KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/53
- Karar No
- 2025/271
- Karar tarihi
- 26 Mart 2025
Karar Metni
1.527 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/53
KARAR NO : 2025/271
DAVA
Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ :26/07/2024
KARAR TARİHİ :26/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davacı müvekkilinin maliki olduğu taşınmazda konulan ipoteğin kaldırılması içi----İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyasında davalıya tebligat yapılmasının ve müvekkilinin yatırmış olduğu parayı alarak söz konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırmasının sağlaması gerektiğini, davalı şirket terkin edildiğinden ve herhangi bir şekilde tebligat yapılamadığından müvekkilinin yatırdığı paranın da haliyle davalı şirket tarafından alınamadığını ve ipoteğin de kaldırılmadığını, ilgili icra dosyasında ipoteğin kaldırılması işlemlerinin devamı için şirketin ihya edilmesi gerektiğini,
---- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen yazıyla ----- Şirketi'nin sicil kaydının 31.07.2013 tarihinde 6102 Sayılı TTK Geçici m.7 kapsamında resen terkin edildiğinin bildirildiğini ancak şirketin tüzel kişiliğini tekrar kazanması halinde ----İcra dairesinin ----- Esas sayılı dosyasında tebligatın davalıya yapılmasının mümkün olacağını, Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunan diğer kişi ve kuruluşlar haklı sebeplere dayanarak sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceğini,
bu sebeple şirket tüzel kişiliğinin tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi için ihya edilmesi ve tasfiye memuru atanması gerektiğini, ilgili kanun maddesinde 5 yıl olarak belirtilmiş de olsa öğrenme tarihleri yeni olduğundan ve ipoteğin kaldırılması gerektiğinden başka bir hukuki yol mevcut olmadığından bu yola başvurma zorunluluklarının hasıl olduğunu, zira paranın müvekkili tarafından yatırıldığını, ipoteğin kaldırılması gerektiğini ancak ipotek alacaklısının da ortada mevcut olmadığından bir şekilde işlemlerin devam edip ödenen para akabinde ipoteğin kaldırılması gerektiğini, dolayısıyla büyük bir hukuki yararın mevcut olduğunu,
tüm bu nedenlerden dolayı; fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla sicilden terkin edilen ----- vergi kimlik numaralı ve ----- sicil numaralı ----- Şirketi'nin tasfiye dışı kalmış ve ipoteğin kaldırılması için TTK m.547 ve geçici 7. madde uyarınca ek tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi için son tasfiye memurları ... ve ... hasım gösterilerek ilgili şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle;Ticaret Sicili Müdürlüğünün 6102 Sayılı TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün re’sen terkin işleminin “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”,
“6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında olduğunu, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını,
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici 7’nci Maddenin 15’nci fıkrasının “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmünü haiz olduğunu, müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğünün, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, söz konusu şirketin ihyası istenmekte ise de.
“Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 16’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “Bu Tebliğ hükümlerine göre, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü gereğince,
bu işlemin madde hükmünde de belirtildiği üzere ancak bu hususta mahkemeye başvurulmak suretiyle gerçekleştirileceğinin açık olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkili ticaret sicili müdürlüğünün “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, Yargıtay İçtihatları gereğince sermaye artırım yükümlülüğünü yerine getirmediği için ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirketin, tekrar ticari faaliyetlerine devam edebilecek şekilde ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi mümkün olmadığından;
taleple bağlı kalınarak dava dilekçesinde bahsedilen işlemlerle sınırlı olarak dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilebileceği ve tasfiye memuru atanması gerektiğini, 29.05.2024 tarihinde ----- gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren 7511 Sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un konuyla ilgili 16. maddesi gereğince de müvekkili müdürlüğün yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilemeceğinin belirtilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle;
davanın reddini, mahkemece davanın kabulüne kanaat getirilmesi halinde ise dava konusu şirketin dava dilekçesinde anılan işlemler kapsamında ek tasfiyesini ve tasfiye memuru atanması ile müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle davayı kabul ettiğini, aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini talep ettiğini belirtmiştir.
Davalı vekili duruşma sırasında karşı yandan vekalet ücreti talebi olduğunu belirtmiş nitekim kısa karar tefhim edildikten sonra verdiği dilekçede de lehine vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava;6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen dava konusu şirket hakkında derdest olan ----- İcra müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasının yürütülmesi, kesinleşmesi, infazı, taşınmaz üzerindeki ipoteklerin kaldırılması, ilgili dosyadaki taraf teşkilinin sağlanması iş ve işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir.İhya istemine dayanak ----İcra müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyası uyap üzerinden celp edilerek incelenmiş davacının bahsi geçen dosyada ipoteğin kaldırılmasını talep eden olduğu,
ihyası istenen şirketin de aleyhine işlem yapılması istenen şirket olduğu görülmüştür.İhyası istenen şirketin ticaret sicil kayıtları celp edilerek incelenmiş 31.07.2013 tarihinde TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca sicilden terkinine karar verildiği görülmüştür. TTK'nın geçici 7. Maddesinde kaynaklı ihya davalarında husumet sadece işlemi yapan sicil müdürlüğüne yöneltilmelidir.
Şirket tasfiye sürecine girmediğinden şirketin bir tasfiye memuru da olmadığından şirketin ortaklarına veya yetkililerine husumet düşmemektedir. Davacı yanca her ne kadar şirket ortaklarına tasfiye memuru sıfatı ile husumet yöneltilmiş ise de şirketin tasfiye sonucu terkin edilmediği, bahsi geçen kişilerin tasfiye memuru da olmadığı davada pasif husumetleri olmadığı açık olup bu davalılar yönünden bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası “...Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak ... şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.”
İstinaf daireleri önceki kararlarında TTK'nın Geçici 7.maddesine dayılı geçici ihya kararlarında da tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığına karar verilmekteydi.
Ne var ki emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ----sayılı ve 28.09.2021 tarihli ilamı; emsal Yargıtay ----- Hukuk Dairesinin ----- sayılı, 18.09.2023 tarihli ilamı; aynı Dairenin -----sayılı, 25.09.2023 tarihli ilamı; aynı Dairenin ------sayılı, 25.09.2023 tarihli ilamında belirtilen gerekçelerle, Daireler eski uygulamalarından dönmüştür.
Anılan Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere; ihya kararının bir davanın görülmesi, mal varlığının tasfiyesi gibi geçici amaçla TTK'nın Geçici 7. maddesine dayalı ihya kararının verildiği durumlarda ihya kararına konu işlemlerin yapılması bakımından tasfiye memurunun atanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Zira kanun koyucu 6102 sayılı kanunun geçici 7. maddesinin 15.fıkrasında "ihya" terimini kullanmakla birlikte ayrıntılı düzenlemeye yer vermemiş olup ihya konusunda düzenleme, aynı Kanun'un 547. Maddesinde yapılmıştır. Bu genel düzenlemenin TTK'nın Geçici 7.maddesi uyarınca geçici ihya kararı verildiği durumlar da kıyasen uygulanması gerekir.
Yani TTK'nın Geçici 7. maddesi ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünden bir hüküm içermemekle birlikte aynı Kanun'un 547. maddesinde olduğu gibi, mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verildiği durumlarda aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır.
Zira geçici 7. maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yöneliktir.Tüm dosya kapsamından ihyası istenen şirketle ilgili derdest icra takibi olduğu bu nedenle davacının ihya isteminde hukuki yararı olduğu sonucuna varılmış davanın kabulüne karar verilmiştir.
TTK'nın geçici 7.maddesinin 15.fıkarasına 23.05.2024 tarihli ve 7511 sayılı Kanun'un 16.maddesi ile eklenen, "Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz." hükmünün derhal yürürlüğe girmiş olması ve davalının zaten yasal hasım olması nedeni ile davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davalı gerçek kişiler yönünden dava pasif husumet yokluğundan usulden red edilmiş diğer davalı sicil müdürlüğü yönünden davanın kabulüne şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/53, K. 2025/271, 26 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama