KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/372
- Karar No
- 2024/399
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2024
Karar Metni
2.125 kelime·11 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/372
KARAR NO : 2024/399
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/05/2023
KARAR TARİHİ : 10/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin personel taşımacılığı ile iştigal etmekte olduğunu, davalı borçlu şirketle uzun bir süre çalıştığını, davalı borçluya verilen personel taşıma hizmetine ilişkin olarak listelenen faturaların tanzim edildiğini ve borçluya tebliğ edildiğini, faturaların vadesinde ödenmediğini ve ayrıca vade farkı faturaları da kesildiğini, 30.04.2022 tarihli ----- nolu, 432.396,20 TL miktarlı, 16.05.2022 tarihli ----- nolu, 64.900.00TL miktarlı, 30.05.2022 tarihli, ----- nolu, 80.880,74 TL miktarlı, 31.05.2022 tarihli ----- nolu, 267.076,29 TL miktarlı, 30.06.2022 tarihli, ----- nolu, 415.604,12 TL miktarlı,
31.07.2022 tarihli, ------ nolu, 109.126,08 TL miktarlı, tarafların kurumsal mail yazışmalarının mevcut olduğunu, faturaları tebliğ alan davalı borçlu şirketin tıpkı müvekkili şirket gibi BA / BS formlarını ve beyannamelerini ilgili vergi dairesine verdiğini, 13 sayılı Vergi Usul Kanunu bilanço esasına göre defter tutan kurumların KDV hariç 5.000 TL ve üzerinde olan mal ve hizmet alımlarını BA, BS formlarıyla vergi dairesine bildirmelerinin yasal zorunluluk olduğunu, müvekkilinin bedeli ödenmeyen bu faturaların tüm vergilerini ödemek zorunda kaldığını,
davalı borçlunun hizmetten yararlandığı halde bu faturaları ödemeyerek müvekkilini ağır surette mutazarrır ettiğini, müvekkilinin orta ölçekli bir şirket olduğunu, çalıştırdığı personelin maaşları, SGK primleri, araçların bakım onarım vb giderlerini yapmaya devam ettiklerini, gününde ödenmeyen tüm alacakların şirkete her açıdan zarar vermekte olduğunu, müvekkilinin uzun bir süre borçların ödenmesini beklediğini, ancak çok sayıda görüşme ve uzun süre beklemesine rağmen ödenmeyince davalı borçlu şirket hakkında ---- İcra Md-----sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını,
davalının yasal süresinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, ----- Arabuluculuk Bürosu Dosya Numarası: ------ Başvuru Dosya Numarası: -----ile yapılan başvurunun olumsuz sonuçlandığını, borcun halen ödenmediğinden dolayı itirazın iptali davası ikame zorunluluğunun hasıl olduğunu, ----- İcra Md. -----sayılı dosyasına borçlu davalı tarafından yapılan itirazın iptalini ve takibin devamına karar verilmesini, haksız ve kötü niyetli itirazdan dolayı %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, %15 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini,
davanın kabulünü yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı şirketin müvekkili şirket aleyhine ---- İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı dosyasından icra takibi yaptığı söz konusu icra takibine müvekkili şirket tarafından yasal süresi içinde itiraz edildiğini, taraflar arasındaki cari ilişkiden kaynaklanan borç-alacak ilişkisinin 31.03.2022 tarihinde 714.631,99 TL müvekkili şirket aleyhine bakiye vermekte olduğunu, bu borca karşılık müvekkili şirket tarafından davacı şirkete 12.05.2022 tarihinde 714.630,00 TL'lik çek verildiğini,
31.03.2022 tarihli borç ve karşılığında davacı şirkete 12.05.2022 tarihinde verilen çek göz önüne alındığında davacı şirketin müvekkili şirketten alacağı 1,99 TL olduğunu, dava dilekçesine göre bu tarihten sonra davacı şirket tarafından takibe konulan alacağa dayanak teşkil eden e-faturalardan sadece 4 adet faturanın personel taşıma bedeli karşılığı düzenlendiğini, 30.04.2022 tarihli ----- no'lu 432.396,20 TL tutarlı, 31.05.2022 tarihli ----- no'lu 267.076,29 TL tutarlı, 30.06.2022 tarihli ------ no'lu 415.604,12 TL tutarlı,
31.07.2022 tarihli ----- no'lu 109.126,08 TL tutarlı olduğunu ve bunun dışındaki iki faturanın vade farkı faturası olduğunu, bunlardan 16.05.2022 tarihli ----- no'lu 64.900,00 TL tutarlı faturanın müvekkili şirket tarafından düzenlenen 18.05.2022 tarihli fatura ile iade edildiğini, davacı şirket tarafından 30.05.2022 tarihinde 80.880,74TL'lik mükerrer bir vade farkı faturası düzenlendiğini, davacı şirket tarafından düzenlenen personel taşıma bedeli karşılığı düzenlenmiş olan 4 (Dört) adet fatura incelendiğinde görüleceği üzere düzenlenen faturaların fahiş olduğunu, kabul edilemeyeceğini,
faturaların yapılan işin karşılığı olup olmadığının belirlenmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin itirazına konu---- İcra Müdürlüğü'nün ----Esas sayılı dosyadan gönderilen icra emri incelendiğinde icra takibine konu edilen diğer alacak kalemlerinin ticari temerrüt faizi ve ticari direnim avans faizi olduğunun görüleceğini, davacı tarafının takip öncesi alacakları yönünden taraflar arasında faiz işletilmesi talebine dayanak olabilecek bir ticari anlaşma olmadığını, müvekkili şirketi temerrüte düşürebilecek bir ihtar ya da ihbarı bulunmadığını,
yargılama sırasında ortaya çıkacak hususların doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, avukatlık vekalet ücreti ile yargılama giderinin davacı yana yüklenmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava personel hizmet taşımacılığından kaynaklı düzenlenen faturalardan kaynaklı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış tarafların ticari defter ve dayanakları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi 04.06.2024 tarihli raporunda özetle "....1- Davacı şirketin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, e- defter beratlarının süresinde alındığı, usul ve yasaya uygun olduğu, kendi leh ve aleyhine delil olma özelliği taşıdığı,
2- Davalı şirketin 2021 ve 2023 yıllarına ait Envanter defterlerinin ibraz edilmediği, diğer defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, e-defter beratlarının süresinde alındığı,
3- Tarafların cari hesapları arasında uyumsuzluk bulunmadığı, tarafların kendi defterlerine göre, davacının 1.305.084,42 TL alacaklı, davalının aynı miktarda borçlu gözüktüğü,
4- Tarafların e-Fatura kullanıcısı olduğu, davacının tanzim ettiği e-Faturalar ile davalının tanzim ettiği iade faturalarının “Temel Fatura” senaryosu ile tanzim edildiği, bilindiği üzere Temel e-Fatura senaryosunda fatura alıcısının faturayı kabul etmekle yükümlü olduğu, alıcının Temel e-Faturayı sistem üzerinden reddetme seçeneğinin bulunmadığı, red veya iadenin ancak harici yollarla yapılabileceği, tanzim edilen faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu,
5- Yukarıda değerlendirme başlığı altında (1V/5) sayılı bentte yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı tarafından tanzim edilen 2021 yılına ait 2 adet ve 2022 yılına ait 1 adet vade farkı faturalarının davalı tarafından iade edilmesi ve en son davacı tarafından tanzim edilen, davalı tarafından kayıtlarına alınarak ret ve iade edilmeyen 80.880,74 TL tutarlı vade farkı faturası hususlarında tarafların bir mutabakat içinde hareket ettikleri kanaatine varıldığı,
6- Tarafların 2022 yılına ait BA/BS Formlarındaki beyanlarının birbiri ile örtüştüğü, uyumsuzluk bulunmadığı,
7- Tarafların kendi defterlerine göre cari hesapları yönünden uyumsuzluk bulunmadığı, Takip tarihi itibariyle davacının asıl alacağının 1.305.084,42 TL (Talep 1.369.983,43 TL) olduğu,
8- Davacının takibinde 55.240,10 TL işlemiş temerrüt faizi ve 99.312,63 TL işlemiş ticari direnim avans faizi talebi bulunduğu, dosya kapsamında davalıya keşide edilmiş bir ihtarname bulunmamasına göre davacının işlemiş temerrüt faizi ve işlemiş direnim avans faizi talebine iştirak edilmediği,
9- Davacının asıl alacağına takip tarihinden itibaren talebinin cinsine bağlı olarak faiz yürütülmesini isteyebileceği.." sonucuna varılmıştır.
Davacı bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bilirkişinin faiz hesaplamaması yönü ile rapora itiraz etmiş TTK'nın 1530.
Maddesi gereği davalının ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşeceğini belirterek bu yönü ile ek rapor düzenlenmesini talep etmiştir.Yargıtay ----HD. -----Sayılı ilamında "...davacı takip talebinde işlemiş faiz talep etmiş ise de TTK 1530. maddesinin konuluş amacının, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olduğu, tacirler arası satım sözleşmelerinde uygulanmasının söz konusu olmadığı..." gerekçesi ile verdiği kararda TTK'nın 1530.
Maddesinin konuluş amacının mal ve tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi büyük şirketlere karşı korumak amacı ile getirilmiş bir hüküm olduğunu ve tacirler arası ticari işlere uygulanamayacağını belirtmiştir.
Davalının davacı tarafından takip öncesi temerrüde düşürülmediği , TTK 1530.maddesinin de iş bu uyuşmazlıkla ilgili uygulanamayacağı, zira her iki tarafın da tacir olduğu, davacının küçük veya orta ölçekli tedarikçi olarak kabul edilemeyeceği ( Yukarıda belirtilen, kanun maddesine ait gerekçede de açıklandığı üzere, TTK 1530.maddenin konuluş amacına baktığımızda, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olduğu,
tacirler arası satım sözleşmelerinde uygulanmasının söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----.Hukuk Dairesi ----- Sayılı kararı ) göz önüne alınarak davacının yerinde olmayan itirazına itibar edilmemiştir.Davalı yan ise vade farkı faturasının hesaplamada dikkate alınmasına itiraz etmiş aynı zamanda verilen hizmetin hak tutarında olup olmadığının tespiti amacı ile teknik bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep etmiş rapora bu yönü ile itiraz etmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme HGK.nun 27.06.2003 tarih --- Esas. ----- Karar s. Kararı'nda;
“Vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda sözleşme bulunması ya da teamül halini almış fiili bir uygulamanın mevcudiyeti gerekir.
Mal bedeline ait faturada belirtilen vadede ödeme yapılmaması halinde vade farkı verileceğine ait şerh bulunması ve faturaya süresinde itiraz edilmemiş olması fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurur ise de vade farkı istenebilmesine olanak vermez” kararı bulunduğu,Somut olayda vade farkı yönünden taraflar arasında sözleşme bulunmadığı gibi teamül halini almış fiili bir uygulamanın varlığından söz edilemez.Davacı tarafından tanzim edilen 2021 yılına ait 2 adet ve 2022 yılına ait 2 adet olmak üzere toplam 4 adet “Vade Farkı” açıklamalı faturalardan ilk 3 adedi davalı şirket tarafından iade faturası tanzim edilmek suretiyle iade
edilmiştir. En son 30.05.2022 tarihli 80.880,74 TL tutarlı fatura davalı şirket tarafından kayıtlarına alınarak ret ve iade edilmemiştir. Davacının cevaba cevap dilekçesinde söz konusu vade farkı faturasının her iki tarafın ortak mutabakatı ile düzenlendiğini, bankadan vade farkı hesabını talep ettiklerini, 80.880,74 olması gerektiğini öğrenmeleri üzerine ortak mutabakat ile bu faturanın düzenlendiğini ileri sürmüştür.
Davacı tarafından 2021 yılında 2 adet 2022 yılında 2 adet olmak üzere 4 adet vade farkı faturası düzenlendiği, davacı tarafından ilk 3 tanesinin iade edildiği, son faturanın ise iade edilmeyerek kabul edildiği, Bu faturanın davalı ticari defter ve kayıtlarına da alındığı, Ba bildiriminde bulunulduğu ve her iki tarafın da ticari defterlerinde aynı alacak bakiyesi olduğu görülmektedir.
Burada artık faturanın değil ticari defter ve dayanaklarının delil gücü ortaya çıkmakta olup davacının kendi defterlerine işlediği,öncekiler gibi iade faturası düzenleyerek iade etmediği bu faturayı kabul ettiği ve Ba bildiriminde de bulunduğu nazara alındığında davalının bu faturaya yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, kendi ticari defter ve dayanaklarının aleyhine delil teşkil ettiği sonucuna varılmış itiraza itibar edilmemiştir.Yine davalının rapora yönelik son itirazı da fatura konusu hizmetin hak tutarında olup olmadığının tespiti amacı ile bilirkişi görevlendirilmesi hususundadır.
Yargıtay ---HD'nin 19.02.2018 gün-----sayılı ilamında ".... Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2).
Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen futuradaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz yüresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan içide edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır.
Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini ka nıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. ” belirtmiştir.( Aynı yöndeki içtihat için Bkz. Yargıtay ---- HD. -----Sayılı ilamı, ---- BAM ----. HD. ----. , ---- BAM ----. HD-----Esas ---- Karar sayılı ilamları ) Neticede taraflar arasında personel taşımacılığı sözleşmesi olduğu zaten tarafların kabulündedir.
Davalı yanca davacı yanca bu sözleşme gereği düzenlenen faturalara itiraz edilmemiş, ticari defterlere işlenmiş, BA bildiriminde bulunulmuştur. Yukarıda alıntılanan emsal yüksek mahkeme kararında da belirtildiği üzere faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir.
Davalı bu faturaları defterine işlemiş, BA bildiriminde bulunmuştur. Her iki tarafın da ticari defterlerinde aynı alacak bakiyesi vermektedir. Artık ispat külfeti davalı üzerinde olup bunun aksinin ancak yazılı delille ispat edilmesi gerekir. Davalının bu nedenle hizmet için düzenlenen faturaların gerçek bedeli içerip içermediği hususundaki bilirkişi görevlendirilmesi talebi yerinde bulunmamış yerinde olmayan itiraza itibar edilmemiştir.
Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay ----. Hukuk Dairesi’nin -----Numaralı kararına göre.
“Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir.
Alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Tarafların tacir olduğu görülmekle takip tarihinden itibaren asıl alacağa yönelik talep edilen faizin yerinde olduğu anlaşılmıştır.Tüm bu anlatılan hususlardan ötürü denetime uygun bulunan bilirkişi raporu ve yukarıda yapılan tüm açıklamalar atıf yapılan emsal yüksek mahkeme kararları gereği davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği vicdani kanaatine varılmış buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/372, K. 2024/399, 10 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama