KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/238
- Karar No
- 2024/695
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2024
Karar Metni
3.830 kelime·19 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/238
KARAR NO : 2024/695
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/04/2023
KARAR TARİHİ : 25/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali (ticari satımdan kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle;
Davalı -----firmasının müvekkili şirkete ait olan ---- ilindeki “----- Dönüşüm Tesislerini” satın almak üzere müvekkili şirket ile Ekim 2020 döneminde ticari görüşmeye başladığını, bu kapsamda 12.10.2020 tarihli Gizlilik Sözleşmesi imzalandığını ve davalı tarafın bilgi ve belge incelemesini derinleştirerek süreci devam ettirdiğini, yapılan durum tespit süreci çalışmaları sonrasında davalı ------ şirketinin müvekkili şirkete ait olan tesisi 9.000.000 USD bedel mukabilinde alma kararını kesinleştirdiğini, bu kapsamda taraflar arasında 10.11.2020 tarihinde “Mutabakat Zaptı” ve ekinde “Taslak Metin-Hisse Devir Sözleşmesi” imzalandığını,
davalı ---- firmasının, finansman için görüştüğü bankaların talebi kapsamında tesisleri satın alma ve işletme amacıyla özel bir ----- şirket kuracağını ve bankalardan finansman başvurusu yapacağını beyan ederek şirket kuruluş işlemlerini beklemesini talep ettiğini, akabinde diğer davalı ----kurduğunu ve ------. tarafından proje finansmanın sağlama başvurusunun 7.000.000.00 USD limitle onaylandığına dair 04.05.3032 tarihli yazıyı ibraz ettiğini,
sonrasında taraflar arasında 10.11.2020 tarihli “Mutabakat Zaptına” ilaveten ve bu zaptın devamı niteliğinde “-----” ile 07.05.2021 tarihli “Hisse Devretme- Devralma Taahhüdü” imzalanmasında mutabık kalındığını ve imzalandığını, müvekkilinin ----kurup işletmesini yaptığı -----” ile bu tesislerin eklentilerini kapsayacak varlıkların TTK hükümleri kapsamında kısmi bölünme ile bölünmesiyle ortaya çıkacak iştirak şirketinin 9.000.000 USD bedelle “4100 hissesinin davalılara devri/satışı konusunda anlaşma yapıldığını,
07.05.2021 tarihli Hisse Devretme Devralma Taahhüdünün 3.11.maddesi uyarınca müvekkili şirketçe yapılacak kısmi bölünme işlemlerine ilişkin gerekli belgeler ile operasyonel işlemlerin hazırlanmaya başlaması için daval----- firması tarafından 12.05.2021 tarihinde 20.000 USD ödeme yapıldığını, ödemeye müteakip müvekkili şirketin bölünme işlemlerine başladığını, ----- unvanlı ve 100 hisseleri müvekkili şirkete ait olan müstakil yeni bir şirkete bölen şirket olarak kurulduğunu ve 08.11.2021 tarihi itibariyle tescil ve ilan edildiğini, yeni şirketin ticaret sicil nezdindeki kısmi bölünme sürecine ilaveten ----- Belediyeler Birliği,
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Finans Kurumları, -- Şirketleri ve kredi ilişkisi olan Bankalar nezdinde gerekli olan yasal süreçleri de ayrıca tamamladığını, bu işlemlerin müvekkili şirkette ciddi bir maliyeti olduğunu, nihayetinde müvekkili şirketin davalılar ile arasında akdedilen sözleşmeler kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri sözleşme hükümlerine uygun şekilde yerine getirdiğini ve kısmi bölünme suretiyle yeni kurulan ------Şirketi'ni davalılara devre hazır hale getirdiğini, ancak davalıların sözleşmesel edimlerini yerine gereği gibi zamanında getirmediklerini, bölünme sürecinde müvekkilinin ciddi maliyetleri oluştuğunu,
-- şirketlerine bölünme izni başvuruları neticesinde -----. nezdinde kullandırılan finansmanlardan bakiye kalan toplam 2.283.150,62 TL ile ------ nezdinde kullanılan finansmandan bakiye kalan 458.566,26 TL'nin müvekkili şirketin banka kredisi kullanmak suretiyle --- şirketlerine erken ödeme yapıp finansmanları kapattığını, bu durumun da müvekkili şirkete ilave faiz maliyetlerine sebep olduğunu,
bu hususun 25.08 2021 tarihli ihtarname ile davalı ----- firmasına bildirilerek --- şirketine ödenmek zorunda kalınan bedelin ödenmesi aksi halde haklı fesih hükümleri ile cezai şart hükümlerinin uygulanacağı ve zararın tazmini yoluna gidileceğinin ihtar olunduğunu, davalı tarafından keşide olunan 03.09.2021 tarihli cevabi ihtarnamede bahse konu durumun şirketin iç işleyişinin dışında gerçekleşen ve finans kurumları nezdinde meydana gelen aksamalardan kaynaklanan gerekçelerle yaşandığı belirtilerek müvekkili şirketten ek süre talebinde bulunulduğunu,
davalı şirketin ek süre talebinin müvekkili şirket tarafından değerlendirildiğini ve 15.09.2021 tarihli cevabi ihtarname ile 30.09.2021 tarihine kadar ek süre tanındığını, davalı------ şirketinin 30.09.2021 tarihli ihtarnamesi ile işlemlerin devam ettiğini belirterek yeniden ek süre talebinde bulunduğunu, müvekkili tarafından----- firmasına son kez 20.10.2021 tarihine kadar ek süre verilerek bu durumun 08.10.2021 tarihli ihtarname ile davalı tarafa bildirildiğini, davalı ----- firmasının kendisine son kez verilen sürenin bitimine müteakiben 21.10.2021 tarihinde 50.000 USD ödeme yaptığını,
böylelikle davalılarca müvekkili şirkete toplamda sadece 70.000 USD ödeme yapılmış olduğunu, bahse konu satış ve devir bedeline ilişkin başkaca bir ödeme yapılmadığını, davalı şirket yetkilileri ile yapılan görüşmelerden de bir sonuç alınamadığını, bu nedenle davalı şirketlere 11.05.2022 tarihinde ihtarname gönderilerek bakiye 8.930.000 USD'nin ödenmesi,
aksi halde taraflar arasında akdedilen Mutabakat Zaptı ile Hisse Devretme-Devralma Taahhüdünün haklı nedenle feshedileceği ve buna bağlı olarak cayma bedeli ve cezai şart alacaklarının tahsili yoluna gidileceğinin ihtar olunduğunu, davalılar tarafından keşide olunan 24.05 2022 tarihli cevabi ihtarnamede gerçeği yansıtmayan bir kısım haksız ve mesnetsiz iddialarla işlemlerin müvekkili şirketten kaynaklanan nedenlerle gerçekleştirilemediğinin ileri sürülerek müvekkili şirketten sözleşme konusu tesis bedelinin indirilmesinin talep olunduğunu,
müvekkili tarafından gönderilen 06.06.2022 tarihli ihtarnamede indirim taleplerinin samimi olmadığı düşünülmekle birlikte müvekkili şirket tarafından sürecin tıkanmadığını göstermek adına indirim yapılarak satış bedelinin 9.000.000 USD”'den 8.000.000 USD'ye düşürüldüğünün bildirildiğini, bu ihtarname üzerine davalılarca keşide olunan 22.06.2022 tarihli cevabi ihtarnamede yapılan 8.000.000 USD indirim yerine 6.750.000 USD bedel ile satın almaya hazır olduklarının bildirildiğini,
tüm bunlar üzerine müvekkili şirket tarafından keşide edilen 29.06.2022 tarihli ihtarnamede özetle ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde 6.750.000 USD tutarın ödenmesi veya herhangi bir banka tarafından garanti edilmesi halinde hisselerin devredilmeye hazır olunduğu,
aksi halde taraflar arasındaki sözleşmelerin haklı nedenle feshedilmiş olacağının ihtar edildiğini, ancak davalıların bu bedel ile de satın almak üzere gerekli işlemlere başlamadıklarını, 7 günlük sürenin dolduğu 12.07.2022 tarihi itibariyle de sözleşmelerin fesholunduğunu, aradan bir süre geçtikten sonra davalılar vekili ile yapılan görüşmeler sonucunda davalılar vekili tarafından müvekkili şirket vekili olarak tarafına gönderilen 14.10.2022 tarihli e posta ile tesis satın alma rakamı ile ilgili teklif değişikliğine gidildiği bildirilerek teklif edilen satın alma bedelinin 4.700.000 USD olarak bildirildiğini,
bu e-postaya 20.10.2022 tarihinde cevap verilerek 15 gün içerisinde ödeme yapılmak kaydıyla teklifin kabul edildiğinin bildirildiğini, ancak davalıların müvekkilinin tüm bu iyiniyet ve çözüme yönelik yaklaşımına karşın her defasında türlü bahanelerle ve bir o kadar da kötüniyetli hareket ederek ödeme yapmadıkları gibi devir ve satın almayı gerçekleştirmediklerini, taraflar arasında akdedilen mutabakat zaptı, hisse devretme-devralma taahhüdü ve hisse devir sözleşmesi ve hükümleri uyarınca üstlendikleri yükümlülükleri yerine getirmeyen davalıların müşterek ve müteselsil müvekkili şirkete cezai şart bedelini ödemekle yükümlü olduklarını,
davalıların tüm bu hukuka ve ticari örf, adet ve teamüllere aykırı bu tutum ve davranışları sonucunda davalı şirketler aleyhine ---İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalıların haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine ve borca itiraz ederek takibin durmasına neden olduklarını iddia ederek,
---- İcra Müdürlüğü'nün----- Esas sayılı dosyasından başlatılan ilamsız icra takip dosyasına vaki itirazların iptali ile takibin devamına, müvekkili alacaklarının takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, haksız ve kötü niyetli davalıların asıl alacağın 0020'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle;
Davalılardan müvekkili ---- ile davacı arasında sözleşme yapıldığını, diğer davalı müvekkili ----- ile davacı arasında sözleşmesel herhangi bir ilişki bulunmadığını, bu nedenle davalı ----- yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, taraflar arasında yapılan mutabakat gereği ve davacının da bilgisi olduğu üzere müvekkili şirketlerin hisse satın alımının gerçekleşmesi için gerekli devir bedelinin bir kısmını tedarik etmek üzere ilgili bankalar nezdinde görüşmelerini tamamlayarak 2021 yılı Mayıs ayı içerisinde ----- kredi finansmanın sağladığını, bu süreçte davacıya düzenli olarak bilgi verildiğini,
aralarındaki sözleşmeye istinaden bölünme işlemlerine başlanması adına ise davacının da beyan ettiği üzere ilk olarak 12.05.2021 tarihinde 20.000 USD, 21.10.2021 tarihinde ise 50.000 USD tutarında iki ödeme yapıldığını, yapılan ödemeler sonrasında ise ---- Belediyeler Birliğine yapılan başvurunun ancak 24.03.2022 tarihinde sonuçlandığını, söz konusu işin --- Belediyeler Birliği tarafından davacının kendi bünyesinden bölerek kurduğu ----- ihale etmesinin ancak bu tarihli sözleşme ile gerçekleştiğini,
kaldı ki 24.03.2022 tarihinde ----- Belediyeler Birliği ile yeniden imza altına alınan sözleşme ve protokol davacının tesis ile ilgili haklarının kendi kurduğu yeni firmaya devri ile ilgili olup müvekkiline yapılacak satış ve devir işlemlerine devam edilmesi için yeterli olmadığını, ---- Belediyeler Birliği tarafından yazılan yazı kredi tahsisi amacıyla --- Bankasına da sunulduğunu, ----- Bankasının da bu yazının kredi tahsisinin yapılması için yeterli olmadığını, söz konusu yazının davacının kendi bünyesinde bölünmesi neticesinde kurmuş olduğu yeni firmaya devri ile ilgili olduğunu,
müvekkiline yapılacak satış ve devir işlemi bakımından yeterli olmadığının bildirildiğini, söz konusu yazı ile müvekkilinin ilgili hisselerin devrini yapmasına yeterli olmayıp yazı yalnızca davacı ile yeni kurmuş olduğu firmayı ilgilendirdiğini, davacının ------ Belediyeler Birliğinden almış olduğu iznin müvekkilinin devir almasını kapsamadığını, yapılacak devir işlemleri bakımından yetersiz olduğunu, müvekkilinin devrin gerçekleşmesi için ---- Bankasına yaptığı kredi tahsisi başvuru sonucunda ---- Bankası tarafından kredi tahsisi yapılabilmesi için önce devrin gerçekleşmesi,
akabinde devrolunan hisselerin üzerine tedbir konulmak suretiyle kredi tahsisi yapılabileceğini bildirdiğini, bu durum davacı şirkete iletildiğinde bu şekilde devir işleminin yapılamayacağının bildirildiğini, davacının işi çıkmaza sokarak kendi edimlerini yerine getirmediğini, devam eden süreçte müvekkili tarafından talep olunan bedel indirimleri her ne kadar davacı tarafından kabul edilmiş ise de davacının bu kabul beyanlarında samimi olmadığını, zira müvekkilinin o dönem zarara uğradığını,
işbu — indirimi talep olunan bedeller üzerinden devrin davacı tarafından gerçekleştirilemeyeceğine olan inancı nedeniyle daha fazla zarara uğramamak adına ilgili bedelleri davacıya ödemediğini, yaşanan bu süreçte edimlerini yerine getiren tarafın müvekkili olduğunu, davacının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle mağdur olan tarafın da müvekkili olduğunu, davacının ----- Belediyeler Birliğinden yazılı onay alamaması nedeniyle kredi tahsisi yapılamadığını, bu durumun davacıya defalarca kez bildirildiğini, sürecin de bu şekilde tıkandığını,
davacı tarafından ihtarnamede bahsi geçen Makine Değerleme Raporunun tesisin ne kadar değere sahip olduğunun tespit edilebilmesi için müvekkili tarafından ----- Bankasına sunulmak üzere hazırlanması talep edilen bir belge olduğunu, bu belgenin satın alma kredileri öncesi her firmanın aldığı bir rapor olduğunun davacı tarafından da bilindiğini, yaşanan olayda hisse devrinin gerçekleşmiş olmamasının müvekkilinden kaynaklanmadığından 20.000,00 USD bedelin taraflar arasındaki hisse devretme alma taahhüdünün 3.12.maddesi uyarınca cayma bedeli olarak sayılmasının mümkün olmadığını, söz konusu bedelin müvekkiline iadesi gerektiğini,
yine müvekkilinin kusuru bulunmadığından cezai şart bedelinin de müvekkilinden talep edilmesinin yersiz olduğunu, davacı her ne kadar icra takibinde geçmiş gün faizi işletmiş ise de faize ilişkin herhangi bir faiz dökümü bulunmadığını, bu nedenle faiz isteminin haksız olduğunu, yine icra inkar tazminatı isteminin de haksız olduğunu savunarak, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, davacı aleyhine takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe
Dava, taraflar arasında düzenlenen sözleşme edimlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan cezai şart alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, “Taraflar arasında düzenlenen 10.11.2020 tarihli “Mutabakat Zaptı” ve ekinde “Taslak Metni-Hisse Devir Sözleşmesinin” davacı tarafından feshinin haklı olup olmadığı, sözleşme edimlerinin yerine getirilip getirilmediği, davalı----- taraf sıfatının bulunup bulunmadığı, sözleşme konusu devrin gerçekleşmemesinin davacının sözleşmeye göre ---- Belediyeler Birliği'nden alması gereken izinleri alamamasından kaynaklanıp kaynaklan- madığı, bunlara bağlı olarak ----. İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı icra dosyasındaki takibe yapılan itirazın ve icra inkar tazminat talep şartlarının var olup olmadığı...” noktalarında toplandığı tespit olunmuştur.
Davaya konu ---İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, davacı/alacaklı ----- Şirketi tarafından davalı/borçlular ---- Şirket ile ------Şirketi aleyhine 04.08.2022 tarihli İlamsız Takiplerde Ödeme Emri (Örnek No:-----) ile 2.034.180,00 TL bakiye cezai şart bedeli, 60.565,62 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.094 745,62 TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu şirketlere 04.08.2022 tarihinde tebliğ olunduğu, davalı/borçlular vekilinin 05.08.2022 tarihli dilekçesi ile takibe ve ödeme emrine itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ve iş bu itirazın iptali davası açıldığı görülmüştür.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında davacıya ait “----- Katı Atık Geri Dönüşüm Tesislerinin ”9.000.000 USD bedelle satın alınması amacıyla anlaşıldığını, bu kapsamda gizlilik sözleşmesi, mutabakat metni, taslak metni-hisse devir sözleşmesi vs. sözleşmeler imzalandığını, davalı ---- şirketi tarafından bu amaçla diğer davalı ----- şirketinin kurulup masraf ve harcamalar yaptıklarını, ancak davalı şirketlerin sözleşmeye aykırı olarak satın alma işlemini gerçekleştirmediklerini, taraflar arasında yapılan görüşmeler ve ihtarnameler sürecinden de sonuç alınamadığını, bu sebeple zarara uğradıklarını,
davalı tarafından toplamda 70.000 USD ödendiğini, sözleşme uyarınca 20.000 USD”'nin cayma bedeli olarak mahsup edildiğini, sözleşmede yazılı 2.500.000 TL cezai şart bedelinden davalıların sorumlu olduğunu, ödenen 50.000 USD mahsup edildiğinde davalıların 2.034.180,00 TL cezai şart bedelinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, bu doğrultuda davalılar aleyhine ---- İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların icra takibine haksız şekilde itiraz ederek takibi durdurduklarını iddia ederek,
icra takibine vaki itirazın iptaline, alacağın %20'sindan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği,
Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde ise özetle; müvekkili ----- ile davacı arasında sözleşmesel herhangi bir ilişki bulunmadığından bu davalı yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, 24.03.2022 tarihinde ----- Belediyeler Birliği ile imza altına alınan sözleşme ve protokol davacının tesis ile ilgili haklarının kendi kurduğu yeni firmaya devri ile ilgili olup müvekkiline yapılacak satış ve devir işlemlerine devam edilmesi için yeterli olmadığını,
---- Belediyeler Birliği tarafından yazılan yazı kredi tahsisi amacıyla ----- Bankasına sunulduğunda ---- Bankası tarafından “bu yazının kredi tahsisinin yapılması için yeterli olmadığı, söz konusu yazının davacının kendi bünyesinde bölünmesi neticesinde kurmuş olduğu yeni firmaya devri ile ilgili olduğu,
müvekkiline yapılacak satış ve devir işlemi bakımından yeterli olmadığının” bildirildiğini, davacının ----- Belediyeler Birliğinden almış olduğu iznin müvekkilinin devir almasını kapsamadığını, yapılacak devir işlemleri bakımından yetersiz olduğunu, müvekkilinin devrin gerçekleşmesi için ---- Bankasına yaptığı kredi tahsisi başvuru sonucunda ----- Bankası tarafından kredi tahsisi yapılabilmesi için önce devrin gerçekleşmesi,
akabinde devrolunan hisselerin üzerine tedbir konulmak suretiyle kredi tahsisi yapılabileceğini bildirdiğini, bu durum davacı şirkete iletildiğinde bu şekilde devir işleminin yapılamayacağının bildirildiğini, davacının işi çıkmaza sokarak kendi edimlerini yerine getirmediğini, devam eden süreçte talep olunan bedel indirimlerini kabul eden davacının bu kabul beyanlarında samimi olmaması nedeniyle daha fazla zarara uğramamak adına ilgili bedellerin davacıya ödemediğini,
yaşanan olayda hisse devrinin gerçekleşmiş olmamasının müvekkilinden kaynaklanmadığından 20.000,00 USD bedelin taraflar arasındaki hisse devretme alma taahhüdünün 3.12.maddesi uyarınca cayma bedeli olarak sayılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin kusuru bulunmadığından cezai şart bedelinin de müvekkilinden talep edilmesinin yersiz olduğunu, icra takibindeki faiz isteminin haksız olduğunu, icra inkar tazminatı isteminin de haksız olduğunu savunarak,
davasının reddine, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.Somut olayda davacı ---- ile davalılardan ----- arasında 12.10.2020 tarihinde “Gizlilik Sözleşmesi” başlıklı, 10.11.2020 tarihinde “Mutabakat Zaptı” ve elinde “Taslak Metin-Hisse Devir Sözleşmesi” başlıklı sözleşmeler imzalandığı “Mutabakat Zaptı” başlıklı sözleşmeye göre davacı ----, tesislerin devri amacıyla idareden gerekli izinleri alma borcu, , davalı ----- yeni bir şirket kurma borcu altına girdiği,,
izinlerin alınması akabinde davacının şirket bölme işlemlerini gerçekleştirme ve tüm hak ve yükümlülüklerini yeni şirkete devretmeyi taahhüt ettiği, Davalı ------ ise davacı tarafından kurulan şirketi devir alma borcu altına girdiği, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen dava dışı ---- Bankasının 4.5.2021 tarihli yazısından, davacı ve davalı ----- arasındaki sözleşmenin ifası amacıyla kurulan davalı---- şirketi için banka tarafından 7.000.000 TL yatırım kredisi tahsis edildiği anlaşılmaktadır.
7.5.2021 tarihinde davacı ---- ve davalı ----- arasında “Hisse Devretme ve Devralma Taahhüdü” başlıklı sözleşme imzalanmış olup devir bedelinin 9.000.000 ABD doları olduğu, devir bedelinin bloke hesaba aktarılacağı, devrin pay defterine işlenmesi ve ticaret sicilinin tamamlanmasıyla blokenin çözüleceği ve bedelin davacı hesabına geçeceği kararlaştırıldığı,
bu sözleşmeye göre devreden tarafın kısmi bölme işlemi ile şirket kurma işlemlerine bir an önce başlaması amacıyla devreden tarafa 20.000 ABD doları ödeme yapılacağı, söz konusu bedelin davalı tarafından davacıya 12.5.2021 tarihinde ödendiği,, bu sözleşmenin 3.13. maddesinde tarafların sözleşmeden dönme sureti ile sözleşmeden doğan borçlarına aykırı davranmaları halinde diğer tarafa 2.500.000 TL ödeme borcu altına girdiği,, aynı hükümde tarafların bu ceza koşulunun fahiş olduğunu ileri sürmeyeceği kararlaştırılmıştır.
Yine bu sözleşmede --- şirketi tarafından borç tutarı bölünme öncesi talep edilecek olursa bu tutarın devralan tarafından karşılanacağı, devralanın bu bedeli devir bedeli avansı olarak ödeyeceği kararlaştırılmıştır.
----- Belediye Başkanlığı 10.6.21 tarihli yazısında kurulacak olan------şirketi adına faaliyete devam edilmesine onay verdiği, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 8.7.2021 tarihli kararında davacı ----- kısmi bölünme işlemine onay verdiği ve kurulması planlanan -----şirketinin üretim İisansına başvuruda bulunması için bölme işleminin gerçekleştiği tarihinden itibaren olmak üzere 90 günlük süre verdiği, davacı taraf davalıya gönderdiği 25.8.21 tarihli ihtarında davalı ------ --- şirketinden ödenme talep edildiği, bu bedelin sözleşmenin 3.6. maddesi gereği davalı tarafından ödenmesi gereğinin ihtar edildiği,
yedi gün içinde ----- şirketine ödenmesi gereken tutarın ödenmesinin istendiği, davalı tarafta, davacıya gönderdiği 03.09.2021 tarihli ihtarında kendisine süre verilmesini istediği, hisse devir sözleşmesine istinaden yükümlülüklerini yerine getirmek üzere işlemlere devam ettiğini davacı tarafa bildirdiği görülmektedir.Davacı taraf davalıya gönderdiği 15.9.21 tarihli ihtarında verilen sürenin sona erdiğini, ancak 30.09 2021 tarihine kadar davalıya süre verildiğini davalıya ihtar etmiş, davalı taraf davacıya gönderdiği 30.09.2021 tarihli ihtarında davacıdan ek süre istemiş,
davacı taraf davalıya gönderdiği 08.10.2021 tarihli ihtarında davalıya verilen sürenin sona erdiğini, son kez olmak üzere davalıya 20.10.2021 tarihine kadar süre verildiğini ihtar etmiştir.21.10.2021 tarihinde davalı taraf davacıya 50.000 USD'lik ödeme yapmıştır.
08.11.2021 tarihinde davacı tarafından ----- adlı yeni bir şirket kurulmuş ve kuruluş ----- gazetesinde ilan edilmiş, 02.12.2021 tarihli Üretim Lisansı yazısı ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu -----şirketine davacı ---- sahibi olduğu iki tesiste olmak üzere üretim lisansı vermiş, 24.3.2022 tarihli ------şirketi arasında tesislere ilişkin sözleşmeler de imzalanmıştır.Davacı tarafından davalıya gönderilen 11.5.2022 tarihli ihtarda 7 gün içinde sözleşmenin ifası amacıyla kurulmuş olan----- Şirketi'nin hisselerinin satın alınması için 70.000 USD ödeme sonrası kalan 8.930.000 USD'nin ödenmesi istenmiş,
aksi halde sözleşmenin haklı nedenle feshedileceği ve 20.000 USD'nin cayma bedeli olarak kabul edileceği, 2.500.000 TL ceza koşulundan ödenen 50.000 USD karşılığı 465.820 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 2.034 180,00 TL'nin ödenmesinin isteneceği ihtar edilmiştir.Davalı tarafından davacıya gönderilen 24.5.2022 tarihli ihtarda ilk önce hisse devrinin gerçekleştirilmesi,
akabinde ödemenin yapılabileceği, bu hususun banka tarafından şart koşulduğunu, yine Mayıs 2021 tarihinden itibaren elde edilen gelirlerin sözleşme bedelinden düşülmesi gerektiği ihtar edilmiştir.Akabinde davacı tarafından davalıya gönderilen 6.6.2022 tarihinde Mayıs 2021'den bu yana elde edilen gelirlerin düşülmesi ile kalan hisse devir bedelinin ödenmesi davalıdan istenmiş, davalı taraf ise, davacıya gönderdiği 22.6.2022 tarihli ihtarında, ilk önce hisse devrinin yapılması gerektiği, akabinde ödemenin yapılabileceği davacı tarafa bildirilmiş,
son olarak davacı taraf davalıya gönderdiği 29.6.2022 tarihli ihtarında ödemenin 7 gün içinde yapılmasını isteyerek aksi halde sözleşmenin feshedilmiş sayılacağını ve temerrüt tarihinin 26.5.2022 olduğunu davalı tarafa ihtar etmiştir.
Nitekim davacı taraf 04.08.2022 tarihli İlamsız Takiplerde Ödeme Emri ile 2.034.180,00 TL bakiye cezai şart bedeli, 60.565.662 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.094 74562 TL üzerinden icra takibi başlatmıştır.
Bu kronolojik sıralamadan anlaşıldığı üzere davacı taraf sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen davalı taraf sözleşme bedelini ödememe noktasında ısrarcı olmuş ve ilk aşamada hisse devri yapılmasını isteyerek, ancak hisse devrinden sonra ödeme yapabileceğini davacıya bildirmiştir.Oysa, taraflar arasındaki 07.05.2021 hisse devir sözleşmesinin 3.2. maddesinde tarafların ifa sırası açıkça kararlaştırılmış olup buna göre ilk önce davalının sözleşme bedelini bloke hesaba ödemesi, sonrasında davacının hisse devrini yapması, hisse devri sonrası blokenin kaldırılarak ödemenin davacıya yapılması gerektiği kararlaştırılmıştır.
Dolayısıyla davalı tarafın ilk önce hisse devrinin yapılmasını, sonrasında ödemenin yapılacağını beyan etmesi taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olup, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından, davalının bedel ödeme borcunda temerrüdü sonucu sona erdirilmiş olduğu, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenle sona erdirilmiş olduğu anlaşılmaktadır.Davalı taraf her ne kadar Davalı ---- şirketinin taraf sıfatı bulunmadığı ileri sürülmüşsede, davacı ---- ile davalı ----- arasındaki sözleşmenin ifası amacıyla kurulmuş olduğu,
davalı ----- tarafından kurulan bu şirketle davacının doğrudan hisse devir sözleşmesini akdetmiş olduğu sabit olup huzurdaki davada davalı ---- taraf sıfatının bulduğu, davalı itirazının yerinde olmadığı görülmüştür.
Taraflar arasındaki tüm yazışmalar incelendiğinde davacının ----- belediyeler birliğinden alması gereken izinin anlaşmazlık konusu olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacının yükümlülüğünün, idareden gerekli izinleri almak olup davacı tarafın söz konusu izinleri EPDK'dan aldığı, davacı tarafından 24.3.2022 tarihli ----- Belediyeler Birliği ile tesislere ilişkin sözleşmelerin de imzalandığı, bu sözleşmelerin imzası sonrasında ise, davalı tarafın hisse devir işleminin yapılması amacıyla sözleşme bedelini ödemekten imtina ettiği anlaşılmıştır.Diğer bir husus olarak,
taraflar arasındaki sözleşmede açıkça davacının şirket kurma işlemlerini tamamlaması için davalı tarafından davacıya 20.000 ABD doları ödeme yapacağı, hisse devrinin gerçekleşmemesi halinde bu bedelin cayma parası olarak kabul edileceğinin kararlaştırıldığı,, davalı tarafından bu ödemenin yapıldığı, taraflar arasındaki sözleşme, yukarıda açıklandığı üzere davacı tarafından haklı nedenle sona erdirilmiş olduğundan davacının söz konusu bedeli uhdesinde tutabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Cayma parası TBK m. 178 hükmünde düzenlenmiş olup bu hüküm uyarınca “Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır; bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır; almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir”. Buna göre taraflar arasında “cayma parası” adıyla düzenlenmiş kurum TBK m. 178 anlamında cayma parası niteliğinde olmayıp TBK179/1 anlamında ifa yerine ceza koşulu niteliğindedir.
Yine taraflar arasındaki sözleşmenin 3.13. maddesinde tarafların sözleşmeden dönme sureti ile sözleşmeden doğan borçlarına aykırı davranmaları halinde diğer tarafa 2.500.000 TL ödeme borcu altına girmiş, aynı hükümde tarafların bu ceza koşulunun fahiş olduğunu ileri sürmeyeceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin ifası amacıyla davalı tarafından davacıya 50.000 USD ödeme yapılmış olduğu da uyuşmazlık konusu olmayıp davacı taraf yapılmış 50.000 USD karşılığı olan 465.820,00 TL'nin (21.10.2021 50.000 USD alış kuru) düşülmesi ile 2.034.180 TL ceza koşulunun ödenmesini icra takibi ile istemiştir.
Burada da, sözleşme kararlaştırılan ceza koşulu, ifa yerine ceza koşulu niteliğinde olup TBK. m. 179/1 uyarınca “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.” Nitekim somut olayda taraflar arasındaki sözleşme davalı tarafından ihlal edildiğinden ve bu nedenle davacı tarafından sona erdirilmiş olduğundan ifa yerine ceza koşulunun talep edilmesi mümkündür.TBK. m. 180/1 uyarınca alacaklı, aslında bir zararı olmasa da cezanın ifasını talep etmesi mümkün olup, TBK. m. 182 uyarınca hakim,
aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. TTK. m. 22 ise bunun istisnasını teşkil eder ve buna göre tacirin, ceza koşulunun fahiş olduğunu ileri süremeyeceği düzenlenmiş, taraflar arasındaki sözleşmede de ceza koşulunun fahiş olduğunun ileri sürülmesinin mümkün olmadığı kararlaştırılmıştır.
Yargıtaya göre, ceza koşulu fahişse hâkim, TBK. m. 27/1I hükmünü işletebilirsede, Sözleşme içeriği, sözleşme bedeli, sözleşmeye aykırılıklar ve tarafların basiretli bir tacir olarak davranmaları gerekliliği birlikte değerlendirildiğinde, cezai şart bedelinin fahiş olmadığına, somut olayda ceza koşulunda indirim şartlarının oluşmadığına kanaat getirilmiştir.Son olarak,
davacı taraf icra takibinde 2.034 180,00 TL bakiye cezai şart bedeli, 60.565,62 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.094.745 62 TL üzerinden icra takibi başlatmış olup davacı taraf davalıya icra takibi öncesi gönderdiği 29.6.2022 tarihli ihtarında sözleşmeden doğan ödemenin 7 gün içinde yapılmasını isteyerek aksi halde sözleşmenin feshedilmiş sayılacağını ve temerrüt tarihinin 26.5.2022 olduğunu davalı tarafa ihtar etmiştir.
Bu ihtar 1.7.2022 tarihinde tebliğ edilmiş olduğundan, taraflar arasındaki sözleşmenin 9.7.2022 tarihinde sona erdiğinin kabulü gerekmektedir. Buna göre bakiye cezai şart bedeli alacağının 04.08.2022 takip tarihine kadar işlemiş faiz tutarı 22.821,83 TL hesaplanmış olup, davacı, ceza koşulu alacağı için sözleşmenin sona erme tarihinden önceki bir tarih olan 26.5.2022 tarihinden itibaren işlemiş faiz talep edebilecektir.
Sonuç olarak, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenle sona erdirilmiş olduğu, davacı tarafın sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğu, davalının sözleşme bedeli bloke banka hesabına ödemek bakımından temerrüde düşmüş olduğu, davacı tarafından sözleşmedeki ceza-i şart bedelini talep edebileceği, bu kapsamda 2.034.180 TL alacak ve takip tarihine kadar işlemiş 22.821,83 TL faiz alacağını talepte haklı olduğu,, asıl alacak likit ve belirlenebilir olduğundan asıl alacak üzerinden İcra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmakla davanın kısmen kabulüne dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/238, K. 2024/695, 25 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama