KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/253
- Karar No
- 2024/374
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2024
Karar Metni
3.557 kelime·18 dk okuma·10 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/253
KARAR NO : 2024/374
DAVA
Bankacılık sözelşmesinden Kaynaklanan (Tazminat)
DAVA TARİHİ : 30/04/2019
KARAR TARİHİ : 03/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Bankacılık sözleşmesinden Kaynaklanan (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ----Şubesinde bulunan ---- no’lu hesabındaki 1.000.000,00 TL’nin müvekkilin bilgisi ve onayı dışında sahte EFT talimatı ile başka bir hesaba aktarılması sebebiyle bankanın sorumluluğu kapsamında 1.000.000,00 TL’nin çekildiği 30.01.2018 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tazmini ve davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait mevduat hesabında gerçekleştirilen ve huzurdaki davaya konu edilen EFT işleminin 29.01.2018 tarihinde gerçekleştiğini, huzurdaki davanın açılış tarihinin ise 30.04.2019 tarihi olduğunu, huzurdaki davanın ikamesiyle asıl mağdur edilen tarafın müvekkili banka olduğunu, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacıya ait mevduattan talimatsız havale/ Eft işlemi yapıldığı iddiasına dayalı olan davada, havale alıcısı --- davalı olarak gösterilmediğini, ilgili şahsın da davaya dahil edilmesi gerektiğini, davacı ----- müvekkili ---- Şubesi müşterilerinden olduğunu, banka kayıtlarına göre,
davacının ilgili şube nezdinde vadesiz mevduat hesabını açma tarihinin 29.01.2018 tarihi olduğunu ve ----- müşteri numarası ----hesap numarasıyla açılan hesabın ilk bakiyesinin 1.000.000,00 TL olduğunu, ilgili hesap ekstresi incelendiğinde, işbu bakiyenin eft masrafı ve ---- hesap bakiyesinden tahsil edilmek suretiyle 30.01.2018 tarihinde, ----- Bankası nezdindeki ----- Iban numaralı ----- hesabına havale edildiğini, davacı -----imzasıyla 30.01.2018 tarihinde ------ Şubesi'ne faks yoluyla, yazılı olarak verilmiş bir Eft talimatı mevcut olduğunu, faks talimatındaki imzanın,
davacının şube nezdindeki imza örneğiyle tamamen uyumlu olduğunu ve faks talimatıyla işlem yapma yetkisi, banka ve davacı arasında akdedilen Hesap Açılış Sözleşmesi /Bireysel Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi'nin 9.24. maddesi uygulamasına dayandığını ancak 2018 yılının son aylarına gelindiğinde, davacı ---- ve yine ---- Şubesi müşterilerinden olan dava dışı ---- ve ---- hesaplarından mudi bilgisi ve talimatı olmaksızın havale işlemleri yapıldığı iddialarıyla karşılaşıldığı yönünde şifahi şikayetlerine binaen, Banka Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından Soruşturma Raporu hazırlandığını, raporda tespit edilen hususların en ilgincinin,
üç mudinin de Eft işlemlerinde havale alıcısı olarak adları geçen kişinin --- ile diğer havale lehtarları---- ve ---- aleyhlerindeki sahtecilik ve sakıncalılık kaydı olan şahıslar olmaları ve hesap mudileri dahil tüm şüphelilerin, aynı tarihlerde bankanın haricinde bir çok bankada da benzer dolandırıcılık faaliyetinde bulundukları anlaşıldığını, bu konuda bir çok banka gibi müvekili bankayı da organize bir dolandırıcılık eyleminin mağduru durumuna düşürüldüğünü, bu sebeplerle dava dilekçesinde isnat edilen suçlamaların faili olmaktan ziyade, organize dolandırıcılık eyleminin mağduru olan banka,
---- Cumhuriyet Başsavcılığı'na 04.01.2019 tarihinde sunduğu dilekçe ile aralarında davacı ----- ve iş akdi feshedilen ------bulunduğu 8 kişi aleyhinde suç duyurusunda bulunulduğunu, açıklanan sebeplerle, davacının organize suç örgütü içinde yer almak suretiyle bankadan haksız kazanç elde etme girişiminin parçası olarak gözüken ve gerçek dışı mağduriyet beyanlarıyla dolandırıcılık girişimine yargıyı dahil etme çabasının mevcudiyeti kuşkusu yaratan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Bankacılık işlemlerinden kaynaklanan tazminat davasıdır.
Mahkememizce tüketici mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle verilen karar ---- Bölge adliye mahkemesi ----Hukuk dairesinin ----- Esas ------ karar sayılı ilamı ile davacının yatırım amacı ile hareket eden tacir olduğu gerekçesi ile kaldırılmış bu nedenle mahkememizce davanın esasına girilmiştir.Dava konusu uyuşmazlığın, davacının davalı bankanın ---- şubesinde açtırmış olduğu hesaptan kendi rızası dışında sahte eft talimatıyla 1.000.000,00 TL’nin dava dışı -----isimli kişiye gönderilmiş olduğu iddiasından dolayı sahte eft işlemi olup olmadığı, davalının kusuru olup olmadığı, kusursuz sorumluluk kuralı gereğince sorumlu olup olmadığı,
bu olay sebebiyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davada zamanaşımı olup olmadığı, davalının husumet ehliyetinin olup olmadığına ilişkindir.Mahkememizce taraf delilleri toplanmış ve alanında uzman bilirkişilerden heyet halinde rapor alınmıştır.
Elektronik ve haberleşme mühendisi, bankacı ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden teşekkül ettirilen bilirkişi heyetinden rapor alınmış Bilirkişi heyeti 04.04.2024 tarihli raporunda özetle; "....1-Uyuşmazlık Konusu Davacı, sahibi olduğu şirket ortağının yönlendirilmesi ile ------ adlı kişiyle tanıştığını en az 1 milyon TL yatırarak dahil olabilecekleri büyük bir projeden bahsetti, hesaba yatırılan paranın bankada en az 1 yıl kalması halinde, yurt dışı fonlardan elde edilecek yüksek miktarlı gelir elde edeceğinin ikna edilmesi üzerine, davalı bankanın ----- şubesinde 1 milyon TL tutarlı vadesiz hesap açtığını;
yaklaşık 14 ay sonra 11 Mart 2019 tarihinde mali polis tarafından ifadeye çağrıldığını; bankaya yatırdığı bedelle ilgili paranın durup durmadığını sorulduğunu sonradan Hesabı kontrol ettiğini hesaptaki paranın kendisiyle ilişkili olmayan bir faks talimatına istinaden 30 Ocak 2018 tarihinde ---- Bankası'ndaki bir başka kişinin hesabına aktarıldığından bahisle uğradığı zararın tazmini istediği;
Davalı ise, müvekkili bankanın ----- Şubesi nezdindeki EFT işlemlerini gerçekleştirmiş olan personel-----Banka müfettişine verdiği ifadede, halihazırda mağdur ve şikayetçi rolünü oynayan şube mudilerinin de dahil olduğu dolandırıcılık şebekesiyle birlikte hareket ettiğini itiraf ettiğini.
2018 yılına ilk ayında gerçekleştirilen EFT işlemine karşın huzurdaki dava açılana kadar davacının hiçbir girişim ve itirazının bulunmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; havale alıcısına dava açılmamasının şüphe yarattığını; soruşturma raporunda tespit edildiği üzere 3 mudiinin de----- adlı bir şahısla ortak işlemlerini olmasının aralarındaki irtibatın kanıtı olduğunu; sadece müvekkili bankanın değil diğer bankalarında benzer işlemler sebebiyle ----- Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu; konusu suç teşkil eden bu eylemleri sebebiyle müvekkili bankanın sorumluluğu bulunmadığından bahisle davaya karşı çıktığı;
Hal böyle olunca, davalının hesabından 30 Ocak 2018 günü faks talimatına istinaden gerçekleştirilen havalenin, davacının bilgisi dışında gerçekleşip gerçekleşmediği; banka görevlisi ve havale alıcısıyla davacının işbirliği halinde hareket edip etmedikleri ve buna göre davalı bankanın sorumluluğu olup olmadığı; sorumluluğunun doğmuş olması halinde, halinde tazmini gereken tutarın uyuşmazlık konularını teşkil ettiği
2. Genel Olarak
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesaplarda bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bu konudaki yüksek yargı uygulamasında aşağıdaki ilkelerin vurgulandığı;
Bankalar kendilerine raları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi). "Mevduat"; ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
6098 sayılı TBK'nın 386 ve 387. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı, eğer kararlaştırılmışsa faiziyle birlikte iadeye mecburdur. 6098 sayılı TBK'nın 570/1. maddesi uyarınca da "usulsüz tevdi" halinde paranın nef”i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde, ispatlandığı taktirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.Görüldüğü üzere, yüksek yargı uygulamasıyla, adeta bankalar yönünden kusursuz sorumluluk esasına dayalı değerlendirme yapıldığı;
3. Somut Olayın İncelenmesi
A) Davacının 29 Ocak 2018 günü davalı bankanın ----- şubesinde 1 milyon TL tutarlı vadesiz mevduat hesabı açtığı; işleme/uyuşmazlığa esas talimatın geldiği faks numarasının da ---- telefon kodu ve ----- (davacının anlaşıldığı kadarıyla işyeri ve ikametgahının ----) olduğu; faks talimatının paranı yatırıldığı 29.01.2018 gününü takip eden 30 Ocak 2018 tarihinde saat 12:46'da geldiği; havale talimatı üzerinde “----- teyit alındı 12.30 açıklamasının” yer aldığı; talimat saatinde önce olması yanı sıra, hangi iletişim numarasından ya da elektronik ortamda bu teyidin alındığı belirsiz olduğu,
öte yandan, Davalı Banka'nın Teftiş Kurulu raporunda yazılı ifadesi bulunan havaleyi gerçekleştiren banka mensubu ---- paranın ------ isimli kişiye gönderilmesini içeren faks talimatının bankaya ulaştığını ancak her hangi bir teyit işlemi almadan işlemi gerçekleştirdiğini beyan ettiği;
KURAL OLARAK, davacının havale alıcısı ve banka görevlisi ya da savunmada bahsi geçen irtibatlı kişilerle işbirliği halinde hareket ettiğinin kanıtı olmaması halinde davacının ---- iş yeri olması ve ikametgahında burada olmasına karşın, faks talimatının ---- ilişkisiz ----- gelmesi ve herhangi bir teyit alınmaksızın, daha önce de aynı hesapta benzeri bir talimatla gerçekleştirilmiş teamül haline gelmiş bir uygulama bulunmamasına göre, davacı bankanın bulunduğu konum ve tabi olduğu mevzuat gereği oluşan zararın tamamından sorumlu olacağı;
B) Buna karşılık, davacının bahsi geçen kişiler ve havale alıcısı ya da banka görevlisi ile birlikte işbirliği halinde hareket ettiği halinde, konusunu suç teşkil bir eylem teşkil edeceği; bu durumda/ihtimalde davalının sorumluluğun gündeme gelmeyeceği; ancak ----- Soruşturma sayılı dosyadan 26.02.2020 ve 24.02.2020 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair davacı hakkında verilen takipsizlik kararları bulunduğu; bu karara karşı davalı tarafından itiraz edilip edilmediğinin dosyaya yansımadığı;
Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Hal böyle olunca davacının bahsi geçen kişiler ve havale alıcısı ya da banka görevlisi ile birlikte işbirliği halinde hareket ettiğinin davalının ispat yükü altında olduğu; aksi durumda/ihtimalde yukarıda teorik bölümde açıklanan nedenlerle davalının tazmin borcu altında olacağı sonucuna varılmıştır.
SONUÇ
Sayın Mahkeme'nin görev tevdi eden ara kararı uyarınca yapılan inceleme sonunda:
1. Yukarıda “Uyuşmazlığın İrdelenmesi” başlığı altında (1) sayılı bentte gösterilen uyuşmazlık konusunun bağlandığı teorik sorun tanıtılarak (2) sayılı bentte somut olay özelinin (3) sayılı bentte yapılan irdelemesinde açıklanan nedenlerle, şüphesiz nihai takdir Sayın Mahkemeye olmak üzere;
A) “Uyuşmazlığın İrdelenmesi” başlığı altında (3/A) sayılı bentte açıklanan nedenlerle, davacının ---- şubesinde 29 Ocak 2018 günü vadesiz hesap açmasına ve bu hesaptan teamül haline gelmiş talimatla gerçekleştirilen daha önce hiçbir işlem bulunmamasına ve hemen ertesi günü 30 Ocak 2018 tarihinde ilişkisiz -- bir ---- Bayiinden gelen faks talimatı esas alınmak suretiyle ve telefonlara teyit edilmeksizin 2018 yılı için 1 milyon TL gibi yüksek tutarlı bir havalenin gerçekleştirilmesinden davacının ilişkili kişilerle işbirliği halinde hareket ettiği kanıtlanmadığı sürece- doğan zarardan davalı bankanın sorumlu olduğu;
B) Yukarıda “Uyuşmazlığın İrdelenmesi” başlığı altında (3/B) sayılı bentte açıklanan nedenlerle, , ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekmesine (TMK.m.6); davacının bahsi geçen kişiler ve havale alıcısı ya da banka görevlisi ile birlikte işbirliği halinde hareket ettiğinin davalının ispat yükü altında olduğu; aksi durumda/ihtimalde yukarıda teorik bölümde açıklanan nedenlerle davalının tazmin borcu altında olacağı sonucuna varıldığı;
C) Davacı dava dilekçesinde tazmin alacağına dönüşen hesabından havale edilen miktar için 30.01.2018 tarihinden itibaren ( sorumluluğun benimsenmesi halinde eylemin haksız fiil niteliği de dikkate alınarak ayrıca temerrüt ihtarı aranmadığı) mevduat faizi yürütülmesini istemiş ise de, 3095 sayılı Yasa'da mevduat faizine ilişkin (Özel kanun hükümlerine giren bir tazmin alacağı da olmadığından) herhangi bir düzenleme bulunmadığı,
dava, ticari dava niteliğinde olup, bu davaya konu alacağa 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans faizi oranlarının uygulanması mümkün ise de, davacı avans faizi oranından farklı oranlarda seyreden en yüksek banka mevduat faizini istediğinden, davacının talebiyle bağlı kalınarak, mahkemece kabul kararı verilmesi halinde, avans faiz oranını geçmemek üzere en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte tahsilini isteyebileceği (ayrı yönde -----,HD'nin 13.06.2016 gün ----- sayılı ilamı)..." belirtmişlerdir.
---- BAM ----. HD. ------ Esas ---- Sayılı ilamı "...Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile davacıya ait hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya göndermiş olduğu tek kullanımlık şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini, davacının el ve işbirliğini yada davacının gerekli uyarılara uyması halinde davaya konu sahtecilik işleminin gerçekleşmeyeceğini kanıtlayamamıştır..." belirtmiştir. ( Bu kararın onama ilamı için bkz. Yargıtay ----. HD.-----Sayılı ilamı)
Yargıtay ----HD. ----- Sayılı ilamı "....Mahkemece, davacı Şirket çalışanının EFT talimatlarında şirket yetkilisinin imzasını taklit ederek bankada işlem yapması sonucu davacı şirketin %60, davalı bankanın %40 kusurlu olduğu kabul edilmişse de, birer güven kurumu olan bankalar, aldıkları mevduatları özenle koruyup talep halinde sahibine ödemek zorundadırlar. Bu nedenle davalı banka hafif kusurlarından dahi sorumludur.
Söz konusu zararın, davacının kendi çalışanının suç oluşturan eylemleri sonucu meydana gelmiş olması nedeniyle adam çalıştıran sıfatında olan davacının da çalıştırdığı kişiyi seçmede ve denetlemede üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemek suretiyle özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı gözetildiğinde tarafların müterafik kusurlu kabul edilmesi yerinde ise de somut olayda şirket adına yapılan EFT talimatındaki imzanın sahte olup olmadığına dikkat etmeyerek işlem yapan davalı bankanın kabul edilenden daha çok,
çalışanını iyi seçmeyen davacı şirketin ise kabul edilenden daha az kusurlu olduğu nazara alınmaksızın davacı şirketin %60 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir..." belirtmiştir.Yargıtay ----. HD. -----. Sayılı ilamında "....
Dava, davacının muhasebecisi olan davalının, diğer davalı banka şubesinde bulunan hesabındaki paraları sahte faks talimatları ile zimmetine geçirdiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın, davalı banka yönünden, somut olayda bankanın kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle reddine, davalı muhasebeci yönünden ise kabulüne karar verilmiştir.
Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 99. maddesi uyarınca davalı bankanın sorumluluğunu kaldıran sözleşme şartları geçersiz olduğu gibi, hafif kusurlarından dahi sorumlu bulunan banka, mevduatı gerçek hak sahibine ödemekle mükelleftir. Mevduat sahibi, mevduatın kendisine ödenmediğini iddia ettiğinde banka, ödemeyi gerçek hak sahibine yaptığını ispatlamak zorunda olup ancak bu takdirde sorumluluktan kurtulur.
Bu durumda, davalı Banka'nın mevduatı, mevduat sahibine iadeyle yükümlü olduğu kural olarak kabul edilip, davacının da meydana gelen olayda iyi adam çalıştırmaması nedeniyle 818 sayılı BK'nın 98/2'nci maddesi yollaması ile aynı Yasanın 44. maddesi hükmü uyarınca zararın oluşumunda müterafik kusurlu olduğu gözetilerek mahkemece, davacı ile davalı Bankanın kusur oranlarının ve sorumlu oldukları miktarın belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken anılan hususlar dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir..." belirtmiştir.
Yargıtay ----. HD.-----Sayılı ilamında "...Dava, banka mevduat hesabında bulunan paranın yetkili olmayan kişilerce çekilmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkin olup mahkemece, davacıların davalı banka nezdinde bulunan hesabın takibini yapmadıkları ve kendilerinden beklenen özeni göstermedikleri gerekçesiyle müterafik kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde, şayet ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilirse de birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar.
Mudiye mevduat hesaplarını düzenli olarak kontrol etme zorunluluğu yüklenemeyeceği gibi bu husus müterafik kusur addedilerek tazminattan indirim nedeni de olamayacağından mahkemece, işbu gerekçe ile indirim yapılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir..." belirtmiştir.4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 inci maddesi gereğince bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 386 ve devamı maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur.
Aynı Yasa’nın 570 inci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.Tarafların imzaladıkları Bireysel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinde "Bankaya iletmede kullanacağı Faksın bağlı olduğu telefon numarası Sözleşmenin sonunda imzasının yanında kayıtlıdır.
Müşteri, bu telefon numarası değiştiği takdirde, bu Sözleşme şartlarında işlem yapılmasına esas olacak yeni telefon numarasını (FAKS) Bankaya yazılı olarak bildirecektir.
Müşteri sadece kendisi ve yetkilileri tarafından Bankaya faks ile talimat iletilmesi için gerekli önlemleri alacaktır.” (md 9.24.2) İfadesi yer almakta iken Müşterinin Faks talimatında kullanacağı Faks Numarasını beyan etmediği gibi daha sonra da bankaya bildirmemiş olduğu, öte yandan davalı bankanın Faks talimatına istinaden icra edeceği havaleden dolayı bankanın sorumlu olmayacağını( madde 9.24.3) Banka, Müşterinin Faks talimatını aldığında, Müşterinin yükümlülükleri gereğince gönderilecek yazılı teyidi beklemeksizin talimat gereğini yerine getirecektir.
Banka, faksla kendisine iletilen talimatın üzerindeki imzaları , Müşterinin kendisine tevdi ettiği imza sirküleriyle karşılaştırırken makul bir dikkat gösterecektir.Faks talimatıyla asıl talimat yazısı veya imza sirküleri arasındaki ilk bakışta ayırt edilemeyecek imza bezerliklerinden Faks talimatıyla ilgili hile ve sahteciliklerin sonuçlarından, bankanın sorumlu olmayacağını” beyan ve taahhüt etmiş olduğu görülmektedir.Bir an için sözleşmede bütün sorumluluğun hesap sahibine ait olacağı hakkında hüküm bulunmuş olsa dahi bankacılık usul ve teamüllerine göre ,
mudinin faks talimatının gönderileceği faks numarasını bankaya bildirmesi gerekli olduğu gibi bankanın da havale sırasında talimatın doğruluğu bakımından hesap sahibinden teyit alma yoluna gitmesi bankacılık uygulamasıdır.. Davacı adına gönderilen havale talimatında “Teyit alındı” meşruhatının bulunduğu görülmekte olmakla beraber hangi iletişim numarasından ya da elektronik ortamda (---, e-mail, ya da GSM yolu ile Mesaj alınması gibi) teyit alındığı tevsik edilememiştir.
Banka Teftiş Kurulu Raporunda yazılı ifadesi alınan banka mensubu ---- ait 19.11.2018 tarihli yazılı beyanda “paranın ----- adlı kişiye gönderilmesini içeren fax talimatı şubeye ulaştı ben de herhangi bir teyit işlemi gerçekleştirmeden paranın çıkışını yaptım.” Beyanında bulunduğu görülmektedir.
Keza banka çalışanı bu eylemi karşılığında dava dışı şahıstan 3.000 TL komisyon aldığını belirtmiştir.Yukarıda ifade edildiği üzere davalı banka bir güven kuruluşu olup yüksek yargı uygulaması ile adete kusursuz sorumluluk esasına dayalı bir değerlendirme yapıldığı görülmektedir.Davalının çalışanının usul ve yasaya ve taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı şekilde söz konusu para transferini ceza mahkemesinde örgüt üyeliğinde yargılanan şahıslarla iş birliği içerisinde para karşılığında 3. Şahıssın hesaplarına aktardığı açıktır.
Bu durum zaten banka çalışanının beyanlarından anlaşılmıştır. Banka çalışanı ve iş bu davada ihbar olunan sıfatına haiz olan şahıs davacının da bu örgüt içerisinde olduğunu ifadelerinde belirtmiştir. Mahkememizce uzun süre davacı hakkındaki bu soruşturma sonucu beklenmiştir.
Davalı yan aynı zamanda ceza davasında örgüt üyeliğinden yargılanan şahısların bu para transferinden sonra davacıya para gönderdiklerini belirterek davacının da bu kişilerle iş birliği içerisinde olduğunun delili olduğunu iddia etmektedir. ---- Cumhuriyet Başsavcılığının ----- soruşturma ------- karar sayılı dosyası celp edilerek incelenmiş davacının da içerisinde olduğu 69 kişi hakkında takipsizlik kararı verildiği,
şüphelilerin müştekileri çeşitli bankalarda hesaplar açtırarak içerisine yüklü miktarlarda para yatırmaya ikna ettikleri, bir çok müşterinin bu kar vaadine inanarak hesapları açtıkları şüpheliler tarafından müştekilere vaat edildiği üzere kar paylarının birkaç ay cüzi miktarlarda gönderildiği, daha sonda müştekilerin hesaplarındaki paraların banka çalışanı olan görevliler ve şüphelilerin iş birliği içerisindeki eylemleri ile şüphelilere aktarıldığı, ihbar olunan şahıs ve havale alıcısı olan-----örgüt amaç ve hedefleri için çalışan kişiler olduğu,
davacının da içerisinde olduğu müştekilerin sözde proje kapsamında hesap açtıran kişiler oldukları, kendilerini yönlendiren kişiler ile fikir ve eylem birliği içerisinde bankaların zararına neden olacak şekilde dolandırıcılık suçunu işleme kastı ile hareket ettiklerine dair somut delil bulunmadığı gerekçesi ile takipsizlik kararı verildiği, davacının itirazının da red edilerek verilen kararın kesinleştiği görülmüştür.
Davacının anılan ceza davasında müşteki sıfatı bulunduğu, UYAP sisteminde yapılan sorgulamada hakkında bu suçtan açılmış bir soruşturma ve kovuşturma olmadığı görülmüştür.Her ne kadar davalı yanca hesap açılış tarihinden sonra davacıya bu örgüt üyelerinin para göndermesinin davacının da bunlarla işbirliği içerisinde hareket ettiğinin delili olduğu gerekçesi ile itirazlar ileri sürülmüş ise de maddi gerçeği araştıran ve şekli inceleme de yapmayan savcılık makamının hesap açılışından sonraki bu havalelerin müştekileri kandırmak amaçlı yapılan küçük meblağlı havaleler olduğu tespiti yapılmış olup,
davacının da içinde olduğu 69 müştekinin bu şahıslarla bir irtibatı olmadığı tespiti ile takipsizlik kararı verdiği ve bu kararın da kesinleştiği anlaşılmıştır. Kısacası bu şahısların somut olayda olduğu gibi davacıya yapmış oldukları havaleler davacının da bu yapı içinde olduğunun ispatı anlamına gelmemektedir. Nitekim iddia makamı bu iddiayı da değerlendirmiş ve takipsizlik kararı vermiştir.
Bilindiği üzere hukuk mahkemelerinde taraflarca getirilme ilkesi uygulanmaktadır. Sunulan delillere göre yargılama yapılıp karar verilmiştir. Her ne kadar davalı çalışanı davacının da bu yapı içinde olduğunu belirtmişse de davacı hakkında verilmiş ve kesinleşmiş takipsizlik kararı bulunmaktadır. Davacının müterafik kusurlu bir eylemi tespit edilememiştir.
Davacı anlaşıldığı kadarı ile dolandırıcı olduğu anlaşılan şahsıların tavsiyesi ile bir güven kuruluşu olan bankaya parasını yatırmış, akabinde hesabındaki para sözleşmeye ve bankacılık usul ve teamüllerine aykırı bir şekilde banka çalışanı tarafından 3. Şahısa aktarılmıştır. Davalı yanca yine davacının uzun zaman hesabındaki parayı kontrol etmemesinin basiretsizlik olduğu ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Keza bilirkişi raporuna da aynı itiraz ileri sürülmüştür.
Keza bilirkişi raporunun da 12. Sayfasında davacının paranın havale edilmesi üzerinden 1 yılı aşkın süre geçtiği halde paranın akıbetini araştırmaması ticari hayatın olağan akışına uygun olmadığı yolunda tespit yapılmış ise de Yukarıda aynen alıntılanan emsal Yargıtay ---- HD. ----- Sayılı ilamında belirtildiği üzere Mudiye mevduat hesaplarını düzenli olarak kontrol etme zorunluluğu yüklenemeyeceği gibi bu husus müterafik kusur addedilerek tazminattan indirim nedeni de olamayacaktır.
Tüm dosya kapsamı denetime el verişli bulunan bilirkişi raporu, konuya dair emsal yüksek mahkeme kararları, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, kesinleşmiş olan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar bir bütün olarak değerlendirilmiş davacının uğradığı zararın bir kısmını 3. Şahsılardan tazmin ettiği, davalı bankadan talep edebileceği zarar miktarının 902.500 TL olduğu sonucuna varılmış davanın kısmen kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/253, K. 2024/374, 3 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama