KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/86
- Karar No
- 2025/81
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2025
Karar Metni
2.463 kelime·12 dk okuma·10 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/86
KARAR NO : 2025/81
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/02/2024
KARAR TARİHİ : 30/01/2025
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan ödenmemiş borç nedeniyle takip başlatıldığını ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, anılan nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini iddia ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ve davacı arasında var olan cari hesap ilişkisine göre müvekkilin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, aksine davacıdan 407,78 TL alacak olduğunu, davacı tarafa iade faturaları kesildiğini fakat iade faturalarının davacı ticari defterlerine işlenmediğini, müvekkil iade faturalarını teslim ettiği halde davacı tarafın kayıtlarına işlememesi hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddi ile davacının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini savunmuştur.
DELİLLER
---.İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası, ticari defter ve belgeleri, vergi dairelerinden gelen ba/bs formları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. 15/10/2024 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 17/10/2024 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Bilirkişi raporunda özetle.
Davacıya ait yasal defterlerin Vergi Usul Kanunun 183-184-185 maddeleri ve 6102 Sayılı TTK’nın 64.maddesinde belirtilen usul ve esaslara uygun olarak tutulduğu, kayıtların usulüne uygun olarak gerçekleştirildiği, Vergi Usul Kanunu 223-224-225 maddeleri ile TTK’nın ilgili hükümlerine uygun olarak noter açılış tasdikleri ile GIB onaylı e-beratların yasal süresi içerisinde alındığı, dolayısıyla ticari defterlerin delil niteliğine haiz olduğu, Davalının 2021 yılında işletme defterine tabi mükellef olduğu, bu nedenle defter tasdik yükümlülüğünü bulunmadığı,
2022 ve 2023 yıllarına ait yasal defterlerin Vergi Usul Kanunu 223-224-225 maddeleri ile TTK’nın ilgili hükümlerine uygun olarak noter açılış-kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde alındığı, Davalı ticari defterlerinin “dönemsellik” ilkesine aykırı tutulması ve işbu raporda yer verilen diğer tespitlere göre davacı ticari defterlerine değer verilmesi gerektiği, 01.01.2022 ile 06.12.2023 takip tarihleri arası dönemde davalının davacıdan 8 adet karşılığı 293.578,28 TL tutarlı fatura aldığı,
karşılığında davacıya 73.826,00 TL tutarlı parçalar halinde ödeme yaptığı, takip tarihinden sonra 21.12.2022 tarihinde davacıya 6 adet karşılığı 88.000,00 TL tutarlı senet verdiği, 30.12.2022 tarihinde ise ----- sıra numaralı “Flanşlar” açıklamalı 132.160,06 TL tutarlı iade faturası düzenlediği, iade faturasının alt kısmında davacının 15.11.2022 tarihli ----- numaralı satış faturasına istinaden düzenlendiği bilgisine yer verildiği, bu itibarla davalı iade faturasının 8 günlük itiraz süresini aşar şekilde düzenlendiği, 31.12.2022 tarihi itibariyle davalı nezdinde davacının 407,78 TL borçlu olarak göründüğü,
26.04.2021 ile 06.12.2023 takip tarihleri arası dönemde, davacının davalı adına 13 adet karşılığı toplamda 321.406,61 TL tutarlı satış faturası düzenlediği, karşılığında 168.326,00 TL tahsilat yaptığı, bu itibarla takip tarihi itibariyle davacı nezdinde davalının 168.977,82 TL borçlu olarak göründüğü, ayrıca takipten sonra 02.01.2024 tarihinde 18.000,00 TL, 15.03.2024 tarihinde 20.000,00 TL olmak üzere toplamda 38.000,00 TL ayrı bir tahsilat yaptığı, iade faturasının davacı ticari defterlerinde yer almadığı, 15.03.2024 tarihi itibariyle davacı nezdinde davalının 130.977,82 TL borçlu olarak göründüğü,
İşbu raporda yer verilen tespitlere göre Sayın Mahkemenizin davacı lehinde hüküm kurması halinde huzurdaki dava ile davalıdan istenebilir tutarın 130.977,82 TL olacağı, Davacının takibinde 170,14 TL tutarlı olmak üzere birikmiş faiz talep ettiği, muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla mütemerrit olduğu (TBK.m.117/1): bu yönde temerrüt ihtarına dosyaya rastlanılmadığından davacının faiz talebine mevcut delil durumuna nazaran iştirak edilmediği şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, açık hesaba dayalı genel haciz yolu ile başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde düzenlenmiştir. İcra dosyası celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir.
Ticari defterlerin sahibi lehine olması için HMK m. 222/2’de öngörülen şartlar; defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olması, defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış olması ve ticari defterlerin birbirini doğrulamış olması gerekmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.
Davacı taraf ,bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''.
TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır.
Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.
Somut olayda; davacı davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla ----.
İcra Dairesinin ----- esas sayılı icra takip dosyası ile davalı aleyhine 05/12/2023 tarihinde icra takibi başlattığı, davalının itirazı ile icra takibinin durmuş olduğu, davacı tarafın asıl alacağına yönelik itirazın iptali talebiyle mahkememizde süresi içerisinde huzurdaki davayı ikame etmiş olduğu, yapılan yargılama sırasında tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesinde tarafların kayıtlarını ibraz ettiği, davacı yanın ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun olarak yapıldığı,
davacının davalıya 2021 (8 adet) ile 2022 (5 adet) yıllarında 13 adet karşılığı toplamda 31.406,61 TL tutarlı satış faturası düzenlediği ve yapılan ödemelerin mahsubu ile 130.977,82 TL bakiye alacağının bulunduğu, davalının 2021 yılında işletme defteri tuttuğu ve BA-BS bildirme yükümlülüğünün bulunmadığı ve 2022 yılında ise ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun olarak yapıldığı, davalının sunduğu 2021 yılındaki defterlerde yapılan incelemede gelir ve gider kayıtlarına yer vermesi nedeniyle hesap hareketlerinin tespit edilemediği,
davalının 2022 yılında davalının davacıdan 8 adet karşılığı 293.578,28 TL tutarlı fatura aldığı, takip tarihinden sonra 8 günlük iade süresini aşar şekilde 132.160,06 TL tutarlı iade faturasının düzenlendiği ve iade faturasını davacıya teslim ettiğine ilişkin belge sunamadığı, faturanın açıklama kısmında 15/11/2022 tarihli satış faturasına istinaden yazıldığı, davalının kayıtlarında 407,78 TL borçlu olarak göründüğü, tarafların 2021 yılından gelen devirleri kontrol edildiğinde davacının kayıtlarında 16.333,96 TL borçlu olduğu ve davalının kayıtlarında ise 35.622,75 TL alacaklı olduğu, taraf defterlerindeki farkın 16.298,33 TL olduğu,
davalı kayıtlarında gelir ve gider kayıtlarına yer vermesi nedeniyle farkın denetlenmediği, bu haliyle taraf defterlerinin mutabık olmadığı, hani tarafın defterlerine değer verilmesi hususunda bilirkişi raporunda atıf yapılan TTK 5.maddesi ve ilgili tebliğ hükümlerine davalının dönemsel ilkesine aykırı olarak defterlerini tutması nedeniyle davacının defterlerine değer verilmesi gerektiği kanaati mahkememizce uygun görülmüş, davacının takip tarihi İtibariyle 168.977,82 TL alacaklı olduğu,
davalını takip sonrasında 18.000,00 TL ve dava açıldıktan sonra ise 20.000,00 TL ödeme yaptığı, yapılan bu ödemelerin davacı defterinde kayıtlı olup, davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı kayıtlarının davacı lehine delil teşkil ettiği kanaatine varılarak davacının davalıdan 130.977,82 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacının davalıyı takipten önce temerrüde düşürmediği ve işlemiş faizin dava konusu yapılmadığı anlaşılmıştır.
Nitekim bilirkişi raporunda davalını düzenlemiş olduğu iade faturasının davacı kayıtlarında BA bildirimi olarak kayıt bulunmakta ise de Gelir İdaresi Başkanlığı'nın e-fatura sistemi üzerinden temin ettiğinin açıklandığı görülmüştür.
Yargıtay ---- Hukuk Dairesi'nin 01/06/2015 tarih --- Esas ---- Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere " YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve ----sayılı ilamında açıklandığı üzere. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK md. 23/2).
Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir.
Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.
Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.
İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz.
Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.
Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.m.230).
Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır.
Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur.
Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. ----) Faturanın karşı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü faturayı gönderen tarafta olup, faturayı gönderenin bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, karşı tarafa aittir.
TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur.
Emsal yargıtay kararında belirtildiği üzere, sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olacaktır.
Nitekim Y----.HD'nin 19.02.2018 gün -----. sayılı ilamında "...Dava, TBK 470 ve devamı maddelerde düzenlenen ve konusu kilit parke taşı imali ve teslimi işi olan eser sözleşmesine dayalı olarak bakiye iş bedelinin ödenmediği iddiasıyla yapılan takibe itiraz nedeniyle İİK 67. maddeye göre açılmış itirazın iptâli davasıdır.
Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen futuradaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir.
İtiraz yüresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan içide edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır.
Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini ka nıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir.Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kuralla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı taraf faturaların davalı tarafa tebliği edildiğini ve iade edilmediğini bildirmiş ve tebliğ belgeleri sunmuştur.
Davalı tarafın beyanları ise faturaların tebliğ edildiğini ortaya koymakta ancak teslim edilmeyen malların faturalarının iade edilmediğini savunmaktadır.
Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK190) nedeniyle, tebliğ edildiği anlaşılan faturalara itiraz edildiği veya süresi içinde iade edildiği olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olarak ispat yükü altında olan davalı bunu kanıtlayamamış ve fatura içerikleri kesinleşmiştir.
Bu nedenle davanın kabulü gerekirken kismen kabul kararı verilmesi doğru olmadığının ” belirtmiştir.( Aynı yöndeki içtihat için Bkz. Yargıtay
---- HD. ----. Sayılı ilamı, -- BAM ----. HD. ----BAM ----. HD.----Esas -----Karar sayılı ilamları )
Davacı yanca bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davanını açıldığı tarihte davalıdan 168.977,82 TL alacaklı olduğu, ticari defterlerde takip sonrasında 18.000,00 TL ve dava açıldıktan sonra ise 20.000,00 TL ödeme kayıtlarının mükerrer olduğu, itiraz dilekçesinin ekinde protokol sunulmuş ise de defterlerin aksini kanıtlamaya yeterli olmadığı, basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olan davacının ödemeyi sehven kaydettiğine ilişkin savunması, ödemelerin ticari defterlere kaydedilmesinin doğurduğu sonucu ortadan kaldıracak nitelikte olmayıp, bu savunmaya itibar edilmesi mümkün değildir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalıdan 130.977,82 TL alacaklı olduğu, davalının dönemsel ilkesine aykırı olarak defterlerini tutması nedeniyle davacının defterlerine değer verilmesi gerektiği, 8 sekiz günlük süreden sonra faturanın iade edilmesi nedeniyle ispat yükünün davalı tarafa geçmiş olduğu, artık ispat yükünün davalı tarafa geçmiş olduğu ve aksinin dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediği, faturaya dayalı ve likit olması nedeniyle davacının ayrıca icra inkar tazminatına yasal şartları bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
Dava açıldıktan sonra davalını 20.000,00 TL ödeme yaptığı anlaşılmakla, davanın açıldığı tarih itibariyle haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücreti belirlenmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE; davalı tarafından ---- İcra Dairesinin ----- sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 130.977,82 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz İŞLETİLMESİNE,
3-Asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 26.195,56 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
4-Davalı yanın kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
5-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen 130.977,82 TL lik kısım yönünden alınması gereken 8.947,09 TL harçtan peşin alınan 2.039,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.907,11 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 18.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan toplam 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 2.039,98 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı ve 307,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 6.774,58 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 6.052,09 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer OLMADIĞINA,
8-Kabul red oranına göre belirlenen 3.216,25 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, Yine Kabul red oranına göre belirlenen 383,75 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/86, K. 2025/81, 30 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama