KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/19
- Karar No
- 2023/782
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2023
Karar Metni
1.529 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/19
KARAR NO : 2023/782
DAVA
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/01/2020
KARAR TARİHİ : 23/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak(Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: Davacı müvekkilin, davalının keşidecisi olduğu 25.01.2009 tarih 10.000 TL bedelli 30.2.2009 tarih 10.000 TL bedelle ve yine 15.3.2009 tarih 10.000 TL bedelli çeklerden dolayı davalıdan alacaklı olduğunu, söz konusu çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle -----. icra dairesinin ------esas sayılı dosyası kapsamında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine girişildiğini, ardından adliyelerin birleşmesi ve sonucunda yeni esasa kaydolması ile------ İcra dairesi -----esas sayılı dosya numarası almış olduğunu,
davalı tarafın icra takibi devam ederken dosyada işlem yapılmamış olmasından bahisle icra mahkemesine başvurarak 21.07.2017 tarihinde icranın geri bırakılmasını talep etmiş olduğunu, ancak bu davanın ------. icra Hukuk Mahkemesi'nin ---- esas, ----- karar sayılı ilamı ile“çeklerin zaman aşımına uğramadığının anlaşılması” sebebiyle reddedildiğini, bu karara karşı davalının bölge adliye mahkemesine müracaat üzerine hatalı bir şekilde----- bölge adliye mahkemesi----- hukuk dairesi------ esas, ----- karar sayılı ilamı ile ------ icra Hukuk Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermiş olduğunu, İİK m.71/2 hükmüne göre, “borçlu,
takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zaman aşımına uğradığı ileri sürecek olursa, 33/ a maddesi kıyasen uygulanır” şeklinde olduğunu.
İİK m.33/a 2. Fıkrasının, “alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zaman aşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir” hükmünü amir olduğunu, davalı firma tarafından ----asliye ticaret mahkemesi----- esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açıldığını, davanın müvekkil lehine sonuçlandığını, ancak kararın henüz kesinleşmediğini, menfi tespit davasına, müvekkil kazandığından ve bu karar henüz kesinleşmediğinden takibe konu çeklerin zaman aşımına uğramasının söz konusu olamayacağını,
huzurdaki davaya konu icra takibinde takip dayanağı belgenin kambiyo senedi olduğunu, takip dayanağı çekin tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk ticaret kanununun 661,662, 663. maddelerinin uygulanmasının gerekeceğini, 662. maddeye bakıldığında zamanaşımının, davanın açılması takip talebinde bulunulması,
davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi sebepleri ile kesileceğinin açıkça ifade edilmiş olduğunu, anılan maddede mücerret dava açılmasından söz edilmekte olduğunu, 662. maddede belirtilen dava açılması ibaresinden alacak davası, menfi tespit davası, alacak kavuşmak amacıyla açılan tasarrufun iptali davaları ve tazminat davalarının tümünün anlaşılmasının gerekeceğini nitekim konuya ilişkin Hukuk Genel Kurulu'nun da bu yönde yaklaşım ortaya koyduğunu, yargıtayın birçok kararında da borçlu tarafından açılan menfi tespit davasının zamanaşımını keseceğini açıkça ortaya koyduğunu, -----icra Hukuk Mahkemesi---- esas,
----- karar sayılı kararında açık kanun hükmüne ve yüksek mahkeme kararlarına uygun olarak mahkeme kararı gerekçesinde “---- asliye ticaret mahkemesinde ----- sayılı takip dayanağı olan çeklerle birlikte takip dışı bir kısım çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davası açtı, bu davanın henüz kesinleşmediği, zamanaşımının 6762 sayılı Türk ticaret kanununun 662. maddesi gereğince dava açılmasıyla kesileceği,-----asliye ticaret mahkemesinin ----- sayıda takip dayanağı çeklere ilişkin davanın da kesinleşmediği,
bu nedenle çektiğin zaman aşımına uğramadığı anlaşıldığından davacının zaman aşımı itirazının reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur” denilmek suretiyle çeklerin zaman aşımına uğramadığı tesbitinin açıkça yapılmış olduğunu, bölge adliye mahkemesi ise ilamında oldukça hatalı şekilde, “tespit davasının derdest yada kesinleşmediğine yönelik alacaklının (yani müvekkilin) de açık bir itirazına tesadüf edilmemiştir” Şeklinde gerekçelendirdiği,
oysa----- icra hukuk mahkemesi ---- esas sayılı dava dosyasında verilen cevap dilekçesinin------ nolu bendinde açıkça menfi tespit davası açıldığı ve zaman aşımı incelemesi yapılamayacağının açıkça ileri sürülmüş olduğunu, derdest davaya konu çeklerin takibe konulduğu icra takibine ilişkin olarak menfi tespit davası dışında altı ayrı davanın da taraflar arasında görülmekte olduğunu, taraflar arasındaki dava dosyaları, şikayetler, esas ve talimat dosyaları incelendiğinde görüleceği üzere müvekkil icra iradesini aralıksız olarak sürdürmüş olduğunu,
borçlunun müvekkilden mal kaçırma amacıyla yapmış olduğu devirlerin iptali amacıyla da davaların açılmış olduğunu ve derdest olduğunu, açıdan ve görülmekte olan davalar sebebiyle davalının zaman aşımı savunmasının kabul edilemeyeceğini, öte yandan asla kabulü anlamına gelmemektedir ve çeklerin bir an için zaman aşımına uğradığı düşünülse bile bu halde zaman aşımına uğramış çek yazılı delil başlangıcı oluşturacağını, bu yönüyle alacan tanıkla da isbatının mümkün olabileceğini,
müvekkilin -----. asliye ticaret mahkemesinin -----esas sayılı menfi tespit davasında kazanmış olduğu dikkate alındığında bu kararın huzurdaki dava yönünden kesin delil teşkil edeceğini belirterek dava konusu çeklerinin zaman aşımına uğramadığının tespitini ve icra takibinin devamına karar verilmesine talep ve dava etmiştir.Taraf teşkilinin usulüne uygun sağlandığı görüldü.
Davalının cevap dilekçesi sunmadığı ve duruşmalara katılmadığı görüldü.Tarafların uhdesinde olan tüm delilleri ibraz ettikleri, getirtilmesi gereken delilleri ilgili yerlerden getirtilerek dosya içine alınmıştır.Dosya tüm delillerin ibrazından sonra konusunda uzman teknik bilirkişiye tevdi edilmiş, teknik bilirkişi 17/01/2021 tarihli ayrıntılı raporunda;"Davalı firma tarafından -----. asliye ticaret mahkemesi ------ esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açılmasının 6762 sayılı TTK'nun 662 maddesi bağlamında zamanaşımı süresini kesen “dava” kavrami içinde mütalaa edilmemesinin mümkün olabileceği,
Medeni usul hukuku teorisinde menfi tespit davası her ne kadar borçlu tarafından alacaklıya karşı açılan ve alacaklının iddia etmiş olduğu hukuki ilişkinin mevcut olmadığının tespitine yönelen bir talebi içerse de teknik anlamda bir “dava” olarak ve dava türleri içinde değerlendirilmekte olduğu,
6762 sayılı yasanın 662. maddede genel olarak bir “dava “ifadesi kullanılmış olup tek tek dava türlerine ilişkin özellikler bakımından açıklama yapılmamış olduğuna, Kanun koyucu böyle bir istisna öngörmediğine ve genel ifade olarak “dava” ibaresine yer verildiğine göre borçlu tarafından açılan menfi tespit davasının zaman aşımını kesme özelliğinin bulunduğu sonucuna varmanın mümkün olabileceği, somut olayda takibin başlaması tarihi 29.12.2008, haciz tarihi ise 16.7.2009 ise de arada ödeme emri ve bu ödeme emrinin tebliği dikkate alındığında,
(ödeme emri de bir icra takip işlemidir) takip ile haciz arasında takibin zamanaşımına uğramasından söz edilemeyeceği,Sayın mahkemenin aksi kanaatte olması halinde dahi takibe konu olan senetlerin kambiyo senedi niteliğinde olduğu dikkate alındığında, zaman aşımına uğramış olan çeklerin delil başlangıcı meydana getireceği Mütalaa edilmektedir." görüşünü bildirir rapor tanzim edilmiştir.Bilirkişi raporunun taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği görüldü.
DELİLLER
*Tüm dosya kapsamı, *Gelen giden müzekkere cevapları, *Bilirkişi raporu, ----- İcra Müdürlüğünün ------Esas sayılı dosyası,
İNCELEME VE GEREKÇESİ
Dava, Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) talebine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Davaya konu uyuşmazlığın tespiti. Davalının keşideci olduğu 25/01/2009 tarih 10.000 TL bedelli, 30/02/2009 tarih 10.000 TL bedelli 15/03/2009 tarih 10.000 TL bedelli çeklerden dolayı alacaklı olup olmadığı ve aynı zamanda bu çeklerin İİK 71 maddesi yollamasıyla 33- A maddesi gereğince zaman aşımına uğramadığının tespiti hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Somut olayda.
Davaya konu takibin 29.12.2008 tarihinde açıldığı, çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle ---- İcra dairesinin ----- esas sayılı dosyası kapsamında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine girişildiği, ardından adliyelerin birleşmesi ve sonucunda yeni esasa kaydolması ile ----- İcra dairesi -----esas sayılı dosya numarası almış olduğu, 16/07/2009 tarihinde haciz yapıldığı anlaşılmaktadır.
Alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresinin belirlenmesi noktasında ise çeklerin keşide edildiği tarih itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı Eski Türk Ticaret Kanunu 726. Maddesinde ''Hamilin ;cirantalarla keşideci ve diğer çek borçlularına karşı haiz olduğu müracaat hakları ibraz müddetinin bitiminden itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar.
Çek borçlularından birinin diğerine karşı haiz olduğu müracaat hakları bu çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine karşı dermeyan edildiği tarihten itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar şeklindedir. Somut olayda takibin başlaması tarihi 29.12.2008, haciz tarihi ise 16.07.2009 ise de arada ödeme emri ve bu ödeme emrinin tebliği dikkate alındığında takip ile haciz arasında takibin zamanaşımına uğramasından söz edilemeyeceği değerlendirilmektedir.
Borçlunun davacıya karşı 15.09.2010 tarihinde-----. Asliye Ticaret Mahkemesinde takip dayanağı olan çeklerle birlikte takip dışı bir kısım çeklerden de borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davası açtığı da anlaşılmaktadır.(ETK)6762 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre, zamanaşımı; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi sebepleriyle kesilir.
Borçlunun açmış olduğu menfi tespit davasının kanunda sözü geçen ve zamanaşımını kesen bir unsur olduğu, kanun koyucunun dava ifadesine yer verdiği, medeni usul hukuku teorisinde menfi tespit davası teknik anlamda bir davadır ve dava türleri içinde değerlendirilir. Nitekim 662. Maddede genel olarak bir dava ifadesi kullanılmış olup tek tek dava türlerine ilişkin özellikler bakımından açıklama yapılmamıştır.
Kanun koyucu böyle bir istisna öngörmediğine ve genel ifade olarak ''dava'' ibaresine yer verdiğine göre borçlu tarafından açılan menfi tespit davasının zaman aşımını kesme özelliğinin bulunduğu sonucuna varmak gerekir.İİK M.71/2; ''Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33 a.
Maddesi hükmü kıyasen uygulanır'' ve İİK m33a/2'' Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir.
Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder'' şeklindedir.Dosya kapsamı incelemesinden anlaşıldığı üzere davacının borçluya karşı başlatmış olduğu takipte alacağının zaman aşımına uğradığından söz edilemeyeceği anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/19, K. 2023/782, 23 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama