KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2023/14
- Karar No
- 2025/120
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2025
Karar Metni
3.621 kelime·18 dk okuma·14 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/14
KARAR NO : 2025/120
DAVA
Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 19/01/2023
KARAR TARİHİ : 29/04/2025
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı müvekkilin markasını taşıyan ----- isimli işletmesinin 2016 yılında açıldığını ve ----- tescil numarası ile markasının tescil edildiğini, müvekkilinin " ----" markasının hali hazırda;
------ faaliyet göstermekte olan tescilli bir marka olduğunu, müvekkilinin tüm faaliyetlerini, adına tescilli bulunan markası ile gerçekleştirmekte olup, faaliyetleri sonucunda ve hitap ettiği geniş toplum kesimi göz önüne alındığında herkes tarafından iyi bilinen "Tanınmış " bir marka olduğunu, müvekkilinin işletmelerinin, günlük yaklaşık 15.000, hafta sonları ise yaklaşık 20.000 müşteriye hizmet vermekte olup, kahveleri, tatlıları ve sunmuş oldukları tüm lezzetlerle sektörün en iyileri arasında olduğunu,
müvekkilinin ----- bulunan Şubesinin arama motoru ------ üzerinden yalnızca 1 ay içerisinde ortalama 700.000 kişi tarafından görüntülendiğini, sosyal medya hesabının yabancı kullanıcılar da dahil olmak üzere dava tarihi itibariyle yaklaşık 340.000 kişi tarafından takip edildiğini, davalı tarafın faaliyetlerinde asli unsur olarak "-----" ibaresini alan adlarında, tabelalarda, tanıtım ve reklam faaliyetlerinde, online satış platformları ile diğer ticari materyallerde kullanmaya devam etmesinin tüketiciler nezdinde iltibas yarattığını ve bu durum açıkça marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini,
müvekkiline ait " ---- " ibareli markanın ---- no ile 43. sınıfta, ----- no ile 30,35,43. Sınıflarda, ---- no ile 45 sınıfın tamamında tescilli olduğunu, -----.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ------ sayılı dosyasında yapılan delil tespitinde "Karşı tarafa ait ----adresinde yapılan tespitte "------" ibaresinin tespit konusu olan 43. sınıfta yer alan yiyecek içecek hizmetleri alanında kullanıldığını, davalı tarafın haksız ve hukuka aykırı kullanımı tespit edildiğini, davalı yanın müvekkilinin tescilli markasının ve işletmesinin tanınmışlığından, yarattığı güvenden hukuka aykırı olarak yararlanarak marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle, bu kapsamda;
davalının, marka tecavüzü oluşturan fiillerinin, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca tespitine, ref'i ve men’ine karar verilmesi, davalının, aynı zamanda haksız rekabet oluşturan fiillerinin, TTK ve ilgili sair mevzuat hükümleri uyarınca tespitine, ref’i ve men’ine karar verilmesi, davalının, eylemlerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunun ve marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine karar verilmesini, akabinde, bu hukuka aykırı eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden ürünlerin üretilmesi,
stoklanması, dağıtımı, satış ve tanıtımı ile herhangi bir şekilde ticarete konu edilmesi ve ticari amaçla elde bulundurulmasının durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmesini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin sonuçlarının ortadan kaldırılması kapsamında, tecavüz ve haksız rekabet teşkil ederek üretilmiş, stoklanmış, depolanmış, dağıtılmış, satışa sunulmuş, tanıtılmış, ticari amaçla elde bulundurulan bu ürünler ile bunların tanıtımı için hazırlanmış yazılı/basılı materyallerin ve sair tanıtım malzemelerinin bulundukları yerlerden toplanmasına ve el konarak imha edilmesine,
davalının söz konusu hukuka aykırı eylemleri gerçekleştirdiği, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik tespit edebildikleri faaliyet gösterdiği lokasyon olan ------ adresi ile adreslerde bulunan tabelaların, panoların ve diğer her türlü ticari tanıtım materyallerinin 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 159. maddesi ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389 vd. maddelerine göre davacı müvekkilinin, zararının artmasının önlenmesi için dava süresince ve dava kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir kararı verilmek suretiyle kaldırılmasına ve engellenmesine,
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 159. maddesi ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389 vd. maddelerine göre davacı müvekkilinin, zararının artmasının önlenmesi için söz konusu -----isimli online restoranların dava süresince ve dava kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir kararı verilmek suretiyle kaldırılmasına ve engellenmesine, söz konusu kararın dava dışı ------ tebliğ edilmesine karar verilmesine, ------- davacı müvekkilin, zararının artmasının önlenmesi için dava süresince ve dava kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir kararı verilmek suretiyle erişimin engellenmesi, koruma tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
söz konusu yer sağlayıcılar Türkiye’de yerleşik olmadığından bu kararın erişim sağlayıcıları birliği’ne bildirilmesine, davalının kullanmakta olduğu ve marka hakkına tecavüz, haksız rekabet teşkil ederek müvekkilin haklarına halel getiren ------ " ticaret unvanlarının ticaret sicilinden terkinine karar verilmesine,
davalının müvekkilin, tescilli markasına yönelik marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle, davalının ticari defterlerinin bilirkişi marifetiyle incelenmesine ve fazlaya dair hakkımız saklı kalmak kaydıyla delil tespiti tarihinden işleyecek ticari faiz esas alınarak 1.000TL maddi tazminata, 10.000TL manevi tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH
26/01/2025 Tarihli ıslah dilekçesinde ise; Islah talebinin kabulüne ve müddeabihin 1.041.494,62 TL arttırılarak dava dilekçesinde talep edilen miktarların birleştirilmesi sonucu bulunan; toplam maddi tazminat alacağı 1.042.494,62 TL nin mevduata dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten alınıp müvekkile ödenmesini, dava dilekçesindeki marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile diğer tüm talepleri yönünden ayrı ayrı vekalet ücretlerine hükmedilerek tüm yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DAVAYA CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin, "----- adresinde 2020 yılından beridir kafe, restoran - ve bilardo işletmekte olduğunu, söz konusu işletmenin isminin "-----" olarak adlandırılan 3 bant bilardo içerisindeki bir vuruş tekniği isminden esinlenerek belirlendiğini;
müvekkilinin davaya konu markayı işletmesinin adında kullanması hususunda kasıtlı veya davacıya zarar vermek saiki ile bir kullanım durumu olmamakla birlikte müvekkilinin hem bir şehir ismi olan hem de bilardo salonu da işletmesinde bulunduğundan dolayı bilardo da bir vuruş tekniği olan ----- atışından esinlenerek işletmesinin adını ----- olarak belirlemiş olduğunu; kaldı ki söz konusu ismin herkes tarafından kullanılabilir nitelikte olmakla birlikte müvekkili tarafından esasında marka hakkına tecavüz olduğu bilinmeden dava konusu marka işletme ismi olarak kullanılmış olduğunu.
Mahkemece 20.01.2023 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabul kısmen reddine dair karar sonrasında, davacının iddia ve taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydı ile, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde iddia edilen kullanımların iyiniyetli olarak sona erdirilmiş olduğunu;
yani müvekkili tarafından "-----" ibaresinin kullanımının bırakılmış olduğunu, "------" ibaresi geçen tabela, pano, İnternet sitesi, sosyal medya hesapları, müşterilerin ulaşabileceği çeşitli yemek hizmeti sağlayan platformlar vb gibi tüm yer ve alanlarda her bir unsura ilişkin olarak bu marka adının kullanımına son verildiğini;
aynı şekilde müvekkilinin de yemek ve içecek sektöründe faaliyet göstermekte birlikte ivedilikle gerekli tüm iş, işlem ve masrafları yaparak işletmesinin ismini değiştirdiğini, söz konusu isim değişikliğini müşterilerine duyurduğunu, işletmesinin konseptinde değişikliğe de giderek yeni işletme ismi hakkında her türlü iş ve işleme ilişkin gerekli başvuruları yaptığını;
müvekkil tarafından dava konusu markanın kullanımına son verilmiş olduğunu ve dosya kapsamında yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde de açıkça görüleceği üzere işletmenin ismi "------" olarak değiştirdiğini ve Marka ve Patent Kurulu'na da söz konusu işletme isminin tescili için başvuruda bulunulduğunu; bu bakımdan davanın konusuz kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı adına tescilli ------+şekil markasına davalı tarafın tecavüzünün bulunup bulunmadığı, bu tecavüzün haksız rekabet kapsamında olup olmadığı, davacının maddi ve manevi zararının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır.
Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ------ tescil numaralı markası 43. sınıfta 28.09.2017 tarihi itibariyle koruma altına alınmış, 15.02.2018 tarihinde tescil edilmiştir. ------ tescil numaralı markası 30, 35 ve 43. Sınıflarda 19.09.2018 tarihi itibariyle koruma altına alınmış, 29.04.2019 tarihinde tescil edilmiştir. ------ tescil numaralı markası 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45. sınıflarda 17.03.2022 tarihi itibariyle koruma altına alınmış, 15.11.2022 tarihinde tescil edilmiştir.
Davalı tarafın ------- başvuru numarası ile 15.07.2020 tarihinde markasının 28, 41 ve 43. sınıflarda tescil başvurusunda bulunmuş olduğu, söz konusu başvurunun yayımına davacı tarafın itiraz etmiş olduğu, itiraz sonucunda başvuruya konu marka TÜRKPATENT Markalar Dairesince davacıya ait ------markalar ile SMK m.6/1 anlamında karıştırma ihtimali doğuracak nitelikte bulunarak, yayıma itirazın kısmen kabul edilmiş olduğu ve başvuru kapsamından 43. sınıftaki hizmetlerin çıkarıldığı görülmektedir.
Bunun dışında TÜRKPATENT veri tabanından davalı şahıs adına marka başvuruları/tescilleri sorgulandığında, ------ numara ile markasının 28, 41 ve 43. Sınıflarda 27.12.2022 tarihinde tescil başvurusunun yapılmış olduğu, Kurum tarafından SMK m.5/1-ç uyarınca 28 ve 43. sınıflarda kısmen yayına çıkarıldığı, davacının söz konusu yayıma itiraz etmiş olduğu, sürecin hala devam etmekte olduğu görülmektedir. ----- numara ile markasının 35 ve 43. sınıflarda 01.02.2023 tarihinde tescil başvurusunun yapılmış olduğu, markanın 01.08.2023 tarihinde tescil edilmiş olduğu görülmektedir.------ numara ile markasının 35, 41, 42 ve 43. Sınıflarda 31.08.2023 tarihinde tescil başvurusunun yapılmış olduğu, başvurunun 27.09.2023 tarihli bültende yayınlandığı, başvuru sürecinin devam etmekte olduğu görülmektedir.
İTO cevabi yazısında; İlgi yazınız üzerine yapılan inceleme sonucu, bir işletme veya kuruluşun; bir marka, tasarım faydalı model
veya patent işlemi ile ticaretin doğası gereği kar elde ettiği, bir işletmenin yaptığı satışlardan elde edeceği
kar %10 civarında olabileceği; davaya konu olan firma, eğer davaya konu marka ile tüm cirosunu elde etmiş ise, toplam cironun %10'unun lisans bedeli belirlenmesinde uygun olacağı, davaya konu olan firma
eğer birden fazla marka ile cirosunu elde etmiş ise tecavüze konu markadan elde ettiği ciro toplam ciroda
belirlenerek, tecavüze konu olan markadan elde ettiği cironun %10'unun lisans bedeli belirlenmesinde uygun olacağı yönünde görüş oluşturulmuştur.------ tarafından verilen cevabi yazıda "Müvekkilimiz faaliyetlerini Franchise Ağı oluşturmak suretiyle gerçekleştirmektedir. Bu nedenle
müvekkilimizin müzekkerenizde talep edildiği nitelikte marka üzerinden bir lisans ücreti uygulaması
bulunmamaktadır.
" şeklinde cevap verildiği görülmüştür.
Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Delil tespiti yönünden Mahkememizin ------ sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile; tespit isteyen taraf adına ilk olarak ----no ile 43.sınıfta, ---- no ile
30,35,43.sınıflarda, ---- no ile 45 sınıfın tamamında “ ------”
ibareli marka için marka tescili yapıldığı,
Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılan araştırmada tespit isteyen tarafın
43.sınıfta yer alan "yiyecek içecek sağlama hizmetleri” alanında karşı taraftan önce
kullanım ve tescilli olduğunu, karşı tarafın marka tescil başvurusunda yer alan
43.sınıfın reddedildiği, kısmi kabul edilen 28 ve 41.sınıflar içinde belge harcı
ödenmediği için tescil edilmediği,
karşı tarafa ait “------adresinde yapılan tespitte “------” ibaresinin tespit konusu olan
43.sınıfta yer alan “yiyecek içecek hizmetleri” alanında kullanıldığı,
----- sayfasının 25/06/ tarihinden itibaren kullanımda olduğu,
yer sağlayıcının ve erişim sağlayıcının “----” olduğu, alan adının
------üzerine kayıtlı olduğu, sayfa içerisinde------ifadelerinin kullanıldığına dair görüş bildirilmiştir.
18/10/2023 tarihli bilirkişi rapor içeriğine göre;
1.Davalı kullanımının davacı markalarının tescil kapsamındaki 43. sınıf hizmetleri ile aynı hizmetlerde gerçekleştirilmiş olduğu, bu bakımdan hizmetler arasında ayniyetin söz konusu olduğu,
2.Davalı tarafın kullanımına konu işaret ile davacıya ait tescilli markalar karşılaştırıldığında, “-----” ibaresini ortak unsur olarak içerdikleri, işaretlerde yer alan unsurların markanın ayırt ediciliğine çok etkisi olmadığı; ortak unsur “------” ibaresinin 43. sınıf hizmetleri bakımından ayırt edici bir ibare olduğu;
3. Ortalama seviyedeki tüketicinin işaretleri oluşturan unsurların hepsini doğrudan karşılaştırması söz konusu olmadığından, “------” esas unsurlu ve aynı hizmetlerde kullanılan iki marka karşısında kalan tüketicinin SMK m.6/1 anlamında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimali yaşayacağı" yönünde görüş bildirilmiştir.
08/05/2024 tarihli bilirkişi rapor içeriğine göre;
1)Davalının sunmuş olduğu yazarkasa fişleri ve satış fatura örneklerinin incelenmesinde Ticari unvanında ----- ifadesinin yer aldığı, Davalının 2020-2023 dönemleri arası satışlarının çoğunluğu için yazarkasa fişi düzenlediği, yazarkasa fişleri ve düzenlenen fatura içeriklerinin de Ürün adı cinsi gibi bilgilerin yer almadığı, düzenlenen belgelerin ‘’Yiyecek/İçecek Bedeli, Yemek bedeli ‘’ açıklamalı olduğu,
2) Davalı ------ 2020 yılında (-)315.134,52 TL zarar, 2021 yılında 55.045,66 TL Kar,2022 Yılında 283.569,04 TL Kar, 2023 Yılında - 29.897,29TL Zararı olduğu," yönünde görüş bildirilmiştir.
08/01/2025 tarihli ek raporda ise:;----- doğrultusunda;
1)Davalı------- Ciro, Hasılat ve Dönem Kâr, Zararın Tespiti Yönünden; Davalının raporun’’ B’’bölümünde karşılaştırmalı olarak incelenen Gelir Tablosunda Net satış hasılatının yıllar itibariyle sırasıyla;2020 yılında 289.902,84 TL, 2021 yılında 1.799.639,48 TL,2022 yılında 4.544.146,42 TL, 2023 yılında 3.791.257,52TL, (İncelenen dönemler ait) tutarında net satış hasılatının bulunduğu,
2)Davalının ödeyeceği İTO’nun belirlediği emsal lisans bedeli % 10 oranına göre 1.042.494,62-TL’dir.." yönünde görüş bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME
6769 sayılı SMK'nın SMK 7/2, 29, 56/1, 77, 149, 150 ve 151.Maddeleri, TTK'nın 54 vd. Maddeleri,
GEREKÇE
Dava marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesinin (a) bendine göre, marka sahibinin izni
olmaksızın markayı 7/2 maddede belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz olarak
nitelendirilmiştir.
Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.
Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler SMK'nın 149. Maddesinde düzenlenmiş, bu hükme göre; (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. ....g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi, şeklinde belirtilmiştir.
Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir.
Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir.Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir.
Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır.
Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.Haksız rekabet ise Türk Ticaret Kanununun 54 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. TTK'nun 55/4.maddesine göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemleri almak haksız rekabet olarak sayılmıştır. Haksız rekabetten söz edebilmek için kusur, zarar, illiyet bağı unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Yine haksız rekabeti düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 57. maddesinin hükmünün temeli kişilik haklarına tecavüzü düzenleyen Türk Medeni Kanununun 24. maddesine dayanır.
Haksız rekabet hükümlerinin düzenlenme sebeplerinin başında, başkalarının emeğinden haksız bir şekilde yararlanmanın önüne geçmek yatar., Bir başkasının uzun uğraşlar sonucunda elde ettiği kazanımlardan ve değerlerden hiç bir emek ve çaba sarf edilmeden yararlanılması haksız rekabetin en önemli örneklerinden biridir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut uyuşmazlıkta, --- tescil numaralı " ----+şekil" markasının 43. Sınıfta, ---- tescil numaralı "----+şekil" markasının 30.35 ve 43. Sınıfta, ----- tescil numaralı "---- +şekil" markasının 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15,16,17,18,19,20,21,22,23,24,25,26,27,28,29,30,31,32,33,34,35,36,37,38,39,40,41,42,43,44,45.
Sınıfta, davacı adına tescilli oldukları ve markaların halen koruma altında bulunduğu, huzurdaki dava ikame edilmeden yapılan Mahkememizin ----- sayılı dosyasında tespitte alınan bilirkişi raporunda belirlendiği üzere davalı tarafın, "------şeklinde markasal kullanımların bulunduğu, davalı tarafın----- tescil başvuru numarası ile 15.072020 tarihinde -----şekil" markası yönünden 28, 41 ve 43. sınıflarda tescil başvurusunda bulunmuş olduğu, söz konusu başvurunun yayımına davacı tarafın itiraz etmiş olduğu,
itiraz sonucunda başvuruya konu marka TÜRKPATENT Markalar Dairesince davacıya ait ----- markalar ile SMK m.6/1 anlamında karıştırma ihtimali doğuracak nitelikte bulunarak, yayıma itirazın kısmen kabul edilmiş olduğu ve başvuru kapsamından 43. sınıftaki hizmetlerin çıkarıldığı, davacı tarafın ---- tescil başvuru numarası ile "------" markasının 28,41 ve 43. Sınıflarda 27.12.2022 tarihinde tescil başvurusunun yapılmış olduğu, Kurum tarafından SMK
m.5/1-ç uyarınca 28 ve 43. sınıflarda kısmen yayına çıkarıldığı, davacının söz konusu yayıma itiraz etmiş olduğu, sürecin hala devam etmekte olduğu, ----- numara ile markasının 35 ve 43. sınıflarda 01.02.2023 tarihinde tescil başvurusunun yapılmış olduğu, markanın 01.08.2023 tarihinde tescil edilmiş olduğu, ------ numara ile markasının 35, 41, 42 ve 43. sınıflarda 31.08.2023 tarihinde tescil başvurusunun yapılmış olduğu, başvurunun 27.09.2023
tarihli bültende yayınlandığı, başvuru sürecinin devam etmekte olduğu, bu tespitler karşısında davalı tarafın kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı hususu değerlendirildiğinde, davalı kullanımının davacı markalarının tescil kapsamındaki 43. sınıf hizmetleri ile aynı hizmetlerde gerçekleştirilmiş olduğu, bu bakımdan hizmetler arasında ayniyetin söz konusu olduğu, davalı tarafın kullanımına konu işaret ile davacıya ait tescilli markalar karşılaştırıldığında, “------” ibaresini ortak unsur olarak içerdikleri, işaretlerde yer alan unsurların markanın ayırt ediciliğine çok etkisi olmadığı;
ortak unsurun “------” ibaresinin 43. sınıf hizmetleri bakımından ayırt edici bir ibare olduğu, ortalama seviyedeki tüketicinin işaretleri oluşturan unsurların hepsini doğrudan karşılaştırması söz konusu olmadığından, “------” esas unsurlu ve aynı hizmetlerde kullanılan iki marka karşısında kalan tüketicinin SMK m.6/1 anlamında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimali yaşayacağı kabul edildiğinde davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil eder mahiyette olduğu kabul edilmiş,
her ne kadar davalı tarafça davalı tarafın adına tescilli markalar dolayısıyla tescilli marka hakkından kaynaklı kullanımları olduğu beyan edilmiş ise de, az yukarıda ifade edildiği üzere, ----- başvuru numarasının kapsamından 43. sınıf hizmetleri çıkarılmış olduğu, ------ numaralı başvuru 43. sınıfı kapsamaktaysa da davacı tarafından itiraz edilmiş ve başvuru süreci devam ettiği, bu bakımdan davalının “------” tescilli markasına dayalı bir kullanımı bulunmadığı,
kaldı ki SMK m.155 uyarınca “Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez”.
Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, maddeyle başkasının sınai mülkiyet hakkına tecavüz ettikleri tespit edilen kişilerin, o sınai mülkiyet hakkından daha sonraki bir tarihte kendi adlarına yapılan tescile dayanmalarının önü kapatıldığı, bu haliyle somut olayda davalının tescilli bir markası olsa bile, söz konusu marka davacı markasına tecavüz teşkil ediyor ise, davalının sonraki tescil tarihli markasına dayanması mümkün olmayacağı kabul edilerek davalı kullanımlarının davacı tarafın marka hakkına tecavüz oluşturduğu kabul edilmiştir.
Bu tespitlerden sonra davacı tarafın marka hakkına tecavüzden kaynaklı maddi tazminat talepleri de incelenmiş, SMK'nın 150.
Maddesine göre hakları ihlal edilen marka hakkı sahibinin oluşan zararının tazminini talep hakkı bulunduğu, az yukarıda ifade edildiği üzere davalı tarafından davacının marka üzerindeki haklarının ihlal edildiğinin sabit olduğu, davacı tarafın SMK'nın 151/2-c maddesi gereği lisans bedeli yönünden talepte bulunduğu, davalı kayıtları, İTO'nun emsal bildirimleri dikkate alınarak alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere davalı tarafın ihlalin gerçekleştiği dönemde ödemesi gereken lisans bedelinin toplam 1.042.494,62-TL olduğu kabul edilmiş ve bu miktar yönünden maddi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın manevi tazminat talebi de değerlendirilmiş, az yukarıda ifade edildiği üzere davalı tarafça davacı tarafın marka hakkına tecavüz fiilinin sabit olduğu, SMK'dan kaynaklı hakları ihlal edilen davacı tarafın manevi tazminat isteme hakkı da bulunduğu kabul edilerek ihlalin derecesi, süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının markasının tanınmış marka olduğu dikkate alınarak davacı tarafın 10.000,00-TL manevi tazminat talebinin de kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.Davacı,
davalının tescilli markasından kaynaklanan haklarına tecavüz etmesinin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, haksız rekabetin tespitini ve önlenmesini de talep etmiştir. Yargıtay -----. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2022 tarihli, ----- Esas, ------ Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi.
6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı "Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak" şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak,
sınai mülkiyet hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de az önce zikrolunan hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta idi.
6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak," şeklinde düzenlenmiş olup, Kanun’un gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da, bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş.
KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır.
Bu açıklamadan sonra, sınai mülkiyet haklarının kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, davalının davacının davacı adına tescilli markaları taşıyan taklit ürünleri satması eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş, tüm bu gerekçelerle, asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, birleşen davanın da kabulüne karar vermek gerekmiş,
sehven birleşen davanın kısmen kabulüne karar verildiği tutanağa yazılmış ise de birleşen dava yönünden tüm taleplerin kabulüne karar verilmiş ancak bu yanlışlık hükümde değişiklik oluşturma ihtimali dolayısıyla değiştirilmeksizin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE
1-Davalı tarafın ------ Şekil kullanımları dolayısı ile davacı adına tescilli ------ ana unsurlu markaları yönünden marka hakkına tecavüz oluşturduğunun TESPİTİ İLE TECAVÜZÜN MEN'İ VE REF'İNE,
Davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,
Davalının marka hakkına tecavüz teşkil eden ürünleri üretilmesi, stoklanması, dağıtımı, satışı, tanıtımı ile ticarete konu edilmesi ve ticari amaçla elde bulundurulması durdurulması ve önlenmesine,
2-1.042.494,62 TL maddi tazminat alacağının 28/11/2022 tarihinden itibaren işleycek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
3-10.000,00 TL manevi tazminat alacağının 28/11/2022 tarihinden itibaren işleycek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
4-Davalı tarafın marka hakkına tecavüz oluşturur şekilde------ şeklinde işletme adını kullanmasının önlenmesine,
5-Davacı tarafın haksız rekabet yönündeki taleplerinin reddine,
6-Alınması gereken 71.895,91 TL harçtan başlangıçta yatırılan peşin ve ıslah harcı olarak toplam, 17.974,86 TL harcın mahsubu ile 53.921,05 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
7-Davacı tarafından yatırılan toplam 17.974,86 TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden "Marka hakkına tecavüz davası yönünden" Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
10-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden "Maddi tazminat davası yönünden "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 157.949,25 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
11-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden "Manevi tazminat davası yönünden "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
12-Davalı yararına reddedilen "Reddedilen Haksız rekabet davası yönünden" Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
13-Davacı tarafından sarfedilen 205,50 TL ilk dava masrafı, 12.489,00 TL tebligat-müzekkere-bilirkişi gideri, 3.807,20 TL tespit dosyası gideri olmak üzere toplam 16.501,70 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre(%75 kabul) 12.375,75 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
14-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/14, K. 2025/120, 29 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama