KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2023/12
- Karar No
- 2024/190
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2024
Karar Metni
2.391 kelime·12 dk okuma·12 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/12 Esas
KARAR NO: 2024/190
DAVA
Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:18/01/2023
KARAR TARİHİ:02/07/2024
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı dava dilekçesinde özetle, söz,beste ve icra hakları tarafına ait olan ------- isimli eserin mali ve manevi haklarının eser sahibi sıfatı ile kendisine ait olduğunu, eserin davalıya ait -----çoğaltıldığını ve umuma arz edilerek ticari tanıtım yapmak amacı ile yayınlandığını, ---- bu hususta yazılı izin almadığını, anılan eser için ----dava dışı--- ajansı yetkilisi dava dışı -------iyi niyet, ticari ilişki sürdürülmesi ve yüksek medya satın alma taahhüdü için vermiş olduğum kullanım muvafakati icracı hakları için gerçi olmadığını, taahhüt edilen sözlerin tutulmadığını, ajansın izini kaybettirdiğini,
Jingle yapımına dair icra haklarına istinaden 50.000,00-TL; eser haklarına istinaden 50.000,00TL, mali hakların karşılığı olarak 60.000,00-TL talep ederek tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVAYA CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacının talep ve dava haklarının zamanaşımına uğramış olduğunu, dava dilekçesinde talep sonucu açık bir şekilde belirtilmediğini, bu durumun HMK md. 119 hükmüne aykırı olduğunu, Davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, eldeki davada ne HMK madde 107/1 kapsamında belirsiz alacak davasının ne de HMK 109 kapsamında kısmi alacak davasının şartlarının yerine getirilmiş olduğunu, davacı tarafın, iddia konusu haklarını ve uğradığı zararları tam olarak bilmesine ve bilebilecek durumda olmasına rağmen;
mahkemece zararın belirlenmesi halinde talebini artırma ve fazlaya ilişkin talep haklarını saklı tuttuğunu belirtmiş olduğunu, Davacının huzurdaki davada fazla bir zarar hesaplanması halinde talep artırımında bulunabilmesi için belirsiz alacak davası açmış olmasının gerektiğini, Ancak belirsiz alacak davası açabilmek için bunun dava dilekçesinde açıkça yer alması gerekirken, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak tanzim edildiğine dair hiçbir hususun yer almadığını, Davacının, alacağını belirleyebilecek durumda olması dolayısıyla kısmi alacak davası açmasının da mümkün olmadığını,
Eldeki davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiği, Her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği dava dilekçesinde açık bir şekilde yer almadığından, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerektiği, bu durumun HMK md. 119 hükmüne aykırılık teşkil ettiği, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerektiği, Davacının delillerini taraflarına tebliğ ettirmediğini, bu durumun HMK Madde 121’e aykırı olduğunu, davacının delillerine karşı delil sunma ve itiraz haklarının saklı olduğunu, Davacının eldeki davası haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğundan davacı aleyhine HMK md. 329/2 hükmü gereği,
disiplin para cezası verilmesinin gerektiği, Davaya konu eserin, davacı tarafından tescil edilmemiş olduğunu, bu doğrultuda; davacının işbu esere ilişkin hak ve alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davaya konu eserin haklarının------ yılında davacı tarafça müvekkile devredilmiş olduğunu, devir sırasında davacıya, tüm alacaklarının ödenmiş olduğunu; davacının, huzurdaki dava ile müvekkile karşı ileri sürdüğü taleplerinde haksız olduğunu, Davacı, konu eserin müvekkil tarafından kullanımı için yazılı olarak muvafakatname vermiş olduğunu, ----- Bu muvafakatnamede ----------- Gösterilmiş olup;
davacı, eserin müvekkil kooperatif tarafından kullanılacağını da bilmekte olduğunu, Nitekim eserin isminde dahi müvekkilin unvanı olan -------------ibaresinin yer almakta olduğunu, Davaya konu---------, müvekkil tarafından ------------ kapsamında kullanılmaktadır. eserin haklarının ve kullanımının devrine ilişkin kararlaştırılan bedelin müvekkil tarafından işbu firmaya ödenmiş olduğunu, işbu eserin hiçbir şekilde haksız kullanımının söz konusu olmadığını,----- Davacı tarafça her ne kadar --------isimli eserin kullanımına ilişkin herhangi bir izin verilmediği iddia edilmişse de;
davacının, eserin kullanıma ilişkin ----- tarihinde verdiği muvafakatnamede ----- eserin, ---- tarafından, ---- yaptırılması sonucu. Tüm versiyonlarıyla birlikte,------kamuya ileti ile ilgili tüm mecralarda -----almasına; ------- zaman süresiz ------ sınırsız sayıda çoğaltılmasına; elde edilen tüm nüshaların yurt içinde / yurt dışında satışa çıkarmak suretiyle ticaret mevkiinde konulmasına, muvafakatimin olduğunu beyan ve kabul ederim.
Eserin yapımıyla ilgili tüm alacak ve haklarımı -------------tahsil ettim, herhangi bir alacağım yoktur.” şeklinde devre muvafakat edilmiş olduğunu, İşbu muvafakatnamede, davacı tarafından eserin yapımıyla ilgili tüm hak ve alacaklarının tahsil edildiği’nin de beyan edilmiş olduğunu, Davacının eser üzerinde başkaca bir hak veya alacağı kalmadığını, Davacı tarafça mahkemenize sunulan dava dilekçesinde de; eserin kullanım haklarının müvekkile devredildiği hususunun ikrar edilmiş olduğunu, davacının, işbu muvafakatin icracı hakları için geçerli olmadığı,
kendisine ulusal medya satın alma sözü verildiği ve ancak bu sözün tutulmadığı gibi iddialarının da tamamen haksız ve de dayanaktan yoksun olduğunu, davacı ile tarafınca gösterilen dava dışı -------------- arasındaki akit ve anlaşmaların müvekkil açısından bağlayıcılığının bulunmadığını, Hiçbir surette böyle bir bağlayıcı anlaşmanın üçüncü kişi firma ile davacı arasında mevcut olduğunun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla;
aralarında davacıyı hak sahibi konumuna getirecek bir sözleşme varsa dahi, buna ilişkin taleplerin yalnız sözleşme tarafı üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilecek olduğunu, davacının, üçüncü kişi ile aralarında bu şekilde bir anlaşma bulunduğuna ilişkin dosyaya herhangi bir delil de sunamamış olmadığını, İşbu eserin piyasada dolaşımının da söz konusu olmadığını, Bu doğrultuda;
eserin değerinin artması ya da davacının fazladan hak talebinde bulunabilmesinin de mümkün olmadığını, Davacının, eserinin, üyesi olduğu musiki birliklerinde kayıtlı olduğu şeklindeki beyanlarının huzurdaki davanın esasına etkisi bulunmadığını, davacının meslek birliklerine olan üyeliğinin, davacıya eser üzerinde fazladan bir hak kazandırmamakta olduğunu, davacı tarafından sunulmuş olan, iddialarına konu meslek birliklerinden alınmış yazıların orijinal belgeler olmadığının anlaşılmakta olduğunu, üzerinde davacının beyanlarının yer aldığı bu belgelerin delil olarak kabulü mümkün olmadığını, Davacının, işbu esere ilişkin tüm haklarını,
tasarruf ve takip yetkilerini üyesi olduğu meslek birliğine devretmekle işbu haklarını takip yetkisine sahip olan meslek birliğinden talep etmesinin gerektiğini, Müvekkilin, huzurdaki davada husumetin muhatabı olmadığının buradan da anlaşılmakta olduğunu, Davacının müvekkil kooperatifte müdür olarak görev yapan ----------- tarafından kendisine hakaret içerikli mail cevabı gönderildiği iddiası gerçek dışıdır.
Müvekkil kooperatifte çalışan hiçbir personel ya da ortaklardan biri, davacıya herhangi bir hakarette bulunmamıştır. Davacının işbu gerçeğe aykırı iddia ve beyanları iftira niteliğindedir. Buna ilişkin tüm dava, talep ve şikayette bulunma haklarının saklı olduğunu, davanın usul ve esastan reddine karar verilmesine ve davayı açan davacı aleyhine disiplin para cezası hükmedilmesini talep ettiği görülmüştür.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafa ait olduğu iddia edilen ----------eserine ilişkin davalı tarafça FSEK hükümlerine aykırı olarak kullanımın bulunup bulunmadığı, davacının tazminat talep hakkının bulunup bulunmadığı hususularında noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. ------ tarihli yazısı ile Davacı tarafın tescilinin olmadığını Sayın mahkemeye bildirmiştir. -----, davaya konu eserin radyolarda kullanıldığı detay bilgilerinin mahkemeye ibraz edildiği anlaşılmıştır---- isminde üyelerinin bulunmadığı dava konusu eser ile ilgili herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanılmadığı anlaşılmıştır.
Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden, tarafların delilleri ve dijital materyaller ve belirtilen internet adresleri incelenmek suretiyle, eserin tarihi, yasal mevzuat ve davacı tarafın hak sahipliğine ilişkin kayıtlar ile varsa davalı tarafça yapılan yayınlar dikkate alınarak davacı tarafın eser üzerindeki telif haklarına tecavüz oluşturup oluşturmadığının, oluşturması halinde telif bedeli yönünden de belirlemenin yapıldığı rapor düzenlenme bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Bilirkişi heyeti heyet rapor içeriğine göre;
1.Davaya konu ----- isimli sözlü müzik bestesinin FSEK md. 3 kapsamında müzik eseri olduğu,
2.Davacı ile dava dışı -------imzalanmış olan hak devir sözleşmesi incelendiğinde anılan mali hak devir sözleşmesinin herhangi bir bedeli içeren kayıt taşımadığı, devralanın kim olduğunun anlaşılamadığı gibi, devralanın davacı gibi üçüncü kişilere devir hakkını da içermediği, devredilen hakların da açıkça yazılmadığı bu bakımdan FSEK md. 52 hükmü ile tanınan şartlara uygun düzenlenmediği, davalının eylemlerinin bu hali ile davacının mali ve manevi haklarına tecavüz teşkil etmekte olduğu,
3.Dolayısıyla davaya konu ------- isimli reklam müziği üzerinde usulüne uygun hak sahipliği silsilesi yoluyla mali hakların devralındığının söylenemeyeceği, Davacı tüzel kişi ile özel kişinin mali hakları hak sahiplerinden aslen veya devren devraldıklarına ilişkin vaki devirlerin geçerli olduğunu ispata elverişli FSEK md. 52 hükmüne uygun herhangi bir sözleşmenin dosya sunulmamış olduğu görülmüş olduğundan mali hak sahipliği iddialarının geçersiz olduğu, davalı ile dava dışı ajans arasında var olduğu düşünülen devir sözleşmesinin de bu bakımdan yetkisiz olarak imzalanmış bir sözleşme olduğu,
4.Davacının maddi tazminat taleplerinin FSEK uyarınca hangi esasa dayandırdığı ve hangi tazminat türünü talep ettiği anlaşılamadığından hesaplama yapılamadığı ancak müzik eserinin ilgili alanlarda kullanımı kapsamında talep edilen maddi yönden 50.000,00-TL bedelin piyasa rayicinde olduğunun söylenebileceği, manevi hak ihlali varsayımında değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu, yönünde görüş bildirilmiştir.
06/06/2024 tarihli ek raporda ise;FSEK md. 68 hükümleri gereği davacının iddiası kapsamında gerek eser sahipliği gerekse icracı sanatçı haklarının ihlal edildiği yönünden inceleme yapılması talebi uyarınca, kök raporda yer alan bilişim incelemesinden de tespit edildiği üzere davalı kullanımındaki jingle’in bir kadın sesi ile seslendirilmiş olması vakidir.
Kayıtta, davacının sesine ve icrasına kullanımda böylelikle yer verilmediği görülmüştür.Davacının icracı sanatçı komşu haklarının da eser sahipliği hakları yanında var olduğunun bir an için düşünülmesi halinde de bu kere. FSEK md. 80/2 hükmü uyarınca.
“Bir eseri, sahibinin izniyle özgün bir biçimde yorumlayan icracı sanatçı, bu icranın tespit edilmesine, bu tespitin çoğaltılmasına, satılmasına, dağıtılmasına, kiralanmasına ve ödünç verilmesine, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine ve temsiline izin verme veya yasaklama hususunda münhasıran hak sahibidir.” Davalı tarafından tespit edilen söz konusu kullanımda, madde hükmünde geçen ve davacı yanca seslendirilen bir icranın kullanılmamış olmasından hareketle,
bu halde davalının kullanımı dolayısıyla davacının icracı sanatçı komşu haklarının ihlali söz konusu olmayacaktır kanaatimiz mevcuttur.
Kök raporumuzda yer alan görüş ve kanaatimizi değiştirecek, FSEK md. 80 hükmünden doğan davacının icracı sanatçı hakları yönünden tamamlanmasını gerektirecek dosyaya yeni bir bilgi ve belge sunulmamış olduğu da göz önüne alınarak yukarıda yer verilen açıklamalar kapsamında kök raporumuzdaki görüşümüzün baki olduğu mülahazası ile; " yönünde görüş bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME
5846 sayılı FSEk'in 2,4,5,21, 22, 23, 24, 25, 68,70, 80 ve 86. Maddeleri.
GEREKÇE
Dava, davacının mali ve manevi haklarının sahibi olduğunu iddia ettiği reklam filminin davalı tarafından izinsiz olarak ve sözleşmeye aykırı şekilde kullanıldığından bahisle FSEK'ten kaynaklı haklarının ihlal edildiği iddiasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır.Davacı taraf, dava konusu "gelmen lazım, görmen ----------isimli eserin mali ve manevi haklarının kendisine ait olduğunu, davalı tarafın bu reklam filmini kendisinden izinsiz olarak radyo, televizyon ve dijital mecralarda izinsiz olarak yayınladığını, bu haliyle kendisinin icra haklarından,
eser üzerindeki sahiplik hakkından ve eser üzerindeki mali haklarının ihlal edildiğinden bahisle toplam 160.000,00-TL tazminatın tarafına ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Fsek 25. Maddesinde "Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı munhasıran eser sahibine aittir. "şeklinde eserin çoğaltma ve umuma iletme hakkının eser sahibine ait olduğu düzenlenmiş,
Fsek 80/B Maddesinde ---------- eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra kullanacağı haklar düzenlenmiş, FSEK 84. Maddesinde eser üzerinde hak sahibi olan tarafın eserin yayınlanmasını ve umuma iletilmesi hakkı bulunmayan tarafı eserin yayınlamasını ve umuma iletmesini engelleme hakkı bulunduğu düzenlenmiştir.Bu açıklamalardan sonra dava konusu uyuşmazlıkta öncelikle dava konusu reklam filminin eser vasfı incelenmiş, FSEK md. 3'te “her nevi sözlü ve sözsüz besteler” musiki eseri olarak tanımlandığı,
sözsüz musiki eserlerinde yalnız besteler, sözlü musiki eserlerinde ise hem beste hem de güfteler musiki eseri olarak korunacağı, ancak güftede ayrıca edebi özellik mevcutsa, FSEK md. 2/b.1 kapsamında dil ile ifade olunan eserler kapsamında korunması da söz konusu olacağı açıktır.
Bu anlamda dava konusu eserin eser vasfı alınan bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere; davaya konu ---- isimli sözlü beste eserinin, eşlik eden müzik ezgilerinin şarkı sözlerindeki ifade, ibare ve duyguların iletilmesini sağlayan bir reklam müziği bestesi yapısında olduğu ve bestecisinin hususiyetini içerdiği; ilgili reklam müziği eserin pek çok faklı mecrada alenileşmiş olduğu; ve anılan tüm özellikleri bağlamında---- eserinin FSEK md. 3 kapsamında musiki eseri vasfına haiz olduğu kabul edilmiştir.Dava konusu------- isimli sözlü beste eserinin Bakanlık kayıtlarında kayıtlı olmadığı,
ancak FSEK kapsamında bir eserin korunması için tescile gerek bulunmadığı, eser alenileştiği andan itibaren koruncağı hususu dikkate alındığında ve tarafların kabulünde olduğu üzere davacı tarafça sözlü beste eserinin meydana getirildiği kabul edildiğinden eserin korunması gerektiği ve bu korumayı davacı tarafın talep etme hakkı bulunduğu kabul edilmiştir.
Bu tespitten sonra davacı tarafın eser üzerindeki haklarını devredip devretmediği ve koruma talep etme hakkı bulunup bulunmadığı hususu incelenmiş, Davacının davaya konu reklam müziğinin eser sayılması halinde bu reklam müziğinin mali hak sahibi olabilmesi için asıl eser sahiplerinden veya mirasçılarından silsile halinde devam eden sözleşmeler çerçevesinde mali hakları devralmış olması gerektiği, ancak dava konusu somut olayda davacı ile dava dışı ----- imzalanmış olan hak devir sözleşmesi incelendiğinde anılan mali hak devir sözleşmesinin herhangi bir bedeli içeren kayıt taşımadığı,
devralanın kim olduğunun anlaşılamadığı gibi üçüncü kişilere devir hakkını da içermediği, FSEK 54. Maddesine göre mali bir hakkı yahut kullanma ruhsatını devre salahiyetli olmıyan kimseden iktisap eden, hüsnüniyet sahibi olsa bile himaye görmeyeceği düzenlemesi karşısında davalı tarafın iyi niyetli olsa dahi usulüne uygun bir devir söz konusu olmadığından ihlal dolayısıyla davalının sorumluluğunun bulunduğu kabul edilmiştir.
İhlalin varlığı sonrasında davacı tarafın maddi tazminat talebi değerlendirilmiş, az yukarıda ifade edildiği üzere davalı tarafça usulüne uygun olarak eser üzerindeki mali hakların davalı tarafça devralınmadığı, bu haliyle eser üzerindeki çoğaltma ve yayma hakkının davacı eser sahibine ait olduğu, davalı tarafça bu hakkın davalı tarafça eserin sosyal medya hesaplarında yayınlamak suretiyle ihlal edildiği,
bu ihlal karşısında davacı tarafın eser sahipliğinden kaynaklı mali haklarının ihlali dolayısıyla tazminat talep hakkının bulunduğu kabul edilmiş, bilirkişilerce eserin yayın bedelinin 50.000,00-TL olarak belirlenmesi karşısında davacı tarafın bu miktar yönünden talep hakkı bulunduğu kabul edilmiş ve davanın bu miktar yönünden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.Davacı tarafın icracı sanatçı olması dolayısıyla komşu haklarının ihlali yönünden yapılan değerlendirmede, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere davalı tarafça yayınlanan videoda eseri seslendiren kişinin bir kadın sanatçı olduğu,
davacı tarafın eseri seslendiren kişi olmadığı dikkate alınarak bu yöndeki taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/12, K. 2024/190, 2 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama