KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/349
- Karar No
- 2025/118
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2025
Karar Metni
1.979 kelime·10 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/349
KARAR NO : 2025/118
DAVA
Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 30/01/2019
KARAR TARİHİ : 12/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının 29.06.2018 günlü genel kurulu toplantısında şirketin azlık oyu sahibi davacının temsilcisinin talebi üzerine gündemin fınansal tabloların müzakeresiyle ilişkili olan 3, 4, 5, 6, 8 ve 9. maddeleri müzakere edilmeksizin TTK'nm 420.
Maddesi uyarınca ertelendiği, ertelenen toplantının 06.11.2018 günü yapıldığı, davacının karşı oylarıyla yıllık raporunun tasdik edilmesine bilanço ve kar-zarar hesaplarının tasdik edilmesine ve özel denetçi tayini isteklerinin reddini, karın dağıtılmamasını, yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesini, yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı TTK'nun 395 ve 396. maddelerinde belirtilen işleri ifa edebilmeleri hususunda gerekli yetkinin verilmesine karar verildiği, alınan kararların hukuka aykırı olduğu, yönetim kurulu faaliyet raporunun gerçeğe ve şirket kayıtlarına aykırı olduğu,
bilanço ve kar-zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin karar kanuna, esas mukaveleye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu, özel denetçi tayini talebinin oylanmamasının anılan maddenin iptali sebebi olduğu, karın dağıtılmamasına ilişkin olarak alınan kararın kanuna, esas mukaveleye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu, huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğu, yönetim kurulu üyelerine TTK'nun 395 ve 396. maddelerince izin verilmesine ilişkin 8 numaralı kararın kanuna aykırı olduğunu, iptal edilmesi gerektiğini, kararların uygulanmasının geri bırakılmasını talep ettiklerini belirterek,
davalının 06.11.2018 günlü 2017 faaliyet yılı ertelenen olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 6, 7 ve 8 numaralı kararların TTK'nın 449. Maddesi uyarınca uygulanmasının geri bırakılmasını, dava konusu toplantıda alınan 3, 4, 6, 7 ve 8 numaralı kararların TTK 445. Madde uyarınca aykırılığı nedeniyle iptalini, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin davalı tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu genel kurul toplantısının 2017 yılına ilişkin ertelenen olağan genel kurul toplantısı olduğu, davacının yıllık faaliyet raporunun onanmasını, fınansal tabloların onanmasını, kar dağıtımına, yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ve yönetim kurulu üyelerine şirketle işlem yapma ve rekabet etme izninin verilmesine dair kararların iptalini talep ettiğini, söz konusu kararların hukuka ve kanuna uygun olduğunu, davanın reddinin gerektiğini, 3 numaralı karar yönünden yıllık faaliyet raporunun onaylanması TTK.
M.
515 uyarınca dürüst resim ilkesine uygun olarak düzenlendiğini, davacının yıllık faaliyet raporunun eksik ve yanıltıcı olduğu yönünde beyanda bulunduğunu, eksikliğin ve hatanın hangi noktalarda oluştuğu konusunda herhangi bir açıklamada bulunmadığını, hazırlanan yıllık faaliyet raporunun, yıllık faaliyet raporunun asgari içeriğinin belirlenmesi hakkındaki yönetm ıdığını, tüm verileri fınansal tablolardaki fınansal bilgilere dayandıran rapor olduğunu, davacının ayrıntılı sorularına yanıt verildiğini, davacının genel kurulda yönelttiği tüm soruların genel kurul tutanağında belirtildiği üzere yazılı olarak yanıtlandığını,
davalı tarafından davacıya ----.
Noterliğinin 22.11.2018 tarihli ve ----- yevmiye sayılı bildirimiyle bilgi iletildiğini, -- numaralı karar yönünden bilanço ve kar-zarar hesaplarının onaylandığını, faaliyet raporundaki usulsüzlükten kar-zarar hesapları için mevcut olduğu iddiası ile bu kararın iptalini talep ettiğini, davacının bilançonun kasten gerçeğe aykırı düzenlendiğini iddia ettiğini, davacının tüm sorularının bildirimle karşılandığını, 6 numaralı karar yönünden kar dağıtılmaması yönünde karar aldığını, davacının kar dağıtılmaması yönündeki kararın kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu yönündeki iddiasını gerekçelendirmediğini,
davacının genel kurulun kar dağıtımına karar verme yetkisini kötüye kullandığı yönündeki iddiasının temeli olmadığını, davacının şirketin 2017 yılında beyan edilen net dönem karının 6.209,31 TL olduğunu ve faaliyet raporunda yönetim kurulu üyelerine ödenen huzur hakkı tutarının 252.000 TL olduğunu, huzur hakkı tutarının net dönem karının 40 katından fazla olduğunu beyan ettiğini, davalının geçmiş yıl zararlar ve ödenmemiş sermaye tutarları bulunduğunu, kar dağıtmamam kararının haklılığının açık olduğunu, TTK.
M.
523 hükmünün izin verdiği üzere şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kar payı dağıtımı yönünden haklı olduğu müddetçe kar dağıtılamayacağına karar verilebileceğini, 7 numaralı karar yönünden huzur hakkı tespiti ile yönetim kurulu üyelerine sırasıyla 8.000 TL, 8.000 TL ve 3.000 TL huzur hakkı ödenmesinin kararlaştırıldığını, davacının bu oranda huzur hakkı verilmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu iddia ve iptalini talep ettiğini, şirketin sermayesi, hacmi ve faaliyetleri düşünüldüğünde takdir olunan huzur hakkının olağan olduğunu,
benzer hacimdeki bir şirketin yöneticilerin alacağı ortalama bir ödemenin de önemli ölçüde altında olduğunu, davalı şirkette kar dağıtılmamasınm ülkenin ekonomik durumunun yarattığı risklerin, diğer yandan davalı şirkette ortakların sermaye borçlarını ödenmemiş olması olduğu, karın dağıtılmamasıyla yönetim kurulu üyelerine makul ücretler tahakkuk ettirilmesinin çelişkili olmadığını, tutarlı olduğunu, 8 numaralı karar yönünden TTK m. 395 uyarınca yönetim kurulu üyelerinin şirketle kendisi veya başkası adına işlem yapmaları TTK.
M.
396 uyarınca şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapması genel kurulun izninin alınması şartına bağlandığını, davaya konu 8 numaralı genel kurul kararında bu yönde izin kararı alındığını, davacının bu kararın alınmasında yönetim kurulu üyelerinin de oy kullanması olmaları sebebiyle kararın iptalini talep ettiğini, davacının yönetim kurulu üyelerini ibra etmediğini belirttiğini, davacının tercihini ibra etmemeden yana kullanmasıyla yönetim kurulu üyelerine karara konu iznin verilmesinin herhangi bir ilintisinin bulunmadığını,
davacı tarafından başka bir ----- şirketine karşı ikame edilen genel kurul kararının iptali davasında ----- Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesinin -----Sayılı kararı ile tamamen bu doğrultuda karar verdiğini, dava konusu genel kurul kararları TTK. M.
445 anlamında kanuna, ana sözleşmeye, dürüstlük kuralına aykırılık arz etmediğini, iptal davasının reddedilmesi gerektiğini, kararların uygulanmasını geri bırakmayı gerektiren herhangi bir sebep olmadığını, iptali talep edilen genel kurul kararları arasında uygulanması halinde şirketi ciddi bir zarara uğratacak herhangi bir karar olmadığını, davacının bu yönde somut bir iddiasının olmadığını, elde edilmesi zorlaşacak bir hakkın varlığından bahsedilemeyeceğini, ihtiyati tedbir talep edilmesini gerektirir ciddi bir durumun söz konusu olmadığını belirterek,
davalının 06.11.2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 6, 7 ve 8 numaralı karaların iptaline ilişkin haksız davanın usule ve esasa ilişkin sebeplerle reddini, kararın uygulanmasının geri bırakılmasına dair haksız istemin reddini, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin davacı tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava Anonim şirket genel kurul kararının iptaline ilişkindir. Anonim Şirket genel kurul kararının iptali Türk Ticaret kanunun 445. Maddesinde düzenlenmiş olup buna göre "..446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." düzenlemesini getirmiştir. Kanunun 446. Maddesinde iptal davası açabilecekler "..(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,
b)Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,
c)Yönetim kurulu,
d)Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri," olarak sayılmıştır. Somut olayımızda davalı ----- 2017 yılı faaliyet yılı ertelenen olağan genel kurulu 06.11.2018 tarihinde yapılmış, azınlık oyuna sahip davacının vekilinin olumsuz oyları ile anılan genel kurul toplantısı gerçekleştirilmiştir. Davanın 30.01.2019 tarihinde yani üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Somut olayımızda vekili ile temsil edilen davacının genel kurul toplantısında alınan kararlara karar alındıktan sonra muhalefet şerhi koyduğu yani peşinen muhalefet etmediği anlaşılmıştır. Davanın esasına girmek için gerekli şekil şartlarının yerinde olduğu anlaşılmıştır. ( Peşinen muhalefet geçersizdir. Bkz. Yargıtay -----. HD. ------Sayılı ilamında "....
6102 sayılı TTK’nın 445 ve 446. maddesinde düzenlenen iptal davasının koşullarına tabi olmakla söz konusu karar yönünden iptal koşullarının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. Kararların iptalini düzenleyen anılan madde hükümlerine göre toplantıda hazır bulunup da alınan karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini toplantı tutanağına geçiren ortağın söz konusu kararlara karşı iptal davası açma hakkının olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı ortağın genel kurulda iptali istenen 15. maddeye yönelik olarak daha karar alınmadan önce karşı çıktığı, bu şekilde muhalefet durumunun öneriye karşı olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkmanın (muhalefetin) bulunmadığı, bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı koşulun yerine getirilmediği anlaşıldığından dava konusu genel kurulun 15. maddesinde alınan karar yönünden yapılan iptal isteminin dava koşulu yerine getirilmediğinden reddine karar verilmesi gerekirken,..." )
Mahkememizce 09.09.2019 tarihli----- karar sayılı dosyada yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne 06.11.2018 tarihinde yapılan 2017 faaliyet yılı ertelenen olağan genel kurul toplantısında alınan gündem m.7 ile alınan yönetim kurulu üyelereine huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın iptaline, davacının diğer maddelere ilişkin iptal taleplerinin reddine dair verilen karar sadece davalı yanca istinaf edilmiş, istinaf incelemesinde ---- BAM ---- HD. -----Sayılı ilam ile kaldırılmıştır.
Bozma sonrası dosya yeni esas alarak iş bu esasa kaydedilmiştir.
Mahkememizce bozma ilamında işaret edilen hususlarda önceki bilirkişi heyetinden bozmaya uygun ek raporlar alınmaya çalışılmıştır.Bilirkişi heyeti bozma sonrası alınan 02.05.2024 tarihli ilk ek raporunda mahkememiz görevlendirme ara kararında açıkça belirtilmesine rağmen sadece şirketin eski tarihli genel kurul kararları nazara alınarak kanaat bildirmiş, 2005 yılından itibaren yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine dair uygulama olduğu 2005 yılında aylık 2.000 TL ödenmesi kararı nazara alındığında 2018 yılında takdir edilen ücretin makul olduğu yönünde görüş belirtmiştir.
Alınan bu rapor bozma ilamında belirtilen ilkeleri karşılamadığından ve denetime uygun olmadığından 10.07.2024 tarihli genel kurulda görev tanımı yapılarak bilirkişi heyetinden yeniden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyetinin en son düzenlediği 25.11.2024 tarihli rapor denetime uygundur.
Bu raporda da belirtildiği üzere şirketin 31.12.2017 tarihi itibarı ile dağıtılabilir karının bulunmadığı, şirketin taahhüt edilen 277.150,00 TL sermayesinin ortaklar tarafından ödenmediği, şirket ortaklarının ayrıca şirkete de 31.12.2017 tarihi itibarı ile 120.000 TL borçlarının olduğu, şirketin 01.01.2017-31.12.2017 arasında 306.497,52 TL faaliyet zararı elde ettiği, bu zararın da genel yönetim giderlerinden kaynaklandığı, yönetim kurulu üyelerine ödenen toplam 252.000 TL ücretin şirketin 1 yıllık genel yönetim giderlerindeki payının %41,82 sini oluşturduğu, huzur hakkının şirketin mali yapısını etkilediği,
dava konusu genel kurulda yönetim kurlu üyelerine takdir edilen ücretin bir önceki ücrete nazaran artış oranının %14,3 olduğu, salt artış oranı nazara alındığında makul gibi görünse de şirketin 2016 ve 2017 mali tabloları incelendiğinde 2016 yılında şirketin 2017 yılına nazaran %70 daha fazla kar elde ettiği, 31.12.2017 tarihi itibarı ile 205.225,35 TL zarar eden şirketin yılık 252.000 TL huzur hakkı takdir etmesinin iyiniyet ve dürüstlük kurallarına da aykırı olduğu,
belirlenen ücretin şirket öz varlığının dahi 1/4 ünü oluşturduğu netice itibarı ile önceki yıllara göre karlılığı azalan davalı şirkette salt eski tarihli uygulamalar ve takdir edilen ücret nazara alınarak sonuca gidilemeyeceği, şirketin içinde bulunduğu mali durumun en önemli kriter olduğu, aynı genel kurulda kar dağıtımı kararı alınmadığı, genel kurulda alınan huzur hakkına dair kararın şirketin içinde olduğu mali durumla uyumlu olmadığı, aynı zamanda örtülü kar dağıtımı mahiyetinde olduğu sonucuna varılmış bu madde bakımından alınan kararın iptaline diğer istemlerin önceki gibi reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/349, K. 2025/118, 12 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama