafın markalarında kıyasla çok daha sade tasarlandığı, markanın genel algısı içerisinde dikkat çekmeden kelime markasının yanında kullanıldığı, bu --------- figüründe develerin tümünün aynı yöne doğru baktığını, davacı tarafın marka kullanımında ------- figürlerinin detaylı çalışıldığı,
yönlerinin farklı olduğu ve bu figürlerin de yine davacı tarafa ait kelime markasının yanında yer aldığını, Tanınmışlık ve marka benzerliği kabul edilecek olsa bile bu nedenle ihlal iddiasının kabul edilebilmesi için iddia edilen tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek bir işaretin kullanılması gerektiğini, ancak müvekkilinin bu markayı sadece ana faaliyet alanı olan ve tarihi davacıdan çok daha öncesine dayanan inşaat hizmetleri üzerinde kullandığını,
Davacı tarafın müvekkilinin bu ana faaliyet alanında da markasını haksız yere tescil ettirmiş ise de, davacı tarafın ana faaliyet alanı ev tekstili ve mobilya olduğunu, bu güne kadar davacının inşaat hizmetleri alanında tek bir ürün ya da hizmet sunduğu da ileri sürülmediğini, bu durumda müvekkilinin faaliyeti esnasında davacı tarafın tanınmışlığından yararlanması söz konusu olmadığı gibi bu faaliyet alanı içerisindeki kalite temelli hizmet anlayışı bu markaya zarar vermesini de imkansız olduğunu, Davacı taraf tazminat konusunda emsal lisans bedeli üzerinden hesaplama yapılmasını talep etmekte,
ancak bir taraftan da bu hususta emsal sözleşme sunamayacağını ikrar ettiğini, somut olayda dava konusu marka, davacının ana faaliyet alanı olan ev tekstili ve mobilya sektöründe değil, davacının bugüne kadar hiç el atmadığı inşaat sektöründe kullanıldığını, Davacının hiçbir yatırım ve tanıtım yapmadığı, faaliyet göstermediği, sermaye koymadığı bir sektörde markasını kimseye ücret karşılığı kullandıramayacağını, bu nedenlerle; davanın esasa ilişkin tüm talepler ve ihtiyati tedbir talebi bakımından reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK
Davacıya ait olan ------- ibareli markanın davalı tarafından iltibas oluşturacak şekilde kullanılıp kullanılmadığı, kullanılıyor ise bu eylemin tecavüz teşkil edip etmediği, tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine karar verilip verilemeyeceği, önceye dayalı hak sahipliğinin kime ait olduğu, davacının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. ----- dosyasında davanın reddine dair karar verildiği ve kararın -- tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacının----- -----numarasıyla kayıtlı görüldüğü, son tescil tarihinin --- olduğu anlaşılmıştır.
Davalının ---- numarasıyla kayıtlı görüldüğü, anlaşılmıştır. ------- sayılı yazısında “söz konusu markaya ilişkin lisans sözleşmesinin bulunması durumunda sözleşmede belirtilen Sartların geçerli olacağı, sözleşmenin bulunmaması durumunda ise, ------- markalı ürünlerin satısından elde edilen yıllık gelirin %8 oranında rakamın emsal lisans bedeli olabileceği hususunda görüş bildirilmiştir.
Dosyaya ----- kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ------ tescil numaralı markasının davacı adına ----- tarihinde tescil edildiği,---- tescil numaralı markasının davacı adına ------ tarihinde tescil edildiği, ----tescil numaralı markasının davacı adına ---- tarihinde tescil edildiği, anlaşılmıştır.-----D.İş Esas sayılı Dosyadan hazırlanmış olan ---- tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde,Mahkemenin ----tarihli Değişik İş kararı üzerine----- adresine gidildiğinde tespiti istenen şirketin taşınmış olduğunun görüldüğü,
Tespit İsteyen Tarafın talebi üzerine ----- adresine gidildiğinde adreste ---------- ofis olarak keşif adresinde faaliyette olduğunun görüldüğü, kartvizit örneğinin alınarak dosyanın içine konduğu, kartvizitte ------- inşaat yazılı olduğu ayrıca ------- logosunun kullanıldığının görüldüğü, iş yerinde -------- tanıtım kataloğunun olduğunun görüldüğü, katalogta ------ inşaat ibaresinin yazılı olduğu yazının sol tarafında 3 sağ tarafında 3 adet devenin olduğunun görüldüğü tespit edilmiştir.Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Tarafıma tevdi edilen görev kapsamında; mahkemece belirlenen çerçevede, davalı tüzel kişiliğe ait ticari defter ve belgeler mahallinde incelenmiş, gerekli örneklerden fotokopiler alınmış dosyaya sunulmuştur.
Defter tasdikleri yasal sürede ve prosedüre uygun olarak yapıldığı, Yevmiye defterleri kapanış tasdiklerinin yasal sürede ve prosedüre uygun olduğu, defterlerin sahibi lehine delil niteliğinde kabul edilmesi gerektiği.Tüzel kişiliğe ait-----ait ayrıntı yukarıda sunulmuş olup, dönemleri itibarıylaToplam 18.260.118,65 olarak tespit yapıldığı.
İncelenen şirkete ait veriler ve tespit olunan ayrıntılar yukarıda sıralanmış, davalı şirketin yurt dışı gelir/gideri olmadığı, diğer gelirlerin ve indirimlerin hesaplamada dikkate alındığı.Yurt içi Satışlardan, elde edilen gelir: Brüt/net (incelenen döneme ait) 18.260.118,65.-TL CİRO (hesaplama bölümünde gösterildiği üzere) hesap edildiği,Bilirkişi -------tarafından hazırlanmış olan 12.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak özetle;
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, tacir olan davacı tarafın ticari defter ve belgelerinin incelenmesi, Sayın Mahkemece bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olarak mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde;
- Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Sayın Mahkemenin vermiş olduğu görev yetki ile; davacı ------- yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; ---- yıllarında fiziki ortamda tutulan ticari defterlerinin noter açılış ve kapanış onayları ile -------yılına ilişkin Envanter defterinin ile GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu,
davacı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür.- Davacı Şirketin Ciro, Hasılat ve Dönem Kâr, Zararının Tespiti Yönünden.
Davacı ---------- raporun 4.b. bölümünde karşılaştırmalı olarak incelenen Gelir Tablosunda Net satış hasılatının yıllar itibariyle sırasıyla 2013 yılında 39.814.584,64 TL, 2014 yılında 53.024.420,91 TL, 2015 yılında 52.558.741,49 TL, 2016 yılında 73.998.812,06 TL, 2017 yılında 79.559.539,59 TL, 2018 yılında 82.607.155,42 TL, 2019 yılında 79.9452.40,21 TL, 2020 yılında 78.345.690,96 TL, 2021 yılında 109.605.667,05 TL, 2022 yılında 217.939.578,08 TL, 2023 yılı ilk yarısı sonunda ise 171.717.823,64 TL tutarında net satış hasılatının bulunduğu, Dönem Net Kârının ise.
2013 yılında 14.826,97 TL, 2014 yılında 434.633,64 TL, 2015 yılında 938.372,61 TL, 2016 yılında 65.993,45 TL, 2017 yılında 1.214.301,00 TL, 2018 yılında 186.239,94 TL, 2019 yılında 97.633,68 TL, 2020 yılında 788.799,08 TL, 2021 yılında 840.131,05 TL, 2022 yılında2.202.348,02 TL, 2023 yılı ilk yarısı sonunda ise 1.029.501,18 TL tutarında net kâr elde ettiği görülmüştür.Bilirkişiler ----- tarafından tanzim edilmiş olan bilirkişi raporunda sonuç olarak özetle;Davacının dosyaya emsal bir lisans sözleşmesi sunmaması,
ekonomik değerler iştigal alanı dikkate alındığında, Davacının lisans bedeli yönünde talep edebileceği tazminat tutarı;Davalının ----- yıllarına elde ettiği gelir üzerinden lisans hesaplama yöntemi ile ------- konusu markaya ilişkin lisans sözleşmesinin bulunması durumunda sözleşmede belirtilen Sartların geçerli olacağı, sözleşmenin bulunmaması durumunda ise, -----ürünlerin satısından elde edilen yıllık gelirin %8 oranında rakamın emsal lisans bedeli olabileceği yönünde görüşü doğrultusunda yapılan hesaplamada Lisan Bedelinin 1.460.809,49 TL olacağı yönündeki görüş ve kanaatlerinin bildirildiği görülmüştür.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME
6769 sayılı SMK'nın 7/2, 29. 149,150 ve 151. Maddeleri ile TTK'nın 54 vd. Maddeleri.
GEREKÇE
Dava. Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin durdurulması, ve marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklı maddi tazminat davasıdır.
Davacı taraf, ---- ibareli birden çok markanın adına tescilli olduğunu, davalı tarafın ------- şeklindeki markasal kullanımları dolayısıyla davacı tarafın tescilli markası yönünden marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu beyan ederek marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine ve oluşan maddi ve manevi zararının tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Marka hakkına tecavüz konusu, dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 556 sayılı KHK'nin 9. ve 61. maddelerinde düzenlenmiştir.
KHK'nin 61/1-b. maddesine göre, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek marka hakkına tecavüz fiilidir.
Yine 556 sayılı KHK'nin 9/1-b. maddesinde ise, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve /veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasının ve 556 sayılı KHK'nin 9/1-c maddesinde tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya hizmetlerle benzer olmayan,
ancak ----- ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyerek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılmasının marka sahibi tarafından önlenmesinin talep edilebileceği düzenlenmiştir.
Yine KHK'nin 9/2-e maddesi uyarınca, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılmasının da marka sahibi tarafından önlenmesi talep edilebilir. Haksız rekabet ise Türk Ticaret Kanununun 54 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir.
TTK'nun 55/4.maddesine göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemleri almak haksız rekabet olarak sayılmıştır. Haksız rekabetten söz edebilmek için kusur, zarar, illiyet bağı unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yine haksız rekabeti düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 57. maddesinin hükmünün temeli kişilik haklarına tecavüzü düzenleyen Türk Medeni Kanununun 24. maddesine dayanır.
Haksız rekabet hükümlerinin düzenlenme sebeplerinin başında, başkalarının emeğinden haksız bir şekilde yararlanmanın önüne geçmek yatar., Bir başkasının uzun uğraşlar sonucunda elde ettiği kazanımlardan ve değerlerden hiç bir emek ve çaba sarf edilmeden yararlanılması haksız rekabetin en önemli örneklerinden biridir. Ayrıca TTK'nın 50. Maddesine göre her tacirin usulen tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanını kullanma hakkı bulunduğu düzenlenmiştir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olay incelendiğinde.
Davacının ---- no ile tescilli ---- markasının kelime markası olduğu, markanın esas unsurunun ---- kelime unsuru olduğu, ------ bu ibarenin her iki tarafında karşılıklı gelen 3'er deveden oluşan ------- figürlerinin yer aldığı kelime ve şekil markası olduğu, bütünsel bakış açısı ile markanın esas unsurunun---- unsuru olduğu, davalının kullanımlarında da ------kelime unsurunun alt tarafında ---- ibaresinin her iki tarafında karşılıklı gelen -----oluşan --------------figürlerinin yer aldığı,
ancak davalı markasındaki her iki tarafta yer alan ---------figürlerinin yazılış şekline göre davacı figürlerinden farklı olarak aynı yöne bakmak suretiyle farklılaştığı, davacı tarafın markasal kullanımındaki kelime unsurunun --------- şeklinde kullanılarak davacının ------ ibaresinden farklılaştığı, yine davacının tanınmış markasının ------ markasının olduğu, bu markanın kelime markası olduğu, davalı kullanımlarının adına tescilli ------- Unvanının ana ve çekirdek unsuru olan ----- ibaresinin kullanımı şeklinde olduğu,
bu haliyle markasal olarak kullanımın farklılaştığı, yine davalı tarafın ------ ibaresini de ticaret unvanında belirtildiği şekliyle kullandığı ve bu kullanımlara ilişkin eylemlerin tespitinin ------ tarihli olduğu dikkate alındığında kullanımların SMK'nın yürürlüğe girdiği tarihten öncesine dayandığı,
bu haliyle TTK'nın 39 ve 50. Maddesi kapsamında davalı tarafın ticaret unvanını markasal olarak kullanmasının SMK'nın 7/3-e maddesi gereği marka hakkı ihlal davalarında savunma olarak kullanılması hakkını ortadan kaldırmayacağı, yine davalı tarafın kullanımlarındaki -------- ------ve ----- anlatımını güçlendirmek için kullanılmasının mümkün olduğu, davacı tarafın marka tescillerinde hem tek tek hem iki hem de üç adet ---- kullanıldığı, bu kullanımlarda develerin hep ------ kelimesinin yanlarında ve birbirlerine bakar şekilde kullanımlar olduğu,
davalı kullanımınında -------- figürlerinin --------ibaresinin altında kullanılan inşaat ibaresinin yanlarında ve tüm develerin aynı yöne baktıkları şekliyle kullandığı, ---------figürünü kullanma hakkının tek başına davacı tarafa ait olamayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz eder mahiyette ve yine iş ürünlerinin ürünün kaynağını yanıltmaya,
davacının ürününden yararlanmaya ve davcı firmayı inşaat piyasasında engellemeye neden olacak mahiyette olmadığından haksız rekabet de oluşturmayacağı kanaatine varılmış ve davanın tümden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2017/308, K. 2025/89, 25 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama