KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2025
- Esas no
- 2023/16 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS
- Karar no
- 2025/465 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- DR.... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/10/2022
- Esas no
- 2022/4 E 2022/754 K
- Dava
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 26/05/2025
Karar Metni
1.121 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Asıl davada davacı vekili, müvekkili aleyhine davalı tarafından Ankara 29. İcra Müdürlüğü’nün 2021/18370 E. sayılı icra takibinin başlatıldığını, takibe dayanak bononun şirket yetkilisi tarafından tanzim edilmediğini belirterek müvekkilinin icra takibine konu bono nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkili aleyhine davalı Ankara 27. İcra Müdürlüğü’nün 2022/68 E. sayılı icra takibinin başlatıldığını, takibe dayanak bononun şirket yetkilisi tarafından tanzim edilmediğini belirterek müvekkilinin icra takibine konu bono nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, senetlerin imzalandığı tarihte şirket yetkilisinin ... olduğunu, davacı şirketin dava dilekçesinde şirket yetkilisinin ... olduğunu ve senetteki imzanın ...'ye ait olmadığının iddia edildiğini bildirerek davanın reddini ve müvekkili lehine kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davada takibe dayanak bonoların tanzim tarihi olan 20/01/2021 tarihinde davacı-birleşen dosya davacısı borçlu şirketi münferiden temsile yetkili ... tarafından imzalandığı hususunun tarafların kabulünde olduğu, ...'nin münferiden imzası ile şirketi temsile yetkili olduğu tespit edildiğinden davacı-birleşen dosya davacısı şirketin söz konusu senetler nedeni ile icra takip alacaklısına borçlu olduğu belirtilerek asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden- davacı vekili tarafından;
Mahkemenin kararının gerekçesinin olmadığı, 6103 sayılı yasanın yürürlüğünden sonra yasa gereğince şirketin çift imza ile temsil edilmesinin bir zorunluluk olduğu, 6103 sayılı yasanın yürürlüğünden sonra ... tarafından düzenlenen bir kambiyo evrakı olup olmadığı yönünde ticari defer incelemesi yapılmadığı, senet altındaki imzanın şirket müdürü ...’ye ait olmadığı gibi müvekkili şirket ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı, bu yönde mahkemece inceleme yapılmadığı,
İstinaf eden-davalı vekili tarafından;
Mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmek ile birlikte İİK 72/4 maddesi uyarınca müvekkili lehine kötüniyet tazminatına karar verilmemesinin hatalı olduğu bildirilerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık takibe dayanak senetler altındaki imzanın şirket yetkilisine ait olup olmadığı, senetler nedeniyle şirketin sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl ve birleşen dava, kambiyo senedindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı iddiası ile açılan menfi tespit davasıdır.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle asıl ve birleşen dava konusu bonolar altındaki imzanın düzenleme tarihi itibariyle şirketi temsil ve ilzama yetkili ... tarafından imzalandığı hususunun tarafların kabulünde olmasına, ...'nin münferiden imzası ile şirketi temsile yetkili olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalı yanın istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, İİK 72/4. maddesi uyarınca menfi tespit davasının reddine karar verilmesi halinde borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için tazminata mahkum eder. Menfi tespit davasının reddine karar verildiğinde, borçlunun tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış (infaz edilmiş) olması gerekmektedir (KURU, Baki; İcra ve İflas Hukuk El Kitabı, İkinci Baskı, Ankara 2013, s. 376-377).
Somut olayda, asıl ve birleşen davada ihtiyati tedbir nedeniyle alacaklının alacağına geç kavuştuğu anlaşıldığından, İİK'nın 72/4 maddesi gereğince davalının tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş hükmün davalı lehine kaldırılarak hükmün düzeltilmesi gerekmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1.b.2.maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2023/16, K. 2025/465, 25 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama