KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/334
- Karar No
- 2024/693
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2024
Karar Metni
2.247 kelime·11 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/334 Esas
KARAR NO:2024/693
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ:13/05/2022
KARAR TARİHİ: 25/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davacı müvekkili ile Davalı firmanın da aralarında bulunduğu firmalarla; ----- kurulduğunu, bu firmaların ---- işlerinden dolayı davalı tarafın, davacıya -------- tarihi itibari ile toplam 2.969.640,50-USD borcunun olduğunun Protokol ile imza altına alındığını, davacının firmalardan alacağı olan 2.969.640,50-USD nin bu protokol ile davalıya devredildiğini, daha sonra davalıya devredilen bedel mukabili davalı şirketten ----- güneş panelinin satın alınmasına karar verildiğini, ilgili panelin faturasının 3.185.910,79-USD KDV dahil olarak müvekkil tarafına -------- tarihinde kesildiğini,
11/12/2017 tarihli protokol gereği virmanların yapıldığını, 21/12/2017 tarihinde de, davalıya 216.877,32-USD ödeme yapıldığını, muhtelif tarihlerde teslim edilen toplam 15.068 adet panellerden 3.450 adet eksik teslim alındığını, dolayısıyla davacı tarafından tüm panel bedellerini içerir şekilde kesilen fatura kabul edilmesine rağmen açık bir biçimde 3450 adet panel davalı tarafından , davacı müvekkiline teslim edilmediğini, bunun üzerine ------ yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalıya keşide edilerek eksik panellerin teslimi ya da bedeli olan 593.551,80 USD'nin ödenmesinin istendiğini, tarih itibari ile davalının temerrüde düştüğünü ,
yine -----yevmiye numaralı ihtarnamesi ile de taleplerinin yinelendiğini, sarf edilen bu gayretlere karşın sonuç alınamayınca ----------- tarihinde davalı aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığını, müvekkil tarafından teslim alınmayan 3450 adet panel ile alakalı 31/12/2018 tarihli iade faturası tanzim edilerek davalıya teslim edildiğini, iade faturayı tebellüğ eden-teslim alan ve her hangi bir itirazda bulunmayan davalı tarafın bu faturayı defter kayıtlarına işlemediği için defter incelemesinde hali ile davacı müvekkile borçlu olarak görünmeyeceğini,
davalının teslim edilmeyen 3450 adet panel bedeli olarak müvekkile 593.551,80.- USD borçlu olduğunu, borçlu tarafından dosya borcuna itiraz edilmiş olup, icra takibinin durduğunu, sonra arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve 25/10/2021 tarihinde anlaşmazlık tutanağı tutularak gelinen aşamada başkaca tüm yasal yollara müracaat haklarımız saklı kalmak kaydı ile huzurdaki davanın ikamesi zaruriyeti doğduğunu beyanla fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak üzere şimdilik 50.000,00 USD miktarı üzerinden takip talebinde yazılı şartları ile fiili ödeme günündeki ------satış kuru karşılığı Türk Lirası karşılığı üzerinden iptaline, takibin,
takip talebinde yazılı şartlarla aynen devamına, karşı yanın borca itirazının kötüniyetli olduğu açık olmakla dosyamız talep edilen alacağının % 20’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ederiz.Davalı vekili verdiği cevap dilekçesinde;
------- sayılı dosyası kapsamında, müvekkil nezdindeki sözde borcun tahsili maksadıyla müvekkil şirkete karşı başlatılan takibe, müvekkili tarafından süresi içinde itiraz edildiğini, davacı şirketin iş bu dava ile ilgili uyuşmazlık (itirazın iptali) ile ilgili olarak --------sayılı dosyası kapsamında arabuluculuk başvurusu yaptığını, , taraflar arasında anlaşma olmadığını, buna rağmen, davacı vekilinin ------- tarihinde ------- üzerinden aynı dosyaya ilişkin yeni bir arabuluculuk başvurusunda bulunduğunu, nihayetinde de iş bu davanın ikame edildiğini,
İtirazın iptali davası yönünden davacı yanın bu tür bir nakit alacağın varlığına dair herhangi bir emare ortaya koyamadığını, aksine taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi nazar alındığında, esasen davacı şirketin alacaklı konumda bulunmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete karşı borçsuzluk iddiasındaysa , bunun bir menfi tespit davasıyla yargı önüne taşıyabileceğini, şu hâlde huzurdaki dava ile davacının müvekkili şirketten alacağı olduğunu iddia etmesinin hukuki açıdan izah edilemeyeceğini, gerek ilgili takip ve gerekse söz konusu takibin devamı için ikame edilen huzurdaki “itirazın iptali” davasının haksız,
mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, davacının müvekkilinden herhangi bir alacağı bulunmamasına rağmen haksız olarak icra takibi yaptığından % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesinin gerektiğini, Müvekkili şirketin, dava dışı ----- yavru şirketi olduğunu, dava dışı ------ uluslararası bir şirketler grubu olan ---- yer aldığını, ------- üreten ve dünya çapında ---------- elektrik üretimine yönelik projeler geliştirerek bunların yüklenimini üstlenen uluslararası bir grup olduğunu,
müvekkil şirket ------ iştirakleri de dahil ----- tümünün hisselerinin dolaylı olarak sahibi konumundaki ----------kurulmuş olup ilk olarak alçak gerilim dağıtım ürünlerinin üretimi ve satışı alanlarında faaliyet gösterdiğini, ilerleyen dönemde ------- orta gerilim ve yüksek gerilim ürünlerinin üretimi yönünde genişleterek ve nihayet------ ve üretim faaliyetlerini yoğunlaştırarak bu alanlarda -----büyük firması konumuna ulaştığını, ------- yılından beri ----doğrudan yabancı yatır mevzuatına uygun biçimde faaliyet gösterdiğini, topluluğun güneş enerjisi sektöründeki kolu ----- davadışı ------bulunduğunu,
--------- sermayesi bugün itibariyle 150.000.000 TL tutarında olduğunu, davalı müvekkili şirketin de aralarında bulunduğu toplamda 28 bağlı şirketin paylarını tümüyle elinde bulunduran---------, kamu menfaati doğrultusunda ve -----enerji bağımsızlığı ve arz güvenliği hedefi paralelinde toplamda ----- güce haiz çevre dostu, sürdürülebilir yenilenebilir enerji yatırımları gerçekleştirdiğini, bu minvalde,-------- mevkilerindeki projelerin hayata geçirilmesi için, davalı müvekkil------ iştirakleri, yüklenici sıfatıyla davacı -----anlaştığını, bu doğrultuda dava dışı iştirakler ile davacı arasında müstakil Mühendislik,
---- akdedilmiştir ------ Davaya esas meseleden tümüyle bağımsız işbu ------- mezkür projelerin “anahtar teslim” inşasına yöneliktir.
Belirtmemiz gerekir ki: davacının baştan savma iddialarının aksine davalı müvekkil ------ esindeki diğer firmalarla davacı arasında imzalanmış söz konusu -------olmadığı gibi; davacı ile kendi adına imzaladığı müstakil bir ----- mevcut olmadığını, esasen, davalı müvekkil -------- arasında tipik bir, alım satım ilişkisi bulunduğunu, bu alım satım rabıtasından kaynaklı cari hesap kayıtlarının ibraz edildiğini, söz konusu hesapların incelendiğinde, davalı----- herhangi bir. borcu bulunmadığının: bilakis davalı ---- davacı ------- alacaklı bulunduğunun kolayca anlaşılacağını, öte yandan, “Protokol” başlıklı belgenin,
davacı -------- Sözleşmeleri kaynaklı “alacaklarının”, davalı müvekkil -------karşı olan borçlarının teminatını teşkil etmesi maksadıyla temlikine ilişkin olduğunu, söz konusu temlik işleminin cari hesap kaydındaki borcu------- kendiliğinden sona erdirmediğinin izahtan vareste olduğunu, nitekim Türk Borçlar Kanunu' 1. Maddesi hükmü gereği: alacak bir edim karşılığında devredilmişse devreden devir sırasında alacağın varlığını garanti etmiş olacağını, aynı şekilde,
mezkür Protokol'ün son paragrafındaki sözleşmenin hiç bir hükmünün borçlulardan herhangi biri veya tümü ile Devir Eden arasındaki müstakil şözleşme hükümlerini değiştirdiği veya Borçlular üzerinde bir sorumluluk veya yükümlülük tahsis ettiği veya Borçlular tarafından verilmiş bir kabul, beyan ve taahhüt içerdiği şeklinde yorumlahamaz” ifadesiyle, bu müstakil sözleşmesel ilişkilerin nisbi niteliği ve davacı ----- davalı mi vekkil ------ borçlarından ötürü aslen sorumlu kalmayı sürdüreceği açıkça vurgulandığını, şu hâlde,
davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan Protokolün sadece ve sadece davakı -------davalı müvekkili şirkete karşı borçlu kalmayı sürdürdüğüne ve temlik ettiği mevcut ve müstakbel alacakların” varlığını garanti ettiğine karine olduğunu, davacı -----tahtında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirememesi dolayısıyla ilgili hakkediş aşamalarını tamamlayamaması sebebiyle;
temlik işleminin pratikte bir kalmadığını, hal böyleyken davacının davalı müvekkiline karşı cari hesap borçlusu konumunu sürdürdüğünü, iş bu davanın 1 yıllık hak düşürücü süre tamamlandığı halde açıldığını, ----------- Esas sayılı dosyası kapsamında, müvekkil nezdindeki sözde borcun tahsili maksadıyla müvekkil şirkete karşı başlatılan takibe, müvekkil tarafından derhal ve süresi içinde itiraz edildiğini, bu itiraz üzerine,
davacı şirketin iş bu dava ile ilgili olarak ----- sayılı dösyası kapsamında arabuluculuk başvurusu yaptığını, ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, böylelikle, davacı -------- müvekkilinin vaki itirazına en geç mezkür arabuluculuk dosyasının açılış tarihinde muttali olduğunun ortada olduğunu, Öte yandan, davacı ----- başvurusu üzerine başlayan süreçte taraf teşkilinin sağlandığı,
gerek o tarihte ve gerekse bugün itibariyle, başvuran davacı ----- müvekkili şirket arasında yalnızca tek bir icra dosyası mevcut olduğunu, Dolayısıyla, davacı vekili ------ üzerinden aynı dosyaya ilişkin yeni bir arabuluculuk başvurusunda bulunduğu vakit mükerrerlik itirazında bulunmaları sonucunda ------- dosya kapsamında zorunlu arabuluculuğun ilgili icra takibine yönelik itirazımızın iptali yönünde açılacak dava ile bağlantılı olarak tamamlandığını beyanla davacı tarafın haksız ve mesnetsiz ihtiyati tedbir ve haciz taleplerinin reddine, hukuki yarar ve hak düşürücü süre yönünden sakat davanın usulden reddine,
davacının alacağının varlığını ispat edemediği, bilakis aksi yönde ispatın dosyaya sunulan deliller somutunda vaki olduğu gözetilerek haksız davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava İİK 67.maddesi kapsamında faturaya dayalı alacak nedeniyle davacı tarafından başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ve alacak davasıdır.Davacı taraf, davalıyla güneş paneli satışı sözleşmesi yapıldığını, satış bedelinin davalıya ------- alacağın devri suretiyle ödendiğini, davalının, yapılan bu ödemeye karşılık 590.295,00 USD' lik panelin teslim edilmediğini, davalının bu teslim dilmeyen malın bedelini iş bu davada tahsilini talep ettiği, davalının ise davacıya borcunun olmadığı,
aralarındaki sözleşmenin geçerli bir temlik sözleşmesi olmadığı davanın reddi gerektiği savunmasında bulunduğu görülmektedir.Taraflar arasında, davacının, dava dışı ve dava dilekçesinde belirtilen şirketlerden olan 2.969.640,50 TL alacağının devredildiği 11.12.2017 tarihli protokolün taraflar arasında geçerli olup olmadığı, davacının davalı şirketten 18.518 adet güneş panelinin bu protokolde devredilen alacak mukabilinde satın alınıp alınmadığı, 3.450 adet güneş panelinin davalı tarafından davacıya teslim edilip edilmediği ve davacının 3.450 adet panel bedeli talebinin haklı olup olmadığı,
11.12.2017 tarihli protokolün taraflar arasında mevcut cari hesap ilişkisi ile bağlantısı ve protokol ve cari hesap ilişkisi kapsamında davalının davacıya borçlu olup olmadığı, buna bağlı olarak davacı tarafça davalı aleyhine --------sayılı dosyasında başlattığı takibe davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır.Davacı tarafın kısmi dava dilekçesinde başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın 50.000,00 USD'lik kısmının iptalini talep etmiş, 26.06.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle kalan 523.889,19 USD' davalıdan tahsiline şeklinde talepte bulunmuştur.
İtirazın iptali davasında dava konusunun ıslahla artırılması mümkün olup, artırılan kısım için tahsil hükmü kurulması gerekir.Mahkememizce 02.09.2023 tarihli heyetten rapor alınmış, itirazlar üzerine bu sefer farklı bir heyetten 07.05.2024 tarihli rapor alınmış, her iki heyet raporunda benzer tespitler yapılarak benzer sonuçlara ulaşılmış, raporların genel olarak dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli oldukları görülmüş, aşağıda açıklanacağı üzere mahkememizce bilirkişi raporlarındaki alacağın sebepsiz zenginleşme olarak nitelendirilmesi tespitine mahkememizce katılınmamamıştır.
Davacı tarafından davalı aleyhine-------dosyasında icra takibi başlattığı, Mali inceleme neticesinde: her iki tarafın ticari defterinin usulüne uygun ve lehlerine delil teşkil edebilecek nitelikte olduğu, davacının ticari defter kayıtlarına göre davalıdan reel alacağının 573.889,19 USD karşılığı 3.094,234,24 TL. olduğu, davalının ticari defter kayıtlarında 31.12.2019 tarih itibari ile 120.02.002 kot numaralı -- hesabından davacıya 1.660.058,64TL (271.481.44USD) temlik giriş kaydı yapmış olmasına rağmen Envanter Defterinde davacıdan 13.966.578,94 TL alacak bakiyesi ile örtüşmediği,
2019 Yılı Envanter Defterinde davacıdan 2020 yılına devreden 13.966.578,94 TL alacağın davalının 2019 yılı muavin defter kayıtları ile örtüşmediğinin tespit edildiğini, ayrıca davalının Ticari Defter kayıt ve kur değerleme rakamlarının yeteri kadar açık olmadığını, muhasebe kayıt usul ve esaslarına uygun olmadığı, davacı yanın davalı yana kestiği 3450 adet güneş panel faturası olarak 3,105.482,97 TLlik (590.295,00 USD) faturanın davalı ticari defter kayıtlarında bulunmadığı, fatura düzeni ve teslimat irsaliyelerinin VUK hükümlerince özel usulsüzlük taşıdığı,
davacı ve davalı ticari defterlerinin HMK 222/2 ye göre delil teşkil ettiği, davalının ticari defter kayıt ve belgelerinin muhasebe usul ve esaslarına uyduğu, 18.518 adet güneş paneli için davalı tarafından davacıya hitaben ------bedelli fatura düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında 11.12.2017 tarihinde adi yazılı şekilde “Protokol” başlıklı sözleşmenin kurulduğu, sözleşmede davacının,----------alacağı davalıya devrettiği hususunun kararlaştırıldığını; sözleşmedeki irade beyanları değerlendirildiğinde, sözleşmenin TBK m. 183/1 hükmü gereğince “alacağın devri (temliki) sözleşmesi” olduğunu; buna göre davacının “devreden (temlik eden)”, davalının ise “devralan (temlik alan)” sıfatını haiz olduğu, taraflar arasında ayrıca güneş paneli alınmasına yönelik TBK m. 207 hükmünce taşınır satım sözleşmesinin kurulduğunu; buna göre davacının “alıcı”, davalını ise “satıcı” sıfatını haiz olduğunu.
18.518 adet güneş paneli için davalı tarafından davacıya hitaben -------- bedelli faturanın düzenlendiği, davacı tarafından davalı aleyhine------- tarihinde başlatılan icra takibinde ------- ödenmesinin talep edildiği, “borcun sebebi”nin --------düzenleme tarihli faturaya istinaden alacaklı şirkete teslim edilmesi gereken 3.450 adet modülün teslim edilmemesi sebebiyle doğan 593.551,80USD tutarlı, 06.09.2018 vade tarihli alacak” şeklinde belirtildiği,
yukarıdaki mali inceleme neticesinde açıklandığı üzere davalı tarafından düzenlenen 09.11.2017 tarihli fatura bedelinin davacı tarafından ödendiği ve fakat davalı tarafından anılan faturaya konu edilen miktardaki güneş panelinin davacıya teslim edilmediği, davalı satıcının taşınır satış sözleşmesine göre “eksik ifa”da bulunduğu kanaatine varıldığını, davacı tarafından davalıya ------yevmiye numaralı ihtarnamede, tebliğden itibaren 3 işgünü içinde ihtarnameye konu edilen teslim edilmeyen 3.450 adet ürünün tesliminin veya (teslim edilmeyen 3.450 adet ürün için davalıya ödenen) 593.551,80USD.nin ödenmesinin talep edildiği,
buna rağmen , davalı tarafından eksik güneş panelin teslim edilmediği, bedelininde ödenmediği, bu durumda davacının bu alacağını talepte haklı olduğu kanaatine varılmıştır.Davalı tarafça, her ne kadar davalının alacak dayanağının sebepsiz zenginleşme olarak nitelendirilebileceği ve bununda zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüşse de, taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunduğu, davalı borcunun bu sözleşme kapsamında eksik ifadan kaynaklandığı, satım sözleşmesinden kaynaklanan borçlarda zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu,
somut olayda 10 yıllık zaman aşımının dolmadığı görülmüştür.Davalı taraf yukarıda anılan alacağın devri sözleşmesinin geçerli olmadığını ileri sürmüştür.Yukarıda da açıklandığı üzere, 11.12.2017 tarihinde adi yazılı şekilde “Protokol” başlıklı sözleşme düzenlendiği, sözleşmede davacının, -------alacağı davalıya devrettiği hususunun kararlaştırıldığı, davalınında bu sözleşmede imzanın bulunduğu, akabinde davacı tarafından davalı adına ------bedelli faturanın düzenlendiği ve davalının davacıya güneş paneli teslimatlarının başladığı,
bu teslimatların, bu süreç boyunca, temlik sözleşmesinden bağımsız başkaca bir ilişki kapsamında gerçekleştirildiğinin ortaya konulamadığı, ayrıca düzenlenen ------------faturanında inkar edilmediği, aralarındaki sözleşmenin geçerli, protokolünde alacağın devri niteliğine haiz olduğu, davacının da bu protokol ve sözleşmeye göre bilirkişi raporlarında tespit edilen alacağa hak kazandığı,
borcun yazılı olmayan sözleşmeye aykırılıktan kaynaklı olması nedeniyle zaman aşımı süresinin dolmadığı kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne, davacı tarafından gönderilen ihtarnamelerde tebliğ şerhi bulunmadığından işlemiş faiz talebinin redddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/334, K. 2024/693, 25 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama