İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/487 K.2024/866

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2023/487Karar2024/866Tarih18 Aralık 2024Okuma19 dk · 3.840 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/487
Karar No
2024/866
Karar tarihi
18 Aralık 2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.840 kelime·19 dk okuma·7 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/487

KARAR NO : 2024/866

DAVA

Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 14/07/2023

KARAR TARİHİ : 18/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalı tarafından davacı müvekkili aleyhine 14/06/2023 tarihinde----.

İcra Müdürlüğünün ----- sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, ancak davacı müvekkilin takip alacaklısı şirkete böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkil şirketin 18.04.2014 tarihinde bir Anonim Şirket olarak kurulmuş olduğunu ----- Ticaret Odası'na bağlı olarak faaliyet gösterdiğini, firma Bilgi, İletişim Ve medya meslek grubu ana kategorisinde, reklam ajanslarının kullanılacak Medyanın Seçimi, reklamın tasarımı, sözlerin yazılması,

reklam flmleri İçin senaryonun yazımı, satış noktalarında reklam ürünlerinin gösterimi ve sunumu vb. faaliyetlerinde yer aldığını, müvekkil şirketin Mayıs 2023 ayında gerçekleşen Cumhurbaşkanı Seçimlerinde ----- Parti’nin açık hava reklam işlerini yapmayı üstlendiğini,yapılan işleme ilişkin faturaların ise direk ---- Parti'ye kesilmemekte olduğunu müvekkil şirketin yaptığı iş kapsamında çalıştığı mecralara ait yerleri/ürünleri kullanmakta olup bu kullanım karşılığının ise aracı kurum olan ajanslar tarafından müvekkile fatura edildiğini, müvekkil şirketin de bu hususta kiralama yaptığı altındaki ajanslara fatura kestiğini,

müvekkil şirketin Mayıs 2023 seçimlerinde ---- Parti'nin bazı illerde herhangi bir adayının bulunmaması sebebiyle partiden ödeme gelmeyeceğini öğrendiğini, 27.04.2023 tarihinde müvekkilinin söz konusu iş kapsamında çalıştığı mecralardan biri olan davalı tarafa ödeme yapamayacaklarını bildirdiğini ve iptal talebinde bulunduğunu, davalı taraf söz konusu iller için parti tarafından başvuruların yapıldığını, satın almaların tamamlandığını , onayların verildiğini ve ödemeleri yaptıklarını , iptal talebini kabul edemeyeceklerini belirttiğini,

müvekkil şirketin ise haftalık onay usulü ile çalıştığını ve şirketin herhangi bir kusurlu davranışı olmadığını partinin ödeme yapmamasından kaynaklı iptal talebinde bulunduklarını,taraflarına fatura kesilmesi halinde iptal etmek zorunda kalacaklarını belirttiğini ancak davalı tarafça müvekkiline fatura kesildiğini müvekkil şirketinde iade e-fatura düzenlediğini ancak davalı tarafça faturanın kabul edilmediğini müvekkil şirket aleyhine ---- İcra Müdürlüğü ----Sayılı dosyası üzerinden 1.097.287,00 TL alacağı olduğundan bahisle haksız icra takibi başlatıldığını,

dayanılan hukukî ilişkinin gerçekten mevcut olmadığını icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi icra takibinden sonra da ileri sürülebileceğini, borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukukî yararının bulunmasının şart olduğunu, İcra takibinin taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra,

hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini istemesinin mümkün olduğunu, davacı müvekkil şirketin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını menfi tespit davası açılması şartlarının kendi tarafları açısından gerçekleştiğini,dava tarihi itibariyle müvekkil şirketinin halen ---- bankasında ve ---- bankasında toplam 1.471.985,49 -tl tl bloke edilmiş parasının olduğunu, bu sebeple ihtiyati tedbir kararı için teminatsız icra haczinin banka nezdinde blokeli kalmasını , İcra Müdürlüğü'ne banka tarafından ödenmesi halinde davalı borçluya ödenmemesi için tedbir kararı verilmesini,

davalı taraf ile müvekkil şirket arasında mevcut ve geçerli bir hukuki ilişkinin bulunmadığının tespitine, mahkemece icra takibinin durdurulması yönünde teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini bu talebin yerinde görülmemesi halinde takdir edilecek teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesini neticeten ---- İcra Müdürlüğü'nün ----- Sayılı haksız icra takibinin durdurulmasını,fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla,

bu dava sebebiyle uğramış oldukları zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmaması kaydıyla davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, vekâlet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.

Davacı ve müvekkil şirketin ticari defterleri nin incelendiğinde taraflar arasında mevcut ve geçerli bir hukuki ilişkinin olduğunun görülebileceğini, bu nedenle, taleple bağlılık ilkesi gereğince, davacının talebi gibi taraflar arasında mevcut ve geçerli bir hukuki ilişkinin olup olmadığının araştırılmasını ve hukuki ilişkinin tespiti halinde de davanın reddine karar verilmesini, ----Mayıs 2023 ayında gerçekleşen Cumhurbaşkanı Seçimlerinde ----- Parti'nin açık hava reklam işleri kapsamında, müvekkil şirketten Türkiye genelindeki çeşitli illerde Reklam alanları kiralama ve operasyon hizmeti satın aldığını,

gerekli işlemlerin doğrultusunda şirketin edimini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, süreç içerisinde davacı ile müvekkil şirketin mail yoluyla birbirlerine bilgi akışı sağladıklarını ve müvekkilin verdiği hizmetle ilgili billboard, clp , megalight , led ekran görsellerini , asılan afişleri ve sair materyalleri davacıyla paylaştığını, davacının onayı doğrultusunda, müvekkilinin belirtilen illerde reklam alanlarını kiraladığını, gerekli operasyonları yaptığını ve davacının onayladığı hizmeti yerine getirdiğini ,Müvekkil şirketi ile davacı şirket adına 27.04.2023 tarihinde bir takım yazışmaların yapıldığını,

davacı ve müvekkil şirket tacir olduğunu, Cumhurbaşkanı Seçimlerinde ----- Parti'nin açık hava reklam işleri kapsamında, müvekkil şirketten Türkiye genelindeki çeşitli illerde Reklam alanları kiralama ve operasyon hizmeti olduğunu, tacir olan davanın onayından sonra müvekkil şirketin onaylanan illerde reklam alanlarını kiralama ve operasyonel hizmetini yerine getirdiğini ve kiralama bedellerini de hizmeti aldığı diğer firmalara ödediğini,

Davacının bizzat kendi onayı doğrultusunda müvekkil şirketten aldığıı hizmetin bedelini “Plandan çıkarılan bu iller ilgili partiden ödeme gelmeyeceği için size maalesef ödeme yapamayacağız” gerekçesi ile ödememe ve fatura iadesi yoluna gitmiştir.

Bu durumun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkil şirketin, davacıya verdiği hizmetin iadesinin teknik olarak mümkün olmadığını müvekkilinin verdiği hizmeti davacıya verilmekle aynı hizmetin artık geri iadesi mümkün olmadığını,davacının müvekkil şirket dışında gelişen olayları ileri sürerek, müvekkil şirketin kendisine verdiği hizmet bedeli olan 1.097.287,00-TL. tutarı ödememesi üzerine;

davacı aleyhine ----- İcraMüdürlüğünün -----. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını ve icra takibinin kesinleştiğini davacının icra takibinde talep edilen borcuna karşı ileri sürdüğü olayların hukuken mesnedinin olmadığını, davacıya hizmet verildiğini davacının hizmet verdiği ----- Parti'nin davacıya ödeme yapmamasının müvekkil şirket dışındaki bir husus olduğunu, Davacı ile ----- Parti arasında hukuki sonuç doğurduğunu, Davacının ödeme konusundaki muhatabı ----- Parti olduğunu ileri sürülen olayın müvekkil şirketi bağlamadığını,

davacının müvekkil şirkete icra takibinde talep edildiği üzere 1.097.287,00-TL. borcu olduğunu,ve bu sebeplerle,davanın reddine karar verilmesini ,davacının yüzde yirmiden az olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava davalı tarafından davacı aleyhinde ----- İcra müdürlüğünün-----. Sayılı dosyasında takip konusu edilen borçtan dolayı davacının menfi tespit isteminin yerinde olup olmadığı, ----- partinin bazı illerde aday göstermemesi gerekçesi ile davacının davalıya ödeme yapmaktan imtina etmesinin haklı neden olup olmadığı hususuna ilişkindir.

Mahkememizce taraf delilleri toplanmış alanında uzman bilirkişilerden rapor alınmıştır.

Bilirkişi heyeti 19/02/2024 tarihli sunulan bilirkişi raporunda özetle;‘"...1. Uyuşmazlık Konusu

Taraflar arasında 10 Nisan 2023 tarihinde başlayan elektronik posta yazışmaları ve

18 Nisan 2023 günü davacı şirketin onayıyla belirtilen illerdeki açık hava reklam alanlarının

kiralama ve operasyon hizmetine ilişkin sözleşmenin kurulmasından sonra, davacı takip

borçlusunun 27 Nisan 2023 günü ---- Parti'nin bu illerden aday çıkarmayacağı ve kullanımları

iptal ettiğine ilişkin elektronik posta bildirimi üzerine, sözleşmeden dönüp-dönemeyeceği;

buna göre, davacının kestiği 1.097.287,00 TL tutarlı iade faturasını yerinde olup-olmadığı; bir

başka anlatımla, takipte borçlu bulunup-bulunmadığı hususlarının uyuşmazlık konularının

teşkil ettiği (1) sayılı bentte gösterilen uyuşmazlık konusunun bağlandığı teorik sorun (2) sayılı bentte tanıtılarak,;6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 1. maddesinde “ Sözleşme, tarafların iradelerini

karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü

olabilir” hükmüne, 12. maddesinde, “Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi

öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir.” hükmüne nazaran, taraflar arasındaki kurulan

sözleşmenin şekle tabi olmadığı;

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 199. maddesinde "Uyuşmazlık konusu

vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film,

görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi

taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir." düzenlemesi bulunduğu;

Taraflar arasındaki iletişimin elektronik posta vasıtasıyla gerçekleştirildiği; elektronik posta iletişiminin işleyişinde taraflar arasında doğrudan doğruya bir iletişim

bulunmadığından, elektronik posta ile yapılan irade beyanı hazır olmayanlar arasında

yapılmış bir irade beyanı olduğu; elektronik posta vasıtasıyla iletişimde yazılı metnin

muhatabın elektronik posta adresine gönderilip muhatabın elektronik posta kutusuna

kaydedilmekle öneri (irade beyanı) muhatabın hakimiyet alanına girdiği; öneriyi kabul

beyanının elektronik posta yolu ile yapıldığı;Öte yandan bu iletişim yolları ile kurulan sözleşmenin de kabul ve sözleşmenin

kurulduğu anın kullanılan iletişim yollarının özelliğine göre Borçlar Kanun'unun konuyu

düzenleyen yukarıda tanıtılan ilgili maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği somut olay özelinin ;Hazır olmayanlar arasında yapılan sözleşmelerde ise icabı yapan, usulüne uygun

şekilde ve zamanında gönderilen cevabın varmasını beklemesi gereken ana kadar icabıyla

bağlıdır. (609/8 sayılı TBK.m.5/1) Bu durumda sözleşme muhatabın kabul haberini gönderdiği

andan itibaren hüküm ve sonuçlarını doğurmaya başlar. Bir başka anlatımla, kabul haberinin

icapçıya vardığı anda da sözleşme kurulmuş sayılır. ((609/8 sayılı TBK.m.11)

6098 sayılı TBK’nin “Önerinin ve Kabulün Geri Alınması” kenar başlıklı 10.

maddesinde “ Geri alma açıklaması, diğer tarafa öneriden önce veya aynı anda ulaşmış ya da

daha sonra ulaşmakla birlikte diğer tarafça öneriden önce öğrenilmiş olursa, öneri yapılmamış

sayılır. Bu kural, kabulün geri alınmasında da uygulanır. “ düzenlemesi bulunduğu;

Yukarıda inceleme bölümünde (7) sayılı bentte tanıtılan taraflar arasındaki mail

yazışmalarına nazaran, 10 Nisan 2023 tarihinde yer listelerinin gönderildiği; davalının birim

fiyatları reklam alanlarının ve türlerine göre belirttiği; davacının 18 Nisan 2023 günü saat

2017.34'te gönderdiği “son revizelerden sonra aşağıdaki gibi onayı çekebilirsiniz bizimle bütçeyi

paylaşır mısınız” e-postasında sonra, davalının 19 Nisan 2023 günü saat 10.16'da davacıya

gönderdiği mailde “gönderdiğiniz tablo üzerinde son bütçe ektedir devamındaki yazışmalarda

konuya ilişkin bazı illere yer verildiği yayın tarihlerinin” açıklandığı;

Binnetice bu tarihten sonraki yazışmalara nazaran, artık 18 Nisan 2023 tarihi

itibarıyla sözleşmenin kurulduğu sonucunun ortaya çıktığı;Davacının 27 Nisan 2023 tarihinde saat 10.43'te davalıya gönderdiği mailde

“partinin bazı illerde aday çıkarmadığını; bu kullanımların iptal ettiği bildirerek, illeri ilişkin

tabloyu” gönderdiği; aynı gün davalı saat 11.00'de verdiği cevapta “bu iller için biz onayları

verdik, hepsini ödeme yaptık, bu saatten sonra iptal edilmesinin mümkün olmadığı;

başvuruların yapıldığı; parti tarafından satın almaların tamamlandığı; son dakika iptallerini

yazık ki kabul edemiyoruz biçiminde” cevap verdiği;

Yukarıda mali incelemede saptandığı üzere ----12.04.2023 tarih

----- No’lu 135.737,50 TL tutarlı faturası nedeniyle 14.04.2023 günü ödeme

yapıldığı; ---- yönünden ----- Belediyesi’ne en son 26.04.2023 günü ödeme yapıldığına

ilişkin dekont bulunduğu; keza ---- yönünden de, ----- 921.297,50 TL ve

750.197,50 TL tutarlı (başka işleri içeren ödemeler de bulunduğu) ödemelerin yapıldığı;

Hal böyle olunca, sözleşmeye dahil olan ve buna göre oluşturulan bütçeden, davacı

ile ----parti arasındaki ilişkiden, davalıdan bağımsız olmasına, bilahare Parti’nin bazı illerden

aday çıkarmama kararı bağlı olarak kurulan sözleşme hükümlerinin değiştirilemeyeceği;

kurulan akit sırasında bu yönün saklı tutulmadığı; buna göre, davacının iade faturasını nihai

takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere yerinde olmadığı sonucuna varıldığı (3) sayılı bentte yapılan incelemesinden açıklanan nedenlerle kurulan sözleşmeden tek taraflı olarak dönülmesinin olanaklı bulunmamasına nazaran, davacının iade faturası düzenlemesinin yerinde olmadığı sonucuna bağlı olarak, başlatılan takipte takip tarihi itibarıyla 1.097.287,00 TL borçlu olduğu; tüm delillerin takdiri ve hukuki değerlendirmenin tamamı Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere heyetimizin kanaatlerini bildirir işbu rapor üç nüsha halinde saygılarımızla arz olunur.’’şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.

Bilirkişi heyeti ek raporunda özetle "..Davacının, partinin aday çıkarmayacağı illeri bildirerek dönme beyanından sonra, davalının kiraladığı alanlara, asım yapıp yapmadığının dosya üzerinden bilinmesinin mümkün bulunmadığı; kural olarak, günlük ya da haftalık kiralama yapıldığından, belediye ya da özel hukuk kişiliği ile davalı Ajans arasında kira sözleşmesinin kurulması ile davalı Ajansın kiraladığı alanı gün kaybetmeden gün ya da ertesi gün kullanmasının/asım yapmasının ticari hayatın beklentilerine uygun düşen olağan davranış biçimi olduğu;

zira asım yapmayıp beklemesi halinde, kiraladığı alana ödediği bedelin boşa gideceği,Taraflar arasında akit kurulduktan sonra, davacının dönme beyanı üzerine,davalının bu alanları başka partiye kullandırıp kullandırmadığı hususunu dosya üzerinden bilinmesi mümkün değil ise de, davalı tarafından dosyaya sunulan Yüksek Seçim Kurulu'nun ----- sayılı kararından anlaşıldığı üzere, partiler kiralama istedikleri alanları için önceden İlçe Seçim Kuruluna başvuru yapmaları gerektiği.

İlçe Seçim kurulunca alanın uygun görülmesi halinde tahsis kararı verildiği; tahsis edilen bu alanda ilgili partinin vazgeçmesi halinde başka partiye kiraya verilebileceği,Tahsis işleminin İlçe Seçim kurulunca en geç 25 Nisan 2023 saat 11.00'e kadar yapılacağı; adı geçen partinin bazı illerde aday çıkarmama kararının 27.04.2023 tarihinde bir başka anlatımla, tahsis kararından sonra aldığı; ilan ve reklam yerinden yararlanmak istemediğini il ya da İlçe Seçim Kuruluna yazılı olarak bildiren aday için ayrılan yerlerin başvuruda bulunan diğer adaya tahsisi mümkün bulunduğu;

adı geçen parti tarafından bu yönde tahsis edilen yerlerin başka adaya tahsisi yönünde yazılı onay verildiği dosyaya yansımadığı; bu durumda da başka partiye veya adaya davalı tarafınızdan tek taraflı tasarrufla kullandırılmasının mümkün olmadığı....Davalının mecra hakkı kiralamasıyla ilişkili dava dışı----- ile arasındaki akit kapsamında düzenlenen faturaların yukarıda (11-3) sayılı bentte tanıtıldığı; bu faturalarda başka partilerin kiralanan alanların da yer aldığı; ancak bu hususun bir önemi olmadığı; zira bu faturaların davalı ile dava dışı -----arasında piyasa koşulları ve serbest iradeye göre belirlenen bedelleri gösterdiği;

davalının davacıya bu faturaları yansıtmak suretiyle fatura kesmediği; taraftar arasındaki maillere kurulan akitte belirlenen bütçeleri uygun olarak fatura edildiği; davalının üçüncü kişiden kiraladığı alan bedelini aynı şekilde davacıya kiralamasını söz konusu olamayacağı;piyasa koşulları kapsamında taraflar arasındaki maillerde bildilen (kararlaştırılan) bütçelere göre fatura edildiği; davacının da iade faturasında bütçelere aykırı faturakesildiğini ileri sürmediği; bilakis aday çıkarmamaya bağlı olarak bu alanları kullanmak istemediği yönünde dönme beyanında bulunduğu;

hal böyle olunca, dava dışı şirketle davalı arasındaki faturalarda yer alan kayıtların önemi bulunmadığı;Kök raporda yapılan tespitler ve yukarıda inceleme bölümünde yeniden gözden geçirilen dosya delilleri, kök rapordan sonra dosyaya sunulan taraf beyanları ve bu kapsamda yukarıda davacı itirazlarının bağlandığı uyuşmazlık konularının yeniden yapılan incelemesi sonunda, davacı itirazlarını iştirak edilmediği; mevcut delil durumuna nazaran, kök rapordaki tespit ve görüşlerin cari olduğu sonucuna varıldığına... " dair görüş bildirmiştir.

Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle "İrade beyanı" ile bir sözleşmenin kurulmasını amaçlayan "İcap" ve "Kabul" kavramlarının açıklanmasında yarar vardır.

Hemen belirtilmelidir ki, irade beyanı, bir ruhî hâdiseden bir başkasını haberdar etmek üzere yapılan ve bununla özel hukuk alanındaki ilişkilerde değişiklik yapılması, yeni ilişkiler yaratılması veya bu gibi ilişkilerin ortadan kaldırılmasının istendiği, hayatta edinilen tecrübelere, örf ve âdete göre hâlin icaplarından anlaşılan iradenin hareket ve faaliyeti olarak tanımlanabilir -----).

Hemen belirtilmelidir ki, irade beyanı, bir ruhî hâdiseden bir başkasını haberdar etmek üzere yapılan ve bununla özel hukuk alanındaki ilişkilerde değişiklik yapılması, yeni ilişkiler yaratılması veya bu gibi ilişkilerin ortadan kaldırılmasının istendiği, hayatta edinilen tecrübelere, örf ve âdete göre hâlin icaplarından anlaşılan iradenin hareket ve faaliyeti olarak tanımlanabilir (----- İrade beyanları açık (sarih) olabileceği gibi, örtülü (zımnî) de olabilir (Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) m.1/II. fıkra).

Beyanın anlam ve konusu hiçbir yoruma ve karışıklığa meydan vermeyecek şekilde beyan vasıtalarından, yani kullanılan söz, yazı veya işaretlerden anlaşılıyorsa, bu, açık bir irade beyanıdır. Zımnî irade beyanı ise, iradenin varlığını gösteren davranışı ifade eder. Bu anlamda, açık olmayan her türlü irade beyanı, zımnî irade beyanıdır.

İrade beyanının anlamının, yani sonuç iradesinin doğrudan doğruya söz veya işaretlerden çıkmaması, anlaşılmaması hâlinde, zımnî irade beyanı söz konusu olur.

Başka bir deyişle, zımnî irade beyanlarında beyan sahibinin davranışı, işlem iradesini dolaylı bir şekilde ifade eder; onun davranışından, dolaylı olarak işlem iradesine sahip olduğu sonucu çıkar (-----İcap, bir akdi meydana getirmek amacı ile bir şahsın teklifini ihtiva eden ve karşı tarafa yöneltilen bir irade beyanıdır.

Kabul ise, yapılan bir öneriye karşılık karşı tarafça önerene yöneltilen ve sözleşmeyi öneriye uygun olarak meydana getirme arzusunu kesin olarak ifade eden irade beyanıdır.

Kanunun veya tarafların anlaşması ile, yapılacak sözleşme için bir şekil öngörülmüş olmadıkça ya da önerene kabul için bir şekle uyulmasını şart kılmış olmadıkça, kabul beyanı bir şekle bağlı değildir; sözle, yazı ile veya kanaat verici bir davranışla yapılabilir ---- Bu bağlamda, taraflar arasında öteden beri mevcut iş ilişkileri dolayısıyla, o tarihe kadarki uygulama çerçevesinde içlerinden birinin yaptığı siparişi diğer tarafın ayrıca bir kabul beyanında bulunmaksızın bir süre sonra malı göndererek cevaplandırmış bulunması,

durumun bundan sonra da böyle olacağı hususunda bir güven olgusunun gerçekleşmesine yol açacağı belirtilmektedir ----- Öte yandan, taraflar arasındaki somut uyuşmazlığın çözümünde etkili olduğu düşünülen “güven ilkesi”, “güven kavramı” ve “güven sorumluluğu” hakkında açıklamalarda bulunulması yararlı görülmüştür.

Hukukun evrensel ve genel ilkelerinden olan “dürüstlük ilkesi” bazı alt ilkelerin doğmasına sebep olmuştur. Bu ilkelerden birisi “ahde vefa ilkesi”, bir diğeri de “güven ilkesi”dir. Yine dürüstlük ilkesini temel alan bir akım da, irade beyanlarının yorumunda ve dolayısıyla sözleşmelerin kurulup kurulmadığını tespitte “korunmaya layık haklı güveni” esas alan “güven ilkesi”dir. Bu güven ilkesi de, “hukukî görünüşe güvenin korunması” alt ilkesini doğurmuştur.

Güven kavramı, anlam itibariyle sadece etik ve moral beklentilerin mevcut olduğu bir kavram değildir. O, aynı zamanda, toplum içerisindeki bireylerin iletişiminde çok ciddi rol oynayan ve bazı durumlarda eksik kalmış, tamamlanamamış ya da üstü kapalı olarak geçirilmiş, bazı irade beyanlarının yorumlanması ve tamamlanmasında önemli derecede etkisi olan psikolojik-sosyolojik bir kavramdır.

Bilgilendirme gereksinimi içinde, güven kavramının, ekonomik, sosyal ve kültürel anlamları da mevcuttur. Bir görüşe göre güven kavramı, toplum içerisinde, bir bireyin diğer bireylerle olan ilişkilerini tamamlayan; bu ilişkilerin yorumlanmasında kullanılan; ya da o bireyin geleceği ile ilgili olan olaylarda yol gösterici bir rol oynayan, tamamen insanın kendi iç dünyasıyla ilgili bir davranış, bir ruh hâli, bir zihniyet, bir anlayıştır.

Güven kavramının temelinde; doğruluk, dürüstlük, açık sözlülük, içtenlik, gerçeklik, haklılık gibi anlamlar yatmakta; güven kavramının anlamı da sayılan bu ilkelere dayanmaktadır. Bu anlamda güven, iki taraflıdır. Bir birey, ya karşısındakine güvenir, ya da karşısındaki o bireye güven verir. Bir kimsenin çevresine verdiği güven, aynı derecede bir karşılık ve hukukî olarak korunma gerektirmektedir.

Özel bir ilişkiye girmiş taraflardan biri, hukuka ve güven ihlâli söz konusu olduğunda da hukukun öngördüğü yaptırıma güvenerek karşı tarafa güvenmiştir. Karşı taraf omuzlarına da bu güvenden dolayı doğru ve dürüst davranmak ve sadakatli olmak yükümlülüğü yüklenmiştir.

Kendisine güvenilen taraf da yapmış olduğu kendi davranışları ile bu güven olgusunu meydana getirdiği için, güvenen tarafa kendisine neden güvendiği hususunda bir itiraz hakkı söz konusu olmayacağı öğretide ileri sürülmüştür.

Gerçekten de, her iki tarafın menfaatlerini korumak ve dengelemek için ileri sürülen güven ilkesine göre, bir irade beyanını anlamak ve değerlendirmek için, beyan muhatabınca bilinen ve bilinmesi gereken bütün hâl ve şartları dürüstlük ilkesi gereğince değerlendirmek gerekecektir. Böylece, beyana ne anlam verilmesi gerektiği ortaya çıkacaktır. Bu ilkeye göre korunan karşı tarafın, beyan muhatabının haklı güvenidir.

Beyan muhatabının gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin beyanı nasıl anladığına bakılmayacaktır. Beyan muhatabı, kendisine ulaşan beyanı, dürüstlük ilkesi gereği, bildiği veya bilmesi gereken tüm unsurları dikkate alarak anlamalıdır. Yani, onun bu beyanı o şekilde anlaması dürüstlük kuralı gereğince haklı görünmelidir. İşte bu ilke, meydana gelen adaletsizliği ve taraflar arasında gerçekleşen sorunu çözmüş olmaktadır.

Zira, güven ilkesi “karşılıklı birbirini gözetme” ve “bağlılık” esaslarına dayanmaktadır. Bu ilkeye göre, hem beyan sahibinin hem de beyan muhatabının menfaatleri dengede tutulmuş olmaktadır.

Bir yandan beyan muhatabının dürüstlük kuralına göre, bildiği ve bilebileceği bütün olguları değerlendirerek beyana vermesi gereken anlama olan haklı güveni korunmakta; diğer yandan ise, beyan sahibinin yaptığı beyanının, makûl ve dürüst bir sözleşen insan tarafından anlaşılması olağan biçimde anlaşılacağına dair haklı güveni teminat altına alınmaktadır.

Güven sorumluluğunun gerçekleşebilmesi için, bir kimsede hukuken korunmaya layık bir güvenin olması, bu güvene dayanılarak bir tasarruf işleminde bulunulması, tüm bunların da bir kişiye isnat edilebilmesi gerekir.Güven sorumluluğunun Türk pozitif hukukunda özel bir kanuni düzenlemesi bulunmamakla birlikte.

Türk hukuk öğretisinde dürüstlük kuralından hareketle bir olayda güven sorumluluğunun gerçekleşebilmesi için şu şartlar aranmaktadır: Olayda bir “güven” unsuru bulunmalı, zarar gerçekleşmeli, yaratılan hukukî görünüme güvenin pozitif olarak korunması anlamında geçerlilik sonucu bağlanmamalı, zarar ile yaratılan hukukî görünüş arasında nedensellik bağı söz konusu olmalı, başka hukukî kurumların uygulama alanına giren herhangi bir durum söz konusu olmamalı, hukukî görünüşü yaratan kimse kusurlu olmalı, kişinin haklı güveni, yani olayda iyi niyeti bulunmalıdır.

Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 30.01.2013 tarihli ve -----sayılı ve 02.12.2020 tarihli ve -----. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık takibe dayanak alacak kaynklı olarak davacının 27 nisan 2023 tarihli maili ile sözleşmeden dönüp dönemeyeceği buna bağlı olarak iade faturasının yerinde olup olmadığına ilişkindir.6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 1. maddesinde “ Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur.

İrade açıklaması, açık veya ör olabilir” hükmüne, 12. maddesinde, “Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir.” hükmüne nazaran, taraflar arasındaki kurulan sözleşmenin şekle tabi olmadığı anlaşılmaktadır. Tarafların birbirine uygun karşılıklı irade açıklamaları sözleşmenin temel kurucu unsurunu oluşturur.Taraflar arasındaki iletişimin elektronik posta vasıtasıyla gerçekleştirildiği görülmüştür.

Hazır olmayanlar arsaındaki öneride öneren normal bir süre beklemek zorundadır. Bu süre içerisinde öneren önerisi ile bağlıdır.

Bu süre zamanında ve usulüne uygun olarak gönderilmiş bir yanıtın ulaşmasının beklenebileceği ana kadar olan süredir.Elektronik posta iletişiminin işleyişinde taraflar arasında doğrudan doğruya bir iletişim bulunmadığından, elektronik posta ile yapılan irade beyanı hazır olmayanlar arasında yapılmış bir irade beyanı olduğu; elektronik posta vasıtasıyla iletişimde yazılı metnin muhatabın elektronik posta adresine gönderilip muhatabın elektronik posta kutusuna kaydedilmekle öneri (irade beyanı) muhatabın hakimiyet alanına girdiği;

öneriyi kabul beyanının elektronik posta yolu ile yapıldığı;Hazır olmayanlar arasında yapılan sözleşmelerde ise icabı yapan, usulüne uygun şekilde ve zamanında gönderilen cevabın varmasını beklemesi gereken ana kadar icabıyla bağlıdır. (6098 sayılı TBK.m.5/1) Bu durumda sözleşme muhatabın kabul haberini gönderdiği andan itibaren hüküm ve sonuçlarını doğurmaya başlar.

Bir başka anlatımla, kabul haberinin icapçıya vardığı anda da sözleşme kurulmuş sayılır. ((609/8 sayılı TBK.m.11)6098 sayılı TBK'nin “Önerinin ve Kabulün Geri Alınması” kenar başlıklı 10. maddesinde “ Geri alma açıklaması, diğer tarafa öneriden önce veya aynı anda ulaşmış ya da daha sonra ulaşmakla birlikte diğer tarafça öneriden önce öğrenilmiş olursa, öneri yapılmamış sayılır.

Bu kural, kabulün geri alınmasında da uygulanır. “ düzenlemesi bulunduğu;Taraflar arasındaki mail yazışmalarına nazaran, 10 Nisan 2023 tarihinde yer listelerinin gönderildiği; davalının birim fiyatları reklam alanlarının ve türlerine göre belirttiği; davacının 18 Nisan 2023 günü saat 17.34'te gönderdiği “son revizelerden sonra aşağıdaki gibi onayı çekebilirsiniz bizimle bütçeyi paylaşır mısınız” e-postasında sonra, davalının 19 Nisan 2023 günü saat 10.16'da davacıya iz tablo üzerinde son bütçe ektedir devamındaki yazışmalarda konuya ilişkin bazı illere yer verildiği yayın tarihlerinin” açıklandığı.

Binnetice bu tarihten sonraki yazışmalara nazaran, artık 18 Nisan 2023 tarihi itibarıyla sözleşmenin kurulduğu sonucunun ortaya çıktığı sonucuna varılmıştır. Kaldı ki davacının aynı yöntem ile yani karşılıklı gönderilen maillerle davalı ile iş yaptığı sabittir. İhtilaf konusu olmayan bir çok il için de aynı şekilde davalıdan hizmet almıştır.

Sorunsuz şekilde hizmet alınan iller yönünden bu şekilde bir iddia ileri sürülmemiş iken dava dışı siyasi partinin seçime çok kısa süre kala bazı iller için aday çıkarmayacağı yolundaki talebi üzerine davalıdan bu şekilde talepte bulunması ve davalı ile arasında herhangi bir hukuki ilişki olmadığının ileri sürülmesi kişinin kendi yarattığı güven ilkesine de uygun düşmemektedir.

Bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere Yüksek Seçim Kurulu'nun ----- sayılı kararından anlaşıldığı üzere, partiler kiralama istedikleri alanları için önceden İlçe Seçim Kuruluna başvuru yapmaları gerektiği.

İlçe Seçim kurulunca alanın uygun görülmesi halinde tahsis kararı verildiği; tahsis edilen bu alanda ilgili partinin vazgeçmesi halinde başka partiye kiraya verilebileceği,Tahsis işleminin İlçe Seçim kurulunca en geç 25 Nisan 2023 saat 11.00'e kadar yapılacağı; adı geçen partinin bazı illerde aday çıkarmama kararının 27.04.2023 tarihinde bir başka anlatımla, tahsis kararından sonra aldığı,

davalının aday çıkartılmayacağı söylenen iller için zaten dava dışı firmalara, belediyelere ödeme yaptığı, davalı şirketin dava konusu ile ilgili olarak davacının onayı doğrultusunda hizmetlerini ifa ettiği, aldığı hizmetlere ait ödemelerini de yaptığı, davalının taraflar arasında kurulan akitteki yani maillerde belirtilen bütçelere uygun olarak fatura keşide ettiği, davacının da zaten iade faturasında bütçelere uygun fatura kesildiğini ileri sürmediği,

davacının tek taraflı beyan ile sözleşmeden dönmesinin olanaklı olmadığı ve bu gerekçelerle ödeme yapmaktan imtina etmesinin haklı nedene dayanmadığı ve açtığı davasında haksız olduğu sonucuna varılmış denetime uygun bulunan kök ve ek rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş, yargılama sırasında davacı yanca tedbir kararı alınıp uygulandığından İİK'nın 72/4.

Maddesindeki amir hüküm gereği davayı kaybeden davacı aleyhinde tazminata hükmedilmiş buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın reddine,

2-İİK'nın 72/4. Madde ve fıkrası gereği davacının takip konusu asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki tazminata mahkum edilmesine, 219.457,40 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

3-Peşin alınan 22,926,87 TL harçtan, alınması gerekli 427,60 TL peşin harcın düşümü ile geri kalan 22.499,27 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

4-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA ,

5-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,

6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 199.952,65 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7- Tarafların yatırdığı delil-gider avansının artan kısmının talep halinde taraflara veya ahzu kabza yetkili vekillerine iadesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki(2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. Maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. Maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK 'nın 344.maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/487, K. 2024/866, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No : 2023/487
  4. Karar No : 2024/866
  5. Dava
  6. Dava Tarihi : 14/07/2023
  7. Karar Tarihi : 18/12/2024
  8. Gereği Düşünüldü
  9. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/487
Karar No
2024/866
Tarih
18 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/487 K.2024/826
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/487 K.2024/1867
  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/488 K.2024/917
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/488 K.2024/1876
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/489 K.2024/1869
  • İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/490 K.2024/734

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.