KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/593
- Karar No
- 2024/776
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
Karar Metni
1.089 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/593
KARAR NO : 2024/776
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/08/2024
KARAR TARİHİ : 21/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, Davalı/borçlunun ----- İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı haksız itirazın asıl alacak miktarını oluşturan 766.200,00-TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren 766.200,00-TL asıl alacağa avans faizi işletilmesine, takibe haksız ve kötü niyetli itiraz edilmesi nedeniyle davacı lehine davalı aleyhine, 766.200,00-TL tutarındaki asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı/borçlu yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Usul yönünden yapmış oldukları itirazları tekrar eder dosyanın görev ve yetki hususunda reddine karar verilmesini mahkeme aksi kanaatte olması durumunda usul ve esas yönünden eksiklik taşıyan, müvekkil aleyhine açılan bu haksız ve mesnetsiz davanın reddine, ilgili icra dosyasının iptaline, %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.
Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkiyi saptamak gerekli olup, taraflar arasında alım satım sözleşmesinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Dava bu sözleşmeden kaynaklı alacak davasıdır, bu haliyle dava TTK'nun 4.maddesinde sayılan, başka ifade ile bu maddede 6098 sayılı TBK'na atıf yapan sözleşmelere ilişkin olmadığından mutlak ticari davalardan değildir.----- Ticaret Sicili Müdürlüğünün 21/08/2024 tarihli cevabi yazısında; davacı ...'ın gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı bildirilmiştir.Aynı şekilde davalının tacir sıfatı olup olmadığının araştırılması için yazılan müzekkereye ----- Ticaret Odası'nın 21/08/2024 tarihli cevabi yazısında davalı ... oda kaydı bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.
Benzer konuya ilişkin ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesinin ----- esas ve---- karar sayılı ilamında;
"Dosya kapsamında mevcut vergi dairesi yazılarından davalılardan ---- gerçek usulde işletme hesabı olarak (ikinci sınıf tüccar) mükellefiyet kaydının olduğu, diğer davalı ----- ise potansiyel mükellef (ticari olmayan) kaydının bulunduğu, ticari, zirai, serbest meslek faaliyetinden ötürü vergi mükellefiyetinin bulunmadığı, şirket ortağı olmadığı, tacir olmayan davalılara yönelik davanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği anlaşılmakla; mahkemenin verdiği görevsizlik kararı usul ve yasaya uygundur." şeklindeki gerekçelerinin ışığı altında tarafların gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı,
davanın nispi ticari dava olmadığı gibi ortada mutlak ticari bir dava da bulunmadığından uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/593, K. 2024/776, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama